Güncel ve Tarafsız Haber

Demirhan Ocak

Federal Almanya'da "yabancılar" için rehber-2

Bav-Dön-Band Nedir? Gümrük memurlarına Kayseri pastırmasının bir uyuşturucu türü olmadığını nasıl açıklarsın ve bedava Alman havaalanı piyangosu nedir?

Evet nerede kalmıştık? Hıh! Tamam şimdi hatırladım. En son sağ salim pasaport kontrolünden geçmiş ve bavullarına kavuşmak üzere yürümeye başlamıştın. Bu yürüyüş esnasında senin de fark edeceğin pasaport kontrolünden önce ayrıldığın Alman ve EU (Avrupa Birliği) ülkelerinin vatandaşlarına şükür yeniden kavuşmuş oldun.

Eveeet! şimdi sen hemen EU vatandaşlarını bırak ve bavullarını (poşet, çuval, karton, kutu) bulman için ilk önce bav-dön-band'ı (bavulları döndüren bant) bulman gerektiğini unutma!

Alaman havaalanlarında bav-dön-bandlarından çok sayıda bulunmaktadır. İşte bunun için senin uçağının plakasının (uçuş numarası) bulunduğu, bavullarının dönmekten kaşarlanmış politikacı gibi olduğu bav-dön-band'ı bulman lazım.

Ve bulduktan sonra, "Bavullarıma kavuşmama az kaldı" gibi salakça düşünme! Daha yolun yarısında sayılırsın canım kardaşım.

Bu arada "Bu Alamanlar amma da güzel makina yapıyorlar ama daha benim bağajlarım gelmedi" diye bav-dön-band'la içeriye girmeye teşebbüs etme hemi kardaşım. Burada bazılarınız “oohaaa! yazar efendi sende ammada abartmışsın!” diyen varsa Berlin Tegel havaalanında küçük bir tur atsın

Biraz bekle bavulların gelir, ama bavullar gelmeye başladıktan sonra bile daha işin bitmediğini bilmelisin, çünkü daha sırada bavulları teşhis (!) etmen gerekiyor. Normal şartlarda hangi renk ve hangi tip diye teşhis etmen lazım. Ama sen anormal bir şekilde, örneğin; çuval, çöp poşeti, 9 değişik renkli urganla bağlanmış karton kutular gibi bavul takliti yapan şeylerle yolculuk ediyorsan, o zaman teşhise gerek yok, çünkü bu gibi anormal bagajları yolcular arasında elle göstermeye, alay etme gibi durumlar olacağı için teşhise zorlanmayacağını tahmin ediyorum.

Eğer ağustos ayında yolculuk ediyorsan halis tereyağını 14 kat muşambaya sarmadan karton kutulara koyma! Yoksa akar rezil olursun... (Tecrübe konuşuyor)

Neyse, bir takım cebelleşmeden sonra diyelimki bavullarına kavuştun; ve bavullarını alarak ana binadaki son metrelere girdin. O andan itibaren "gümrük piyangosu" başlamış oluyor.

Bu piyango şöyle düzenleniyor: Çıkış kapısına yaklaşık beş, on metre kala Alman gümrük memurları rastgele insanların bavullarının içinde ne var, ne yok diye kurcalıyorlar. Bu piyangonun bazı kuralları var. Bunlar:

1.      Yolcular bu piyangoda gönüllü katılımcı olmamalarına rağmen, her yolcu piyangodan faydalanma hakkına sahiptir... Yani mecburdur.

2.      Yolcular, "Lan gavat!!! Çek elini o benim avradın donu" deme hakkına sahip değillerdir.

3.      Yolcular, avradının donuna elledi diye, Alman hükümetinin gümrük memurunun boynunu sıkamazlar.

4.      Yolcular, "Ya hemşerim memleket nire?" ile başlayan ve "Yani yanlış anlama, seni gözüm bir yerden ısırıyor"la devam eden cümle kombinasyonlarıyla Alman hükümetinin gümrük memurunu rüşvet teklif edemezler. Edenler ise ilk uçakla memleketlerine gönderilir.

5.      Yolcular, yirmisekiz burma bilezik, onaltı tane beşi birarada, onyedi buçuk metre zinciri, "Valla bunlar benim günlük takılarım" diye Alman hükümetinin gümrük memurunu enayi yerine koyamazlar.

6.      Kendi memleketine işlerine gelmeyince demokrasi ve insan haklarına bunlar hep- Gomünist- işidir diyenler, Alaman hükümetinin gümrük memurunun bulduğu kaçak eşyalara el koymasından sonra, "Bu ne biçim Avrupa dopluluğu lan! Demokrasi nerede? İnsan hakları nerede?" diyemezler. (Diyenler yazar tarafından itina ile yamultulur) ... gibi bazı kurallar bulunmaktadır- isteyen okurlar bu kuralları yazıcıdan çıkartıp yanlarında taşıyabilirler.

Sevgili yabancıdaşım, bunların hepsi güzel de "Benim bu Alman hükümetinin gümrük memurlarına yakalanmamam için ne yapmam gerekiyor" diyorsan, şu iki altın kuralı unutmayacaksın:

İlk önce elini, ayağını korkak alıştırmayacaksın, yani bavulu yeni gelin gibi tutmayacaksın ve İstanbul'a yeni gelmişsin gibi salak salak yürümeyeceksin. İkincisi, gözlerini gerdek gecesinde yavuklusundan kaçırır gibi memurun gözünün içine bakmayacaksın!

Diyelim ki sen bu dediklerimi yaptın, ama kadere bakki piyango sana çıktı ve senin bavuldan çıkan hakiki Kayseri pastırmasına Alaman hükümetinin Zoll beamtesi (Gümrük memuru) "Lan acaba bu uyuşturucu mu?" diye, şüphe ile bakmaktadır.

Senin bu arada "Ya! Şuna bak ya! Elin Alaman gavuru pastırmayı mıncıklıya, mıncıklıya murdar etti" dedikten sonra hızını alamayarak "Senin ananı, avradını, yedi sülaleni azgın eşşekler kovalasın hemi?" diye kalay geçmen çok gereksiz bir iş olur. (Çünkü bazı memurlar senin lisanında ki küfürleri senden daha iyi biliyor olabilir.)

"Evet, ama benim salak rehberim nerede bu işin püf noktası?" diyorsan sana hemen cevap vereyim: Bir dahaki sefere memleketinde Kayseri pastırmalarının bir uyuşturucu değil, sadece bir çeşit salam,sosis olduğunu ispatlayan, yaşadığın ilin sağlık müdürlüğünden alınmış, Almanca ve İngilizce tercümelerinin yanında, senin iline en yakın Alman Konsolosluğu'ndan alınmış “Walla billa iki gözüm önüme aksın ki bu bir uyuşturucu değildir”; “Yalanım varsa tez zamanda Almanya’nın başına yabancı kökenli Alman'ın biri başbakan olsun ki, bu bir uyuşturucu değildir”, “Bir yabancı ile ömür boyu kapı komşusu olayım ki, bu bir uyuşturucu değildir.”

Bu ve buna benzer yeminlerin olduğu Almanca bir evrak eşliğinde geldiğin zaman, pastırmanla geçebilirsin. Ya da kısa yoldan, “sitterim lan, sizin gümrük yasanızıda sizi de” deyip pastırmanı oracıkta bırakmayı seçersin.

Evet sevgili yabancıdaşım bir konunun daha sonuna geldik. Bir sonraki dersimizin konusu Almanya’nın dolmuşları sayılan metro, tramvay, binmek için, neden en azından bir üniversite bitirmiş olmalısın? olacak.

Aleviyol, 3.5.2003

Yorum

|  Ana Sayfaya |

|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |

| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |

 

aleviyol@aleviyol.com