|
Murtaza Demir
“SIVAS UTANÇ MÜZESI!!”
ONLAR, daha iyi bir Dünya, daha demokratik bir Türkiye için canlarını verdiler!
ıstediler ki, Aleviler, Sünniler, Türkler, Kürtler ve herkes, kendisini özgürce
ifade edebilsin: Semahını dönsün, dilini konuşsun... Yurttaşlarından en temel
insan haklarını dahi esirgeyen devlet yetkililerinin ilgisi ve bilgisi içinde
gericiler tarafından yakılarak öldürüldüler! Arkalarından gözyaşı döküp, ‘ah,
vah’ dedik ama, sonra hiçbir şey yapmadan öylece bıraktık. O büyük öfke selini,
o olağanüstü duygu yoğunluğunu akıl ve bilimin rehberliğinde, somut iş ve güç
birliğine dönüştüremedik. “Bağımsız Türkiye” isteyenleri “gök
ekin gibi biçen” ve onun yerine tükenmeye yüz tutan gericiliğin tohumlarını
eken 12 Eylül Cuntasını, yağmacıları, ırkçı-mafya çetelerini, Çorum-Maraş
katliamlarının sorumlularını yargılayıp, ceza almalarını sağlayamadığımız
gibi... ;
Yapılması gerekenleri yapamadığımız için şimdi Dünya daha bir hoyrat: Kötü ve
dayanılmaz! Emperyalizmin, mazlum ve fukara halklar üzerinde kurduğu sömürü
düzeni, güç ve silah kullanımı, açlık, hastalık ve sefalet, geçen yüzyılları
mumla aratacak düzeyde. Dünya uygarlıklarının beşiği konumunda bulunan
Anadolu’muz ise, 12 Eylül’ün yeşerttiği gericiliğin ve Sivas katillerine sempati
besleyenlerin yönetiminde.
Toplumsal geçmişimizle ilgili onur duyacak kazanımlarımız varsa onları
abideleştirip, korumalıyız. Ama eğer Sivas katliamı gibi bir toplumsal utancımız
varsa, “unutturmaya” çalışanlara karşın onu da utanç abidesi
yapmalı, her daim anımsanmasını sağlamalıyız. Benzer utançları bir daha
yaşamamanın yollarından biri budur. Solingen’de yakılan Türk ailenin oturduğu
evin müze olarak kamulaştırılması da, Yahudilerin yakıldığı Nazi Kamplarının
açık hava müzesi olarak korunması da, bu düşünceye dayanır.
Katliamdan bugüne değin, “sözü edildiği” halde somut adım atılmayan
“Madımak Otelinin müze yapılması” konusu, ısviçre’de yaşayan Sn. Hasan KAYA
kardeşimizin (www.2temmuz.com) fikri
öncülüğünde önemli bir ivme kazandı ve umut verici bir noktaya getirildi. Sn.
KAYA bu projenin kitlesel bir desteğe dönüşmesi için adeta çırpınıyor.
“Önderlik vb. beklentisinin olmadığını; projeyi başlatmış olmanın onuruyla
yetine bileceğini; anlamlı bir grubun, yada kurumsal bir önderliğin bu
sorumluluğu devralmayı istemesi halinde ise, sevinerek kabul edeceğini”
ifade ediyor. Bu da işin başka bir güzelliği...
Bu evrende yaşayan ve “insan olmak” iddiası taşıyan herkesin yüreğinde
Sivas katliamından bir tortu kaldığını ve insanlığından hicap duyduğunu
biliyorum. Bu yüzden, “keşke bir şey yapa bilseydim” diyerek
hayıflananların olduğuna da inanıyorum. KAYA ve arkadaşları “Sivas Utanç
Müzesi” girişimiyle bizlere fırsatı veriyor ve çağrı yapıyorlar. Diyorlar ki:
“Alevi, Sünni, Musevi, Hıristiyan; dinli, dinsiz; ey insanlık! Gelin yüreğinizin
ve vicdanınızın sesini dinleyin: Bu insanlık projesine ortak olun ve Sivas
katliamının yüreğinizde bıraktığı utanç tortusundan kurtulun! Madımak Otelinin,
“UTANÇ MÜZESı”ne dönüşmesi için imza atın, elektronik mektup gönderin, faks
çekin...”
Halen Madımakta konaklamaya devam eden ve odalarda gezen ruhlarımızdan haya
etmeyecek denli duygusuz olanların, otel restoranında oturup, yanık
bedenlerimizi kast ederek “Madımak kebabı” nitelemesiyle tıkınırken,
katliamı “meze” yaptıklarından haberdarım. ınsan yakanların,
alevler içindeki çocuklarımızın sessiz hicranı karşısında sevinç çığlığı
atanların, “insan eti yemekten de” haz duyabilecek ölçüde
alçalmalarından daha tabi ne ola bilir?
Bu yüzden, aslında bir utanç abidesi olan Madımak Otelinin, kendi gerçeğiyle
yüzleşmesini ve kaderine razı olmasını istiyorum. Sivas’ta yaşayan ve bu
olaydan derin ıstırap duyan sessiz çoğunluğun, kendi vicdanları ve gerçekleriyle
bir hesaplaşma arayışında olduğunu, bu girişimin onlar için de bulunmaz bir
fırsat olarak algılanmasını diliyorum.
Öncülüğü ve emeği nedeniyle değerli H. Kaya’yı kutluyor, projeyle ilgili olarak
her konuda yanlarında olmayı anlamlı bir insanlık ödevi sayıyorum. 26.08.2004
(www.pirvakfi.8m.com,
pirvakfi@yahoo.com) |