SEÇİM SÜRECİNDE ALEVİLER    GİRİŞİMLER BEKLENTİLER ÖNSONUÇLAR

 

ALİ YILDIRIM

BUNALIM VE ERKEN SEÇİM

Genel seçimlerin yapılmasına daha iki yıl olmasına rağmen seçim konusu tartışmanın ötesinde bir gerçeklik olarak gündemde yerini aldı. Şurası kuşku götürmez ki son üç yılda yaşananlar küçük bir azınlık dışında Türkiye’de yaşayan insanları hiçte memnun etmedi. Çalışan insanlar açısından ekonomik sıkıntı had safhaya vardı. Gelir dağılımındaki adaletsizlik, hayat pahalılığı, yoksulluk dayanılmaz bir hal aldı. İşsizlik ve pahalılık artık ün üst noktaya vardı. Sosyal ve siyasal alanda ise gözle görülür, hissedilir hiçbir iyileşme, gelişme yaşanmadı. Hal böyle olunca insanlar hükümeti oluşturan partileri ve hatta muhalefette yer alan partileri bile şiddetli bir biçimde eleştirmeye, ellerimiz kırılsaydı da oy vermeseydik demeye başladılar. Yapılan anketlerde milletvekilleri/partiler/parlemento her zaman en az güven duyulan kurum olarak ön sırada yer aldı.

Hükümet çevreleri bunalımı bir erken seçimle çözmek ve bir an önce kili tarağı toplayıp sahnenin gerisine çekilmek için seçim isteyerek son bir kahramanlık yapmakta karar kıldılar.

Bu koşullarda erken seçimlere gidilirken ne yazık ki hiçbir parti halkın temel sorunlarını çözme konusunda halka umut vermiyor, alternatif oluşturmuyor.

 

ALEVİLER AÇISINDAN DA BİR İLERLEME YOK

Son üç yılda meclisten Alevilerin temel istemlerinin karşılanması yönünde her hangi bir ses yükselmedi. Alevilerin sorunları olduğu gibi bir bütün olarak varlığını sürdürmeye devam etti. Alevilerin, onların örgütlerinin tüm haykırışlarına karşın Alevi çocuklarına okullarda yine zorla sünnilik öğretildi. Alevi köylerine zorla cami yapma uygulamasına hız verildi. Diyanet işleri başkanlığı, yine Alevileri yok saymaya, onların varlıklarını ve kurumlarını inkar etmeye devam etti.

Alevilere yönelik ayrımcı, eşitsiz uygulamalardan, anti demokratik tavırlardan geri adım atılmadı.

Tersine Diyanet İşleri Başkanlığı Cemevlerini reddederek böyle bir kurumun olamayacağını kamuoyuna açıklama yoluna gitti. İçişleri bakanlığı Adındaki Alevi ve Bektaşi, amacındaki Cemevi sözleri nedeniyle Alevilerin üst çatı örgütü olan ABKB’nin kapatılması yolunda talimat verdi, mahkeme ABKB hakkında hukuksuz ve dayanaksız olarak kapatma kararı vermek yoluna gitti.

 

ÖRGÜTLÜ VE KARARLI BİRLİKTELİK

Alevilere yönelik olumsuz tutum sürerken Alevilerin cephesinde gerek Türkiye’de gerekse yurdışında önemli gelişmeler yaşandı.

Türkiye ve Avrupa’da kurulu Alevi-Bektaşi kuruluşları bir araya gelerek Aleviliğin kendi öz yurdunda kendi kimlikleriyle örgütlenmek yoluna gittiler. İlk kez açıktan Alevi adını kullanarak, amacına Aleviliğin değerlerini yazarak ortaya çıktılar.

Avrupa’nın değişik ülkelerinde yer alan Alevi Federasyonları tarihi bir adım atarak Alevi Konfederasyonunu kurdular. Yine Berlin’de bir rüya gerçekleşerek Alevilik okullarda ders olarak okutulmaya başlanıldı.

