Alevilerin Günlük Haber PortalıAleviyol sitesinin  hiçbir forum ve konuk defteriyle ilgisi yoktur ve site adına da  kimse forumlara ve konuk defterlerine  yazı yazmak hakkına sahip değildir. İnternette www.aleviyol.com ibaresi ile Aleviyol sitesi dışında rastlanılan  yazılarla ilişkimiz yoktur.

 Aydın DURDU

Eski  Anadolu düşünürlerinden Thales (M.Ö. 624-548), evreni meydana getiren ana maddenin ne olduğunu sormuş ve sorduğu soruya yine kendisi cevap vererek bu maddenin su olduğunu söylemiş. Bir başka Anadolu düşünürü olan Xenophanes de (M.Ö. 569-477) Thales’le aynı düşünceyi paylaşmış ve bunu şu sözleriyle ifade etmiş:

 

“Hepimiz toprak ve sudan doğduk zira,

 Topraktan gelir her şey ve döner toprağa”

 

Yine Anadolu düşünürlerinden birisi olan Empedokles de aynı düşünceyi savunmakta ve evrenin dört öğeden oluştuğunu söylemektedir ki  bunlardan birisi de “su”dur. Aslında bu düşünürler zaten o günkü Anadolu’nun günlük hayatında var olan kültür, inanç ve düşünüş biçimlerini kavramsallaştırmak ve belli bir temele oturtmaktan öte bir şey yapmamışlar. Çünkü o günkü Anadolu’da suyun kutsallığına zaten inanılmaktaydı, günümüz gibi o gün de Anadolu baştan başa bir ayazmalar-kutsal sular ülkesiydi. Bu kutsallık kaynağını doğayla iç içe yaşayan insan düşüncesinin kendisini doğadan ayrı, bağımsız bir varlık olarak algılamamasından alıyordu. Bunun sonucu olarak bu fikrin ilk biçimlerinden birisi olan Animizm ortaya çıktı. Animizme göre ölen önemli kişilerin ruhları su kenarlarında ikamet ediyordu.

Suyun hayatın kaynağı olduğu inancı Anadolu dışındaki bir çok kültürde de ortaktır. Örneğin Eski Türk inançlarına göre evren yaratılmadan önce salt sudan oluşuyordu. Bu nedenle Türkler bir pınar gördüklerinde hemen secde ediyorlardı. “Kutsal Pınar” anlayışı Türklerde oldukça yaygın bir inançtı. Bununla ilgili olarak Dede Korkut kitabında şöyle yazıyor: “...uzun bınar dimek ile meşhur bir bınar var idi: ol bınara periler konmuş idi....” Bu kutsallık Türklerin eski dini olan Şamanizm’e de yansıyor. Şamanizm’deki beş tanrıdan birisi Su Tanrısıydı. Halk, Şaman aracılığıyla Su Tanrısına dua ederdi. Bu kutsallık daha sonraki yüzyıllarda da devam ediyor. Timur döneminde Ceyhun Nehri’nin Cennetten geldiğine inanılır, bu bölgede bir pınara, su kaynağına kirli bir şey düşse halk hemen buraya giderek temizlik yapıyordu. Aksi takdirde büyük bir fırtına kopacağını düşünülüyordu.

 

 Nehir Tanrı

 

Ceyhun Nehri’nin cennetten geldiği inancının benzeri Hintlilerde de mevcut. Hintlilerin Ganj Nehri kaynağını “Ganga” (Nehir Tanrı)’dan alıyor. Ganj kutsal bir nehir olarak anılmakta ve ona tapınılmakta. Bu nedenle her yıl binlerce Hintli, Ganj Nehrinde yıkanarak arındığına ve kutsanarak sağlık bulduğuna inanıyorlar.

Sümerler evreni, Gök(An), Toprak(Enlil) ve Su(Ea veya Enki) olarak üçe ayırıyor ve tümünün yaratıcı öğesi olarak “su”ya tapıyorlardı. Sümerlilerde su, yaratılışın kaynağı olduğundan bereketi simgeliyordu. Bu nedenle tapınaklarda bir kap içerisinde su bulunduruluyor ve bu sudan içenlerin hastalıklarından kurtulacaklarına inanılıyordu. Bu anlayış günümüz Anadolu’sunda da oldukça yaygın. Bir çok Türbede bir kap içerisine su konulmakta ve bu sudan yada Türbe yakınındaki kutsal bir su kaynağından içildiğinde sağlığa kavuşulacağına inanılmakta. Bu inanç dinsel bir gelenek olarak İslamiyet’te de bulunuyor. Kabe’deki kutsal sudan(Zemzem) içen hacılar böylece kutsandıklarına inanıyorlar.

Suyun kutsallığıyla bağlantılı en önemli dinsel gelenek vaftizdir. Geçmişi Hıristiyanlıktan  çok önceye dayanan vaftiz, kişinin geçmişle tüm bağlantılarını koparması, yeniden doğmasını amaçlıyor. Çünkü suyla temas, suyun arındırıcı niteliği nedeniyle, her zaman bir yeniden doğuşu simgeliyor. Vaftiz veya benzeri, suyla arınma ritüeli bir çok kültürde ortak özellikler taşıyor. Hintlilerin Ganj nehrinde yıkanması bu ritüelin bir parçası olduğu gibi, geçmişte Anadolu’da Kybele tapımında da uygulanıyordu. Bu ritüel günümüzde Anadolu Alevi-Bektaşi cemlerinde de ceme katılanların -on iki hizmetten biri olan- ibrikçinin döktüğü suyla el parmaklarını yıkamaları şeklinde devam ediyor.

 

Ölümsüzlük veren su

 

Suyun yaratılışın temeli olduğu inancından doğan abıhayat (içenlere ölümsüzlük verdiğine inanılan su) İslamiyet’e göre sadece Hızır tarafından içilebilmiş. Bu nedenle Anadolu’nun bir çok yöresinde Hıdrellez sabahı güneş doğmadan çeşmeden su alınarak eve getirilir. Bunun amacı eve bereket getirmek ve bu sudan içerek sağlık bulmaktır. Abıhayatın Eski Türklerdeki karşılığı yine ölümsüzlük verdiğine inanılan “Bengisu”dur. Bu inanç Eski Anadolu uygarlıklarında da bulunuyordu. Akhilleus doğar doğmaz annesi tarafından Styx nehrine atılmış ve ölümsüz kılınmıştı.

