|
|
|
Güncel ve Tarafsız Haber |
|
|
|
İbrahim Ortaş Milli Eğitim Bakanı’na Yeni Yüksek Öğretim Yasası taslağı konusunda açık mektup Sayın bakanım, Belirli hedeflere ve amaçlara yönelik olarak olağandışı koşullarda oluşturulan YÖK kurulduğundan bu yanan ülkemizin en eğitimli ve duyarlı kişileri tarafından tartışılan kurum olmuştur. Daha önce kurulan bir çok hükümetin programlarında belirttikleri üniversite yasası sayısal üstünlüğü olan hükümetiniz tarafından acil eylem planı çerçevesinde ele alınmış ve kısa sürede bir taslak durumuna getirilmiş ve tartışmaya açılmıştır. Bilindiği gibi bin küsur yıldır kurulu bulunan batı üniversitelerinin tarihleri incelendiğinde üniversite reformları siyasiler tarafından değil, üniversiteyi oluşturan organlar tarafından enine boyuna tartışılarak geleceği de ilgilendirecek şekilde hazırlanırlar. Madem konu bakanlığınız tarafından ele alındı, o zaman bir üniversite öğretim üyesi olarak, ülkemizin bilgi çağını yakalaması ve gelişmiş ülkelerin seviyesinin üstüne çıkabilmesi için yasa önerisinde bazı olumlu görüşlerin yanında, olmasını sakıncalı gördüğüm bir iki konunun değiştirilmesi ve bunlara bağlı olarak da birkaç somut önerim olacaktır. 1. Üniversitelerin üst kurulu olarak üniversitelerarası kurul (ÜAK) üniversitelerin bilim politikasını ve bir takım ortak kriterleri belirlemeli. Yükseköğretim Eşgüdüm Kurulu (YEK) ise daha çok üniversite sorunlarının hükümet ve Milli Eğitim Bakanı ile ilgili koordinasyonu sağlamalıdır. Bu anlamda Üniversiteler arası kurul YEK’den daha yetkili olduğu belirtilmelidir. Mevcut yasada kimin etkin olduğu belli değil, net olarak koordinasyon merkezi belirlenmeli ve kimin kimin şemsiyesi altında çalışacağı belirlenmelidir. Yükseköğretim Eşgüdüm Kurulu oluşumunun mümkün olduğunca siyasilerin ve iş çevrelerinin etkisinden arındırılması gerekir. Mümkünse tüm üyeleri üniversitelerden oluşması her yönü ile tercih edilmelidir. Üniversite Yönetim Kurulu üyeleri için talep edilen üniversite dışı iş ve sermaye gruplarının temsilcilerinin üniversitelilik bilinci ile ne derece bağdaşacağı meçhul olup ancak bu kişilere bilgilerine ya da tecrübelerine gereksinim olduğu zaman başvurulur ilkesi benimsenmelidir. Yükseköğretim Eşgüdüm Kurulu'nda üniversite temsilcilerinin yarıdan bir fazlası olması zorunlu kılınmalıdır. Üniversite temsilcilerinin oranının yarıdan bir fazla olması için 17 üyenin 9 üyenin üniversitelerden seçilmesi ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve TİSK üyeliklerinin düşürülüp söz konusu iki üyeliğin üniversite kontenjanına aktarılması ve bakanlık kontenjanları dahil diğer üyelerinde mutlaka üniversite profesör unvanlı olması şartının getirilmesi gerekir. 2. Üniversite yöneticilerinin belirlenmesi mutlaka çağdaş ölçüler içerisinde yapılmalıdır. Üniversitede seçim demek her şey demek değildir. Üniversitede demokrasi önce tartışma ile başlar. Öncelikli olarak seçimin yapılabilmesi için bir üniversite yönetim organın oluşması gerekmektedir. Bunun için Üniversite öğretim elamanlarının üçte ikisini ve ağırlığı öğrenci temsilcilerinden olmak üzere üniversite çalışanlarının da üçte bir oranında temsil edildiği senatonun oluşturulması yararlı olacaktır. Üniversite yönetimine aday gösterilecek kişilerin mutlaka bilimsel araştırmalar ile haşır neşir olması, projeler yönetmiş olması, yabancı dil bilgisi, kültürel alt yapası ve iletişim kurabilme gibi kriterlere sahip olması getirilmelidir. Dekanlık ve bölüm başkanlıkları seçimleri benzer şekilde yapılabilir. Ancak Bölüm başkanları, alanının en iyileri arasından seçilmesi için adaylar için belirli ilkelerin getirilmesi zorunlu olmalıdır. Ancak küçük akademik birimlerde seçim beraberinde bir çok sorunları doğurmaktadır. Özellikle de iyi öğretim elemanı yerine deyim yerindeyse adam sendeci kişilerin tercih edilmesi sonucu üniversitenin temelleri başlangıçta çürük olarak atılmaktadır. Üniversite yöneticileri mutlaka seçildikleri veya atandıkları kurula karşı sorumlu tutulmaları gerekir. Mutlaka iyi belirlenmiş ölçütlerin getirilmesi gerekir. Yani yasa önerisinde yetkilerin dağılımı konusunda etkin mekanizmanın Senato mu yoksa Yönetim Kurulu mu olduğu belirgin değil. Üniversite Senatoları yetki ve etki bakımından güçlendirilmeli ve nihaiyi kararların alındığı organ olmalıdır. Üniversite Yönetim kurularına üniversite mensubu olmayan hiçbir temsilcinin alınmaması gerekir. 3. İyi niyetle düşünülen iş çevrelerinin üniversite yönetimlerine yardımcı olması amacı ile yeni bir danışma kurullu oluşturulur ve Rektörün isteği üzerine yılda bir kaç kez toplanabilir. Bu kurulda çıkan öneriler üniversite yönetimine ve senatosuna önerilebilinir. İş çevreleri ve hükümet temsilcileri Üniversite –sanayi merkezleri çerçevesinde ilgili DANIŞMA birimde yer alabilir. Kaldı ki iş çevreleri ve büyük holdingler vakıf adı altında kendi üniversitelerini kurdular ve istedikleri modeli orada da işletebilirler. Ancak devlet üniversitelerinin Yönetim Kurullarına sanayi, ticaret odaları, il genel meclis üyeleri ve vergi veren mükelleflerin katılması bir çok yönden sakıncalı olacaktır. Bilindiği gibi son yıllarda ülkemizde nasıl zengin olduğu beli olmayan bir çok kişi ki bunların bir kısmı kara para aklama, ahlaki olmayan yollardan para kazandıkları, kimi hortumcu olarak tanımlanmaktadır. Bu kişilerin bazen en yüksek vergi veren kişiler arasında yer alması nedeniyle devlet katında yüksek saygınlık da görmüşlerdir. Bu şekilde kısa surede büyüyen ve mafyalaşan kişilerin yetkililerin gözünden kaçarak üniversite yönetimine seçilmeleri üniversite üzerinde onarılmayacak tahribatlar yaratacaktır. Bir anda Uludağ Üniversitesine Cavit Çağlar, Kütahya Dumlupınar Üniversitesine Halis Toprak, Ege ve Dokuzeylül Üniversitelerine Yahya Demirel, Anadolu ve Erciyes Üniversitesine Çıngıllıoğlu, Çukurova Üniversitesine Cem Uzan yönetim kurulu üyesi olarak atandığını düşünün. Halen devletin bankalarını hortumlamakta mahkemelik olan bu kişilerin yönetimde bulunduğu üniversitelere öğrenci, öğretim üyesi ve halkın saygısı beklenemez. Büyük bütçeleri olan üniversite döner sermayeleri üzerinde bu kişilerin söz sahibi olması, üniversiteleri istedikleri üretim sistemine yöneltmeleri üniversiteye olan saygınlığın kaybolmasına neden olacaktır. Ülkemizde il genel meclisi üyelerinin nasıl seçildiği ve nasıl politize olduğu bilinmekte olup bu yolla üniversite yönetimine katılacak kişilerin üniversitelilik bilinci dışındaki beklentileri üniversiteyi iş ve siyaset dünyasına kul köle edeceği ve bununda üniversite ruhuna aykırı olduğu bilinmelidir. Öneri olarak sivil toplum örgütlerinin üniversite üzerindeki etkileri yeni bir danışma kurullu oluşturularak yılda birkaç kez rektörün daveti üzerine toplanabilir. Bu şekilde iş çevrelerinin, ve diğer ilgililerin önerileri üniversite yönetimine aktarılmış olur. 4. Akademik Özerklik üniversitelerin olmazsa olmazlarından olup mutlaka üniversite tarafından güvence altına alınması ve topluma taahhüt edilmesi gerekir. Üniversitenin toplum ve dünya karşısındaki yükümlülüğü, eğitimde bilimsel tutarlılık ve kaliteyi teminat altına almak için evrensel ilkeler doğrultusunda, öğretim kadrosu ve yönetimi, araştırma, düşünce ve ifade özgürlüğünün eksiksiz bir şekilde sağlanmasında ve korunmasında ortak sorumluluk üstlenmek ile kendisini bağlamalıdır. Bilginin iletilmesi sürecinde yer alan akademik camianın bütün üyeleri; derslerinde, üniversite içinde ve dışındaki araştırmalarında ve araştırma sonuçlarını yayınlamak, tartışmak ve yorumlamakta özgür olmalıdırlar. Üniversite öğretim kadrosu ve yönetimi, Üniversitenin her mensubunun kişisel bilimsel görüşünü ifade ve sanatsal dışavurum hakkını koruma güvencesi sağlaması gerekir. 5. Mali özerklik ülkenin bilim ve araştırmaya ayırdığı bütçe oranı üzerinden her üniversitenin üretkenliği, öğrenci sayısı ve kalite ölçütleri oranında belirlenen bütçeleri olmalı ve bu bütçe kullanımı üniversite organına bırakılmalıdır. Üniversitelerin altyapı, haberleşme, ve diğer ihtiyaçları bu çerçevede sağlanabilmelidir. Üniversite ve araştırma merkezleri değişik kaynaklardan gelen fonlar ile desteklenmelidir. Üniversite sanayi işbirliği çerçevesinde İhracat fonlarında alınacak bir oran araştırma birimlerine aktarılabilir. 6. Üniversite öğretim üyelerinin ücret sorunu batılı ölçütlerde kişinin üretkenliği ve katkıları oranında belirlenmesi gerekir. Hangi işe ne ücret verileceği o alandan kişilerden komisyonlar kurularak adil bir şekilde açıkça tanımlanması kaydıyla Üniversite kendisi için uygun gördüğü yerli yabancı fark etmez, gerekirse ücret pazarlığına da girerek en iyileri bünyesine toplama yetkisine sahip olmalıdır. Yasal düzenleme ile Üniversite personelinin maaşı iyileştirilerek, bu konudaki beyin göçünün beyin gücüne dönüştürülmesi sağlanmalıdır. 7. Nitelikli öğretim üyesi ve elemanı bulma sorunu mutlaka belirli ilkelere bağlanmalıdır. Bunun için TUS benzeri sınavlardan başarılı olmuş kişiler Yüksek lisans ve Doktoraya burslu olarak alınmalı. Doktora sonrası mutlaka post doktora çalışması yapmış, her yönüyle bilim adamı olabilecek adaylar ciddi bir elemeden sonra üniversite üyesi olabilmelidir. Üniversitelerde yükselme için mutlaka yer değişikliği getirilmelidir. Batı üniversitelerinin en önemli başarılarından birisi de üniversite öğretim üyesinin eğitimini tamamladığı üniversite dışında kadro aramak zorunda olmasıdır. Üniversiteler arası değişim olanakları ve kriterleri getirilmeli, asgari 10 yılda bir bir başka üniversitede en az 1 yıllık çalışma koşulu ve olanağı getirilmelidir. Türkiye’de bilim adamı yetiştirme konusunda: a) TUS benzeri bir sınavla geleceğin bilim insanları seçilebilir. Özellikle kuşkuculuk, esin ve düşleme ve analitik düşünme gibi kapasitesi yüksek kişilerin seçilmesi için ilgili Eğitim Bilimleri fakültelerinin hazırlayacağı sınavlardan geçen kişilerin akademik çalışmanın ilk aşamaları olan Yüksek Lisans ve Doktoraya alınarak yarınların bilim adamı kadroları oluşturulabilir. Einstein “bilimin kökeninden esin ve kuşku bulunmaktadır” demektedir. Bilim insanı olarak seçileceklerin mutlaka çok yönlü, sezgili ve özverili olmaları gerekmektedir. b) Araştırma görevlisi unvanı kaldırılmalı, bunun