Alevi örgütlülüğü gerek Alevi Bektaşi kuruluşları Birliği(ABKB)’nin kuruluş sürecinde gerekse kuruluştan sonra Alevilerin temel istem ve sorunlarının düzenli olarak kamuoyunun dikkatine sunmak konusunda bir ilki gerçekleştirdi.

Artık yalnızca belli zamanlarda sözgelimi seçim zamanında değil sürekli olarak Alevilik konusu resmi ve sivil düzeleme taşındı.

SEÇİM SÜRECİNDE ALEVİLER

Erken seçim kararının alınmasıyla birlikte siyasal yönelimi merak edilen kesimlerin başına yine Aleviler yerleştirildi. Yine ilk merak Alevilerin kime oy verecekleri oldu! Alevilerin istemlerine, seslerine kulak vermeyenler, kulaklarını tıkayanlar Alevilere kucak açmakta adeta yarışa çıktılar.

Aleviler açısından bu sürecin diğer seçim süreçlerinden zamanlarından çok önemli bir farkı vardı. Alevilerin ABKB çatısı altında birlik oluşturmuşlardı ve istemlerini ABKB aracılığıyla çok uzun bir zamandır her fırsatta ortaya koymuş bulunuyorlardı.

ABKB yöneticileri son altı ay içerisinde gerek devlet yöneticileriyle gerekse siyasi parti liderleriyle çeşitli görüşmelerde bulunmuşlar ve onlara Alevilerin sorun ve istemlerini içeren dosyalar sunmuşlardı. Örnek vermek gerekirse görüşme yapılan kişi ve kurumlar arasında Cumhurbaşkanı Necdet Sezer, Meclis Başkanı Ömer İzgi, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz da bulunuyordu.

Yani erken seçim kararı açıklandığında Aleviler ne yapacaklarını bilen bir durumdaydılar. Sorunları, talepleri ortadaydı, istemleri ve nasıl davranacakları önemli ölçüde şekillenmişti.

 

HACI BEKTAŞ TOPLANTISI:

“KİMSEYE KOŞULSUZ DESTEK YOK”

Türkiye ve Avrupa’da kurulu Alevi Bektaşi örgütlerinin temsilcileri her yıl olduğu gibi bu yıl da Hacı bektaş törenlerinden bir gün önce Hacı Bektaş’ta bir araya geldiler. Hep birlikte geçen bir yılın değerlendirmesi yapıldı. Sorunlar çözüm önerileri konuşuldu, tartışıldı.

Ayrı bir gündem maddesinde ise Alevilerin genel seçimlerde nasıl bir tutum takınmaları gereği konusu üzerinde duruldu. Tüm temsilciler gayet olgun ve  Alevi geleneğine uygun bir tavır sergilediler. Kişisel çıkarlardan öte toplumsal çıkarın esas alınması ve bu doğrultuda hareket edilmesi gereğine  vurgu yaptılar. Şimdiye kadar partilerle olan ilişkilerin, seçim zamanlarında izlenen stratejilerin zaaflarına, yanlışlarına dikkat çekildi.

Yapılan görüşmeler neticesinde ABKB tüzüğünde yer alan çalışma ilkelerinin öncelikle göz önünde bulundurulması kararına varıldı. Buna göre:

“Alevi Bektaşi Kuruluşları Birliği demokratik bir kuruluştur. Hiçbir siyasi parti örgüt, hareket ve ideolojik yapılanmaya bağlı değildir. Kendi amaçları ve ilkeleri doğrultusunda bağımsızdır.

Çalışmaları yürütürken iş ve eylem birlikteliği yapacağı kişi, kurum ve kuruluşların Alevi kültür ve öğretisini tanımasını önemser” ilkelerinin esas alınması benimsenildi.

