Ali Kemal Erdem
Provokatörlerin peşinde...
Yahudilerin İkinci Dünya Savaşı sonrası Naziler’in peşine
düşüp avlaması gibi Aleviler de Sivas katliamının
provokatörlerinin peşine düştü. Üç kişi yakalandı, on
kişinin yeri tespit edildi.
Fotoğraflar basılıyor, dünyanın dört bir yanına
gönderiliyor, elden ele dolaştırılıyor ve... Aleviler,
Yahudilerin Nazi avı gibi Sivas katliamcılarını avlıyor!
2'nci Dünya Savaşı sırasında Yahudileri katleden Nazilerden
kaçmayı başaranlar yıllar boyu dünyanın her yerinde
Yahudilerce arandı durdu. Ve birçoğu da yakalandı.
Türkiye'de de yakınlarını Sivas katliamına kurban verenler,
provakatörlerin peşine düştü. Üç kişi yakalatıldı, 10
kişinin de yeri tespit edildi.
YAKALANANLAR
Ali Temiz
Saadettin Temiz
Yalçın Kepenek
YAKALANDIĞI YER
Ali Temiz - Suudi Arabistan'da biliniyordu, 2005'de Sivas'ta
yakalandı.
Saadettin Temiz - Suudi Arabistan'da biliniyordu, 2005'de
Sivas'ta yakalandı.
Yalçın Kepenek - Avrupa'da izi bulundu, 2003'de Sivas'ta
yakalandı.
2 Temmuz 1993 tarihinde 37 kişinin katledilmesiyle son bulan
Sivas katliamının iki zanlısı Ali ve Saadettin Temiz
geçtiğimiz günlerde memleketlerinde yakalandı.
İki kardeş olayların ardından katliama katıldıkları
gerekçesiyle tutuklanmışlar ancak 1997'de görülen duruşmada
tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmışlardı. Ancak
devam eden duruşmalarda her ikisinin de olaylardaki rolünün
sanılandan daha fazla olduğu anlaşılınca haklarında tekrar
tutuklama kararı çıkarılmıştı. Ancak ikisini de bulmak
mümkün olmadı. Kayıplara karışmışlardı. Bazı İslamcı
gazetelerde onların Suudi Arabistan'a kaçtığı iddiası
yayınlandı. Sanki birileri polisin dikkatini farklı bir yöne
çekmeye çalışıyordu. Çünkü her ikisi de Suudi Arabistan'a
kaçmamışlar bazı çevrelerin yardımıyla olaya karıştıkları
memleketlerinde yaşamlarını sürdürmeye devam etmişlerdi. Ta
ki geçtiğimiz haftalara kadar.
Temiz kardeşler bir çift dikkatli göz tarafından fark
edilmişlerdi. Dikkatli bakışlar onları tanımıştı. Hemen usul
usul bu kişileri takibe aldı. Kaldıkları yeri tespit etti.
Ardından büyük bir heyacanla merkezi Ankara'da bulunan Pir
Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı'nı aradı.
Telefondaki heyacanlı ses, katliama katıldıkları öne sürülen
Temiz kardeşleri gördüğünü, adreslerini tespit ettiğini
söylüyordu. Bir an da merkezi de bir heyacan kapladı. Alınan
adres hemen CHP Milletvekili Ali Rıza Gülçiçek'e bildirdi. O
da durumu CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'a aktardı.
Baykal'ın bizzat devreye girmesiyle Emniyet Genel
Müdürlüğü'ne bildirilen adres doğrultusunda yapılan
operasyon da Temiz kardeşler yakalandı. Üç katlı, çeşitli
yerlerinden kaçmak için gizli çıkışların yapıldığı bir evde
yakalanmışlardı. İslamcı gazetelerde iddia edildiği gibi
hiçbir zaman yurtdışına çıkmamışlar sekiz yıl boyunca
Sivas'da rahatça yaşamışlardı.
BAŞ PROVAKATÖR İSVİÇRE'DE ÇIKTI
İki kardeşin yakalanması sıradan bir adli olay gibi
ajanslarda yer aldı. Oysa sıradan gibi görünen bu olay
neredeyse 10 yıldan beri süren ilginç, kolektif bir takibin
ürünü. Bazı Alevi dernekleri, kalplerinde derin yaralar açan
katliamın ardından olayı faillerinin yakalanmasında güvenlik
güçlerinin bilinçli olarak pasif kaldığı suçlamalarında
bulunmuştu. Ancak bunlardan biri olan Pir Sultan Derneği,
işi sadece güvenlik güçlerine tepki göstermekle bırakmamış.
Zanlılarından kayıp olanların bulunup yargı önüne
çıkarılması amacıyla Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve
Eğitim Vakfı'nı kurmuş. Vakıf yurtiçi ve yurtdışından
yaşayan çok sayıda Aleviye dağıttığı binlerce fotoğraf,
görüntü ile kaçak olan zanlıların yakalanması için adeta
kampanya yürütmüş. Sonuç mu? Yıllardır kayıp olan üç kişi
vakfın dağıttığı görüntüler ve yönlendirme sonucu
kendilerini teşhis eden kişilerin ihbarıyla bugün
cezaevinde. Aralarında olaylar sırasından Aziz Nesin'e
saldırmaya çalışan Sivas Refah Partisi yöneticilerinden
Cafer Erçakmak'ın da bulunduğu yedi zanlının yurtdışına
kaçtığını tespit etmiş. Bununla da kalmayıp bulundukları
ülkelere, şehirlere kadar öğrenip ilgili makamlara
bildirmiş. Yani büyük farklılıkları bulunmakla beraber bazı
Aleviler, 2'inci Dünya Savaşı'nın ardından Nazilerin peşine
düşen Yahudiler gibi katliam zanlıların peşine düşerek
kısmen de olsa sonuç almış.Kamuoyunun pek haberdar olmadığı
bu çalışmanın mimarlarından Vakfın Başkanı Murteza Demir'le
görüştük. Demir'e böyle bir gayret içinde olmalarının doğal
olduğunu söyleyip şunları ekliyor:
"Ben 12 yıl önceki katliam sırasında Sivas'ta düzenlenen Pir
Sultan'ı anma şenliklerinin komite başkanıydım. Katliamın
ardından polisin zanlıları yakalamakda zaafiyet göstermesi
üzerine bu işi sadece emniyete bırakmanın doğru olmadığına
karar verdik. Olayın perde arkasının ortaya çıkarılması ve
kaçan zanlıların yakalanması, takip edilmesi amacıyla 2
Temmuz Pir sultan Abdal Derneğini kurduk. Sivas davasının
hangi süreçte yapıldığından tutun da yakalanamayan, serbest
bırakılan ardından tutuklama kararı çıkarılmasına karşın
kaçanları takip etme kararı aldık. Bunları tabi bir hafiye,
bir gizli güç gibi izleme şansımız yok bu doğru da değil.
Ama eşimize, dostumuza, Sivas'ta, büyük şehirlerde
yaşayanlara, yurtdışında Türklerin yaşadığı çeşitli
ülkerlerdeki Alevilere, kaçan zanlıların resimlerini,
adlarını bu katliamda hangi rolü üstlendiklerini belirten
bilgilerin verildiği çalışmalar yaptık" diyor.
Çalışma hayli de başarılı olmuş. Katliamın en önemli
kışkırtıcılarından olan ve olayın ardından İran'a kaçtığı
iddia edilen Erçakmak'ın yine vakıfdan alınan görüntülerden
kendisini teşhis eden kişiler sayesinde İsviçre'de olduğu
ortaya çıkmış. Demir, "Cafer Erçakmak'ın İsviçre'de
yaşadığını bildirmemize karşın halen Adalet ve İçişleri
Bakanlığı bu kişinin İsviçre'den iadesi için bir çalışma
yapmadı. Biz kendisinin kaldığı şehre, kaldığı yerlere kadar
bildirdik. Erçakmak, belli çevrelerden aldığı destek
sayesinde çok iyi şartlar altından yaşıyor. İki ülkenin
duyarsız kalması sonuncunda şimdilik İsviçre'deki izini
kaybettik. Ancak nerelerde bulunabileceği, hangi kılıklarda
olabileceği konusunda oradaki arkadaşlarımızı uyarıp
izlenmesi görülmesi durumunda da emniyet güçlerine
bildirilmesi konusunda karar aldık."
Sivas'taki Ali ve Saadettin Temiz kardeşlerin vakıflarına
yakın bir üyenin teşhis ve takibiyle yakalandığını söyleyen
Demir bu olayla ilgili şunlar söylüyor.
"Bu kişiler kayıplara karıştıktan sonra kendi zihniyetlerine
yakın bazı basın organlarından bilinçli olarak Suudi
Arabistan'a kaçtıkları yönünde haberler yayılarak takipleri
engellenmek, emniyetin dikkatini bu ülkeye çekmek istedi.
Oysa bunlar kayıplara karıştıkları 1997'den bugüne kadar
Sivas'da yaşıyorlarmış. Bir arkadaşlarımız kendilerini
teşhis edip ihbar etti. Güvenlik nedeniyle arkadaşımızın
adını veremeyiz. Zanlılar Sivas'da üç daire tutmuşlar. Bu üç
daiereye de bir polis operasyonu durumunda kaçmak için gizli
kapılar, çıkışlar yapmışlar. Bunlar takip ediliyordu. Tüm
kaçaklar noktasında bir özenimiz vardı. Bu özen çerçevesinde
bu kaçaklar yakalandı. İyiki de bunu yapmışşız. 8 - 10 yıl
gibi Sivas gibi küçük bir merkezde katliama karışıp sonra
burada yaşamaya devam etmek emniyetin ve istihbaratın
dikkatinden kaçamaz. Ancak gözden kaçırmaya eğilimliyseniz
kaçabilirler. Gözden kaçma gibi birşey olmaz ben bir kasıt
arıyorum" diyor. Demir, bir başka zanlının daha geçen yıl
içinde Türkiye'de yine bir üyelerinin ihbarıyla
yakalatıldığını belirtiyor.
ALMAN PARLAMENTOSU BİLE ÇALIŞTI
Vakfın çabaları sonuncunda resmi olarak aranan 10 yakın
kişiden üçü yakalanırken, yedisinin yurtdışından kaldıkları
yerler belirlenip Türk ve o ülkenin ilgili makamlarına
bildirilmiş. Almanya'da bulunan ve bu ülkeye iltica eden
altı zanlı ile İsviçre'de bulunan Erçakmak'ın tutuklanması
veya iade edilmesi için bu ülkeler nezdinde lobi
faaliyetleri de yürütülmüş. Hatta bu konuda bir Alman kadın
parlementerin hükümete yönelik soru önergesi bile vermesi
sağlanmış. Ancak Almanya'nın Metin Ceylan, Mehmet Yılmaz,
Serhat Özgentürk, Harun Kavak, Sedat Yıldırım Adem Ağbektaş
adlı kişilerin iadesine yanaşmaması tepkiye yol açmış.
Burada şunu belirtmek gerekiyor Türk resmi makamları bu
kişilerin Almanya'ya kaçıp iltica ettiğinden vakfın
çalışmalarından sonra haberdar olduğunu söylüyor. Demir, bu
kişiler dışından resmi olarak aranmayan ama olaylara aktif
olarak katılan üç kişiyi daha tespit ettiklerini bunlardan
birinin adının Mehmet Kazım Gen olduğunu ve fotoğrafının
olduğunu belirtti. Diğer iki kişinin adlarının belli
olmadığını kaydeden Demir, "Gen'in olayları başlatılmasında
büyük rolü bulunuyor. Buna karşın halen devlet birimleri bu
kişi hakkında resmi bri arama kararı bile çıkarmamış. Her üç
kişi de bugüne kadar hiç yakalanmadı" diyor.
ZANLILARIN CD'LERİ YURTDIŞINDA KAPIŞ KAPIŞ SATILDI
Demir'e "Peki bu kişilerin yakalanması için başka ne gibi
çalışmalar yapıldı. Mesela yurtdışında dedektiflik
bürolarıyla anlaşıldı mı? diye sorduk. O da "Pir Sultan
Dergisi'nin birkaç sayısına 'Bunlar aranıyor! Bunlara dikkat
edin buralarda olabilirler! diye bir çalışma yaptık. Ayrıca
zaman zaman da yurtdışında giderek bu kişilere dikkat
edilmesi, bunların yakalanması için özen gösterilmesi için
toplantılar düzenledik. Yaptığımız toplantılarda olaylara
katılan kişilerin görüntülerinin bulunduğu CD'leri neredeyse
herkes satın aldı. Özellikle yurtdışında büyük ilgi
gösterildi" diyor.
Yapılan çalışmalar sonunda bazı çevrelerden tehditler de
aldıklarını söylüyor. Ancak bu çabalarının da bitmeyeceğini
söylüyor. Ve şunları ekliyor:
"Biz isterizki böyle bir çaba içerisinde olmayalım emniyet
bu işi takip etsin. Ama olmuyor. Adam sekiz yıldır Sivas
merkezinde yaşıyor her türlü konfora sahip onu yakalatmak
bize düşüyor. Bu vahim bir şey."
Bakalım halen kaçak olan 10 kişi önümüzdeki yıllarda
yakalanacak mı? Onu hem zaman hem de dikkatli gözler
belirleyecek.