|
|
|
Güncel ve Tarafsız Haber |
|
|
|
Yücel Feyzioğlu Ölümle iyimserlik... Neumünster. Kültürel bir etkinlik için geldik buraya. Ama 16 yaşındaki genç kız Jennifer bir hafta önce bu kentte kaçırılmış, bizim geldiğimiz gün cesedi bulunmuştu. İnsanlar akın akın gelip öldürüldüğü yere çiçek koyuyor, mum yakıyorlardı... En sevdikleri oyuncakları bırakıyordu çocuklar. Herkesin gözü yaşlı... Alman / Türk arkadaşları birbirlerine sarılıp hüngür hüngür ağlıyorlardı. “Jennifer’in yerine ben de olabilirdim...” diyordu bir Türk kızı. Herkes çaresiz, kızgın... Kent şok altında. 37 yaşındaki kâtil zanlısı ‘cinsel saldırı’ suçlarından bir çok kez tutuklanıp yıllarca hapis yatmış biri. Belki ‘psikolojik sorunları var’ gerekçesiyle serbest bırakılacak yine... Kültürel etkinliğimize katılım az oldu bu nedenden. Oysa Kültür Müdürü Barbara Nierhaus, Alevi Kültür Derneği ile birlikte 15 bin davetiye, bildiri, broşür yaymıştı kente. Gazeteler geleceğimizi duyurmuştu. Ünlü besteci Lord Y. Menuhin’in orkestrasından müzisyen Michael Mikolaschek piyonu ve kontrabas çalacak, ben masallar, öyküler okuyacaktım... Üç yüz kişilik salon tutulmuş, çok iyi hazırlık yapılmıştı. Olmadı. Almanlar çok az katıldı. Oysa yaz aylarında Salzgitter Alevi Derneğinde bir toplantım vardı. Çoluk çocuk, kadın, erkek yüz elliye yakın insan katılmıştı. Çocuklara bir masal anlatmıştım, büyükler de ilgiyle izlemişlerdi. Arkasından çocuk psikolojisini tartışmıştık... Eskiden kulaktan dolma sadece politik sorular sorulurdu. Şimdi ise soruların bir çoğu çocuk eğitimine, geleceğe, sanata, edebiyata, bilime yönelikti ve kadınlarımız beni terletmişlerdi. Böyle bir hava yaratılamadığı için Alevi Kültür Dernegi Başkanı Dursun Yerden çok üzgündü. “Üzülmenize gerek yok,” dedik. “Bu koşullar altında 70-80 kişinin katılması bile çok başarılıdır. Zaten iyi hazırlanmış bir edebiyat sanat toplantısına bu kadar insan katılıyor her yerde.” İnsanı ferahlatan çok değerli bilgiler aldık kendisinden. 1986 yılında Türkiye’den gelmişti Yerden. Beş yıl çalışma yasağı vardı. İşbulma Kurumu’ndan (Arbeitsamt) dil ve meslek eğitimi istemiş, alamamıştı. Mahkemeye verip üç yıl sonra kazanmış, eğitim ve dil sorununu çözmüştü. Sonra bir halı fabrikasında işçilik. Onunla yetinmeyip tekstil teknikerliği öğrenmiş, yedi yıl sürecek vardiya şefiliğine başlamıştı. Fabrika bazı bölümleri kapatıp 160 işçiden 100’ünü işten çıkarınca, Yerden’i kalite kontrolörü olarak atamıştı. Kentin güzel semtlerinin birinde bahçeli üç katlı evini eşi Belkis hanımla sırt sırta vererek yapmışlardı. Çağlar ile Çağdaş’ı herşeye ilgi gösteren iki insan olarak yetiştirdiklerini görüyordum... Yalnızca özel işleriyle uğraşmamıştı Dursun Yerden. Topluma, toplumsal çalışmaya ilgi göstermiş. AKD’nin önce saymanlığına, sonra da başkanlığına seçilmişti. Ama öyle işlevsiz dernekcilik, işlevsiz başkanlık değildi. O zorlu çalışmaları