Güncel ve Tarafsız Haber

Murat Aksoy

Savaş medyayı etkileyecek mi?

Uzun süren süren bir bekleyiş ve “savaş karşıtı” tüm çabalara rağmen barış sağlanamadı ve savaş başladı. Şimdi bütün barış yanlıları olarak tek temennimiz bu “ahlaksız savaşın” bir an önce bitmesi ya da bitirilmesi.

Aradan geçen bir hafta içinde gerek savaşın tarafları, gerekse bu savaşı izleyenler, ortaya çıkan manzaradan memnun değiller. Ve savaşla geçen her gün, insanlık adına kara bir sayfa olarak tarihe işlendiği ve insanı utandıran bir süreç bugünler.

Savaş başladı ve aynı gün TBMM’ye sevk edilen üçüncü tezkere ile Türkiye şimdilik sadece hava sahasını açarak ABD’ye destek oluyor. Bütün bu süreç bize gösterdi ki, savaşa karar vermek kadar var olan barış durumunu sürdürmeye çalışmak da Türkiye için ciddi bir zorluk ve sorun.

Türkiye ve medya

Bugüne kadar medyamızın (tabi “merkez” olan) en etkili yerlerinde duranları ve yazanları, “savaşın kötü olduğunu ama savaşı durdurma şansımız yoksa, güçlü olanın yanında yerimizi almalıyız” tezini dile getirdiler. Ve gelinen bu noktayı “toplumun sadece siyaset açısından değil; karakter olarak da kötü bir sınav vermesi” olarak yorumluyorlar. İnsan bu satırları okuduğunda önce ince bir gülümsemeye kapılsa bile; bu durumun bile sorgulanmaya muhtaç bir durum olduğu ortaya çıkıyor.

Neden kötü bir sınav olsun ki, bütün bu süreç?

Toplum olarak savaşa hayır diyenler sokaklara döküldüler ve tüm güçleriyle taleplerini dile getirdiler. Ama medyada seslerini duymadı. Hükümet bütün zikzaklarına ve tutarsızlığına rağmen barış için çabaladı olmadı. Medya AKP’yi sürekli manipüle etti. Sonuçta TBMM’ye sevk edilen ikinci tezkere, Anayasanın “toplantı karar yeter sayısı”nı düzenleyen 96. maddesi gereğince “kabul edilmedi”. Bütün bu sürecin neresi kötü bir sınav? Burada verilmiş kötü bir sınav varsa; bu da, bu cümleleri hoyratça kullananların yönetici oldukları “medya organlarıdır” ki bu kez yalnız olmadılar. Çünkü bu kez yanlarına içlerindeki “milliyetçi-muhafazakar” duyguyu atmaya niyetli olmayan kendilerini “liberal, liberal-sol ve liberal-demokratlar” da yedek güç olarak dizildiler. Bir açıdan oluşan bu yelpaze, Türkiye’deki “entelektüel farklılaşmanın ve siyasi pozisyonların” netleşmesi açısından yeterince işlevsel oldu. 

Savaşın bu kadar kaba bir biçimde siyasallaştırıldığı, İnsan onurunun bu kadar hafife alındığı, savaşın adeta bir simülasyon oyunu olarak algılandığı bir medya pozisyonu, dayandığı zihniyet açısından diğer topraklar için istisna olarak kabul edilse bile, bu toprakların yabancısı değil. Bunu görmek için çok geriye gitmeye gerek yok.

Şimdi aynı medya yöneticileri, saf liberalizmden giderek, savaşın nabzını piyasaya endeksliyorlar. Savaşı ve Türkiye’nin ABD’ye desteğinin Türkiye’nin ekonomik kurtuluşu olarak savunuyorlar. Oysa bu önermenin nerden bakarsanız bakın iler tutar yanı yok.

Var olan bu ekonomik yapı içinde Türkiye ikinci tezkereyi kabul etmiş olsaydı bile –ki TBMM’ye gelebilecek yeni bir tezkere olduğu varsayımı dikkate alındığında; bu kabul edilse  bile-ABD’den gelecek para ancak borçların çevrilmesini belki bir belki iki yıl daha mümkün kılabilecek bir kolaylık sağlayabilir. Tabii çevrilecek borçlar içinde, savaşı destekleyen medya kuruluşlarının ortaklıklarının devletle olan borç ilişkisini de dikkate almakta fayda var.

Savaş-medya

Savaş, yaşanan ve yaşanacak tüm insani ve coğrafi sorunlara rağmen insanlığın en büyük düşmanıdır. Ve bu savaş tüm dünyada yaşanları yeni bir sürece sokma yolundadır. Dünyanın yeniden kurulacağı bu düzende Türkiye’nin gerek ekonomik yapı olarak gerek siyasi yapı eskisi gibi kalmasını beklemek ham hayal olacaktır. Bu yüzden merkez medya büyük ölçüde  bu gerçekten çekinmekte ve bu durumdan korunmanın yolunu aramaktadır. Ancak tarih bir kez daha kendini eleştirmeyen ve kendini kendine rağmen var etmeyi erdem sayan tüm kategorileri yok ettiği gibi, bu tür medya anlayışını da yerle bir edecektir.

Aleviyol, 26.3.2003

Yorum

|  Ana Sayfaya |

|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |

| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |

 

aleviyol@aleviyol.com