yerine Proje asistanlığı getirilmeli. Bu şekilde projesi olan öğretim üyesi projelerinde yararlanmak üzere asistan alabilmeli. Projesi olmayan asistan almamalıdır. Bu şekilde Yüksek Lisans ve Doktora çalışması da yapılabilir. c) Doktorasını bitirmiş öğrenciler yine projesi olan öğretim üyeleri ile doktora sonrası araştırma için çalışabilirler. Bu mümkünse başka birimlerde de yapılmalıdır. Üniversiteye atanacak öğretim üyesi bu şekilde usta-çırak ilişkisi ile projelerde yetişen doktoralı öğretim üyelerinden atanmalıdır. Profesör, doçent, yardımcı doçent atamalarında Üniversitelerarası kurulca belirlenmiş kriterlerin getirilmesi gerekir. Ancak prof. atamalarında profesörlük mertebesinden daha düşük düzeyde olan ve fakülte kurullarında ve üniversite kurullarında yer alacak kişilerin oylamaya katılması belirli sakıncalar doğuracaktır. Mutlaka atamalar üniversite üst makamları ve Üniversitelerarası Kurul kararı ile olmalıdır. 8. Üniversiteler nitelikli öğrenci bulmada birbirleri ile yarışır durumda olması doğal ve bunun koşulları mutlaka sağlanmalıdır. Bu anlamda burs ve benzeri kolaylıklar ya da teşvikler üniversitelerin bütçeleri tarafından sağlanabilmelidir. 9. Üniversite öğrencilerinin örgütlenmesi ve her türlü düşüncenin üniversite kelimesinin doğasında kaynaklanan evrensellik bilinci içerisinde sağlanması gerekir. Öğrencilerin örgütlenmesi korkulacak bir sorun olmaktan çıkarılmalıdır. Genelde liderlerin, düşünürlerin ve iddiası olan kişilerin düşüncelerinin şekillendiği dönemler gençlik dönemleridir. Gençliğin gücü ve önemi belki de en çok Mustafa Kemal tarafından anlaşılmış ve en büyük emanetim dediği Cumhuriyeti gençliğe emanet etmiştir. Batı toplumlarında üniversitelerinde gençliğin her türlü beyin faaliyetlerine müsaade ederek yaratıcılıklarını en üst düzeyde sergilemesine imkan sağlamaktadırlar. Üniversiteye mutlaka her türlü düşüncenin özellikle öğrenciler arasında kabul görmesi ve kişilerin üniversite ortamında kazandıkları düşünce özgürlüğü çerçevesinde kendi geleceklerini belirlemesi şansı tanınmalıdır. Bu tür ortamlarda ancak liderler ve yöneticiler ve müzakereci beyinler yetişebilir. Bu anlamda türban ve benzeri sorun oluşturan unsurlar zamanla kişinin kendini tanıması ve öz güveni ile kendisinin karar vereceği bir duruma gelecektir. 10. Öğretim üyeleri örgütlenmesi diğer meslek örgütleri gibi yasal güvence altına alınmalı ve öğretim üyelerinin sorunlarını ve özlük haklarını bu çatı altında yapabilmedir. 11. Yüksek lisans ve Doktora Eğitimi mutlaka çerçevesi ülkenin ve üniversitenin bilim politikasına göre sorun çözümüne katkıda bulunacak şekilde yapılmalı ve yüksek Lisans öğrenimi mutlaka yüksek burslar ve proje olanakları tarafından sağlanmalıdır. 12. Üniversitelerin Yabancı Dil Sorunu mümkünse orta öğretimde tamamlanmış olmalıdır. Artık bilimsel iletişimin kurulduğu ortak üst dil olarak İngilizce kabul görmüştür. Üniversitelerin verimliliğini önemli ölçüde engelleyen faktörlerden biri olan yabancı dil bir amaç değil bir araç olarak erken dönemlerde orta öğretimde tamamlanmalıdır. 13. Üniversitelerin en ciddi sorunu olan verimliliğin artırılması ve motivasyonun sağlanması için üniversiteler birer bilim üst kurulu oluşturmak zorundadırlar. Bu kurul ile üniversitenin bilim politikası ve geleceğe ilişkin projeksiyonlar çizilmelidir. Sonuç Sonuç olarak yeni şekillenen yükseköğretim yasası ile mevcut YÖK’ün yetkilerinin bir kısmı YEK, bir kısmı Üniversitelerarası Kurula ve önemli bir kısmı da üniversitelere devredilmesi benimsenmiş ancak sınırlar ne çizilmemiştir. Üniversitelilik bilinci çeşitliliği gerektirdiği için mutlak surete Anabilim dalı ve Bölümlerin tanımlanması ve aşağıdan yukarıya doğu yapılanması ve güçlü organlar olarak işlev görmesi gerekir. Üniversite bölümleri ve merkezler dinamik duruma gelmeleri için mümkünse mevzuat Üniversite senatolarına bırakılmalıdır. Mutlaka üniversite öğretim üyeleri, öğrenciler ve çalışanların oluşturduğu bir senato oluşmalı ve yöneticiler bu meclise karşı sorumlu olmalıdırlar. Hepsinden önemlisi iyi öğrenci ve iyi öğretim kadrosunun oluşması için üniversitelerin yarışına olanak tanınmalıdır. YÖK’ün mevcut yetkilerinin bir kısmı YEK bırakılmalı ve YEK sembolik ve Üniversitelerarası Kurul kararlarının nihai olması üniversitelerdeki verimliliğin sürdürülmesi açısından yararlı olacaktır. Yine de hiçbir surette siyaset üniversiteye şu veya bu şekilde Yükseköğretime müdahale etmemelidir. Akademik ve mali özerkliği hükümetlere bağlı olmaksızın güvence altına alınmalıdır. İş çevreleri ve sivil toplum örgütlerinin üniversiteye verecekleri destek yeni kurulacak bir danışma kurullu ile yılda birkaç kez toplanarak sağlanmış olacaktır. Üniversitelerin birere beyin merkezi olması ve bilgi toplumunun gereklerini yerine getirilmesi için verimlilik ve motivasyonun artırılması için ücret politikası özlük hakları bir bütünlük içerisinde iyileştirici tedbirleri gerektirmektedir. Yasa önerisinin başta Üniversiteliler, TÜBA, TUBİTAK, Öğretim Elemanları Dernek ve Sendikaları ve diğer ilgili birimlerle tartışarak konunun çağdaş normlara uydurulması ulusumuzun üç binli yıllara damgasını vurması için bir son fırsat olacaktır. Sayın bakanım, bu önerilere eminim ki bir çok üniversiteli katılacaktır. Bu öneriler çerçevesinde hazırlanacak yasanın ülkemizi 21. yüzyıla yeni bilgi çağına taşınması ve hak ettiği yeri almasını sağlayacaktır. Siz de bu hizmetinizden dolayı Türkiye Üniversite tarihinde hak ettiğiniz yeri almış olacaksınız. Bu vesileyle size çalışmalarınızda kolaylıklar diliyor ve saygılar sunuyorum. Yeni yasayda düzeltilmesi geken bazı konular Üçüncü Bölüm Üniversitelerarası Kurul ile ilgili olarak Madde 6 b bendinde belirtilen UAK Görevleri arasında yer alan: 8. Araştırma ve uygulama merkezlerinin kurulması ve bunların işleyişi ile ilgili akademik ölçütleri belirlemek, 9. Tüm bilim dallarında ulusal ve uluslar arası akademik standartlara uygun dergi yayınlamak ve yükseköğretim kurumlarını akademik yayın yapmaya teşvik etmek, 10. Yükseköğretim kurumlarının gelişmişlik düzeylerine ilişkin akademik ölçütleri belirlemek, 11. Gelişmiş ve gelişmekte olan yükseköğretim kurumları arasında işbirliği ve yardımlaşma sağlamaya dönük Yükseköğretim Eşgüdüm Kurulu'na tavsiyelerde bulunmak, 12.. Yükseköğretim kurumlarının demokratik bir anlayış içinde farklılaşma ve uzmanlaşma ihtiyaçlarını objektif ilkeler temelinde değerlendirmek ve bu konularda Yükseköğretim Eşgüdüm Kurulu’na tavsiyelerde bulunmak, 13. Yükseköğretim öğrencilerinin yatay ve dikey geçişlerine ilişkin esasları tespit etmek, 14. Yükseköğretim kurumlarının eğitim ve öğretim programlarının zenginleştirilmesi, farklılaştırılması hakkında Yükseköğretim Eşgüdüm Kurulu tarafından getirilen öneri ve talepleri değerlendirerek