burada tek tek sıralayacak değilim. Bazı şeyler var ki, yurtdışında olan herkesin işine yarayabilir: Bütün belediye birimlerine mektup yazarak, yapılacak toplumsal çalışmalara katılmak, istediklerini bildiriyor, bir yandan da kendi aralarında geniş kapsamlı etkinlekler düzenleyip basını, belediye yöneticilerini davet ediyorlar... Bugün belediye ile geniş kapsamlı çalışmaları var. Kadınlar ayda bir kez belediyede toplanıyorlar. Yasal hakları nelerdir, öğreniyor, kadınlara tanıtıyor, yayıyorlar. Eksik olanları saptayıp belediye düzeyinde çözülecekleri çözüyor, çözülemeyecekleri yasa yapıcılarına iletiyorlar. Çocuklar ve gençler için ev ödevi grupları oluşturulmuş. Ödevler yapılıyor. Dil bilmeyenlerin dilleri geliştiriliyor. Zor öğrenen çocuklar için önlemler alınmış. Futbol, müzik, folklor grupları oluşturulmuş, bunların masraflarını, öğretmen ücretlerini belediyedeki ilgili daireler ödüyor. Yaşlılar için ‘Seniorenbüro’ ile ortak çalışmalar yapılıyor, emekli olduktan sonra işe yaramaz duygusundan kurtarmak, onlardan bir danışman olarak yararlanmak, sorunlarını çözmek girişimi meyvelerini vermiş. Yaşlılar bir araya geliyorlar. Dini alanda, camiler, kiliseler, alevi kültür derneği temsilcileri ayda bir kez bir araya gelip ortak konular seçiyorlar. O konularda insanları aydınlatıyorlar. Dinler ile hukuksal alanda çelişkiler varsa, bunları saptayıp çözümler arıyorlar. Kültürel alandaki gereksinimler Kültür Müdürlüğü tarafından derneklerle birlikte örgütleniyor, finanse ediliyor... Daha bir dizi çalışmayı sıralamak mümkün. Ancak önemli bir çalışmayı daha belirtirsek çok daha anlam kazanacak yapılan girişimler. Siyasal alanda partilerle ortak çalışmalar yapılıyor. Yerel, eyalet, federal yönetimler konusunda bilgilendiriliyor Türkler. Karşılaştırılma yapılıyor Türkiye’yle, yurttaşlık bilgisi veriliyor. Siyasal çalışmalar anlatılıyor, özendiriliyor. Bu çalışmalar 25’er kişilik kurslar biçiminde sürdürülüyor. Yurttaşlık teşvik ediliyor... Bütün partiler AKD’ye gelmiş, “Gelecek yıl eyalette belediye seçimleri var. Şimdiden aday gösterin bizim partiden” diye öneride bulunmuşlar. Ve Dursun Yerden vurguluyor. “Her eyalette yurttaş olmayı hızlandırır, belediyeler ve partiler düzeyinde birlikte çalışırsak gelecek seçimlerde şansımız çok büyük olacak. SPD ve Yeşiller 8 bin oy farkla iktidara geldi. Dört yıl sonra iktidarın kaderini biz belirleyebiliriz...” Ayrılıyoruz Neumünster’den. Kent şok altında. Ölüm hükmünü fena vermiş. Herkes çiçek taşıyor Jennifer’in katledildiği yere. İnsanların gözü yaşlı. Dayanılması en güç acıların altından bile insanoğlu olumlu motivasyonlar bulmasaydı, yaşam sürebilir miydi?.. Dursun Yerden’in 16 yıla sığdırdığı bu çalışmalara bakıp iyimserlikle ayrılıyoruz Neumünster’den... |
| Ana Sayfaya |
| Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |
| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |