Güncel ve Tarafsız Haber

Ali Kaykı

Yeğenime mektup

Merhaba yeğenim,

Umarım dünden beri bir yaramazlık yoktur. Ben, bildiğin gibi değil, belki biraz tahmin edebildiğin gibi olabilirim! Yani hep ayni hamam, ayni tas değil! Aynı nakarat ta değil! Yuvarlanıp gitmiyorum da!

Zaman içerisinde yaşayan insanın bir saniyesi diğerine uymaz. Uyması için zamanın durması gerekir. Durunca da içinde değil beraberinde yaşanmış olur! Öyle değil mi? Onun için hala ne durumda olduğumu tam olarak çözebilmiş değilim. Tam olarak değil diyorum; çünkü çözebilmek için elimde bir takım ipuçları var -ipin ucuyla böyle şeyler nasıl çözülüyorsa.!? Buna rağmen, elimizde ki ipin ucundan birisi; rahmetli Aşık Veysel Baba Erenlerin dediği gibi, “uzun ince bir yoldayım gidiyorum gündüz gece“.

Gerçi nereye gittiğini bilen kaç kişi var onu da bilmiyorum! Fakiyr ise nereye gittiğini kimi biliyor, kimi bilmiyor. Bırak adım attıkça sorun yaşamayı, sorunlar daha ayağımı kaldırmadan başlıyor! Çünkü kaldıracağımı düşündüğümden dolayı, anında düşünce suçu işlemiş oluyorum. Neden.!? Bunu da bilmiyorum!

Sana bilmediklerimin yanında bir de anlaya-bilemediklerimi yazmaya kalksam, benim ömrüm yazmaya, seninki de okumaya yetmez.

Bütün bu bilgisizliğime rağmen bir şeyi çok iyi biliyorum. O da hiç birşey bilmediğimdir. Ve bu halim öyle çok kisinin hoşuna gidiyor ki; hoşuna gitmeyenler, gidenlerin yanında devedeki tüyün herhalde milyonda biridir. Kesin olarak bunu da bilmiyorum!

Dün olduğu gibi bugünlerde de kafaları karıştırıp mideleri bulandırmak isteyen o kadar çok insan var ki! Kimisi din, iman adına intihar üstüne intihar ettikleri gibi, inandıkları yere giderken - nasıl bir inançsa- yalnız da gitmiyorlar. Onlarcasını beraberinde götürdükleri gibi yüzlercesini de acılar ile, gözyaşları ile arkalarında bırakıyorlar. Neden böyle yapıyorlar onu da bilmiyorum!

Kimileri de bu acıları kendilerine ibret yerine rant olarak kullanıyorlar. Hangi yürek ile nasıl ve neden böyle yapıyorlar bunu da bilmiyorum!

Kimilerinin bu iğrençlik karşısında dayanamayıp kusmalarına karşın, bu iğrençliği yaratanlar ellerini oğuşturup parmakları ile dişlerinin arasını temizliyorlar.

Nasıl böyle olabiliyorlar bunu da bilmiyorum!

En güzel cennetlerden biri yapılması gereken bu güzel dünyamızın sonunu ve dünyamızı kirletenlerin sonlarını, mümkün olduğunca, hiç kimseye sezdirmeden, içimde fırtınalar koparan isyanlarımı, imkansız olduğu halde bastırmaya çalışarak çok derinden ve çok sessiz bir şekilde düşünüyorum. Ama şunu da çok iyi biliyorum! Bugün olmasa da yarın elbet gereği yapılacak. Zamanın dilimlerinden biri olan tarih, zamanı geldikçe elbet hepimizi yargılayacak..

Bunu biliyorum! Hem de çok, ama çok iyi biliyorum!

Tarihin mahkeme salonunda masumlar bölümünde görüşmek dileğiyle..

Sevgi ile gözlerinden öpüyorum...

Dayın...

Aleviyol, 9.12.2003

Yorum

| Ana Sayfaya |

|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |

| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |

 

aleviyol@aleviyol.com