|
Sokak Filozofu
Şen Putların Ülkesi
Artık kendini çöllerin kızgın
kumuna bırak
Ve zemzem çeşmesinde yıkan.
Ne zamana kadar bülbül gibi inilti
Ve ne zamana kadar bahçelerde
dolaşmak?
*
Haremde doğup puthanede ölenlere
yazıklar olsun.
Muhammed İkbal
1.
Dünyasını avuntulardan inşa eder
Ve çekilir üzerinde yıldızların doğmaya
Nehirlerin akmaya utandığı
Kemikten bir dehlize.
Kimi zaman üç tarafı çevreleyen
O kanserli denizin
Mor köpüklü sularının dibinde
Anlamını bilmediği dualar mırıldanır.
Adam
Mezarlığa dönüşecek bir madenin başında
Dili yarık
Eli kılıçlı bir muhafızdır.
Adam gözleri kör bir azimin bereketsiz izinde
Adam özgürlük adına, zincirlerin peşinde
Adam eriyorken putların kanserli denizinde
Adam
Lar
Oyulacak gözleri
Söyleyecek sözleri kalmamış.
Adam peşinde.
Adamlar peşinde!
Domuzyağı sellerinde sürüklenmiş bir azim
Hangi avuntuyu paramparça eder ki ?
Karanlığın gözlerine sürme olmuş mavilik
Hangi özgür tutsağa bayrak olacak ?
Yiğitlerin gözlerini oymuş kalemler
Masallardan başka ne yazabilir
Yakınmaktan başka şey bilmeyen bir volkandan
Olsa olsa ancak su sızabilir.
2.
Adam,
Sen de onlardansın demek.
Ovalarda yürümeyi beceremezken
Zirve fatihi olmak için didinenlerden.
Ceplerine doldurduğun köhne umutlar
Ve sırtına yüklediğin ağır putlarla
Hangi başı dumanlı dağa, varabilirsin.
Üstelik
Yalın ayak, başı kabak.
Başkalarının dualarını mırıldanarak,
Gülünesi haline
Gururla ağlayarak.
Karıncaların filleri yendikleri gün
Kıyamet dünyaya “haykırarak” koşacak.
Kafanın içinde ki o bunak ısrar
Aklını şehid edip esaretin olacak.
Gözlerin kör mü?
Görmüyor musun dağların, putlara benzemediğini?
“Canım” dediğin şu çamur renkli kaderi,
Sayfaların arasında toz olalıberi
Masalları “destan” olmuş iskeletlerin
Ruhuylamı kudretlere boyayacaksın?
Her yanı kurtlanmış bir yenilmişlikten
Acziyet göllerine dalarak kim arınabilmiş.
3.
Adam
Sen de o ordunun eski bir askerisin demek
Kılıcı kuvvetli vicdanı zayıf
Şu savaş meydanları hariç
Her yerde aslan kesilenlerden.
Bu ihtiyar dünyayı nasılda acımadan yağmaladınız
Basit bir “değer ziyafeti” için
Binlerce kundak bebeğinin yüreğini deldiniz.
Siz yürüdükçe dünya daha da kızıllaştı
Sırtlanlar semirdikçe semirdi
Akbabalar bayram etti siz yürüdükçe.
Kılıcı olmayan onlarca vicdanlı yiğit
Zavallılaşıp ruhunu sizlere aş etmemek
Ve ruhunu aş edip zalimleşmemek
İçin
Bağrı yanık, ucu kayıp çöllere hicret etti.
Kumandanların şimdi altından saraylarda
Gözlerini tezek ruhlu toplumlarına dikmiş
İpek yüzlü yastıklara kurulmaktalar.
Bir ülke kurdular elbirliğiyle
Temelinde mazlumların ahları...
Orası “Pırıl Pırıl Parıldayan Şen Putların Ülkesi”.
Kurbana doymayan Yezidi kumandanlar
Kurbanlaşmaya doymayan Lutiler, Semudiler
Doymaya doymayanların
Renklere garkolmuş cehennemi.
Orası “Pırıl Pırıl Parıldayan Şen Putların Ülkesi”.
Cehennem evet cehennem,
Cehennem çünkü orada,
Putları yapanlardan başkası haykıramaz.
Haykıramaz,
“Ey vicdanları kum, ayaklı sürüngenler
Ey dilleri kana batmış zalim put mimarları
Size,
Hükmetme hakkını kimler ne zaman verdi,
Bu lanetli yasaları kimin için yaptınız.
Sizler ruh pırıltısına balçık tüküren,
Bilinçleri zehirleyen yılanlarsınz”.
Haykır
Ve ceplerindeki bedbun tesellileri
Savur bulutların evi engin maviliklere
Başkalarının yasaları ile özgür olacağına
Koğuş eyle kendine yanan çölleri.
Yaşasın çöl,
Bir yudum su, kuru hurma, küflü bir dilim ekmek,
Putları kırmak için mutlak,
İbrahim mi olmak gerek?
|