Güncel ve Tarafsız Haber

İbrahim Ortaş

Yek Yasa Önerisinin Son Durumu Hakkında Görüşler Atölye Çalışmasına Katılan Bilim İnsanlarının Dikkatine!

3 Mart 2003 tarihli Milli Eğitim Bakanlığı WEB sayfasında (http://yasemin.meb.gov.tr/reform/frameli_gorus.asp) yayınlanan ve 1-2 Mart 2003 tarihleri arasında son şekli verilen YEK yasa önerisi bir önceki öneri paketi ile karşılaştırıldığında önemli ilerlemelerin kaydedildiği ve üniversitelerin dokularına uygun olmayan bazı kısımların çıkarıldığı görülmektedir. Ancak halen bilgi toplumunu yakalama azminde olan toplumumuza yakışır çağdaş bir Yükseköğretim Yasası için bir çok eksiklik ve çekinceler bulunmaktadır. Şu sıralar atölye çalışmalarının devam ediyor olması ve yasanın çok yakında Milli Eğitim Bakanı ve oradan Başbakanlığa teslim edilmeye çalışılan ve artık dönüşü olmayan bu yasa önerisinin daha iyi bir duruma getirtilmesi için eksikliğini gördüğüm veya yapılırsa daha iyi olur dediğim aşağıdaki bazı konuları Atölye çalışmasına katılan değerli bilim insanlarının dikkatine sunmak istedim.

Halen düzeltilmesi ve iyileştirilesi gereken noktalar

1) Kurul, Üniversitelerarası Kurulun kendi üyelerinden önereceği iki kat aday arasından Cumhurbaşkanınca seçilen on, Bakanlar Kurulunca belirlenen yedi, çalışan ve işveren örgütlerinden seçilen ikişer üyeden oluşur. Üyelerin nitelikleri ile seçilme esas ve usulleri kanunla düzenlenir. denilmektedir. Yasa önerisinde bu şekli ile bir öncekinden farklı olarak toplam üye sayısı 17'den 21 çıkarılmıştır. Öğretim üyelerinin temsil oranı 7 den 10 çıkarılmış olması olumlu görülmektedir. Ancak halen YEK kurulunda öğretim üyesi temsilinin yarıdan az olması kaygı verici bir durum arz etmektedir. Yasada Üniversite temsil oranının en az yarıdan bir fazlası olacak şekilde düzenlenmesi gerekir. Yasa önerisi “Kendi yönetim kurulu üyeleri arasından seçilmek üzere;

a.      Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından önerilen bir,

b.      Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu tarafından önerilen bir,

c.      İşçi sendikaları konfederasyonlarının en az ikisi tarafından önerilen bir,

d.      Kamu sendikaları konfederasyonlarının en az ikisi tarafından önerilen bir olmak üzere, YEK kuruluna seçilir” denilmektedir.

TOBB ile TİSK her ikisi de sermaye ve iş çevrelerinden beslenmektedirler. Bu bağlamda iki üye yerine bir tek üye ile temsil edilmeleri ve diğer bir üyenin üniversitelere verilmesi ile üniversitelilerin oranı bir artırılmış olacaktır. Böylece üniversite oranı 11’e çıkmış olacaktır.

2) a. Yasa önerisinde belirtilen "çalışan ve işveren örgütlerinden seçilen ikişer üyeden oluşan" temsilciler yerine TÜBA, TUBİTAK, Öğretim Elemanları Dernek ve Sendikalarının üniversite üyesi niteliğinde temsil edilmesi YEK'in işleyişini daha da netleştirecektir. Üniversitelerin Akademik, eğitim ve öğretim ile ilgili tüm işlev ve kararların mutlaka Üniversiteler arası kurul tarafından akademisyenler tarafından belirlenmesi gerekmektedir.

b. Yükseköğretim Eşgüdüm Kurulu’nun yetki ve üye seçiminin belirtildiği Madde 7’de belirtilen “Kurul üyeliğine seçilebilmek için en az lisans diplomasına sahip olmak gerekir, tercihen profesör olması” ibaresi yerine “seçilecek kişilerin en az doktora derecesine sahip olması” üniversitelerin üst koordinasyon kuruluşu için daha sağlıklı olacaktır. Lisans diplomasına sahip olması üniversitelerin işleyiş ve sorunlarının anlaşılmasında yetersiz kalabilir.

c. Madde 7’nin b şıkkında Yükseköğretim Eşgüdüm Kurulu’nun görevleri arasında yer alan 12-14. bentler üniversitelerarası kurulun görüşlerine bağlı olarak sadece itiraz mercii olması daha uygun olacaktır. İlgili maddenin 15 ve 16 bentlerindeki hükümler üniversite senatolarının görev ve yetkileri arasında bulunması gerekir. İtiraz mercii olarak YEK rol alabilir:

12. Yeni kurulan veya gelişmekte olan üniversitelere gelişmiş üniversitelerin eğitim-öğretim ve öğretim elemanı yetiştirme alanlarında yapacağı katkıyı gerçekleştirmek için gelişmiş üniversiteleri görevlendirmek ve bu konudaki uygulama esaslarını tespit etmek,

13. Üniversitelerarası Kurul tarafından belirlenen ölçütler çerçevesinde üniversite kurulmasına, bölünmesine ve birleştirilmesine ilişkin önerilerini veya görüşlerini hükümete sunmak,

14. Üniversitelerarası Kurul tarafından belirlenen ölçütler çerçevesinde, bir üniversite içinde enstitü, fakülte, akademi, meslek yüksekokulu, yüksekokul açılması, birleştirilmesi veya kapatılması ile ilgili olarak gelecek önerileri değerlendirerek Hükümete sunmak,

15. Bölüm açılması, kapatılması, birleştirilmesi ile ilgili yükseköğretim kurumlarından gelen önerileri karara bağlamak,

16. Üniversitelerden gelen ikinci öğretim programlarının açılmasına ilişkin talepleri değerlendirmek ve onaylamak.

3) Yöneticilerin Seçim ile belirlenmesinde genelde iyileşme olmasına karşın halen üst yönetim seçiminde üniversite çalışmalarının ve öğrencilerin alınmaması önemli bir eksiklik olarak görülmektedir.

a.      Rektörlük seçimi ilke olarak benimsenmekle beraber seçime üniversitedeki yardımcı öğretim elemanlarını, çalışanlar ve öğrencilerin temsil edilmemesi büyük bir eksiklik olarak algılanmaktadır. Dekan seçiminde belirtilen “Dekan, fakültenin kadrolu profesörleri arasından kadrolu öğretim elemanları tarafından seçimle belirlenir. Seçime, öğretim üyelerinin tamamı, diğer öğretim elemanlarını temsilen kendi aralarından seçecekleri toplam oy kullananların en çok beşte biri kadar öğretim elemanı temsilcisi ve bölüm öğrenci temsilcilerinden toplam oy kullananların en çok onda biri kadar öğrenci temsilcisi katılır” formülünün rektör seçiminde de uygulanması yerinde olacaktır. Burada sadece en çok ne kadar temsil edilebileceğinin belirtilmesi yetersiz, bunun yanı sıra en az kaç kişiyle seçime katılacağının da verilmesi gerekir aksi taktirde bu koşul çalışmayabilir. Üniversite tarihlerine bakıldığında yakın geçmişe kadar Rektörün öğrenciler tarafından seçildiği görülecektir. Ayrıca mutlaka üniversite çalışanlarının belirli bir oranda temsilcilerinin seçimde oy kullanması katılım sağlaması bakımından temsil edilememe gibi bir sorun ortadan kaldırılacaktır.

b.      Rektör adayları için mutlaka objektif kriterlerin belirlenmesi gerekir. Örnek olarak Bilim Etiği Kurulu üyelerinin seçimi için önerilen “Üyelerde öncelikle ulusal ve uluslar arası bilim çevrelerinde tanınmış olmak ve özgün eserlere sahip olmak ölçütleri aranır” ibaresinde belirlenen ölçütlere ilave olarak mutlaka bir veya daha fazla yabancı dil bilmesi gibi ölçütler eklenebilir. Bu konuda Batılı ülkelerdeki ölçütler örnek alınarak profesörlük için aranan kriterlerin iki katı aranabilir.

c.      Yönetim birimleri (dekan/müdür, yönetim kurulu, yürütme kurulu vb. seçimle belirlenmelidir. Seçime ve yönetime fakülte ve enstitülerin bütün unsurları katılabilmelidir.

d.      Rektör, Dekan ve Bölüm Başkanlarının kime karşı sorumlu oldukları belirlenmemiştir. Mutlaka seçilmiş yöneticiler Senato, Fakülte Kurulu ve Bölüm kurullarına karşı sorumlu olmalıdırlar ibaresi yasa ile belirlenmelidir.

e.      İdareci yöneticilerin birden fazla idari göreve seçilmemeleri mutlaka yasa ile belirlenmelidir.

4. a. Üniversite Yönetim Kurulları ve Senatolarının yetki ve sorumluluklarının açık olarak belirlenmesi ve üyelerinin tamamen üniversite öğretim üyelerinden oluşması gerekmektedir.

b. Üniversite senatoları güçlendirilmiş yetkileri ile üniversite akademik ölçütlerin belirlenmesi ve kadrolara ilişkin talepleri fakülte ve bölüm kurullarının istekleri doğrultusunda değerlendirmek ve Üniversitelerarası Kurul tarafından belirlenen ölçütlere uygun olarak karara bağlamak dahil olmak üzere esas organ olmalıdır.

c. Üniversite yöneticilerinin belirlenmesi mutlaka çağdaş ölçüler içerisinde yapılmalıdır. Üniversitede seçim demek her şey demek değildir. Üniversitede demokrasi önce tartışma ile başlar. Öncelikli olarak seçimin yapılabilmesi için bir üniversite yönetim organın oluşması gerekmektedir. Bunun için Üniversite öğretim elemanlarının, çalışanlarının ve öğrenci temsilcilerinden belirli bir oranda temsil edilecek şekilde seçime katılması yararlı olacaktır.

d. Üniversite yönetimine aday gösterilecek kişiler aday olabilmesi için belirli kriterlerin getirilmesi gerekir. Bunun sağlanabilmesi için öncelikle profesörlük kriterlerinin net olarak çıtayı yükseltecek şekilde belirlenmesi gerekir.

e. Üniversite yöneticileri mutlaka seçildikleri veya atandıkları kurula karşı sorumlu tutulmaları gerekir.

5) a. Üniversite Yönetim Kurulu tamamen icracı bir birim olarak senato kararlarının uygulanmasında aktif rol almalıdır.

b. Üniversite yönetim kuruluna ilaveten Üniversite-sanayi-yerel yönetimler ve sivil toplum örgütleri ile ilişkileri danışma kurulu niteliğinde oluşturulacak bir kurul ile yılda birkaç kez rektörün daveti üzerine toplanabilir. Bu şekilde iş çevrelerinin ve diğer ilgililerin önerileri üniversite yönetimine aktarılmış olur.

6) a. Bir önceki yasa önerisine yapılan eleştirilere ilaveten, Anabilim dalları ve Bölümlerin yetki ve sorumluluklarının açıkça belirlenmesi gerekir. Bilimsel proje ve düşünce üretme de alt birimlerim bağımsız ve dinamik hareket etme yeteneklerinin kazandırılmasına olanak tanıması gerekir. Aşağıdan yukarıya doğru üniversite örgütlenmelerinde anabilim dalları ve bölümlerin görüş ve önerileri esas alınarak başta kadrolarının ve bütçelerinin oluşturulması bu birimlerin önerileri dahilinde fakülte kuruları ve senatoya bırakılmalıdır.

b. Bölüm başkanı seçimi: YEK yasa önerisine göre bölümün kadrolu profesörlerinden seçilir. Bu kadroda aday bulunmadığı ya da kendi istekleri ile aday olmadıkları takdirde doçentlerinden, doçent de bulunmadığı ya da kendi istekleri ile aday olmadıkları takdirde yardımcı doçentlerinden, bölümün kadrolu öğretim üyelerince seçilir" denilmektedir. Bölümde kadrolu profesörlerinin bölüm başkanlığını kabul etmemesi durumunda bir alt düzeyde Doçent kadrosundaki bir kişinin seçilmesi ve aynı kişinin profesör mertebesindeki anabilim dalı başkanına bölüm başkanlığı yapması pratikte sorunlar yaratacaktır. Bu konuda, akademik görev ve aşamalarla idari yetki ve sorumlulukların birbirine karıştırılmaması için ölçütler netleştirilmelidir.

c. Bölüm başkanlarının ve Anabilim dalı başkanlarının seçimleri yabancı bilim adamı dahil alanının en iyilerinin seçime katılması veya atanması ile bölümlerin dinamizminin artması sağlanabilir. Bunun için yasada bazı değişiklikler gerekebilir.

7) a. Beşinci bölümde işlenen Öğretim Elemanları’nın atanması kriterleri net olarak belirlenmemiş olup 2547 saylı yasada belirtilen esaslara benzemektir. Söz konusu YÖK yasası çerçevesinde öğretim üyesi kalitesinin artırılmasına yönelik iyileşmeler tamamen yabancı dile ve yurtdışı yayın sayısına bağlanmıştı. Gelişmiş batı ülkelerindeki öğretim üyesi olma ve atama ilkeleri dikkate alınarak kriterlerin ve çıtanın yükseltilmesi gerekmektedir.

b. Üniversite üst yönetimlerinin Rektör, Dekan ve Bölüm başkanlarının seçim ile belirlenmesi beraberinde çok önemli sorunlar getireceğinden klikleşmeleri ve guruplaşmaların oluşmasını engellemek için akademik aşamalarda mutlaka öğretim üyelerinin üniversite değiştirmesi gerekmektedir. Bunun için üniversiteler arası kurulun tercihe dayalı bir sistem geliştirmesi gerekir. Bu konuda üniversitelerarası kurul kararı ile tercihe dayalı seçenekli bir sistem geliştirilebilir.

8) a. Üniversitelerin mali özerkliğinin biricik teminatı olan genel bütçeden sağlanacak yardımlar dışında, üniversite ve araştırma merkezleri değişik kaynaklardan gelen fonlar ile desteklenmelidir. Üniversite-sanayi işbirliği çerçevesinde eğitime katkı payı ve ihracat fonlarında alınacak bir pay araştırma birimlerine aktarılarak ilgili alandaki sorunlara yönelik araştırmalar yönlendirilebilir.

b. Üniversiteler mali özerkliği, idari ve bilimsel özerklik ile birlikte düşünülmelidir. Bu anlamda Üniversiteler genel bütçeden finanse edilmeli, mali kaynak aramak, yaratmakla ilgili olmamalıdır. Mali (genel bütçeden aktarılan payın kullanımı), idari ve bilimsel özerklik fakülte ve enstitüler düzeyinde olmalıdır.

c. Üniversitelerin araştırma fonları yeniden işlevlik kazanmalı ve projeleri kendi bütçelerinden finanse edilecek şekilde düzenlenmelidir. Araştırma fon harcamalarında öğretim üyesinin bir müşteri gibi görülmesinin ortadan kaldırılması mutlaka sağlanmalıdır. Harcamalar güven esasına göre batılı ölçütlerde belirli kriterlere bağlanarak sağlanmalıdır.

d. YEK yasasının ilgili maddesinde “Yükseköğretim kurumlarının eğitim-öğretim programlarına kayıtlı öğrencilerden alınacak harçlarla ilgili, yükseköğretim kurumlarından gelen teklifleri inceleyerek görüşlerini Hükümete bildirmek” denilmektedir. Üniversite öğretimi parasız olmalıdır. Öğrenciler hiçbir katkı payı, harç, sınav ücreti vb. ödemeden eğitim-öğretimden parasız yararlanmalıdır. YÖK yasası ile başlayan paralı öğretim süreci üniversite öğrencilerinin en çok şikayet ettiği konuların başında gelmektedir.

