Güncel ve Tarafsız Haber

Ayhan Aydın

Deliorman’dan Bir Türk Bilgesi: Ahmet Hezarfen

Urumeli’nde Zaman

 

Duyulur gece mavzer sesi Urumeli’nde

İhtiyatlar silah çatar Lofça belinde

Aliş gelir Aliş

Aliş türküsü dilinde.

 

Es bre deli rüzgâr es gönül delidir

Gönlümüzü kemiren Tuna selidir.

 

Edirne’den Estergon’a yol gider

Kırkkimse’den* Hacıil Beye gül gider

Budin’den Varna’ya sel gider.

 

Es badi sabah es o dilbere uyansın

Uyansın da gül yastığa dayansın.

 

Edirne’de

Sabahi makamında yanık türküler duyulur

Gide gide aman...

Öyle ferman eder ki kahpe felek

Sarayiçi’nde bir günde

Bin yiğidin boynu urulur.

 

Esme Karadeniz esme gönül yaralı

Meriç boylarında güller karalı

 

Selanik kahvelerinde

Bir yaralı aslan Osman Paşa

Dilden diledir söylenir...

 

Pembe boyalı bir evin bahçesinde

Gök gözlü bir oğlan dut dalında sallanır...

Eyyam gelir boz kalpaklı yiğit paşam

Bir gazaya yollanır.

 

Es bre deli rüzgâr es gönül delidir

Gönlümüzü kemiren Tuna selidir.

 

Davullar vurulsun

Çifte zurnalar çalınsın

Kabadayılar atlasın sıçrasın

Diz vursun gayri Urumeli’nde

Aliş gitsin Tuna’ya Aliş

Aliş türküsü dilinde

 

Es bre deli rüzgâr es gönül delidir

Gönlümüzü kemiren Tuna selidir.

Şiir: Şerif Baykurt, Urumeli’nde Zaman, Şiirler, Ürün Yayınları, 2000

·          Kırkkimse-Kırkkilise-Kırklareli

Hani insanlar vardır doğar, yaşar ve ölürler. Dünyaya gelmeleri de, gitmeleri yaşamdan bir şey alıp / vermez. Bazen de ne çok zararı dokundu, ne çok can incitti, gittiğine üzülemedim doğrusu, dediğiniz insanlar da olur hani... Sonra düşünürsünüz “hata mı ettim bu sözü söyleyerek acaba, dünyaya gelen tüm canlıların yaşama hakları eşit değil mi?” diye.

Birileriyse aydınlık bir gün gibi girerler kapıdan, kucaklarında bir deste çiçekle, hayatın tüm güzellikleri ellerinde, yüzlerinde ve dudaklarındadır.

Uzaklardan çok uzaklardan gelmiş de şimdi size mihman olmuş, uzak düşmüş akrabalarınız vardır. Aynı haneden, aynı sofradan, aynı sohbetten gittikleri, hemen belli olur, hiç yabancılık çekmezsiniz bir araya gelince. Aynen Rumeli’nde, Balkanlar’da yerleşmiş Türkler gibi, aynen Anadolu ve Rumeli’yi bir ağacın dalları gibi gören Ahmet Hezarfen ve onun benzerleri gibi.

Ahmet Hezarfen’le beş yıllık bir çalışma birlikteliğimiz var. Ahmet Hezarfen’le birçok araştırmada ortak çalışmalarımız, üretimlerimiz oldu. Halen de bu çalışmalara devam ediyoruz. O benzersiz kişiliğiyle, varlığıyla, dürüstlüğüyle örnek bir aydın olarak 82 yaşında da üretmeye devam ediyor. Hem de gece gündüz, hem de ilk günkü çalışma aşkının daha üstünde; insanlara, insanlığa yararlı olmak için devamlı çabalıyor, çalışıyor, üretiyor. Çalışmalarını gördükçe hiç kimsenin 82 yaşında olduğuna inanmadığı Ahmet Hezarfen içtenlikle, ivedelikle, verimlilikle çalışmaya devam ediyor.

O ki Bulgaristan’ın Deliorman’ın da Civan Alişlerin efsaneleriyle büyümüş, Yunus Abdalların, Demir Babaların, Otman Babaların, Akyazılı Sultanların, Musa Babaların manevi bahçesinde yetişmiş, Rumeli’nin ninnilerini, ezgilerini, nefeslerini, türkülerini, isyanlarını, dertlerini, kederlerini, belleğine silinmez bir şekilde kazımış bir duygu ve akıl insanı.

O ki sevdalısı olduğu Türk illerinin yaşam kavgasının ortak yönlerini Türkiye’ye geldikten sonra daha iyi gören bir bilge insan.

Ahmet Hezarfen; yaşamın ve kavganın üretenle / tüketen, ezenle / ezilen arasında geçtiğini görerek devamlı ezilenden, horlanandan, dışlanandan, yakılandan, sürülenden yana tavrını ortaya koymuş, bu uğurda çektiği nice çilelere rağmen bu devrimci kimliğinden ödün vermeden üretmeye devam etmiştir.

Halkının kültürüne, inancına, sağduyusuna dayanarak; toprağına ihanet etmeden, insanını hiçbir zaman dışlamadan  yürümüş karanlıklar üstüne, özgürlükleri, demokrasiyi, eşitliği, Atatürk sevgisini, yurt sevgisini işlemiş yetiştirdiği binlerce öğrencinin yüreğine ve benliğine.

Ama onun öyle bir özelliği var ki benzersiz bir özellik bu. Birlikte gerçekleştirdiğimiz 29 Mart - 3 Nisan 2000 tarihleri arasındaki seyahatte de gördüğüm gibi, bir başka sevdalı o doğduğu, büyüdüğü topraklara. Bir başka özlemi var, bir başka duygusu var, Rumeli’den yana. Hani dedik ya, kök bir, kök Türk Kültürü. Ama Balkanlar, ama Bulgaristan, Deliorman deyince bir başka oluyor Ahmet Hezarfen. Onun sevdası azalmamış, özlemiyle birlikte artmış yüreğinin içindeki filizlenen sızı.

Şimdi o çok uzaklarda doğduğu topraklardan, annesinden, babasından, okul arkadaşlarından, ilk sevdalandıklarından, halkından, köyünden.... Ama o burada oradakiler için tarihi bir görevi yerine getirerek ölümsüz bir eser hazırladı. Onun uzun yıllar titiz bir inci işçisi gibi işleyerek Başbakanlık Osmanlı Arşivleri’nden çevirdiği, birçoğunu görüp okuma olanağına sahip olduğum yüzlerce belge içinde başı Bulgaristan Deliorman’la ilgili olanlar çekiyor.

Nasıl ki Ruhi Su halkına benzersiz bir hizmet yaparak halkının türkülerini sesiyle ölümsüzleştirmişse, O da ilk kez yapılmayanı yararak, bugüne kadar sadece resmi verilerin ışığında yazılan, anlatılan Bulgaristan Deliorman tarihini yeniden yazıyor. Bugüne kadar yazılmayan, okunmayan, bilinmeyen bir tarihi yeniden canlandırıyor.

Evet, Ahmet Hezarfen doğduğu topraklara vefa borcunu benzersiz bir eylemle, o toprakların, o halkın, bilinmeyen tarihini arşiv belgelerine dayanarak bir başka açıdan değerlendiriyor, gözler önüne seriyor. Okunması en güç belgelere bile ulaşıp, tek bir belge için günlerce uğraştıktan sonra hiçbir bıkkınlık olmadan, ısrarla, sabırla, metanetle çalışarak yeniden okunan belgeler... kaybolmaya yüz tutmuş sayfaları aydınlatılan  tarih. Halkı bir karabasan gibi saran derebeylik sistemlerini, halkın isyanlarını, bağrından çıkardığı kahramanları yine belgelere dayanarak yazmak. Büyük bir emek, büyük bir sabır ürünü olan çalışmalar...

Elinizdeki bu çalışmanın -laf olsun diye söylemiyorum- büyük bir boşluğu dolduracağına eminim. Bu eserin tüm toplumumuza ve tüm insanlığa yararlı olacağını diliyorum. Ne güzel, sadece çalışmalarıyla değil, benzersiz kişiliğiyle de örnek bir insanın kitabına yazı yazmak.

Dünya bu fedakar insanların sayesinde aydınlık günler için kaynak eserler kazanıyor. Dünya bu güzel insanlarla daha yaşanır bir yer oluyor.

Hepinize içten duygularımla bol selamlar.

Sevgili Hocam’a en içten duygularımla bol saygılar, sağlıklı günler, uzun ömürler, yeni eserlerini okumak dileğiyle.

Hoşça kalın, dost okurlar.

Ahmet Hezarfen: Rumeli ve Anadolu Ayan ve Eşkıyası Osmanlı Arşiv Belgeleri. İstanbul: Kaynak Yayınları, 280 Sayfa, Önsözü.

aydinayhan_arastir@hotmail.com

Aleviyol, 25.1.2003

Yorum

|  Ana Sayfaya |

|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |

| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |

 

aleviyol@aleviyol.com