Güncel ve Tarafsız Haber

Murtaza Demir

Tarık Aziz ve Kızılderili Şef Seattle...

Dünyanın bir numaralı silah, yoksulluk, kan ve göz yaşı üreticisi olan ABD, “Irak’da nükleer silah var” savıyla, savcı, hakim, hem de infaz makamında... Şu sıra Irak’ın infazına uğraşıyor. Peki, sonra sıra kimde? Hangi ülkenin yer altı kaynakları ABD’li tüccarın ağzını sulandırıyor? Türkiye mi, İran mı, kim?..

ABD, Ortadoğu petrolünü istiyor. Bununla birlikte, İsrail ile Ermenistan’ın geleceğini güvenceye almak için Irak topraklarını yutmaya hazırlanıyor. Bunu yaparken hiçbir insani değer, yasa ve kuralı da tanımıyor. Kendi yasalarını bile...

Silah Deneticilerinin Başkanı, “dumanı tüten silaha rastlamadık” dese de, ABD’li büyük şef, “Saddam suyu bulandırıyor” diyerek, Ortadoğu’da yeniden kan görmek istediğini ortaya koyuyor. Yüz binlerce Irak’lı çocuk ölüme mahkum ediliyor: Kimi ülkeler, siyasetçi ve işadamları da milyon dolar hesapları yapıyor. Neredeyse tamamı yarı sömürge durumuna gelmiş Müslüman ülkelerin yöneticileri, bire bir görüşmelerde ABD isteklerini “Yes sir” diye yanıtlarken, kendi halklarına “savaşa hayır” açıklamaları yapıyor; gerçeği gizliyorlar.

Öyle bir riya ki, herkes, hem savaşa karşı, hem de savaştan yana! Iraklı çocukların ölümü ve anaların ağıtı, Müslüman’ın da Hıristiyan’ın da umurunda değil. Varsa yoksa “benim çıkarım ne olacak” hesapları. Irak’tan yükselen S.O.S. çığlıklarına yürekler de, imanlar da kapatılmış... Tarık Aziz; “Türkiye, İran ve Arap dünyasının savaşa ‘hayır’ dediklerini” belirterek, “Ama” diyor, “öylesine alçak sesle söylenmiş bir hayır ki!..” Irak yönetimi umutsuzca barış arıyor.

Tarık Aziz ABD Yönetimiyle diyalog kuramadığını söylüyor. “Baba Bush’a söyledim, yanıt alamadım. Clinton’a söyledim, yanıt alamadım. ‘90’lı yıllarda defalarca ABD’ye gittim. Tek yetkiliyle, tek senatörle hatta eski dostlarımla bile görüşemedim” diye yakınıyor.

Başkalarının emeği ve kanı üzerine projelendirilmiş sömürü düzeni ABD’linin genlerinde var. O, daha kuruluş aşamasında Kızılderili’nin kanı ve gözyaşı üzerine bina edilen bir devlet. Şimdi bir numaralı Dünya taciri: Silah satıyor, ölüm alıyor. Beyaz adam için kendinden ve çıkarından başka hiçbir şeyin değeri yoktur.

Kızılderili kabile Şefi Seattle de, Tarık Aziz gibi umutsuz bir anında oturup, topraklarını satın almak isteyen Washington’daki büyük şefe yazdığı mektubunun bir bölümünde şöyle diyor: (Yıl 1954) “Gökyüzündeki parlaklığın, topraktaki sıcaklığın doğadaki cömertliğin nasıl alınıp satılacağını anlamıyorum. Bize ait olmayan suların berraklığını, rüzgarın tazeliğini size nasıl satabiliriz?

Beyaz adam doğup büyüdüğü toprakları çabuk unutuyor, fakat benim halkım ölüleri bile çok sevdiğimiz bu topraklardan hiçbir zaman ayrılamazlar. Bu topraklar bizim değil, ama; biz bu toprakların malıyız. Washington’daki büyük şef bizim toprağımızı satın almak istemekle bizden ne istediğini bilmiyor. Buna rağmen istediğini yapmaya çalışacağız. Çünkü kaderin anlayamadığım bir oyunu, onu kuvvetli yaptı, bizi zayıf!..

Beyaz adamın bizim gibi düşünmediğini biliyoruz. Onun için, bir toprak parçasının diğerinden hiçbir farkı yoktur. Çünkü beyaz adam, doğaya, gecenin karanlığından gelip, eline geçen herşeyi alıp götüren hırsızlar gibi davranıyor. Beyaz adam toprakla kardeş değil, toprağın düşmanı. Beyaz adam, kendisinin doğaya ait olduğunu bilmiyor: Doğayı kendi malı sanıyor. Babasının mezarını bırakıp, çocuklarının nerede doğacağını düşünmeksizin, ufak çıkarları peşinde koşup duruyor. Beyaz adam, anası olan doğayı, alınıp satılan taş parçaları zannediyor. Korkarım iştahı bir gün toprağı cehenneme çevirecektir”.

Beyaz adamın iştahı bir çok coğrafyayı cehenneme çevirdi bile... Büyük şefin isteklerini sineye çekip oturamayız! Saddam’ın despotluğu, büyük şefin yanında çok masum kalıyor...

Pir Sultan Abdal Kültür Vakfı Başkanı

Aleviyol, 5.2.2003

Yorum

|  Ana Sayfaya |

|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |

| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |

 

aleviyol@aleviyol.com