Güncel ve Tarafsız Haber

Çiçek Türk

Zurnanın zırt dediği yer

 

“Kolektif bellek” aktarıla gelen kültürel mirasımızın ta kendisidir. Bu mirasın nelerden ibaret olduğu, nasıl aktarıldığı ve hangi zorluklarla karşılaştığı hususu ise “kolektif bilinç”tir. Sosyo-kültürel anlamda “kolektif bilinç” ne olduğunun, kim olduğunun ve nerede, nasıl yaşadığının bilinmesidir. Buradan hareketle kimlik sorunun merkezinde anahtar bir kavramdır. O halde “kolektif bellek” ve “kolektif bilinç” sosyo-kültürel kimlikle ve birbirleriyle direkt bağlantılı olan kavramlardır; aynı şekilde birbirlerini de üretmekte, etkilemekte, yönlendirmekte ve değiştirmektedir.

 

Günümüzde değişik Alevilik türlerinden söz edilirken genelde yaşayan Alevilik ile ideal Alevilik arasındaki ilişkiye pek değinilmemektedir. Keza bunların yansıması olarak, kolektif bellekle kolektif bilince de.

 

Ali Şehepli ve Hasan Gürgenarazili’nin zaman zaman vurguladığı bir durum daha vardır ki, o ise görmezlikten gelinmektedir: “Öbür Dünya” veya “Sanal Âlem”.

 

Peki neden düşünülmez acaba “Öbür Dünya”da kolektif belleğin nasıl aktarıldığı ve kolektif bilincin nasıl oluşup geliştiği?

 

Şehepli ve Gürgenarazili’nin dikkat çektiği bir şekilde, Aleviler yaşadığımız dünyada “türkü barlar”da kendi kimliğini aktarım ve yeniden üretme çabasındayken, paralel bir dünya olan “Öbür Dünya”da da “türkü kanalları”nda bu aktarım ve üretime devam etmeye çalışmaktadırlar. Bu çabalar, ne oranda “gerçek ve ideal kimliğin” aktarımını sağlamaktadır, burada sorulması ve irdelenmesi gereken soru budur.

 

Genelde “türkü barlar”da ideal Alevi kimliğinin aktarımından ziyade, günlük yaşanılan hayatın kendine özgü motifleri “kolektif bellek ve bilinç” olarak aktarılır, oluşturulur veya Alevi kimliğinin bir parçası olarak eklemlenirken; yaşanılan hayat Alevilik olarak algılanmaktadır.

 

Bu durumun “Öbür Dünya”ya yansıması da pek farklı değildir. Dini ayinin “vecd” ve “huşu” halindeki vazgeçilemez unsurlarından “semah” ve “nefes”, gerçek hayatta “türkü barlar”da görsel hale dönüştürülmüş bir şekilde “meze” yapılırken, “Öbür Dünya”daki “türkü kanalları”nda “kolektif belleğin ve bilincin” yansıtılmasından ziyade, rastgele seçilmiş türkü formundaki ezgilerin arasında örselenmesine katkı yapacak bir uslupla “zurnada peşrev olmaz” misali sunulmaktadır. Oyun havaları eşliğinde çekilen bir zılgıtın ve halayın ardı sıra “Tevhid” veya “Turnalar Semahı” ile karşı karşıya kalınmaktadır. Oyun havalarında ayakların çalıştığı ve tewlerle tiylerin çığlık çığlığa dile getirildiği bir anın akabinde “huşu” ve “vecd” haline dönüş yaşanmakta, denilmektedir. Bu da günlük hayatın bir parçası haline getirilmektedir. “Kolektif bellek ve bilinç” olarak da kendini bir süre sonra üretmektedir.

 

Yaşanılan hayatla, ki bunun içinde “Öbür Dünya” da bulunmaktadır, Alevilik karıştırılırken veya harmanlanırken, Aleviliğe özgü değerler manzumesinde bir kopuş ve altüst oluş yaşanmaktadır. Bunun “kolektif belleğe ve bilince” nasıl yansıdığı tartıştığımız konulardan belli değil mi?

 

| Ana Sayfaya |

|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |

| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |

 

aleviyol@aleviyol.com