|
Nesrin Özyaycı
OLYMPOS’ ta
iki mülteci...
Bahar; Arap atı gibi
tahakküm kurmuştu doğanın üzerine.. Çimenler kükremiş güller
tomurcuklanmış..Serçeler yuvalarından dışarı uçup yemyeşil ağaçların
başında şakıyarak gülüşmekte.. Bir badem ağacı, kahverengiliğini bozmuş,
gelin başı gibi açmış.. Baharı kucaklamış.. Sessizlik senfonisi..
Beynimde uzun yürüyüşlere çıkmışım başımı alıp da.. Uzun emprime bahar
çiçeği bol eteğimle rüzgara savrula savrula yola koyulmuşum.. Yemyeşil
çimenlerin üzerinde açan papatya, gelincik, sarı mineli çiçekleri eğilip
toplamaya başlamıştım.. Beyaz üzeri işli bluzumla.. Alıçtan firuze kolye
boynumda.. Saçlarım örgü örgü.. Oyalı bir yazma başımda.. Seke seke
geziniyorum Olympos eteklerinde.. Bu bahar kimseler yoktu buralarda..
Herkes savaşta.. Birbirini öldürmekte.. Olympos yalnız.. Ben de
yalnızdım.. Duygularımı bahara açtırmıştım.. Cömertlik ve yalınlıktan
öte bir şey yoktu bu dağda.. Savaştan kaçıp buraya sığınmıştım.. Hayret
kimseler yoktu.. Olympos boşalalı asırlar olmuştu.. Koşuşmuştu insanlar
kokuşmuş teknolojinin kucağına.. Bir ben bir Olympos kalmıştı savaştan
arta kalan.. Bir de göveren doğa.. Yemyeşil, bonkör, çiçekli bir yol..
Seke seke bir ceylan belirdi yamaçtan.. Cansız bir hayale dalar gibi
uyanmıştım.. Yanıma sokuldu.. Dostluk aramaktaydı belli.. yağız bir
Filistinliydi.. Çılgınlar gibi.. Gözlerinde ateş karşımda bir hayal..
Cansız bir hayale bakar gibi dalmışım.. Filistinli bir gençle İsrailli
bir kızın buluşması gibiydi tablo.. Ceylan ürkekti..Yağızdı.. Saç sakal
birbirine karışmış uzun tüyleriyle.. Gözlerinde ateş yangını..
Dudaklarında çöl kuruluğu vardı.. Titrekti.. Belliydi.. Sevgi dolu yağız
bir ceylandı.. Duygu zengini.. Gönül varlıklı... Ağlamaklı.. karşımda
oturmuş.. Titriyordu.. Bir ayağı sürekli hareket halinde.. Vurulmuştu..
Tek ayak üstünde bekleyen suçlu öğrenciler gibi.. Helezon yaya
oturtulmuş oyuncak bebekler olur ya.. Aynen öyle işte.. Sevgi dolu..
Özgürlüğe susamıştı.. Utanarak kaçmıştı savaştan ezikti.. Yanı başında
İsrail’ den kaçmış bir kadın.. Esmer.. Köylü güzeli.. Yanakları al al..
Simsiyah gözlü.. Cımbız değmemiş bir Ortadoğulu kadın.. Bir sufat..
Doğal.. Makyajsız.. Sade.. Süzme bir kadın.. Nasıl olursa öyle işte..
Emprime etek efil efil rüzgarda.. Olympos’ a sığınmış bir öğrenci
belli.. İyi öğrenmiş yaşamı.. Öğretmişler enine boyuna... Nasıl olursa
öyle? Yaşamı öğrenmeye gelmiş.. Onurlu .. Şeref listelerinde bir
öğrenci.. Kırılgan.. Ezilmiş.. Horlanmış.. Ama dimdik.. Ödünsüz yaşamış
değerlerinden.. Acılardan kaçmış.. Buraya sığınmış.. Yorulmuş..
Sıkılmışta sığınmış Olympos’ a.. İkisi de yan yana.. Dopdolu canlılar..
Her model elbiseli ancak canlılık benzerlikleri.. İkisi de yaşının
baharında.. Bu kadar kalabalığın içinde gözlerime inanamadım..
Şaşırdım.. Hoşuma da gitmedi değil? Ne mi oldu? Filistin’ den kaçıp
buraya sığınan ceylan doğanın ortasında İsrailli kadına yanaştı.. Hem de
usulca.. Dağ çiçeği gibiydi kadın.. Utandı kavgadan kaçmıştı.. Kızardı,
Bozardı.. Korktu.. Hayret hem de Olympos’ ta.. Böylesi ıssız terkedilmiş
bir sığınakta.. Pisliklerden kaçıp gelmişti kadın taa buralara...Temiz
bir kadındı.. Ceylan özgürlüğü için koşmuştu buralara..Bir dostluk
imzasıydı belki de kim bilir... Bir barış.. Bir özgürlük arayışıydı..
Sembol bir buluşma..!! Kız yağmur gözlüydü..
Etkilendim.. Utandım
Olympos’ dan.! Başımı çevirdim.. İkisi de acemiydi bu mekanda.. Ürkek,
yalnız ancak.... Özgürlük istekli iki acemiydiler.. Ceylan seke seke
dolaşıyordu Olympos kırlarında.. Kadın küçük bir çocuk gibi.. Onca
güzelliğin ortasında.. Başka. bir gören olmuş muydu? İzliyordum.. Düştüm
ardına ikisinin de.. Belliydi.. aralarında bir çekim vardı.. Anlamak
zordu? Aralarında bir kıvılcım vardı.. Habersizdi her ikisi de.. Ancak
olmuştu işte.. Yoksa bir veda buluşması mıydı Ceylanın ki? Bir
kutlamamıydı? Savaşın bitişine, barışın gelişine.. Ayaklarının arasında
dolaşmaya başlamıştı Ceylan.. Kadın korkmuştu.. Tedirgindi.. Utangaçtı..