Toplantı sonrası yapılan açıklamada:

” Alevilerin hiçbir siyasi partiyi koşulsuz desteklemeyeceği,

Program, tüzük ve seçim bildirgelerinde, Alevilerin yıllardır örgütleri aracılığı ile ifade edilen sorun, talep ve çözüm önerilerine yer veren ve ayrıca Alevi adaylarına listelerinde yer açan emekten yana, eşitlikçi, özgürlükçü, laik ve demokratik siyasi partilerin değerlendirileceği” kamuoyuna duyuruldu.

Hacı Bektaş kararlarıyla Aleviler “hiçbir siyasi partiyi koşulsuz desteklemeyeceklerini” ilan ediyorlardı.

Bu açıklamada ki unsur dikkati çekiyordu. ABKB partilerden;

1.Alevilerin temel sorunlarına sahip çıkılmasını,

2.Alevi adaylara listelerinde yer verilmesini talep ediyordu.

ABKB seçimlere ilişkin  “Hacı Bektaş kararları” kararlarını hayata geçirmek için Ankara’da siyasi parti liderleriyle bir dizi görüşmeler gerçekleştirdi.

ABKB yöneticileri CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, YTP Genel Başkanı İsmail cem, HADEP Genel Başkanı Murat Bozlak, ÖDP Genel başkanı Ufuk Uras, ANAP Genel başkanı Mesut Yılmaz, SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın ve ayrıca Kemal Derviş ile görüşerek kendilerine “Alevilerin temel sorunları ve çözüm önerilerini” içeren bir dosya sunarak hiçbir partiyi koşulsuz desteklemeyeceklerin açıkladılar.

Bu görüşmeler seçimler kadar Alevilerin sorunlarının bir kez daha ortaya konulması, kamuoyuna mal edilmesi açısından önem taşıyordu.

 

CEM VAKFI’NIN “FIRSATÇILIĞI”

Seçim süreci bir turnusol kağıdı gibi çeşitli çevrelerin gerçek tutumlarını ortaya çıkarmak bakımından da önemli bir işlev görüyor. Bu süreçte Cumhuriyetçi Eğitim vakfı(CEM) ve onun başkanı İzzettin Doğan’ın nasıl fırsatçı bir tutum izlediği, Aleviler üzerinden nasıl siyaset yapmaya kalkıştığı, bir anlamda onları nasıl pazarlamaya çalıştığı bir kez daha bütün açıklığıyla ortaya çıktı.

Kendisinden başka hiç kimseyi temsil gücü olmayan İzzettin bey her zamanki gibi yine Alevi kuruluşlarını tepeleyerek, onları yok sayarak Alevi önderliğine soyunmak sevdasına kapıldı. Star gazetesine yaptığı açıklama ile “10 milyon Alevi oyunun kendi cebinde olduğunu, kendisi nereye oy verirse Alevilerin de oraya oy vereceklerini” ilan etmekte hiçbir sakınca görmedi. Avrupa Alevi örgütlenmesinde tükenenlerele bir araya gelerek “temsilciler meclisi” olarak siyasi partilere şartlar öne sürdü.

İzzettin Bey’in Alevileri küçük düşürücü, onların birliğini dirliğini bozucu tutumuna karşı ABKB bir açıklama yaparak siyasi partileri uyardı. ABKB açıklamasında "Birtakım kişilerle kapalı kapılar ardında pazarlıklar yapanlar kerameti kendinden menkul şeyhlerin elini sıkarak, Alevilerin oylarını hanelerine yazacağını sanan siyasiler, dün olduğu gibi bugün de hüsrana uğrayacaktır" denildi.

 

ALEVİLERE YİNE LİSTELERDE YER YOK

Alevilerin deklere ettikleri istemlerden biri de  partilerin aday listelerinin seçilebilir yerlerinde Alevi adaylara yer ermesi idi.

Bu istem hiçbir siyasi parti tarafından nazarı dikkate alınmadı.

Kuşkusuz burada dile getirilen Alevi sorununa duyarlı aday demekti.