9) a. Yüksek lisans ve Doktora Eğitimi mutlaka çerçevesi ülkenin ve üniversitenin bilim politikasına göre sorun çözümüne katkıda bulunacak şekilde yeniden yapılanmalıdır. Mevcut yasa önerisi netlik oluşturmamaktadır.

b. Madde 31’de belirtilen Araştırma Görevlilerinin tanımı ve görevleri, yetki ve sorumlulukları akademik nitelikte belirginleşmemiştir. Atama kriterlerinin merkezi sınava bağlı olarak seçilmelerinin kriterleri netleştirilmemiştir. Araştırma Görevliliği merkezi sınav sonuçları dikkate alınarak yapılması çıtanın yükseltilmesi anlamına gelmekte olup, doğru bir karardır. Mümkünse araştırma görevlisi unvanı kaldırılmalı, bunun yerine Proje asistanlığı getirilmeli. Bu şekilde projesi olan öğretim üyesi projelerinde yararlanmak üzere asistan alabilmeli. Projesi olmayan asistan almamalıdır. Bu şekilde Yüksek Lisans ve Doktora çalışması da yapılabilir. Doktoraya alınma kriterleri çıtayı yüksek tutacak şekilde belirlenmesi gerekir.

c. Ancak doktora sonrası Araştırma görevlilerinin durumu netlik oluşturmamaktadır. Yasa tasarısının en büyük eksikliği Doktora sonrası Araştırma Görevlilerinin durumu ve özlük hakları konusunda herhangi bir ifade belirtilmemiştir. Doktorasının başarı ile tamamlayan Ar-Görevlileri mutlaka kendilerini ispatlayacak süreçlerden olan post-dok çalışmalarına olanak tanıyacak süreçlerin netleştirilmesi gerekir. Proje alan TÜBİTAK, DPT ve diğer kurumlar proje yapan ve yürütülen araştırıcı kadrosu verilmelidir. Doktorasını bitirmiş genç bilim adamlarının yine projesi olan deneyimli bilim adamları ile doktora sonrası araştırma için post-dok. olarak kendileri de proje üreterek bilimsel deneyimlerini artırmaları ve araştırma kurumlarında kalmaları sağlanmalıdır. Doktora sonrası çalışma veya öğretim görevliliği mutlaka doktora yaptığı birimin dışında (belirli bir üniversiteye veya Yüksek Teknoloji Enstitüsüne) yapılmalıdır.

d. Üniversitelere öğretim üyesi olarak giremeyen doktoralı araştırıcılar için YEK, Milli Eğitim bakanlığı ile Araştırma Enstitü ve kuruluşlarının bağlı bulunduğu kuruluşlar arasında yapılacak bir anlaşma ile doktorası olan araştırıcılar ancak işe alınır ibaresi olan anlaşmalar ile Aralaştırma görevlerinin mağduriyeti de ortadan kaldırılmalıdır.

e. Madde 17’de belirtilen Enstitülerin kaldırılarak lisans üstü programlarında bölümlere ve fakülte akademik kurularına bırakılması doğru olacaktır.

f. İnterdisipliner çalışmalar için araştırma enstitülerinin rolünün açıkça tanımlanması ve bunlara senatonun onayı dahilinde lisans üstü eğitim hakkının tanınması çok yararlı olacaktır.

