|
|
|
Güncel ve Tarafsız Haber |
|
|
|
İsmail Onarlı Alevilikte Ombudsmanlık ve tahkim uygulaması Çağımızda insan hak ve özgürlüklerin genişlemesi ile örgütlenme ve kamu alanında “Ombudsmanlık ve Tahkim Müesseseleri” de geniş yetkilerle donatılmıştır. Aleviler bulundukları devletin adalet düzenine güvenmeyerek, kendi hukuksal sorunlarını “Dar Hukuk Sistemi”nde çözümlemişlerdir. Kavga yerine Alevi cemaatinde istikrarı ve toplumsal barışı sürekli canlı tutabilmek için, zamana ve mekana uygun kurumlar geliştirmişlerdir. Bunun için de yeni kurumlar ihdas etmişlerdir. Aleviler yaradanı ve tüm yaratılanı koşulsuz severler. Aleviler tasavvufu; dinler ve çeşitli inançlar, kültürler ve uygarlıklararası diyalog ve hoşgörünün çok ötesinde onları içselleştirerek kendi uygulamalarına eklemlemişlerdir. Bu nedenle “Yol bir sürek binbir” denmiştir ki; bu yol da “insanlık yoludur”. Aleviler bağlı oldukları ocağın postnişini,“Dede”yi daha başlangıçta “Ombudsman” olarak kabullenmişlerdir. “Ombudsman” veya“Ehl-i Hukuk” dediklerini kabul etmeyen bir talip, “düşkün” ilan edilerek gerekli cezai yaptırım uygulanır. Alevilikte “Ombudsmanlık müessesi”ni ve bireysel sorunları “Velayet, Mürşid, Pir, Rehber” makamları teşkil eder ve çözer. Alevilikte “Tahkim müessesi” iki talip arasındaki mal-mülk sorunlarını, her köyde veya birbirlerini tanıyan cemaatte üç kişilik “Ehl-i Hukuk” denilen bir heyetten mürekkep kurum oluşur ve çözer. Köy yerlerinde iki talip arasındaki sorunlar daha çok; gizli ağaç kesme, tarla sınırını genişletme (sünor atma), mal – davar çalma veya kesip yeme, para veya altın alıp vermeme gibi sorunların çözümleridir. Ev, bağ, bahçe, tarla gibi taşınmaz malların bölüşümünde de “tahkim müessesi” çalıştırılır. Özel mülkiyete geçişle birlikte bu iki kurum, Alevilikte faaliyete sokulmuştur. Sosyalist Blok çökmeden önce “tahkim müessesi” uluslararası ticarette hakem olarak görev yapmaktadır. Ermeni, Rum, Musevi, Sünni gibi farklı inanç, ırk ve kültürlerdeki zümrelerin kendi aralarında ya da Aleviler arasında vukua gelen ihtilaflarda “Ombudsmanlık ve Tahkim Müesseleri” işletilirdi. Arabulucu veya iş yapıcı da denilen kurum ve kişilerden yöremizden son “Ombudsmanlara” örnek verirsek; Onar Köyü’nden Mustafa Keha, Yukarı Yabanlı Köyü’nden Mılla Memed, Selamlı Köyü’nden İpek Ağa, Çimen Köyü’nden Hatip Mehmet, Arapgir Kazası’ından Nalbant Kamil vb. sayabiliriz. Alevilikte eski antik uygarlıklarla birlikte özellikle Hitit gelenek-görenekleriyle, İslam fıkıhı ile Türk töresini ve Roma hukukunun izlerini her bölgede görmek mümkündür. Günümüzde dünyada bu iki kurum meşru, anayasal ve kanuni olarak faaliyet göstermektedir. Ülkemizde de anayasa ve kanunlar buna göre ayarlanmış ya da ayarlanmaktadır. “Uluslararası tahkim” serbest pazar ekonomisinin ve liberalizmin bir gereği değil, insan haklarının bir zorunluluğudur. “Tahkim” emperyalizmin dayattığı uluslararası yapısal bir “müessese” değildir. Sadece öyle görmek de yanlıştır; her olgunun iyi yönleri de vardır, kötü yönleri de. “Müesseseler” uygulama alanlarında belli olur. Köylü ve varoş kültür ve davranışıyla bir yere varılmaz. Bir yerlere veya birisine de körü-körüne bağlanmak kişiliksizlikten ve kendi olmamaktan kaynaklanmaktadır. Önce birey olmak gerekir. Gönüllü Trafik Müşavirliği gibi Ombudsmanlık ve tahkim müesseseleri 21. yüzyılın alternatif birer sivil toplum kuruluşlarıdır ve öyle de görülmelidir. Aleviyol, 11.5.2003 Yorum |
| Ana Sayfaya |
|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |
| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |