Güncel ve Tarafsız Haber

Ali Kaykı

Tartışmalar

Hü Dost,

Alevilik İslamın içinde midir, dışında mıdır? Tartışmalarına bir de Alevilerin solculuk ve sağcılık ile ilişkileri aldı başinı gidiyor! Allah yolumuzu açık etsin..!

Kimin nerede olduğu burada defalarca yazıldı tartışıldı. Anlaşılamamıştır, ya da herhalde yanlış anlamalar oldu sanısı ile birbirini tamamlayan birbirinden güzel açıklamalar yapılmasına rağmen temcit pilavı gibi tekrar tekrar önümüze koyulmaya çalisilmasina bir anlam veremedim.

Sanki birileri pusulara yatmış, ortalığı karıştırmak için fırsat kolluyorlar. Kanımca, (her ne kadar hidayetinden yoksun kalmış olsalar da) onlar da bal gibi aleviliğin ne olduğunu, İslamın neresinde olduğunu biliyorlar. Bu halleri, sorulan sorulara pişkince ve kaçamak yanıtların yanında işi çikmaza sokmak için olsa gerek başka taraflara çekmelere çalismalarindan belli. Yani birileri kendilerini tatmin edebilmek için polemikler yaratıyor, biz de buna alet oluyoruz.

Tabii bu acizane fakirin kendi görüşü-düşüncesidir. Çünkü ayni kişiler kenarından köşeşinden nabız yoklamalarını daha önce de yapmışlardı. Şundan emin olabilirsiniz!

Aradan biraz zaman geçsin tekrar yapacaklar. Kendileri yapmazlarsa tanıdık ya da kendilerinden birilerine yaptıracaklar. Bunlar, aşağıda (gerici- feodal) gördükleri bu inanan insanları küçümseyerek kendilerini tatmin ediyorlar. Hani, onlar kendi davalarına bile inanmayan, zavallılıklarının farkında bile olmayan, psikolojik çikmazlarinda ki komlekslerini hala aşamamış sözümona aydınlar! Bizim bildiğimiz gerçekten aydın insan merhaba demesinden belli olur. Birini eleşltirirken bile mümküm olduğu kadar incitmemeye çalisirak. “Düşmanınızın dahi insan olduğunu unutmayın” diyenler gibi! Onların, önder gördükleri-bildikleri insanların ne yaşadıkları zamanlarda ne de sağ olsalardı şu zamanda bu tür polemiklere kesinlikle girmediklerini ve girmeyeceklerini de biliyorlar. Tabii bu kişinin kendisinden başlayarak insana-insanlara olan saygısı, bakış açısı ile ilintilidir.

Bu tartışmaları izlerken çok değer verdiğim iki insanı ve onların sözlerini anımsadım. Birisi Balım Sultan Erenler, diğeri de Kaygusuz Abdal Sultan Erenler!

Mücerred Dervişlerin itibar gördüğünü izleyen somun düşkünü softanın biri, fırsattan yararlanmak için mücerretliğe soyunmak istemiş ve Balım Sultan Erenlerin Dergahına gelmiş. Durumu anlatınca, dervişler, bunun ancak mücerretliğin gereklerini yerine getirmekle mümkün olabileceğini ve bir yanlışında o küpenin kulağından çekilip alınacağını ve sonrasını bir güzel anlatmışlar. Bu durum softanın hiç hoşuna gitmemiş tabii. Saygınlık kazanmak hırsından da bir türlü vazgeçmemiş. Öyle gamlı dolaşirken, durumdan haberdar muzip arkadaşlarından birisi de onunla eğlenmek istemiş. Yahu şu tasa ettiğin şeye bak. Mesele kulağa küpe takmaktan ibaret ise git kuyumcu Yuvan ustaya delsin kulağını taksın küpeni! Bunu duyan somuncunun gözleri parlamış ve soluğu kuyumcu ,Yuvan ustanın dükkanda almış. Sonrası adamın mücerred edası ile dolaşması Erenlerin dervişlerinin zoruna gittiğinden durumdan Erenleri haberdar etmişler. Balım Sultan da dervişlerine “boşuna üzülüyorsunuz. Sizlere Balım Sultan Dervişi derler saygı duyarlar, ama onunla Yuvan usta dervişi diye alay ederler”.

Erenlerden Kaygusuz Sultan, Anadolu’dan başka Hicaz’da Afrika’da ve Balkanlar’da da epey gezmiş, dolaşmış. Dolayısı ile ünü her yana yayılmış ve sevilmiş. Bu gezilerinin birinde, kadının birisi yanına gelip Erenlere yalvarmış. “Sultanım haylaz bir oğlum var bir türlü adam edemedim. Al, eti senin kemiği benim. Bunu ancak sen adam edersin” diyerek dervişlerinin arasına katmış. Kaygusuz Sultan adam ile ne kadar uğraştı bilmiyorum ama sonunda şu şiiri yazmak zorunda kalmış.

Bir Kaz Aldım Ben Karıdan

Bir kaz aldım ben karıdan
Boynu da uzun borudan
Kırk abdal kanın kurudan
Kırk gün oldu kaynadırım kaynamaz

Sekizimiz odun çeker
Dokuzumuz ateş yakar
Kaz kaldırmış başin bakar
Kırk gün oldu kaynadırım kaynamaz

Kaza verdik birkaç akça
Eti kemiğinden pekçe
Ne kazan kaldı ne kepçe
Kırk gün oldu kaynadırım kaynamaz

Kaz değilmiş be bu azmış
Kırk yıl kaf dağını gezmiş
Kanadın kuyruğun düzmüş
Kırk gün oldu kaynadırım kaynamaz

Kazı koyduk bir ocağa
Uçtu gitti bir bucağa
Bu ne haldir hacı ağa
Kırk gün oldu kaynadırım kaynamaz

Kazımın kanadı selki
Dişi koyun emmiş tilki
Nuh nebi'den kalmış belki
Kırk gün oldu kaynadırım kaynamaz

Kazımın kanadı sarı
Kemiği etinden iri
Sağlık ile yatma karı
Kırk gün oldu kaynadırım kaynamaz

Kazımın kanadı ala
Var yürü git güle güle
Başimıza kalma bela
Kırk gün oldu kaynadırım kaynamaz

Suyuna biz saldık bulgur
Bulgur allah deyü kalgır
Be yarenler bu ne haldir
Kırk gün oldu kaynadırım kaynamaz

Kaygusuz Abdal n'idelim
Ahd ile vefa güdelim
Kaldırıb postu gidelim
Kırk gün oldu kaynadırım kaynamaz

Aşk-ı Muhabbetlerimizle

| Ana Sayfaya |

|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |

| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |

 

aleviyol@aleviyol.com