|
|
|
Güncel ve Tarafsız Haber |
|
|
|
İsmail Onarlı Savaş ve Barış’ın düşündürdükleri ile Alevi aydınlarının tavrı Harp ve Sulh (1938) adlı diğer adıyla Savaş ve Barış (1988), büyük ve klasik romanı yazan ünlü Rus yazarı Kont, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Eylül 1828-Kasım 1910)’un yaşam felsefesini anlatmakta[1] konumuz olan “Savaş ve Barış”a da ışık tutmaktadır. Aleviler Dünya ve Türk Klasiklerini okurken, Tolstoy’un bu eserlerinin de onların geleceklerini aydınlatacağından eminim. Prusyalı General Carl von Clausewitz (1780-1831) “Savaş Üzerine” Fransızca “De la Guerre”, İngilizce “On War” adlı eserinde; “Savaş, politiların başka araçlarla sürdürülmesidir.” demektedir ki [2] , K. Marks, F. Engel, Lenin, Troçki, Mao, Le Duan, General Giap, Che Guevara, F. Castro gibi sosyalistler de bu yapıtı temel almışlardır. Kızıl Ordu, strateji ve taktiğini bu esere göre geliştirmiştir. Sovyet Askeri Bilim Akedemisi üyesi yüksek rütbeli subaylar tarafından kaleme alınan “Marksist – Leninist Askerlik Bilimi (Marksism – Leninism On war And Army” adlı eserdeki düşünce ve görüşler, bugün bize dünden daha iyi fikir vermektedir. [3, 4] Lenin: “Sosyalizm ve Savaş”, adlı yapıtında, “Savaşın ne zaman gerekli olduğunu teorize etmiştir.”[5] İslamiyet barış dinidir. Cihat öze / içe yönelik ya da meşru-müdafaada dışa yönelik olabilir. Alevi tasavvufunda öldürme olayı yoktur. Bu konu ile ilgili anılan makaleme bakılabilir.[6] Türkiye Sevdalısı ve İdealist Gençler ile Üniversite öğrenci örgütü olan FKF - birinci Dev-Genç ile DÖB’ün amaç ve stratejik hedefi; Bağımsız Türkiye’dir. Bu nedenle “Emperyalizm ve Faşizm”e karşı mücadele vermiştir. Gençlik “Emperyalizm ve Faşizm”e karşı mücadele verirken, “Marksizm’de Gerilla Savaşı” kitabındaki yöntemi uygulayarak “fakocu” bir anlayışa düşmüştür.[7] Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin dünü ve günümüzle ilgili yapısını analiz ederken[8] Balkanlar-Kafkasya ve Orta-Doğu’da nasıl “eksen devlet” olacağını da belirtmiştim. Kontr-Gerilla (Gladio) ve Susurluk Çeteleri görünümündeki “derin devlet” örgütlenmesi kendini saydamlaştırarak, T.C. Devleti “Özgürlükçü Demokratik Devlet” olmak zorundadır. Türkiye; 1946 sonrası ABD’ye peşkeş çekilerek, Kore Savaşı ile tamamen teslim edilmiştir. Savaş karşıtlığı (Savaşa Hayır!..) veya "Barışa Evet" demek, 200 Milyar Dolar’ı aşkın borcu olan Türkiye için bir çözüm müdür?... İkisinden birisi bir seçenek mi? Birinci Irak Krizinde koltuğunun altında secadesiyle “imanlı”Turgut Özal bir koyup iki alacağım derken, Solcu ve Alevi aydınları nerede idi? Siyasetin, Askeri konuların altında ekonomi yatmaktadır. İsmet Paşa’yı deviren Morrison Süleyman’ın Sağ politikaları, Özal’ın liberal, Erbakan ve Erdoğan’ın dinci politikaları uygulanırken ve ülkemizi borç batağına sokarken, ölü toprağı serpilmişcesine uyuyan ülkemiz halkı, kendi bireysel çıkarları için iktidarlara yaltaklık ve yalakalık yapıyorlardı ve doğal olarak bunların içinde Aleviler de vardı. Birinci Irak Krizi’nden bu yana Musul Eyaletini Misak-ı Milli sınırları içinde gören yazılı ve görsel basından bazı aydınlarımız; bu yolun Kerkük’ten geçtiğini iddia ederek, bu işin yapılmadığı takdirde devlet krizi doğacağını ve iktidar ile ordunun çatışacağını ileri sürmüşlerdir. [9,10,11] Türkiye, Birinci Dünya Paylaşım Savaşı'na Almanya’nın yanında girerek zararla çıkarken, İkinci Dünya Paylaşım Savaşı'na girmeyerek yine zararla çıkmıştır. İkinci Dünya Savaşı ertesi, General De Geul ile birlikte Fransa Dünya'da bağımsız bir politika izlemektedir. 1990 yılında Sovyetler ve Varşova Paktı'nın dağılmasıyla, Dünya üçüncü bir evreye girmiştir. 1991 Birinci Irak krizinde güçler dengesi kurulamamış ve bölgede coğrafya değiştirilememiştir. 2. Irak krizinde birinci güç ABD ve baş müttefiki İngiltere ile İspanya’dır; ikinci güç Fransa-Almanya-Rusya-Çin’in ortak duruşlarıdır. Soğuk Savaş'tan sonra 2003 Yeni Dünya Düzeni’nde yerküremiz yeniden ikiye bölünmüş durumdadır. Ekonomik pazar alanları açısından küreseleşen dünyamız üçe bölünse de: Birinci Grup; Dünya’ya ABD dolarını, Dünya Bankası'nı, IMF’yi ve Dünya Ticaret Örgütü’nü hakim kılmaya çalışmaktadır. ABD’nin Irak’a karşı savaş hazırlığı sürecinde, Türkiye medyasına yansıyan haberlerde savaş gerekçesinden özetle şöyle söz edilmektedir: 1. “Saddam rejimi Hitler gibi bir diktatörlüktür.” 2. “Saddam rejimi, Halepçe’ye Hardal gazı bombasını 1988’de atmıştı. Kürtlerin üzerine yine kimyasal bomba atacaktır.” 3. “Demokrasi havarisi ABD, Üç bölgeye ayrılmış Irak’a federatif bir rejim getirecek” 4. “ABD, Saddam’ın elindeki kitle imha silahlarını etkisizleştirecektir.” 5. “Saddam rejimi, Kürtlerin ve Şiilerin özgürlük ve hakları gaspediyor” 6. “Kaçınılmaz olan bu savaşta Türkiye tarafsız kalamaz, mutlaka katılmalıdır.” 7. “Kuzey Irak’tan gelecek Kürt göçünü önlemek için, Türkiye mutlaka devrede olmalıdır.” 8. “Irak’ın kuzeyinde bir Kürt devletinin kurulmasını Türkiye önlemelidir.” 9. “Araplar Birinci Dünya Savaşı'nda biz Türkleri arkadan hançerledi, şimdi sıra bizde...” 10. “Musul ve Kerkük’teki Türkmen soydaşlarımızın haklarını korumalıyız...” 11. “Musul-Kerkük petrollerinden Osmanlı'nın payını behemal almalıyız...” 12. “ Hükümet olarak; savaşa girince ABD’den kredi ve hibe ile döviz alacağız...” 13. “Ulusal çıkarlarımızı korumak, kayıpları asgariye indirmek için savaşa girmemiz şarttır.... ” 14. “Saddam rejimi, el-Kaide terör örgütü ile ilişki içindedir...” 15. “AKP hükümeti timsah gözyaşları dökerek, ‘barışçı çözümden yana tavır alacağız’ aldatmacasına girişti.” Sonuç olarak: Günümüzde sınıf savaşı türevi olan; silahlı mücadele, ayaklanma ve gerilla savaşının yerini “Pasif Direniş Stratejisi”, hak ve özgürlük mücadele yöntemleri almıştır. Bu stratejiye uygun davranmamız gerekmektedir... Atatürk, yaşamın bir mücadele olduğunu belirtmektedir. [12] Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özkök: Kararname hususunda “Kötü ile en kötü arasında tercih yapacaklarını” söylemektedir. Miletvekilleri, sivil ve asker bürokratlar, Atatürk ilke ve inkılapları üzerine yemin etmektedirler: Ama, Atatürk’ün “Yurtta Barış, Dünya’da Barış” umdesini unutmaktadırlar. Devleti yöneten yetkili ve etkililerin akıllarını başlarına devşirmelerini öneriyoruz... Dipnotları ve Kaynakça: 1. AnaBritannica Genel Kültür Ansiklopedisi Cilt:21, İstanbul 1990: 72-73. 2. Carl von Clausewitz: Savaş Üzerine. Çev.: Şiar Yalçın, May Yayınları, İstanbul 1975. 3. Sovyet Askeri Bilim Adamları: Marksist – Leninist Askerlik Bilmi-1 Savaş Üzerine, Tükçesi: Doğan Özgüden, Güncel Yayınları, İstanbul 1978. 4. Sovyet Askeri Bilim Adamları: Marksist – Leninist Askerlik Bilmi- 2 Ordu Üzerine, Tükçesi: Doğan Özgüden, Güncel Yayınları, İstanbul 1978. 5. V. İ. Lenin: Sosyalizm ve Savaş, Çeviren: N.Solukçu, Sol Yayınları 5. Bas., Ankara 1978. 6. İsmail Onarlı: “Toplum Tasarımında Bir Alevilik Belgesi: Medine Vesikası” Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi 18 (2001). 7. William Pomeroy: Marx-Engels-Lenin-Mao-Che Guevara-Ho Şi Minh-Amilcar Cabral-Castro, -Marsizm’de Gerilla Savaşı- Evren Yay. İstanbul 1977. 8. İsmail Onarlı: “Devlet-Siyasal İslam-Sol ve Aleviler” Kervan Dergisi 67 (1998). 9. Ümit Özdağ: Ordu- Siyaset İlişkisi (Atatürk ve İnönü Dönemleri), Gündoğan Yay. Ankara 1991. 10. O. Metin Öztürk: Türkiye’de Asker ve İktidar, Yeni Yüzyıl Gazetesi Kitaplığı Yay. 11. Resmi Belgelerle Kontderilla ve MHP., 1.Kitap, CİA’nınTürkiye’deki Kontrgerilla Teorisi ve Uygulaması, Aydınlık Yayınları, 1.Bas. İstanbul 1978. 12. Hanifi Altaş: “Savaş ve Savaş Karşıtlığı Üzerine” Yeni Hayat Dergisi 9 (2003) 99-100: 3. Aleviyol, 17.3.2003 Yorum |
| Ana Sayfaya |
|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |
| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |