|
|
|
Güncel ve Tarafsız Haber |
|
|
|
Alevi Zakir Mustafa Narin’in Kızıltaç adlı albümü Global Müzik tarafından yayınlandı Mustafa Narin, 14 yaşında babasının aldığı bağlamayla birlikte müzikle tanıştı. Aslen Malatya’nın Pütürge kazasına bağlı Hüsıkuşağı köyünden olan Mustafa Narin, 1968 İstanbul doğumlu. Kendi çabalarıyla öğrendikleri yetersiz geldiği için, 1986’da Arif Sağ Müzik Merkezi’nde, T.R.T. sanatçısı Süleyman Yıldız’dan bir yıl ders aldı. 9 kişilik bir halk müziği grubu kurdu ve 1992 yılına kadar çeşitli sanatçılara bağlama çaldı. Sonrasında köy cemlerinde serbest olarak zakirlik yapmaya başladı. 1998 yılında Garip Dede Türbesi’ne zakir olarak alındı. Burada iki sene zakirlik yaptıktan sonra, 2000 yılında, Cem Vakfı Genel Merkezi’ne geldi. Halen zakirlik görevini sürdürmektedir. Cemlerden edinebildiği ilmi bilgiler doğrultusunda, 100’ün üzerinde söz yazdı, bir çoğunu da besteledi ve nihayet, 2002 yılının sonlarına doğru albüm hazırlıklarına başladı. İlginç olanı, Alevi inancı ve kültürüyle yetişen Mustafa Narin’in deyiş, semah ve mersiyelerinin yer aldığı bir albümde, aslında rock sanatçısı olan, ama, hem batı müziğini hem de doğu müziğini iyi bilen ve Alevi kültürünü tanıyan bir yönetmenle, Murat Çelik’le çalışmasıydı. Alevi mistisizmi, newage ve rock motifleriyle, Türkiye müzik dünyasının dışında, dünya müziğinde de ilk kez bir araya geldi. Mustafa Narin ve Murat Çelik, herkesin yaptığı gibi deyişleri ve semahları düz ritmlerle, alışılagelen bir şekilde yorumlamak yerine, yayık, tepsi gibi ilginç perküsyonlarla ya da sustain gitar, distortion gitar gibi, batı çalgıları da kullanarak, farklı bir sentez yakaladılar. Bunda amaç, Alevi mistisizmi ile batı mistisizmini yan yana getirebilmek ve örtüştürebilmekti. Bunun için bazı parçalarda, kilise vokalleri de kullanıldı. Tasavvufun, farklı coğrafyaları da bir araya getirebileceğinin işareti ve bu düşüncenin müzikle buluştuğu bir çalışma oldu, Kızıltaç Albümde ‘Gördüm’ adlı eserde, bireysel bir istişarenin teatral yönü, müzikal olarak vurgulandı. Deyişlerdeki ve semahlardaki zikrin heyecanını ve aşkını, distortion gitarlarla yansıtmak amaçlandı. Eserlerin dramaturjisi çıkarıldı ve yüzyıllardır süre gelen Aleviliğin üstündeki baskının ve ezginliğin çığlığı oldu, elektrik gitarlar. Deyiş ve semahlardan oluşan bir albümde, batı müziği çalgılarını bu anlayışla kullanmak cesaret gerektiriyor. Çünkü, geleneksel müziğin farklılaştırılmasının oldukça riskli olması bir yana, bunu yapan insan da Alevi ibadetlerinde zakir olunca, iş daha da zorlaşıyor. İnanıyoruz ki, bu çalışma, başka benzeri çalışmalara da ön ayak olacak ve birçok müzisyen ve müzikseverin ufkunu açacaktır. İlk olmak cesaret gerektiriyor. İşte Kızıltaç böylesi bir cesaretin ürünü oldu. Dileriz, müzikseverler de, bu albümün gerçekleşmesi aşamasında yaşadığımız heyecan ve sevinçlerimize ortak olurlar. Aleviyol, 8.3.2003, 15:53 Kültür & Sanat |
| Ana Sayfaya |
|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |
| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |