ALEVİYOL
|
TÜRKİYE ALEVİLER” PANELİ BÜYÜK İLGİ GÖRDÜ Türkiye ve Avrupa’da kurulu Alevi Bektaşi kuruluşlarının üst çatı örgütü olan Alevi Bektaşi Kuruluşları Birliği tarafından düzenlenen “Avrupa Birliği Türkiye Aleviler” konulu panel Ankara’da Hacı Bektaş Veli Kültür Merkezi’nde yapıldı. ALİ YILDIRIM : “ALEVİLİĞİ YASAKLAMAK İNSANLIĞA KARŞI İŞLENMİŞ BİR SUÇTUR” Açılış konuşmasını başbakan yardımcısı Mesut Yılmaz’ın yaptığı toplantı ilgi ile izlendi. Yılmaz “Alevilik yasaklanamaz, anayasal güvence istiyoruz” pankartının önünde konuştu. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği başkanı Av.Kazım Genç’in yönettiği toplantıya ODTÜ öğretim üyelerinden Prof.Atilla Eralp, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu başkanı Turgut Öker ile Yazar-Hukukçu ve ABKB hukuk sekreteri Ali Yıldırım konuşmacı olarak katıldılar. 25 Nisan günü yapılan panelin açılışında konuşan ABKB başkanı Ali Doğan “Aleviler olarak Türkiye’nin temel sorunları konusunda görüş, düşünce ve önerilerini açıklamayı amaçladıklarını, gerek Türkiye gerekse Aleviler açısından son derece önemli bir konu olan Avrupa Birliği konusunun ele alınacağı bu toplan ilk başlangıç yaptıklarını, bu toplantılar dizisinin devam edeceğini” dile getirdi.
BİN YILIN TÜRKÜSÜNDEN BİR KESİT Doğan’ın sunuşundan sonra sinevizyondan bu yıl 5 Ekim tarihinde İstanbul’da yapılacak olan “Bin Yılın Türküsü” festivalinden sunulan kısa bir kesit büyük beğeni topladı.
MESUT YILMAZ “DEVLETİN DİNİ OLMAZ” Panelin açış konuşmasını yapan başbakan yardımcısı Mesut Yılmaz tüm izleyenleri şaşırtan görüşler dile getirdi. Yılmaz konuşmasında şunları söyledi: “Bu ülkede yaşayan herkes bilmektedir ki, Alevi-Bektaşi inancına mensup vatandaşlarımızın ta uzak geçmişten kaynaklanan ve zaman içinde çözülmeyen ve çözülmedikçe de büyüyen önemli sorunları vardır... Görmezlikten, bilmezlikten ve duymazlıktan gelmekle, sorunların ve onların yarattığı sıkıntıların olmadığını ve ortadan kalktığını varsaymak büyük bir aldatmacadır. Hele hele yalnızca ülkenin günlük dirlik ve düzeni adına bu sorunların varlığını inkar etmek, ülkemizin geleceğinin dirlik ve düzenini tehlikeye atmak demektir. Türkiye, Avrupa Birliğine ancak laikliğini güçlendirerek girebilir... Ancak rejimimizin laiklik niteliğini güçlendirmenin yolu, sertlikten değil özgürlükten geçmektedir. Avrupa Birliğine girmiş bütün ülkeler laikliği özümsemiştir ve bakın gerçekten laik bir ülkede neler olmaz?.... Laik devletin dini olmaz... Çünkü din, fertler içindir... Laik devlet, dinleri ve inançları ayrım yapmadan korumak zorundadır... Laik devlet din ve inanç sahiplerinin her birinin değerlerine saygılı olmak zorundadır. Bu alandaki farklılıkları hiçbir şekilde gözardı etmemek durumundadır. Laik devlet, dinler ve inançlar arasında yansız olmak zorundadır.. Laik devlet, din öğrenimi işini inanç sahiplerine ve onların örgütlerine bırakmak ve bu alanda serbestiyet sağlamak zorundadır. Laik devlet, hiçbir din ve inancı öğretmek noktasında tek bir kimseyi bile zorlayamaz. Zorla din eğitimi yapamaz. Laik devlet dinlere ve inançlara el atamaz ve kamu sağlığını ve düzenini korumak dışında onlara yasaklar koyamaz... Avrupa