10) a. Öğretim Elemanı Yetiştirmenin ifade edildiği Madde 34’de belirtilen “Yurt içinde doktorasını yapan öğretim elemanlarına, bilgi ve görgülerini artırmak amacıyla Üniversitelerarası Kurul tarafından belirlenecek esaslar dahilinde, yurt dışı araştırma bursu vermede öncelik tanınır” ifadesi benimsenmektedir. Ancak bu ifade yetersiz görülmekte olup bu sürenin 6 ay ile 12 ay arasında olası şeklinde zorunlu bir ifadenin belirtilmesi gerekir.

b. Ayrıca Yurt İçinde ve Yurt Dışında Görevlendirme konusunda Madde 36’da belirtilen ilkelere ilaveten bütün öğretim üyelerinin kendi alanlarında bilgi ve görgülerinin artırılması için maaşları karşılığı altı ay ile bir yıl arasında sabbatical’a gitmeleri bilim insanlarımızın dünya ile entegrasyonu açısından kaçınılmaz bir fırsat doğacaktır. Aynı şekilde ülkemize kendi olanakları ile gelen yabancı bilim adamalarından bu şekilden yararlanma olanağı doğacaktır. Batı üniversiteleri ve İsrail de başarı ile çalışan bu işlemde hemen hemen tüm öğretim üyeleri yaşamlarında bir kez dahi olsa katılarak konusunda en iyi yere kendi maaşı ile katılmaktadırlar. Bir çok yönden yararlı olan süreç yasa ile güvenceye alınabilir.

c. öğretim görevlisi ve okutmanların lisansüstü eğitim yapma olanakları yanında yöneticilerin belirlenmesinde oy kullanma hakları da yasa ile belirlenmelidir.

11) Profesör, Doçent, Yardımcı Doçent atamalarında Üniversitelerarası kurulca belirlenmiş sağlam kriterlerin getirilmesi gerekir. Mutlaka akademik kadroların sağlığı için norm kadro uygulamasına bağlı olarak araştırıcı akademisyenler yer değiştirerek dinamizm sağlanmalıdır. Bu birkaç noktadan önemlidir;

a.      Yöneticiler seçim ile belirlendiği için birimlerde bir şekilde simbiyosis ilişki kuran kişilerin klikleşmesi engellenmiş olur ki bu seçimlerin sağlığı açısından büyük önem taşımaktadır.

b.      Birimlere taze kan kazanımı sağlanacağı için birime yeni katılan öğretim üyesi birime dinamizm kazandıracaktır.

c.      Yar. Doçentlikte olduğu gibi 12 yıldan fazla aynı üniversitede çalışması ilkesinin öğretim elemanlarının tümü için getirilmesi uygun olur. Ancak bunun için 1-3 yıl arasında Üniversitelerarası değişim programlarının sağlanması uygun olur. Öğretim üyelerinin üniversite değiştirmelerini sağlamak için yasal zorlamalar yanında maddi ve manevi birçok teşvik edici önlemlerin alınması uygulamayı kolaylaştıracaktır.

12) Altıncı bölümde Vakıf Yüksek Öğretim Kurumları kısmında Vakıf üniversitelerinin kuruluşu ve işleyişi konusunda belirlenmiş ilkeler ve çıta yetersiz görülmektedir. Vakıf üniversitelerinin kurulması için belirli sayıda öğretim üyesinin ve maddi sorununun olmadığının belgelenmesi gerekir.

a.      Vakıf üniversiteleri bu anlamda gibi genel bütçeden devlet desteğinin sağlanması gerekir. Vakıf Üniversitelerinin alacağı devlet desteği, kadrosundaki Kamu Üniversitelerinde yetişmiş öğretim üyelerinin sayısıyla ters orantılı olarak azaltılmalıdır, böylece Vakıf Üniversiteleri devlet üniversitelerinin kadrolarından öğretim üyesi çalmak yerine başka kaynaklardan öğretim üyesi temin etmeye yönlendirilecek veya kendi ihtiyacı olan öğretim üyelerinin yetişmesini sağlayacaktır.

b.      Son yılarda vakıf üniversitelerinin öğrencilerden aldıkları paranın yanında birim öğrenci başına genel bütçeden aldıkları kaynaklarla kamu üniversitelerinden daha avantajlı duruma geldikleri sıkça şikayet edilmektedir.

c.      Belirli süre ile belirli bir çıtanın altında kalanların Üniversitelerarası kurulun önerileri dahilinde kapatılması öngörülmelidir.