yükseköğretim kurumlarına aktarmak, 16. “Ülkenin ihtiyaçları ve bilimsel gereklilikler doğrultusunda araştırma faaliyetlerinin hangi alanlarda yoğunlaşacağına ilişkin olarak Yükseköğretim Eşgüdüm Kurulu’na tavsiyelerde bulunmak” da belirtilen görevlerin mutlaka üniversite senatolarına bırakılması gerekir. Üniversitelerarası Kurulun bir üst kurul olarak genel bilimsel ölçütleri ve bilim politikası çerçevesini çizmesi, bilim kuruluşları arasında koordinasyonu sağlayan görevler üstlenmesi gerekir. Yükseköğretim Eşgüdüm Kurulu YEK Madde 8 a bendinde belirtilen Yükseköğretim Eşgüdüm Kurulu organının 7 üyesi üniversitelerden 5 üye doğrudan bakanlıklardan bir üye Genel kurmaydan bir üye yine hükümetin etkisinde olabilecek DPT’den alınması, bir üyenin Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nce, bir üyenin TİSK ve bir üyenin de İşçi konfederasyonlarından olmak üzere 17 üyeden oluşması amaçlanmıştır. Üniversite Eşgüdüm kurulunda 17 üyenin 7 sinin üniversitelerde olması ve Bakanların atayacağı kişilerin ise üst düzey devlet memurlarından olması, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve TİSK arasında organik bağ olmasına rağmen her birinden birere temsilcinin gönderilmesi başından YEK hükümetlerin dolayısıyla siyasilerin ve iş çevrelerinin ağırlıklı olarak yönlendirildiği bir kurum olma niteliğine gelmekte olup üniversite özerkliği ile hiç bağdaşmamaktadır. Yükseköğretim Eşgüdüm Kurulunda üniversite temsilcilerinin yarıdan bir fazlası olması zorunlu kılınmalıdır. Üniversite temsilcilerinin oranının yarıdan bir fazla olması için 9 üyenin üniversitelerden seçilmesi ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve TİSK üyeliklerinin düşürülüp söz konusu iki üyeliğin üniversite kontenjanına aktarılması gerekir. Yükseköğretim Eşgüdüm Kurulunun Yürütme kurulu ise aynı şekilde siyasetin ve iş çevrelerinin ağırlıkta olduğu bir yapıya büründürülmüş olup bu durumda Yüksek öğretim ve üniversite özerkliğine müdahale anlamına gelmektedir. Yükseköğretim Eşgüdüm Kurulu ayda en az bir kez toplanır. Başkan veya Milli Eğitim Bakanı gerekli gördüğünde Kurulu olağanüstü toplantıya çağırabilir. Milli Eğitim Bakanı katıldığı toplantılarda Kurula başkanlık eder ifadesi ile de siyasi olan Milli Eğitim Başkanı doğrudan kurula hükmetmiş olmaktadır. Benzer şekilde önerilen “Yükseköğretim Eşgüdüm Kurulu bünyesinde Mesleki Yüksek Eğitim Kurulu oluşturulur. Kurul Milli Eğitim Bakanlığı’ndan üç, Sanayi ve Ticaret, Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Sağlık, Tarım, Turizm Bakanlıkları ile DPT Müsteşarlığından görevlendirilecek birer ve TİSK, TOBB, TESK ve İşçi Sendikaları Konfederasyonlarından görevlendirilecek birer ve Üniversitelerarası Kurullun görevlendireceği altı üyeden oluşur. Kurul çalışmalarıyla ilgili kendi içinden daimi bir komisyon oluşturabilir. Kurulun kararları Yükseköğretim Eşgüdüm Kurulu’nun onayına bağlıdır.” da belirtilen Mesleki Yüksek Eğitim Kurulu neyi kapsamaktadır. Örneğin tamamen teknik konularda eğitim, öğretim ve araştırma yapan ODTU, ITÜ, Boğaziçi üniversiteleri, Ziraat, Orman, Gıda Mühendislikleri ile ilgili konular bu kurulun yetkisine terke dilmektedir. Bu konu netleştirilmelidir. Açıkçası bu kurul Mühendislik disiplinlerinin tümünün bünyesinde mi toplamak istiyor? Bunun netleştirlmesi gerekir. Ayrıca Ağrılıklı olarak siyasi ve iş çevrelerine yer verilirken, Eğitim