Ürkekti.. Hem de az bulunur bir ikiliydi... Sitemli bakışlarını gördüm
sisli gözlerimle.. Hadi dedim içimden.. Helal olsun ikinize de.. Nasıl
istiyorsanız.. Dostça, arkadaşça.. Ya da bilmem ki? Nasıl istiyorsanız..
Bir insan bir Ceylan.. Dostluk.. sevgi... paylaşım... Ne istiyorsanız..
bütün güzellikler... Elimi başına götürdüm Ceylanın.. Gözleri umutla
ışıldıyordu.. yanı başımızda ılgıt ılgıt nehir akmakta.. Elimde ki
birkaç papatyayı suya bıraktım.. Su alıp götürmüştü.. Dalmıştım nehrin
suyuna.. Gözlerimle beynimi yıkıyordum.. Düşüncelerim iyice arınmaya
başlamıştı.. Ceylan susamış.. Beynim susamıştı böylesine bir
sessizliğe.. Diliyle içiyordu suyu.. Kana kana.. Sıcak çöllerden, kızgın
savaşlardan kopup gelmişti.. Eteklerimi toplayıp suya indim.. Ceylan
yalnızdı.. Kulaklarını oynatıp gülen gözlerle bana bakıyordu..
Heyecanla.. oda nehirde.. Benimle birlikte.. Bir elim eteğimde, bir elim
Ceylanın başında.. Ceylan İsrail den ben Filistin den.. ikimiz de küçük
oyunlardan kaçıp sığınmıştık Olympos’ a.. iki mülteci..! farklı son
derece aykırı bir buluşma...
Ateş baruttan görmeyen gözlerim açılmıştı.. İki sığıntıydık bir
zamanlar.. Garip..!! Ceylan suya kavuşmuş mutlu.. Ben Ceylan’ dan daha
umutlu.. Temiz nefesi bulmuştuk.. Kulakları hep dimdik ceylanımın..
Gelecek kötülüklere karşı yanı başımda.. Gelin başlı badem ağacı daha
gülmeye başlamıştı.. Bütün tomurcuklarını açtı.. Baharda kar
yağdırdı..!!
Öteki dünya.. İğrenç kokusu halen burnumda.. Madde savaşına yenik düşmüş
ruhları öldürmüş nüfus kalabalığı canavarlar.. Ceylan’ ım da yorulmuş
Robinhoodlardan.. Şimdi üç kişi olduk.. Serçe.. minik serçe.. zıp zıp..
mutlu.. Nefesi daralmış savaş kokusundan.. Nasıl dayanmış onca uzun
yola? Hayret..!! Avucumun içinde.. Bana müzik dinletmeye gelmiş.. İşte
doluşmaya başladı ÖZGÜRLÜK ülkesi.. Karanlık ülkelerden vizesiz
gelmiştik buralara.. Uçarak.. Ardımıza bakmadan gelmiştik.. Bulutsuz
gökyüzü.. Sürüler halinde güvercinler.. Ayaklarında mavi boncuklar..
Serçe daha çok ötmeye, Ceylan ise dans edip sekmeye başladı... Olympos’
da şenlik var... Fes rengi bir gül açmış.. Beyaz mineli çiçeklerin
içinde.. Mülteciler artmaya başladı.. Ağıt yoktu.. Ceylan gülüyor, Bir
elimle eteğimi tutmuş dans ediyordum.. Gökyüzü zifiri aydınlık..
Gözlerim kamaşmış bahardan.. Nehir yatağını aşmış engin bir deniz.. Ben
ise kayadan oyulmuş bir kayık gibiydim denizin orta yerinde.. Serçe
avucumun içinde.. Ceylan ayaklarıma dolanmış.. Güvercinler yere inmiş
saçlarımı didikliyorlar, Ayaklarımın dibinde zıp zıp.. Mavi boncuklarını
sökmemi istiyorlar.. Biz bizeyiz.. Uykulu, bahar kokulu.. Bütün
mülteciler gönül rahatlığı ile uykuya daldık.. Hepimiz olduğumuz yere
kıvrıldık.. İyi ki bir post getirmiştim kaçarken sınırdan.. Koyun
postu.. Yumuşacık.. Ceylanım.. Bulmuş onu ileride ki tel örgülerin
yanında unutmuştum.. Ağzıyla getirdi, sürükleyerek.. Üzerime örttü.. Ay
dede bizi bekliyordu.. Issızlıktan korkmam, Kalabalıktan da ... Hele
yalnızlıktan hiç korkmam..
Hepimiz el ele tutuşmuştuk.. Gök yüzüne doğru kanatlanıp uçuyorduk..
Güvercinler yol gösteriyordu.. Gökyüzünün maviliklerine kavuşmuştuk..
Cennete doğru tabelalarıyla yol almıştık... Kim bilir belki bu dünyada
bulamadıklarımızı bulup da sarılırdık birbirimize bu defa.. Utanmadan..
doğallıkla... Safça..
Gün ağardı.. Serçeler coşmuştu.. Cıvıl cıvıl şakımaya başlamıştı gün..
Yaşadıklarımın hayalini söndürdüm, kendimle derin bir uykuya daldım.... |