Birliğine yönelen bir Türkiye’de: Hiçbir kimse kendi kimliğini ve bilhassa inancına ait kimliğini saklamak mecburiyetinde bırakılmamalıdır. Hiçbir kimse kendi inancının esaslarını o inancın sahiplerinden serbestçe öğrenme imkanından mahrum bırakılmamalıdır. Tek bir kimse bile kendi inancının gereği olan ibadetlerini ve törenlerini yerine getirmekten dolayı alıkonmamalı ve aşağılanmaya maruz bırakılmamalıdır. Hele hele ibadetlerini yerine getiren hiçbir kimseye suçlu muamelesi yapılmamalıdır. Hiçbir inanç mensubunun en tabii olan haklarını arayışı ve bunları talep etmesi engellenmemelidir. Hiçbir kimlik sadece devlet tarafından değil, kamusal hizmet veren hiçbir kişi ve kurum tarafından inkar edilmemelidir. Hiçbir din ve inancın kendi din adamlarını yetiştirmesinin önüne geçilmemelidir... Adı ve fonksiyonu ne olursa olsun, hiçbir din ve inançtan o din ve inancın gerektirdiği mabetlerin açılması esirgenmemelidir. Bir dine ve inanca mensup olmak hiçbir kişi ve kurum tarafından potansiyel tehlike olarak görülmemelidir. Hiç bir din ve inanca karşı o yokmuş gibi davranılmamalıdır. Hiçbir örgütlenme, sadece belli bir inancın mensuplarını bir araya getiriyor diye tehlikeli sayılmamalıdır. Hiçbir kişinin yükselmesinin önü, sadece bir inanca mensup diye hiçbir kimse tarafından kesilememelidir.” ALİ YILDIRIM “ALEVİLİĞİ YASAKLAMAK İNSANLIĞA KARŞI İŞLENMİŞ BİR SUÇTUR” Panelin ilk konuşmasını yapan yazar Ali Yıldırım “Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz’ı dikkat ve ilgi ile dinlediğini dile getirerek Yılmaz sanki Alevilerin sözcüsü gibi konuşuyor, yıllardır bir çok zorlukla dile getirdiğimiz sorunlarımızı Yılmaz’ın ağzından duymak, Yılmaz’ın bu sorunlara sahiplendiğini öğrenmek doğrusu ilginç oldu” dedi. Yıldırım konuşmasında: “Sayın Yılmaz son derece önemli görüşler açıkladı. Bunlara katılmamak mümkün değil. Teorik olarak çok doğru şeyler söylüyor. Ama Türkiye’de pratikte neler yaşanıyor bir de bunlara bakmak gerekir. Şöyleki Türkiye’de somut olarak yaşananlar Yılmaz’ın söylediğinin tam tersidir. Türkiye Cumhuriyetinin Anayasasında laik olduğunun yazmasına karşın devletin bir dini vardır, devlet kendisine sünniliği din olarak seçmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla kamu olanakları tek bir inancın-mezhebin hizmetine sunulmaktadır. Devlet sözde şeriatı denetim altında tutacağım gerekçesiyle şeriata olanaklar sunmaktadır. Böyle laiklik olmaz. Okullarda Alevi çocuklarına zorla sünnilik öğretilmektedir. Alevilerin inanç önderi olan dedelik-babalık bugün yasaktır ve suçtur. Alevilerin inanç merkezleri olan cemevlerinin yasal bir statüsü bulunmazken Türkeyi’de bizzat devlet tarafından yaptırılan 86 bin caminin bulunması laiklik ilkesiyle bağdaşır mı? Diğer yandan Aleviler’in serçeşmesi olan, Alevilerin Kabesi olan Hacı Bektaş Dergahı bir müzedir. Dünyanın neresinde insanların kendi inancını yerine getirmek için bilet aldığı görülmüştür? Alevilere binlerce yıldır yapılan baskı ve eziyetler yetmiyormuş gibi günümüzde de Aleviliği asimile etmek için olmadık yöntemler kullanılmaktadır. Bunların başında yer alan Alevi köylerine zorla cami yapılması uygulamasından