sendikaları, Mimar, Mühendis odalarına hiç yer verilmektedir. TİSK, TOBB, TESK tamamen iç içe olan yüksek Sermaye örgütleridirler. Dünyanın hiçbir ülkesinde sermaye bu denli yüksek öğretim sistemine müdahalede bulunamaz. Ancak sanayi üniversite işbirliği süreci TÜBİTAK DTP birimleri altında bir birim aracılığı ile koordinasyon ve işbirliği yoları aranabilir. Gerekirse ayrı bir kurul oluşturulabilir. Mesleki Yüksek Eğitim Kurulu aşağıdaki görevleri arasında sayılan aşağıdaki konular yine Üniversite Senatolarına bırakılmalıdır. 1. Ülkenin kaynak ve ihtiyaçlarına uygun bir mesleki yüksek eğitim planlaması yapmak ve meslek standartlarının geliştirilmesine dönük çalışmalar yapmak, 2. Mesleki yüksek eğitimin geliştirilmesine ve ulusal ve uluslar arası geçerlilik ve yeterliliğin kazandırılmasına ilişkin tedbirleri almak, 3. Kamu, özel sektör, sivil toplum ve yükseköğretim kurumlarının kaynak ve donanımlarının ortak bir hedefe yöneltilmesi ve verimliliğin artırılmasına ilişkin tedbirleri almak, 4. Mesleki yükseköğretim kurumlarının kamu kurumları ve piyasalarla ilişkilerinde rehberlik etmek, yardımda bulunmak, 5. Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumları ile meslek yüksekokulları arasında işbirliği ve iletişimi geliştirmek, 6. Mesleki yükseköğretim kurumları ile eğitim ve öğretim programlarının açılması, yenilenmesi, geliştirilmesi konularında Yükseköğretim Eşgüdüm Kurulu’na tavsiyelerde bulunmak. Yine ilgili madenin b bendinde belirtilen Yükseköğretim Eşgüdüm Kurulu’nun Görevleri kısımda belirtilen 4. Ülke kalkınma hedefleri doğrultusunda uzun dönemli bilimsel ve teknolojik gelişme planlarını, Üniversitelerarası Kurul’un ve kanunlarında bu konularda görevlendirilmiş kurum ve kuruluşların çalışmalarını da gözeterek hazırlamak ve bu amaca yönelik olarak yükseköğretim kurumları arasında eşgüdümü sağlamak ve işbirliğini geliştirmek, 5. Ülkemizin sosyal ve ekonomik politikalarına katkıda bulunacak eğitim ve araştırma hedeflerini belirlemek, 6. Yükseköğretim kurumlarının ön lisans ve lisans programlarına alınacak öğrenci sayısını dünyadaki gelişmeleri izleyerek, ülkenin ihtiyaçları doğrultusunda planlamak, 7. Yürürlükteki mevcut Kanunun 45. maddesinde belirlenen esaslar çerçevesinde, ülkenin alanlara göre insan gücü ihtiyacı ve hedefleri, kurumların kapasiteleri ve öğrencilerin istek ve yeteneklerini dikkate alan bir anlayışla, kurumların eğitim-öğretim programlarına öğrenci kabul etmeleri ile ilgili uygulama esaslarını belirlemek, kurumlardan gelen eğitim-öğretim programlarına kabul edilecek öğrenci sayılarına ilişkin teklifleri inceleyerek onaylamak, 11. Gerektiğinde yeni kurulan veya gelişmekte olan üniversitelere gelişmiş üniversitelerin eğitim-öğretim ve eleman yetiştirme alanlarında yapacağı katkıyı gerçekleştirmek için gelişmiş üniversiteleri görevlendirmek ve bu konudaki uygulama esaslarını tespit etmek, 12. Üniversitelerarası Kurul’un önerileri doğrultusunda yükseköğretim alanlarının ihtiyaç duyduğu öğretim elemanlarının yurt içinde ve yurt dışında yetiştirilmesi için kısa ve uzun vadeli planlar hazırlamak, 13.