Bu açıdan listelere bakıldığında durumun hiç de hoş olmadığı hemen görülmektedir.

Sözgelimi CHP Ankara İl başkanı ve Hacı Bektaş Derneği eski başkanı Mustafa Selmanpakoğlu Ankara’da listeye giremedi.

Aşık Mahsuni’nin eşi Fatma Mahsuni ile sanatçı Yavuz Top, Aşık Veysel Derneği başkanı Hüseyin Özer  de aday olup listeye giremeyenler arasında. 

Aynı şekilde AABF eski genel başkanı Ali Rıza Gülçiçek İstanbul 1.bölgede ve 7 inci sırada ancak kendisine yer bulabildi.

Mustafa Timisi’nin aday mı olmadığı yoksa  listelere mi konulmadığı sorusu ise yanıtsız kaldı?

Adayların listelerde yer almasında parti için harcadıkları emeği ölçüt aldığını ileri sürün CHP yöneticileri, Yaşar Nuri Öztürk’ün hangi mücadelesi ile  İstanbul 2. Bölge‘de liste başı yapılıdığını açıklayamadılar. Örnekleri çoğaltmak mümkündü. Ama açık ve net olan bir şey vardı o da parti yöneticilerinin Alevi örgütlerinin bu yöndeki duyarlılığını dikkate almamaları.

 

 

AKP’NİN SAHTE ALEVİ DEDESİ

Ak partiden kara oyun.

AKP’nin Tunceli’den aday göstermeyi düşündüğü Alevi dedesi sahte çıktı, bu kişinin aslında sünni olduğu öğrenildi.

 

SAADET PARTİSİ:”EN İYİ ALEVİLER BİZDE”

Saadet Partisi genel başkan yardımıcısı Mehmet Bekaroğlu daha listeler açıklanmadan “Benim bildiğim en az üç alevi adayımız var” diye açıklama yapıyor ve Ehlibeyt vakfı başkanı Fermani Altun’un İstanbul’dan, Ali Ataç’ın tunceli’den, ve Fuat mansuroğlu’nun da Hatay’dan başvurduğunu bildiriyordu. Bunların kim olabileceği malumdu.

SP Hatay Milletvekili Metin Kalkan’da kendi ilinden aday olan Mansuroğlu’nun Avrupa Ehlibeyt Vakfı başkanı olduğunu  belirterek “en iyi alevi gurubunun kendilerini destekleyen Ehlibeyt gurubu olduğunu” söyledi. Kalkan şöyle konuştu “Bizi destekleyen Alevi gurupları en güzel Alevilik. Öteki Alevi gurupları, materyalizmi, ateizmi Alevilik diye sunuyor. Solculuğu Alevilik diye sunuyor”(Sabah, 6 Eylül 2002)

Yeminli Alevi düşmanları Alevi kimliğini reddeden düşkünleri yedeğine alarak Alevileri aldatma oyununa giriştiler.

Ne var ki bu “iyi Alevi” Hatay’da ancak 5.sıradan aday olabildi. Malum Fermani ise listelere hiç giremedi.

 

TÜRKEŞ REHA SOLA KARŞI OMUZ OMUZA

Alevi yazarı olarak tanınan Reha Çamuroğlu arkadaşımız Demirel’in talimatıyla kurulan  DTP’de görev aldıktan sonra genel başkanı Yalçın Bayar ile birlikte Tansu Çiller’in DYP’sine iltihak ederek İstanbul 3. bölgeden yine kendisi gibi Alevi olan ve fakat Alevi olduğunu gizleme yoluna giden Ufuk Söylemezoğlu’nun arkasından 3.sıra milletvekili adayı oldu.

Kendisi gibi DYP’ye iltihak eden Türkeş ile birlikte seçim propagandasına çıkan Reha’nın aday olarak ilk icratı ise sola saldırmak, Alevilere sola oy vermemelerini telkin etmek oldu.

Reha hızını alamadı Alevi kuruluşlarının eşitlik ve hukukun üstünlüğü adına ortaya koymuş olduğu istemlerini ise tüm geçmişte söyleyip yazdıklarını inkar ederek “dini siyasete alet etmek olarak” niteledi. (Zaman, 29.8.2002)

 

ECEVİT’TEN SÜPRİZ ÇIKIŞ

Hacı Bektaş törenlerine katılarak Alevilere sıcak mesajlar veren sıcak vaadlerde bulunan Ecevit somut bir adım atarak “seçim bildirgesinde” Aleviliğe ve Alevilerin istemlerine özel bir bölüm ayırdı. Bu anlamda Alevilerin istemleri  ilk kez bir siyasi partinin seçim bildirgesinde yer almış oldu.

DSP’nin “sessiz devrim” adını verdiği seçim bildirgesinde “Demokratik Sol ve Alevilik-Bektaşilik” başlığı altında şu vaadler yer aldı:

“Nevşehir’de Hacıbektaş adıyla bir üniversite açılması için başlattığı girişimini sürdürecektir.

Hacı Bektaş Veli Dergâhı’na yapılan paralı ziyaretlerin bedelsiz ya da sembolik bir bedelle gerçekleştirilebilmesi için çalışacaktır.

Aleviler için Hacıbektaş’tan sonra ikinci büyük inanç ve kültür merkezi olan Banaz’daki Pir Sultan Abdal etkinlikleri ile öteki bölgelerdeki etkinliklerin daha organize olması için devlet desteğini artıracaktır.

Bu bağlamda, Alevi-Bektaşi kuruluşlarına Bütçe’den ayrılan ödeneklerin yükseltilmesini ve cemevleri yapımında devlet tarafından arsa desteğinin verilmesini sağlayacaktır.

Alevi-Bektaşiler’in kültür ve inanç merkezleri olan cemevlerinden elektrik ve su gibi günlük gereksinmelerin bedelsiz sağlanması için yasal düzenlemeler yapacaktır.

Ayrımcılığın önlenmesi için Alevi-Bektaşiliğin de okullarda öğretilmesine ve bu kültürün anlatımında önemli bir enstrüman olan "bağlama"nın da ders kapsamına alınmasına olanak tanıyacaktır.

Devlet radyo ve televizyonlarında Alevilik-Bektaşilik de dahil tüm inanç gruplarına kendilerini tanıtabilmeleri için eşit süre sağlanması için gereken düzenlemeleri yapacaktır.

Aleviler’in Diyanet’te temsil edilmesi, Demokratik Sol Parti’nin öncelikli hedefleri arasındaydı. Ancak, Alevi-Bektaşi önderleri arasında uzlaşı sağlanamaması, bu konuda adım atmamızı önlemiştir.”

 

DSP’nin açıkladığı bu program gazetelerde “ABKB’nin girişimleri sonuç vermeye başladı” şeklinde yorumlandı.

 

İLK SONUÇLAR

Aleviler açısından seçim sürecine ilişkin ilk sonuç olarak şunu yazmak mümkün. Tüm bu gelişmelere karşın Aleviler siyasi partiler üzerinde sayıları, güçleri oranında henüz bir baskı gücü oluşturabilmiş değiller.

Ama geçmiş yıllara göre de hayli bir mesafe alındığı da tartışma götürmez. Bu anlamda yapılması gereken örgütlü gücü daha da saglamlaştırıp güçlendirmek, Alevilerin istemlerini, sorunlarını tüm zamanlarda gerek resmi kurumlar gerekse kamuouyu önünde sürekli olarak gündemde tutmak. Ta ki sorunlar çözülene kadar.

Forum Konuk Defteri  Ozanlar Yazarlar Yol Alevilik
Irtibat Linkler Deyisler Kitapevi Hüseyin Gazi Ana Sayfaya