Güncel ve Tarafsız Haber

Necdet Saraç

Oktay Ekşi Alevileri ‘’yol’’a getiriyor...
Dünya Basın Konseyleri Birliği Başkanı.
Türkiye Basın Konseyi Başkanı.
Hürriyet Gazetesi Başyazarı.
Belki elli yıllık gazeteci. Duayen. Bol kariyer...  Sınırsız yetki... ‘’Marka’’...
Devlet, iktidar, bürokrasi, dışışleri, uluslararası ilişkiler...
Bunlar arka arkaya sıranlandıkça, insan oturduğu yerde bile ‘’toparlanma’’ ihtiyacı hissediyor...
Karşısında ‘’toparlanma’’ ihtiyacı hissettiğimiz kişi Oktay Ekşi.

Avrupa Birliği (AB) ilerleme Komisyonu Raporu açıklandıktan sonra, raporu, yerlere göklere sığdıramayan Oktay Ekşi,  raporla ilgili olarak ‘’(Atatürk) devrimlerinin bugüne kadar alınmış en somut sonuç’’ diye yazdı.

AB ve raporla ilgili ‘’net’’ belirlemeler yapan, Atatürk’ün ağzından Başabakan Erdoğan’a ‘’devrimci’’ bir misyon yükleyen ve ‘’Büyük Atatürk'ün özlemi, Türk ulusunun çağdaş uygarlıkla bütünleşmesi idi. AB üyeliği Türk ulusu açısından bu hedefin somut ifadesidir. Bu rapor, o yöndeki kapıları açmaktadır’’ diyen Oktay Ekşi, raporu parça parça okuduğu veya hiç okumadığı için, Aleviler, 11 Ekim’de Ankara’da raporla ilgili açıklama yapınca küplere bindi... Anlaşılan o ki,  rapordaki bu bölümleri atlamış...

 

Malum ya, Oktay Ekşi de, Başbakan Erdoğan da, basında yazan çizen ‘’çoğunluğa ait’’ bir çok kişi de, Alevilerden daha fazla vatansever, bu ülkeyi ‘’azınlıklardan’’ daha fazla seviyorlar. Gerçek ‘’sahip’’ onlar...

 

Bu ülkede yıllardır söylenenleri ‘’duymayanlar, görmeyenler, konuşmayanlar’’, 12 Eylül’de Alevilerin ve solun karşısında siyasal İslam’ı savunanlar, Avrupa Birliği’ne olması gerekenden de fazla önem verenler, kendi değerlerine ve insanına yeterince önem vermeyenler, son derece basit çözümleri olan sorunları daha da karmaşık hale getiriyorlar. Bir çokları gibi, Oktay Ekşi de, çözüm düşüneceğine, yüzyılların geleneği ‘’kötek’’ ve ‘’tehdit’’e sığınarak, bunu çözüm olarak sunuyor... 2 Temmuz Sivas sonrası bir çözüm önerisi hala belleklerde:  ‘’Otellere sentetik halı döşenmemeli, zira ‘yangın’da çabuk tutuşuyor!’’

 

Alevileri, Alevi inancını en azından toplumsal bir olgu olarak kabul etmediği çok açık belli olan Sayın Ekşi, kendisi dışında farklı kültürlerin, farklı inançların olabileceğini düşünmek istemeyen çoğunluğun, klasik yaklaşımı ‘’tek kültür, tek inanç’’a yaslanarak ayrımcılığı kendisi öne çıkarıyor. Alevilere atıfta bulunlarak, Aleviler ‘’mal bulmuş Mağribi’’ olarak nitelendiriliyor. Fazla konuşursanız, ‘’ondan ilerisini isteyince sıra külahları değişmeye gelir’’ diyerek sopanın ucu gösteriliyor.

 

Oysa Aleviler ne istiyor, bu sorunlar niye var, Avrupa Birliği istediği için değil, biz istediğimiz için gelin bu sorunları konuşalım ve çözelim denebilse her şey çok rahat çözülecek...

 

Oktay Ekşi’nin bahsettiği gibi, bugüne kadar ne bir Alevi kuruluşunun, ne de bir Alevinin,  kendi ifadesi ile ‘’imtiyaz talep etme’’ çabasında olduğu ne görüldü, ne de duyuldu... Alevilerin, hiç bir dönem toprak, bayrak, ülkenin bütünlüğü gibi sorunları yada talepleri olmadı...  Dün de bugün de sosyolojik değerlendirmeler dışında ‘’azınlık hakları’’ talebi olmadı...

 

Oktay Ekşi, kendi ifadesi ile ‘’Alevi vatandaşlarımız adına konuştuklarını iddia eden birileri’’ diye küçümsediği, ciddiye almadığı Alevi Konfederasyonu’nun, Türkiye’de ve Avrupa’da yaklaşık 100 bin üyesi olduğunu biliyor mu?

 

Alevi Konfederasyonu’nun en son yaptığı açıklamada ‘Bugüne kadar mevcut iktidarlar tarafından sürekli yok sayılan, yasal hiçbir platformda kabul edilmeyen Aleviliğin AB eliyle gündeme taşınması siyasi iktidarların kendi zaafıdır’’ dediğini niçin görmüyor..

 

Oktay Ekşi, Alevilerin ‘’Çok kültürlü, çok inançlı ve herkesin eşit koşullarda, kardeşçe ve barış içinde bir arada yaşayacağı Türkiye’nin yaratılması için, Alevi kimliği ve kurumları yasal düzeyde bir taraf olarak tanınmalı ve sorunları çözülmelidir’’ yaklaşımına yer vermeyip, niçin, artık bıkkınlık uyandıran, bölücülük, imtiyaz ve Türkiye’nin parçalanma ‘’tehdit’’ini öne çıkarıyor...

 

Oktay Ekşi, Alevileri kötekle ‘’yol’’a getirme çabası yerine, eğer bu ülkede farklı inançların, kültürlerin barış ve kardeşlik içinde birarada yaşamalarını istiyorsa, öncelikle 13 Ekim tarihli yazısını bir kere daha okumasında, Alevilerden özür dilemesinde ve ‘’Alevilerin inanç merkezi olan Cemevlerinin de, Cami, Mescit, Kilise, Sinagog, Havra gibi bir inanç merkezi olarak tanınmasından’’ yana tavrını açıklamasında yarar vardır...

 

Artık tehditle, küçümsemeyle, yok saymayla çözüm dönemi sona erdi. Malum ya ‘’(Atatürk) devrimlerinin bugüne kadar alınmış en somut sonuç’’ olan Avrupa Birliği var! Gerisi laf-ı güzahtır...

 

Yarın:  Bu Aleviler ne istiyor?

 

Birgün Gazetesi • 15 Ekim 2004 • www.birgun.net    • necdet sarac e-mail: n.sarac@web.de

|  Ana Sayfaya |

|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |

| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |

 

aleviyol@aleviyol.com