Güncel ve Tarafsız Haber

Safa Kaçmaz

Nuh dileği...

Gece yarıları bulutlar yırtılıyor derin. Yırtılıyor gökyüzü her karanlıkta aydınlık gece yarılarında. Gelmek bilmez derin gecelerin yokluğundan camcam olmuş gözleri. Hüzün toprağı emmiş bir çift karanfil kapatıyor gözlerini her seferinde.

İsterdi temiz giysiler üzerine patiskadan beyaz, şapka, bir de yastık tavus kuşu tüyünden.

Yağız atın sırtında uçarak ve sürünerek ve tutunup ak ve mavi bulutlara kolundan tutarak girip düşlerin içine tek tek ve dalarak bilinmezin en derin koylarına her renkten papatya açılarak düşlerinde 9 yaşında.

Anam benim, toprak anam İnanna, Tanrıçam eşi daha bulunmayan ve dünyada ve uzakta, uykusuz gecelerimin ve çocuk yüreğimin düşleri, gözlerinde umman taşıyan beni doğurmuş kadın umudu kadar dingin ve göz açmakta olan bir ceylan yavrusunun titrek korkusunun güvencesi !

Gemiler gerekli bana okyanuslar yaracak, atalarımın atası Nuh'un gemileri gerekli bana! Ve okyanuslar yaracak gemiler, kurtarsın beni gemiler bu salgın selinden insanların, insanların anası, gemiler, okyanuslar geçen ve azalmış umudun kurtarıcısı olsun gemiler, götürsün beni alıp ve bizi bu azgın Tufan'dan, iki göz kapağım kapansın korkusuzca birbirine sakin okyanusta ve dinsin artık küçük yüreğimin büyük korkusu tanrıçam.

Yağız atın sırtında ve uçarak ve sürünerek ve tutunup ak ve mavi bulutlara kolundan girerek düşlere bir bir ve dalıyor karanlığın en derin koylarına. Her renkten papatya açıyor düşlerinde 9 yaşında.

Söyle, ey toprağımın adamı kutsal Nuh, söyle torun sayılırım sana 9 yaşında torunlardan bir torun. Yüreğim var benim de gözlerim sende olan ve sen de sırtüstü yatıyordun bu topraklarda şimdi yattığım gibi!

Söyle ey Nuh ulular ulusu, nasıl çıktın, hangi yüzle, dokuzumda bana ölüm saçan beni kurban seçen insanlar için Tanrılar Meclisinin huzuruna ölümsüzlük dilenmeye?

An ve Enlil'in önünde yerlere nasıl kapandın şükrettin ilahilerle, dağlara nasıl gönderdin yüreğinin sessiz haykırışını en doruklara.

An ile Enlil nasıl bastılar seni bağırlarına, tuttular elinden dokundular alnına, sana tanrı yaşamı gibi bir yaşam verdiler, alıp ruhunu götürdüler gökyüzüne. An ile Enlil, tanrı yaşamı gibi sonsuz bir yaşam nasıl bahşettiler yaşamını senden alarak sana.

Dünyalar sığmış salonun ucunda görünmez koltuk üstünde oturuyorlardı yine üzgünce An, Enlil ve tanrı EA. Yalvardım dağlanmış ateşte yüreğimin sesiyle.

Can verin tanrılarım bana, can verin dokuz, ondokuz ve öteki yaşlarıma, yaşayan cansız varlığıma, varlığım hizmet olsun onlara sizler adına ve görünmez hükümranlığınız altında bulunan bütün topraklara ve o toprakların yeşil ağaçlarına ve renkli kuşlarına ve kanatlı kelebeklerine ve insanlarına.

Oraya kadar gitmeliyim, batıya, tanrıların çizdiği yolda hiç şaşırmadan yol bulan aydınlatıcı güneşin girdiği yatak odasına ve oradan dolaşmalıyım doğuya!

Yeniden gemiler gerekli bana okyanuslar yaracak, gemilerim gerekli bana hemen şimdi! Gemiler bu salgın selden, gemiler okyanuslar geçen ve pahalı umudun kurtarıcısı olan gemiler, alıp götürsün beni yeniden ve bizi bu azgın Tufan'dan ilkinden beter, göz kapakları kapansın korkusuzca birbirine sakin okyanusta ve dinsin artık yüreklerin acısı derinden.

Kara karınlı ve akdemirden ve maviden gemiler, Palos limanından, Atina'dan ve Paris'ten, Londra, Berlin ve Roma'dan, New York'tan, İstanbul'dan uğurlansın gösterilerle. Yelkenlerden kanatlar ve kanatlardan yelkenler geriden esmekte olan yeli toplasın bağırlarına ve günler ve aylar geçmesin ve geçmesin saatler değişen zamanda ve pusula hep batıda ve hep doğuda dururken çıksınlar umutlar doğudan karaya ve deniz, dinlenmek bilmez derin gökyüzü durmadan renk değiştiren bulutlarıyla ve orada dolaşan binlerce umutlarıyla ve kaybetmeden yolunu yorulmaz güneş ve rakseden ay, korku, yorgunluk ve Zeus katına yerleşmiş umut…ve derinlerden gelen bu dilek gelsin yerine.

Aleviyol, 28.3.2003

Yorum

|  Ana Sayfaya |

|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |

| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |

 

aleviyol@aleviyol.com