derhal vazgeçilmelidir. Türkiye kendi farklılıklarını bir zenginlik olarak görmelidir. Asimilasyonun ne anlamı var, Türkiye’de zaten yeteri kadar sünni insan varken Alevileri de sünnileştirip bu ülke ne kazanacak! Aleviler tarihsel olarak hep mazlumdan yana oldular. Öğretileri gereği tüm insanları bir ve eşit gördüler. Bugün de demokrasiden, özgürlüklerden, laiklikten yanadırlar. Avrupa Birliğinin değerlerini Aleviler kendi değerleri sayıyor. Kopenhag kriterleri olarak ifade edilen değerler Alevilerin öteden beri sahiplendiği değerlerdir. Aleviler insanların insanca yaşayacağı bir dünya özlüyorlar. Bu anlamda Aleviliği yasaklamak insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur.” TURGUT ÖKER “ALEVİLİK AVRUPA’DA ÖZGÜR KENDİ YURDUNDA YASAKLI” Almanya Alevi birlikleri Federasyonu genel başkanı Turgut Öker ise panelde yaptığı konuşmada “Avrupa’da özgürce örgütlenen Aleviliğin kendi ülkesinde yasaklı olmasının kabul edilemez olduğunu” ifade etti. Avrupa Alevi örgütlenmesi konusunda bilgi veren Öker “Avrupa’da 160 Alevi Kültür Merkezi, 32 Cemevi ve 8 Alevi Birlikleri Federasyonu’nun bulunduğunu, çok yakın bir tarihte Avrupa Alevi Konfederasyonunu Avrupa Birliği’nin merkezi olan Bürüksel’de Avrupa Aleviler Birliği adıyla kuracaklarını” dile getirdi. Öker konuşmasını şöyle sürdürdü “Avrupa Alevileri kendi kimlikleriyle tanıyor ve kabul ediyor. Cemevlerimizin açılışına en yüksek devlet yetkilileri katılıyor. Alman Cumhurbaşkanı Y.Rau Türkiye ziyaretinden önce özel olarak bizimle görüşüp görüşlerimize başvurdu. Rekorlar kitabına giren Bin Yılın Türküsü Festivali hükümetin üst düzey desteğiyle gerçekleşti. Biz Aleviler olarak Türkiye’nin girmek istediği Avrupa Birliğine bir anlamda çoktan girmiş bulunuyoruz. 6-7 Nisan 2000 tarihinde Strazburg’da Avrupa Parlementosunda 150 Alevi delege ile toplantı yaptık. Yerimizin AB olduğunu ifade ettik. Avrupa Parlementosu Milletvekili Ozan Ceyhun bu ziyaretimizin Türkiye’nin AB’ye girmesine olumlu anlamda katkısı olduğunu belirtti. AB’ye demokrasi düşmanları karşı çıkıyor. Çıkarları otoriter ve anti demokratik yapılanmadan yana olanlar karşı çıkıyor. Biz demokrasiden yanayız. Aleviliğin evrensel değerlerini dünya ile buluşturuyoruz. Bunun somut bir adımı olan Bin Yılın Türküsü’nü 5 Ekim’de İstanbul’da gerçekleştireceğiz. Desteklerinizi, katkılarınızı bekliyoruz.” Toplantıyı yöneten Kazım Genç ise kapanışta yaptığı konuşmada “Anadolu Kültür mozaiğinin önemli bir kesimini Aleviler ve Alevi Kültürü oluşturmaktadır. Aleviler önceden sahip oldukları inanç, gelenek ve göreneklerini Anadolu’ya taşıyıp, Anadolu’ya özgü bir yaşam ve felsefe ile yoğurup, Anadolu’ya özgü bir kültür oluşturdular. Artık söyleşilerimizde, katledilme tarihlerimiz olmasın istiyoruz. Dostluğumuzdan, hoşgörümüzden, insanımızdan söyleşelim istiyoruz. “ dedi.
HEP BERABER LOKMALAR YENİLDİ Panelden sonra aralarında başbakan yardımcısı Mesut Yılmaz’ın da bulunduğu tüm konuklar hep beraber Hacı Bektaş Veli Kültür Vakfınca hazırlanan lokmaları yediler. |
| Forum | Konuk Defteri | Ozanlar | Yazarlar | Yol | Alevilik |
| Irtibat | Linkler | Deyisler | Kitapevi | Hüseyin Gazi | Ana Sayfaya |