Suyun kutsallığı inancının bir başka yansıması da İslamiyet’teki Abıkevser ırmağıdır. İnanca göre ölen kişi Sırat köprüsünden geçtikten sonra; ancak Abıkevser ırmağında yıkandıktan sonra cennete girebilir. Halk geleneğinde olduğu gibi dinlerde de suyun kutsal görülmesi suyun, yaşam için zorunlu olmasından kaynaklanıyor. Bu nedenle Anadolu’da yağmur rahmet adıyla da anılır. Birçok yörede, özellikle geçmiş yıllarda Nisan yağmurlarının (Aptal ıslatan, aslında bu deyim bana göre Abdal ıslatan olmalıdır; çünkü literatürde Abdalların Nisan yağmurunu kutsal gördükleri ve Nisan yağmurlarında özellikle yağmur altında ıslandıklarıyla ilgili bilgiler mevcuttur) şifa verdiğine inanılıyor ve kaplarda toplanan su, ailenin bütün çocuklarına içiriliyordu. Suyun kutsallığı inancının halk kültürü içerisinde bir çok yansıması bulunuyor. Bunlardan birisi “eren”, “evliya”, “ermiş” olarak bilinen halk önderleri için anlatılan söylenceler. Bu söylencelerin büyük bir kısmında evliya asasını yere saplayarak veya benzeri bir şekilde hiç su bulunmadığı düşünülen bir yerden, olağanüstü bir şekilde su çıkarır. Bu su genellikle bir kült konusudur. Örneğin Hacıbektaş’ta bulunan ve Hacı Bektaş Veli tarafından çıkarıldığına inanılan Ali Suyu ve Aslanlı Çeşme Aleviler için Zemzem kadar büyük bir kutsallığa sahiptir. Sağdaki fotoğrafta görüleceği gibi bu suyun üzerine zaten halk tarafından zemzem yazılmıştır. Bu çeşmelerden içilen suyun hastalıkları iyileştirdiğine, sağlık verdiğine inanılıyor. Su, canlılar için bir zorunluluk olmasından dolayı kült konusu olmakta ve onun için yakarılmaktadır. Günümüzde halen kuraklık dönemlerinde yağmur yağması için metropoller de dahil olmak üzere yağmur duasına çıkılması da bu yakarışın en yaygın örneklerinden.  Halk kültüründe su ile ilgili inançlar oldukça fazla. Bu inançların bazıları olumlu bazıları ise olumsuz özellik taşıyor. Ancak her ikisinin de ortak özelliği suyun sahip olduğu kutsallık. Örneğin suya atfedilen olumsuz inançlardan birisine göre geceleri peri kızları ay ışığında toplanır, göllerin kıyısında düğün dernek kurarlar. Suyun şırıltısı onların sesi, sudaki gölgeler onların yüzlerinin yansımasıdır. Bu göller çok derin olup da görünmediklerinde, burada devler bile bulunabilir, insanlara kötülük eder ve insanları suyun dibine çekerler. Yakın tarihte kamuoyunu günlerce meşgul eden Van Gölü Canavarı da bu inancın sonucu değil midir?  

 

 

Yaralanılan Kaynaklar:

 

ELİADE, Mircea: İmgeler, Simgeler, Gece Yayınları, I. Baskı, Ankara Haziran 1992.

HANÇERLİOĞLU, Orhan: İslam İnançları Sözlüğü, Remzi Kitabevi, 2. Basım, İstanbul 1994.

 

Not: Bu yazı Aydın DURDU imzasıyla Ekolojik Yaşam Dergisi Buğday'ın 11/2001 sayısında yayınlanmıştır.


Hayatın kaynağı olan su pek çok kültürde ölümsüzlüğün, bereketin ya da arınmanın simgesi olarak karşımıza çıkıyor. Baştan başa bir ayazmalar-kutsal sular ülkesi olan Anadolu'da suyun kutsallığına inanılıyor.


Halk kültüründe su ile ilgili inançlar oldukça fazla. Anadolu'da Türbelere yada mezarlara su bırakılması yaygın olan bir uygulamadır.


Ölümsüzlük sembolü olarak bilinen su, ölümsüzlüğe değil, hayatın ve ölümün şekil değiştirme olduğuna inanan Anadolu insanı tarafından en kutsal bilinen yerlere resmedilir.

 

Suyla ilgili inanışlar...

·      Geceleri su üstünden atlanmaz. Su birikintileri ecinnilerin ve perilerin mekanıdır.

·      Gece dışarı su dökeni periler çalar (Alır götürür).

·      Suya tükürmek uğursuzluk getirir.

·      Çeşme başında uyunmaz; çünkü bu durumda şeytan gelir.

·      Yolculuğa çıkanların arkasından su dökülür.

·      Cenaze gömülene kadar, o bölgede evlere su getirmezler.

·      Cenaze olan bölgedeki tüm kişiler evlerdeki suları dökerler.

·        Su çok kutsaldır. “Su gibi aziz ol” bunun ifadesidir.

 


 

                     

Basın-Medya Arama Ozanlar Yazarlar Yol Alevilik
iletişim Linkler Deyisler Kitapevi Hüseyin Gazi Aleviyol