13) Yedinci bölümde Disiplin ve Ceza İşlerine İlişkin Genel esaslar başlığı altında verilen Madde 47’de belirtilen “Öğretim elemanlarının disiplin işlemleri ve disiplin amirlerinin yetkileri üniversite yönetim kurulu tarafından düzenlenir” ilkesi üniversiteden üniversiteye farklılık yaratabilir ve ileride tamiri mümkün olmayan süreçler doğurabilir. Suç ve cezanın bölgesel olamayacağı ilkesinden hareketle disiplin sürecinin ÜAK tarafından belirlenen esaslara göre eşit uygulanması yararlı olacaktır.

14) a. Yasa önerisinde işlenmeyen konulardan biri de iç verimlilik ve üretkenliğin sağlanmasının nasıl sağlanacağının belirlenmemiş olmasıdır. Başta özlük hakları olmak üzere objektif kriterlere göre belirlenmiş ücretlerin performansa göre belirlenmesi sağlanmalıdır.

b. Akademik ve bilimsel verimliliğin sürekli kılınması için yeni yasal düzenlenmenin mutlaka sağlanması ve aralıklarla öğretim üye ve yardımcılarının bilimsel performansları incelenmelidir.

c. Öğretim üyelerinin yıllık faaliyet raporlarının sunmaları ve ilgili kurullarda incelenmesi sağlanmalıdır. Batı ülkelerinde olduğu gibi birkaç yıl üst üste bilimsel proje, makale ve benzeri faaliyetleri yürütmeyen elamanların bir asgari statü belirlenerek o statüye düşürülmesi gerekir (maddi ve manevi yaptırımların getirilmesi).

d. Öğretim elemanları tamgün çalışma statüsünde olmalıdırlar. Yarı zamanlı çalışma süreci toplumun üniversitelere getirdiği en büyük eleştirilerin başında gelmekte olup akademik anlayış ticari konsepte dönüştürülmektedir. Mutlaka düzeltilmesi gerekir.

e. Öğretim elemanlarının, özlük hakları netleştirilmeli; bilgiye ulaşmak, üretmek ve paylaşmak için ek iş yapmak gereksinimi duymadan maddi koşullara çağdaş dünya ölçeğine göre düzenlenmelidir. Kütüphane, laboratuar, kongre katılımı vb. konularındaki ihtiyaçları üniversite bütçeleri çerçevesinde sağlanmalıdır.

f. Her yıl öğretim elemanının ders yüküne ve araştırmalarına bağlı olarak kitap, kırtasiye vs yardımı verilmelidir.

g. Öğretim elemanları yürüttükleri proje ve araştırmalar bazında objektif kriterlere göre üniversitelerin zenginlikleri ve renklilikleri ölçüsünde motivasyonun sağlanması için ödüllendirme sisteminin benimsenmesi yaralı olacaktır.

h. Öğrencilerin yarı zamanlı olarak üniversite ve araştırma projelerinde çalıştırılması yararlı olur.

i. Ek Ders Ücreti ödemesi tamamen kaldırılmalıdır. Bu ödeme öğretim üyelerinin eğitim-öğretim ve araştırma faaliyetlerinin tümünü kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmelidir.

Vargı

Sayın Atölye çalışmasına katılan bilim insanları, eğitim ile ilgili atılacak her adımın, bir insanın ömründen bile uzun süreli olması ilkesinden hareketle, bilgi çağına geçmeyi düşündüğümüz bu yüzyılda böylesi önemli bir yasanın bütün tarafların konuyu enine boyuna yüksek sesle tartışmaları gerekmektedir. 1-2 Mart 2003 tarihleri arasında yasa tasarısı üzerinde yürüttüğünüz Atölye çalışması ile önemli ilerlemelerin kaydedildiği, üniversitelerin dokularına uygun olmayan bazı kısımların çıkarıldığı görülmektedir. Ancak halen çağdaş bir Yükseköğretim Yasası için yukarıda belirtilen konularda bir çok eksiklikler ve çekinceler bulunmaktadır. Şu sıralar son şekline vermeye çalıştığınız yasa önerisine yukarıda sıraladığım konuları da dikkate alarak çağdaş bir şekle getirilmesini önemli derecede sizlere bağlıdır. Bütün bu gelişmeler artık dönüşü olmayan bu yasa önerisinin başta Üniversiteliler, TÜBA, TUBİTAK, Öğretim Elemanları Dernek ve Sendikaları ve diğer ilgili birimlerle tartışarak konunun çağdaş normlara uydurulması ulusumuzun üç binli yıllara damgasını vurması için bir son fırsat olacaktır. Özelikle olayın muhatabı olan ve sorunları doğrudan yaşayan üniversiteler kendi içinde yasa önerisini iyileştirilmesi ve toplumun önünün açılması yönünden aydın kişiliği ile konuyu her yönü ile işlemesi ve nihaiyi kararı onların vermesi gerekir. Yasa önerisinin gerçekleşmesi durumunda başarısı başta nitelikli bilim adalarının yetiştirmesi buna bağlı olarak bilim ve eğitimin kalitesinin artırılmasına bağlı olacaktır. Akademik, idari ve mali özerkliği sağlanmış, yüksek kriterlere bağlı olarak seçilmiş ve atanmış öğretim üyelerinin yönettiği üniversite birimlerinde, bilimsel kriterler ve eğitim kalitesinin daha yüksek olacaktır. Ülkemizin en önemli sorunu olan yetişmiş insan kaynağı ancak bu tür kurumlar aracılığı ile kazanılabilir. Bu konunun ciddi olarak işlenmesi geleceğimiz için büyük önem taşımaktadır. Yetişmiş insan sermaye ve yeni olanaklar kazandırabilir ancak yetişkin olmayan kişiler eldeki kaynağı da tüketir. Üniversiteliler olarak arzuladığımız bilim ortamının hazırlanması için yasa ve yönergelerin hazırlanması konusunda üniversite yetkili organların ve diğer ilgili yetkililerin her türlü ön yargıdan ari olarak toplumsal sorumluluklarının gereği olarak çağdaş bir üniversite reformu yapmaları için gerekli irade ve duruşlarını göstermeleri gerekir. Artık bilgi çağının gereği olan çağdaş ölçütleri belirlenmiş üniversitelerde coşkulu olarak bilim yapmak istiyoruz. Mustafa Kemal’in bize emanet ettiği ülkeye bu yakışır. Böyle bir Yükseköğretim ve Üniversite modelinin ülkemize kazandırılabilmesi için bütün tarafların üzerinde görüş birliği sağladığı metnin oluşması gerekir. Alınganlık, toptan ret etmek ve birbirini tanımamakla bu tür sorunların çözülemeyeceği insanlığın tecrübesi dahilindedir. Konu kişisel değil, evrensel düzeyde ulusun geleceğini ve dolayısı ile hepimizi ilgilendirmektedir. 2000’lı yılların ilk yıllarında yapılacak bu yasa, gelişmiş bir ülke yaratacak yetişkin, bilimi ve bilgisi gelişmiş bireyler yetiştirecek şekilde organize edilmesi için herkesin katkıda bulunması dileğim ile.

Prof. Dr., Çukurova Üniversitesi Öğretim Üyesi

asportas@mail.cu.edu.tr

Aleviyol, 8.3.2003

Yorum

|  Ana Sayfaya |

|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |

| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |

 

aleviyol@aleviyol.com