Taha Akyol Sosyal
bilim ödülleri
TÜRKİYE Bilimler Akademisi (TÜBA) bu yıl sosyal
bilimler dalında iki profesöre "Bilim Ödülü"
verdi: Folklorcu Prof. İlhan Mehmet Başgöz ve
tarihçi Prof. Ahmet Yaşar Ocak.
TÜBA'nın yayın organı olan Günce'nin son
sayısında iki bilim adamının konuşması
yayımlandı. (www.tuba.gov.tr)
Prof. Başgöz, kişi adlarının 'sosyolojisini'
inceliyor.
1920-22 arasında doğan çocuklara çok sayıda
Mustafa, Kemal, Fevzi, İsmet gibi adlar
konulmuş.
Sonra Menderes adı... Ülkücülerde Atilla, Fatih,
Alparslan gibi; solcularda Barış, Devrim, Örgüt
gibi adlar... Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında
Diyarbakır'da doğan 33 çocuğa Ecevit adı
konulmuş.
Kırsal kesimde çocuklara özellikle babanın
ecdadının adları veriliyor. Yörüklerde bu en
yüksek orana çıkıyor. Şehirleşmeyle bu ataerkil
gelenek zayıflıyor. Şehre göçmüş bir işçinin
Prof. Başgöz'e söyledikleri:
"Dört çocuğumdan köyde doğan ikisinin ismini ben
seçtim, ama burada doğanların adını eşimle
beraber seçtik; malum artık asrî olduk."
* * *
TARİHÇİ Prof. Ahmet Yaşar Ocak, kültürel tarih
alanında Fuat Köprülü, Osman Turan ve Abdülbaki
Gölpınarlı'dan sonraki en büyük tarihçimizdir ve
bazı konularda hocalarını da aşmıştır.
Doktora tezi, Anadolu'da Sünni Selçuklu
idaresine karşı 1239-40 yıllarında patlak veren
"Babaîler İsyanı"dır. Prof. Ocak 16. ve 17.
yüzyılda ortaya çıkan benzer akımları
"Kalenderîlik" adlı kitabında inceledi.
Popüler ve sûfî akımların en önemli kaynakları
olan "Menakıbnameler", Prof. Ocak'ın diğer bir
eseridir. Pek çok kitap ve makalesi vardır.
Alevi ve Sünni konularını bilmek bunları
bilmekle mümkündür.
Prof. Ocak'ın bu alandaki muazzam bilimsel
katkısının en önemli tarafı, "sosyolojik boyut"u
ortaya koymasıdır: Bu hareketler "merkez"e karşı
"kenar"ın, Sünni elitlere karşı kırsal kesimin
Alevi kimlikli tepkileridir. O sebeple
çatışmalarda "itikat"tan ziyade bu sosyal ve
politik konumlar asıl etkendir.
* * *
PROF. Ocak tarihte Sünni "merkez"in ve Alevi
"kenar"ın tutumlarına ve kültürlerine itikadi ve
ideolojik önyargılarla bakmanın yanlışlığını
vurguluyor.
TÜBA'da yaptığı konuşmada Prof. Ocak, bu
konuların "toplumun büyük çoğunluğunun
hassasiyet gösterdiği kültürel kimlikle alakalı"
olduğuna dikkat çekiyor. "Bu hareketleri
entelektüel elitlerimizin çok iyi tanıması ve
daha önemlisi, anlamaya çalışması şarttır"
diyor:
"Ancak bu yolla laik elit kesimlerle halk
çoğunluğu arasında bir uzlaşı sağlanabilecek...
Bu suretle hem din bağnazlığı hem de din
karşıtlığı makul seviyelere çekilebilecektir..."
Halbuki, bu konuların soğukkanlı ve bilimsel
araştırmalarla değil, "bilim dışı yaklaşım ve
yöntemlerle, ideolojik güdülerle, önyargılarla.
bilgisizlikle" ele alınması büyük hatalara yol
açmaktadır. İlahiyat fakülteleri dışında
üniversitelerimizin 1990'lara kadar bu araştırma
alanlarına gözlerini kapatmış olması çok büyük
bir yanlış olmuştur.
Şunu da ben belirteyim: Pozitivist ideoloji
güdüsüyle TÜBA da Şerif Mardin gibi uluslararası
çapta büyük bir sosyal bilimcimizi dışlamış,
zaman zaman böyle 'ideolojik' davranışlar
sergilemiştir.
http://www.milliyet.com.tr/2005/02/28/yazar/akyol.html