Üniversitelerarası Kurul tarafından belirlenen ölçütler çerçevesinde üniversite kurulmasına, bölünmesine ve birleştirilmesine ilişkin önerilerini veya görüşlerini hükümete sunmak, 14. Üniversitelerarası Kurul tarafından belirlenen ölçütler çerçevesinde, bir üniversite içinde fakülte, akademi, meslek yüksekokulu, yüksekokul açılması, birleştirilmesi veya kapatılması ile ilgili olarak gelecek önerileri değerlendirerek Hükümete sunmak, 15. Araştırma enstitüsü ve bölüm açılması, kapatılması, birleştirilmesi ile ilgili yükseköğretim kurumlarından gelen önerileri karara bağlamak, 16. Üniversite çalışmalarının en verimli düzeyde sürdürülmesi için büyümenin sınırlarını tespit etmek, üniversitelerden gelen yaz öğretimi, gece öğretimi, ikinci öğretim programlarının açılmasına ilişkin talepleri değerlendirmek ve onaylamak, 17. Üniversitelerde yapılan araştırmaların kamunun, özel sektörün ve sosyal kesimlerin gerçek ihtiyaç ve taleplerine karşılık gelmesi, araştırma ve geliştirme faaliyetlerinden en yüksek düzeyde verimlilik sağlanabilmesi ve ulusal ölçekte yararlanılabilmesi için ilgili tüm taraflar arasında eşgüdümü sağlamak, genel bütçeden araştırma geliştirme projelerine ayrılacak kaynakların kullanılmasında kamu kesimine rehberlik etmek ve bu amaçla proje değerlendirme merkezi oluşturmak, Maddelerindeki görevler tamamen Üniversite senatoların yapması gereken işler arasında olmak zorundadır. 18.ci madde de belirtilen “Üniversitelerarası Kurul tarafından belirlenen ölçütlere uygun olarak, yükseköğretim kurumlarında norm kadro uygulamasına ilişkin usul ve esasları tespit etmek, uygulanmasını gözetmek, yükseköğretim kurumlarından gelen öğretim elemanları kadrolarına ilişkin talepleri değerlendirerek Hükümete bildirmek” kısmı UAK ile birlikte ele alınması gerekir. Üniversite Yönetim Kurulu Madde 14 de belirtilen Üniversite yönetim kurulu; rektörün başkanlığında dekanlar, yüksekokul müdürlerinin kendi aralarında seçecekleri en az bir temsilciden; sanayi ve ticaret odalarının başkanları veya görevlendirecekleri temsilcilerinden bir, il genel meclisi ve il belediye meclislerinden belirlenen birer ve en fazla vergi veren mükellefler arasından valilikçe belirlenecek iki üyeden oluşur denilmektedir. Üniversitelere Sanayi, ticaret odaları, il genel meclis üyeleri ve vergi veren mükellefler in üniversite yönetimlerine katılmasını gerektiren hiçbir konu bulunmamaktadır. Sanayi-iş çevreleri ve sivil toplum örgütleri ile üniversite arasındaki ilişki yeni bir kurul kurularak yılda birkaç kez Rektörün isteği üzerine toplanarak istekler üniversiteye iletilmiş olur. BİRİNCİ BÖLÜM de Kanunun Amacı, Kapsamı ve Tanımlar kısmının Madde 3, P bendinde tanımlanan Bölüm: Amaç, kapsam ve nitelik yönünden bir bütün teşkil eden, birbirini tamamlayan veya birbirine yakın ana bilim ve ana sanat dallarından oluşur. İfadesi eksik ve içeriğinin doldurulması gerekir. Bölüm Kurulu Madde 22 Bölüm başkanı, bölüm başkan yardımcısı, anabilim dalı başkanları ile bölümün kadrolu profesör, doçent, yardımcı doçent, öğretim görevlisi ve araştırma görevlilerinin kendi aralarından seçecekleri birer temsilci ve kendileri ile ilgili konulurda bir öğrenci temsilcisinden oluşur. Öğretim üyeleri yerine temsilcilerin seçilmesi bölüm öğretim üyelerinin görüşlerinin alınmamsı anlamına gelmektedir. Özellikle alt birim olan bölümlerde bütün öğretim görevlilerinin katılması yerinde olacaktır. Yine Bölüm Kurulu Görevleri kısmında belirtilen tanım yetersiz ve içinin doldurulması gerekir. * Prof. Dr. Çukurova Üniversitesi Aleviyol, 22.2.2003 Yorum |
| Ana Sayfaya |
|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |
| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |