|
Ali
Yıldırım
Ya siz
sünnileştirin ya biz Şiileştirelim
Bu sözler
İranlı Şeriat Medari’ye ait. Diyanet İşleri Başkanı
Süleyman Ateş’e söyleniyor. Molla Medari, resmi bir görüşmede
Başkan Ateş’e şöyle diyor:
“Sayın
başkan Türkiye Alevileri ateistleştiriyor. Ya siz ilgilenin Sünnileştirin,
ya da bize bırakın Şiileştirelim.”
Anadolu
Aleviliği’ne düşmanca bakan şii ve şeriatçı
yaklaşımın resmi ve özlü ifadesi olan bu anlayış
Tansu Çiller tarafından Başbakanlığı sırasında
hazırlattırılan, “Alevilik Raporu’nun” ilk sayfasında
yer alıyor ve raporun ana fikrini de dile getiriyor.
ÇİLLER’DEN
ALEVİLERE ÇENGEL
Eski
Başbakan Tansu Çiller,1995 genel seçimleri öncesi gizli bir
“Alevilik Raporu” hazırlattırıyor. Rapor Alevilikle
ilgili bir yaklaşım ile anket bölümlerinden oluşuyor.
“DYP’nin seçim stratejisi ve politikalarına esas teşkil etmek
üzere” hazırladığı amaç bölümünde belirtilen
raporun ilk kısmını Diyanet İşleri Başmüfettişi
Abdülkadir Sezgin’in kaleme aldığı ifade ediliyor. Rapor
amaç kısmında açık olarak yazıldığı
gibi Alevilere nasıl çengel atacağı konusunda Çiller’e
taktikler sunmayı amaçlıyor. Rapora Çiller’in çok önem verdiği,
hazırlayan ekibe örtülü ödenekten 2 milyar TL ödendiği öne
sürülüyor.
1995 seçimlerinde
Alevilere çengel atma, Alevi oylarının DYP’ye akmasını
sağlamak için hazırlanan raporu inceleyince o tarihlerde
“Alevilere 3 trilyon vereceğiz” propagandasının nedeni de
kendiliğinden ortaya çıkıyor. Bu paranın bir seçim rüşveti,
bir aldatmaca olduğu aleniydi. Alevi örgütleri de bu oltaya yem olmamışlardı.
Ama olta hala av için atılmış ve duruyor.
ALEVİLER-SÜNNİLER
KARDEŞTİR HERKES SÜNNİDİR
“Türkiye’de
Alevilik, Aleviler ve Aleviler’de siyasal Yapı-Siyasal Kültür” adı
ile gizli olarak düzenlenen raporun her yanına İranlı
Molla’nın talimatları hakim olmuş. Rapora göre,
“Alevilerle Sünniler arasında bir ayrılık-gayrılık
yoktur. Herkes Sünnidir.”
Rapor şöyle
diyor:
“Hangi
isimle anılırsa anılsın Türkiye’mizde yaşayan
Aleviler Müslüman’dır. Müslümanlıkta inançları İmam
Maturidi’nin belirlediği çerçevedir. İbadetlerin yapılış
şekilleri bakımından da Hanefi’dir. Yani mezhep bakımından
Türkiye Sünnileri ile Alevileri arasında hiç bir fark yoktur.”
“Aleviler
ile Sünniler arasında fark %5’den fazla değildir. Benzerlikleri
ise %95 civarındadır. Bu fark tüm Müslümanlar arasında
olabilir.”
Evet rapora göre Alevi Sünni
biridir,
herkes Sünnidir.
HACI
BEKTAŞ DA SÜNNİDİR
Çiller’in
Alevi oylarını toplamak amacıyla gizli olarak hazırlattığı
Alevilik Raporu’na göre Anodolu Aleviliği’nin piri Hacı Bektaş
da aslında “bir Sünnidir” Hacı Bektaş “Ehli sünnet
Vel Cemaat ölçüleri içindedir.”
Rapor gerçeği
tahrif ederken bir başka tahrifatı da kanıt olarak öne
sürüyor.
“Bektaşiliğin
Osmanlı Devleti’nin resmi ideolojisine aykırı olması
şöyle dursun, bu ideolojiyi meydana getiren temel unsur olduğuna
tarih şahittir.”
Rapor el çabukluğu ile her şeyi
Sünnileştirme işini o denli ifrada vardırıyor ki, durum
komediye dönüşüyor. Bin yıllık Anadolu Aleviliği
tarihinde Selçuklu ve Osmanlı hanedanına, zulümkarına karşı
ezilenin, yoksulluğun sığınağı-bayrağı
olmuş Aleviliği-Bektaşiliği rapordaki gibi bir Osmanlı
ideolojisi olarak göstermenin bir mantığı var. Yaklaşım
şu;
Aleviliğe
ilişkin ayrı, orijinal, özel hiç bir değer, kültür, inanç
öğesi yoktur.
SOLCULARI
ALEVİLERDEN UZAK TUTUN
Her satırında
işi “aslında Alevilik diye bir şey yoktur” noktasına
getiren Çiller raporu solculara büyük alerji duyuyor. Raporun bir çok
yerinde solcularla Alevilerin
ilişkilerinin kesilmesi, aralarının bozulması gereğine
işaret ediliyor. Çiller’e yol gösteriliyor. Rapora göre Alevi kökenli
solcular Aleviliğe yöneldiler. Şimdi iyi bildikleri materyalist
diyalektik yöntemi Alevilik ambalajında kendi düşüncelerini
savunmak için kullanıyorlar. Rapor solcuları çok tehlikeli
görüyor.
Çünkü solcular Alevileri ayartıyorlar. Solcular Alevilere, Alevi
olduklarını hatırlatıyorlar. Solcular olmasa Alevilik ne
güzel kaybolup, asimile olup gidecek.
Evet
raporda bunlar açıkça söyleniyor. Rapor böylece Alevilerin gerçek
dostunun kim olduğunu Çiller’in ağzından dile getirmiş
oluyor.
ŞU
SOLCULAR OLMASA ALEVİLERİ NE GÜZEL SÜNNİLEŞTİRİRİZ.
Rapor böyle
diyor. “Solcu bir takım Alevici yazar ve aydın kötü niyetli
olarak Alevilerin ibadetlerinin ayrı olduğunu belirterek abdest,
namaz, oruç, hac, zekat gibi Müslümanlığa ait ibadetlerin
Alevilik’te olmadığını belirtiyor. Oysa Alevilik Müslümanlık’tan
ayrı değildir. Öngörülen ibadetler de Sünniler için de
Aleviler için de aynıdır”
Alevilik
raporu önce Aleviler de Müslümandır diyor. Bu masumane sözleri
Aleviler de Sünniler gibi inanmalı- ibadet etmeliye bağlıyor.
Hemen ardından da bakın diyor solcular sizi yoldan çıkarıyor.
Oysa Aleviler Anadolu’da bin yıldır bu şeriatçı tavra
karşı direndiler, yaşamlarını bu yolda “dönen dönsün
ben dönmezem yolumdan” diyerek feda etmekten çekinmediler. Aleviler,
Alevi olmaktan vazgeçer, şeriata teslim olursa onların oyunu
almak, onları yola getirmek daha kolay olacak. Bu nedenle “Solcular
olmasa Alevileri ne güzel asimile
ederdik” diye hayıflanıp, solculara saldırıyorlar.
Rapor
Alevilerin bırakın Aleviliklerini yaşamalarını, hatırlamalarını
dahi çok tehlikeli buluyor. Hem de Alevileri düşünerek, onların
iyiliğine, onlar adına ifade ediyor bunu:”şehirde ekonomik
ve sosyal baskılarla karşılaşan Alevi kökenli yurttaşların
toplumla entegre olmalarına engel oluyor Alevilik.”
Rapor
dilinin altındaki baklayı çıkarıyor: “Aleviler, Alevi
kimliklerini korudukça Topluma entegre olamaz, yani Sünnileşmez yani
asimile olmazlar. Öyleyse onları topluma kazanmanın yolu
solcularla aralarına nifak tohumları atmaktır”
Şimdi Alevilik adına sol düşmanlığı
yapanların maskeleri düşüyor, gerçek yüzleri açığa
çıkmıyor mu? Çiller bacılarının izindeki bu
zatları Aleviler ellerinin tersiyle itmezler mi?
CEMEVİ
YOK HERKES CAMİYE
Çiller’in
Alevilik raporu Aleviler’de hiç bir zaman bir cemevinin bulunmadığını
ileri sürüyor. Osmanlı’nın kanlı şeriatçı
idaresi altında tüm edep, erkanlarını gizli bir biçimde yürüten
Alevilerin köyün her büyük evini bir cemevi olarak kullandığını
görmek rapor yazarının işine gelmiyor. Rapora göre
Alevilik’te dün cemevi yoktu bugün de olmamalıdır. Ayrıca
buna gerek de yoktur:”Bütün Müslümanları din kardeşliği
etrafından buluşturan tek mekan ‘Cami’dir. Alevilerin de
mabedi, ibadet yerleri camidir. Cami olmalıdır.” Rapor bu görünüşünü
yeniden yeniden ileri sürüyor: “Alevilerin tek ibadet yeri camidir.
Bunda şüphe yoktur.”
Şüphe
duyulmayan şey Aleviliğin çok açık bir biçimde asimile
edilmeye kalkışmasına yönelik planlar hazırlandığıdır.
Alevilik raporu aslında bir “nasıl asimile edeceğiz”
raporu oluyor.
Rapor
solcuları nasıl tehlikeli görüyorsa, cemevlerini de aynı
şekilde tehlikeli görüyor.
Rapora göre
solcular Alevilere, Aleviliklerini hatırlatıyor, asimilasyona
engel oluyordu. Cemevleri de Alevilere, Alevi olduklarını hatırlatıyor.
Cemevleri de Alevilerin şeriat içinde asimile olmasına engel
oluyur. Bu nedenle ibadetin tek yeri olarak camiyi göstermek cemevlerine
engel olmak gerekir diye yazıyor rapor.
Rapor
cemevlerine karşı oluşunu şöyle ifade ediyor:
“Cemevleri
ayrı bir Alevi kimliğinin ihdas edilmesine meydan veriyor. Şehirlerde
kaybolan Alevi Kültür ve folklorik değerlerinin muhafazasını
sağlıyor. Ayrı bir mabed fikrini geliştirerek camiye
gitmeye engel oluyor. Kırsal kesimden şehirlere gelen Alevilerin
derlenip toparlanarak ortak talepleri ileri sürmesine, siyasal tavır
koymasını neden oluyor.
Alevilerin
bir araya gelmesine olanak sağlıyor. Toplumla birleşmelerine
engel oluyor”
Tüm bu
nedenlerle cemevlerine karşı çıkılıyor raporda.
Alevilerse
tüm bu nedenlerle cemevi kuruyor, istiyor, inşa ediyorlar. Çiller
raporu bağırıyor:Cemevi Alevilerin şeriat içinde
asimile edilmesine engel oluyor, cemevine hayır!
ÇİLLER’İN
ANLAYIŞININ AMACI ALEVİLERİ PARÇALAMAK
Rapor Çiller’e
“Alevilerden oy almak istiyorsan, onları parçala” önerisinde
bulunuyor. Raporda geçtiğimiz aylarda yaşamını yitiren
Bedri Noyan çevresi, Veliyeddin Ulusoy çevresi ve Hacı Bektaş
Veli Kültür dernekleri çevresi “muhafazakar Aleviler” olarak gösteriliyor
ve Çiller’in bu unsurlardan oy alabileceği, bu nedenle seçim
propagandasında buraya yönelmesi isteniliyor.
“Hacı
Bektaş Derneği genelde muhafazakar Alevilerin yoğunlaştığı
bir dernektir. Alevilere yönelik faaliyetlerde Hacı Bektaş Derneği
gözardı edilmemelidir” denilen raporda “DYP’nin seçim
strateji ve politikasına esas teşkil etmek için” hazırlanınca
her türlü oyun da mübah görülüyor.
Rapor
Alevilerin Tansu Çiller’i en beğenilen liderler arasında gördüğünü
ileri sürüyor. Aleviler arasında ise İzettin Doğan’ın
popülaritesinin yüksek olduğu ifade ediliyor. Bu ilgilenilmesi
gereken bir sonuç olarak yazılıyor. Ve şöyle deniliyor:”İzzettin
Doğan ve Veliyeddin Ulusoy’u iyi ve Alevileri temsil edebilecek lider
olarak görenlerin sağ partilere özellikle DYP’ye oy verebilecekleri
görülmektedir”
DİYANET
VE İMAMLAR GÖREV BAŞINA GÖREV: ASİMİLASYON
Rapor
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Alevilere
yönelik faaliyetlerini arttırmasını, bu konuda fikirler üretilmesini
ve kadro ayrılmasını öneriyor. Alevilerin ancak Alevilikten
soyunarak, asimile edilerek yola getirileceğini bu nedenle de Diyanet
yoluyla Alevilere “hizmet” edilmesini bir “tarikatlar dairesi başkanlığı
kurularak Alevilere de yer verilmesini” onları aydınlatacak imam
gönderilmesini görev olarak belirtiyor.
Diyanet ve imamlar görev başına!
Görev Alevilerin asimilasyonu!
RAPOR
DEVLETİNSE ALEVİLİK ONURDUR
Çiller’in
Alevilik raporu resmi bir rapor. Bir devlet raporu. Zamanının Başbakanınca
hazırlattırılmış. Bedeli devlet kasasından ödenmiş.
Rapor, “Aleviler nasıl asimile edilecek” sorusuna devlet tarafından
verilen cevabı içeriyor.
İranlı Molla’nın
sorusuna devletin cevabı, “merak etmeyin biz şeriat içinde
Alevileri asimile edeceğiz” şeklinde oluyor. Çiller aracılığıyla
onun raporunda söyleniyor bu. Alevileri asimile etmeye yönelik rapor
devletinse, Aleviliğin onuru bizimdir, Alevilik tüm mazlumların,
ezilenlerin onurudur. Bu onura sahip çıkmamız gerekmez mi?
Ya siz Sünnileştirin, ya biz
Şiileştirelim. Hayır biz yalnızca Alevi kalmak istiyoruz...
|