|
|
|
Güncel ve Tarafsız Haber |
|
|
|
Musa
AğacıkMusa laikligi sindiremeyen Başbakan'ı sorguluyor Başbakan Erdoğan, 'AB'ye Uyum Yasaları'na rağmen inançlar karşısında ayrımcı tutumunu sürdürmekte bir sakınca görmüyor. Berlin'de yaptığı açıklamalarda sırf Avrupalılar'a şirin görünebilmek için 'Biz bütün dinlere aynı uzaklıktayız' diye gerçeği çarpıtıyor. Ama bundan daha önemlisi Türkiye'nin üçte bire yakın nüfusunu oluşturan Aleviler'e karşı ayrımcı ve dışlayıcı tutumudur. Nitekim, 'Alevilik bir din değildir. Camilere sağlanan yardım cemevlerine sağlanamaz' der miydi? Konuyu İslamcıları yakından tanıyan tarihçi Erdoğan Aydın'a sordum. Anayasal eşitliğin ihlaline, laikliğe, din ve vicdan özgürlüğü ihlallerine karşı tepki veren bir kısım sevgili okurlar: Başbakan Erdoğan'ın Berlin'deki 'Camilere sağlanan yardım cemevlerine sağlanamaz' açıklaması laikliğe, din ve vicdan özgürlüğüne aykırı değil mi? Elbette. Böylesi bir yaklaşım halkın farklı inançlarına eşit mesafede durmak zorunda olan laik bir devletin başbakanının değil, ancak şeriat zihniyetine sahip bir imamın görüşü olabilir. Erdoğan, neden laik bir ülkenin başbakanı gibi değil de, şeriatçı bir imam gibi davranıyor sizce? Esasen Tayyip Erdoğan'ın kendini imamlık fikrine daha yakın bulduğunu, basına yansıyan açıklamalarından da biliyoruz. Oysa dindar ve muhafazakar da olsa laik ve demokratik bir çerçevede başbakanlık yapmak isteyen birinin, yurttaşların inançları arasında en küçük bir ayrım yapmaması, onlara eşit mesafede durması gerekiyor. Erdoğan'ın Aleviler'e Sünni şeriatını dayatması peki? Tayyip Erdoğan bir yurttaş olarak kendi Sünni inancının 'din', ötekinin ise 'din' olmadığına inanabilir. Ama anayasal eşitlik açısından ve laiklik yemini etmiş başbakan olarak, hem dini görüş belirtmede, hem de bütçeyi kendi inancına göre kullanma hakkına sahip olamaz. Dolayısıyla hukuktan, laiklikten ve tabii adaletten söz edilecekse o zaman, Diyanet'e ve camilere sağlanan yardımın aynı oranda Aleviler'in ibadet mekanı olan cemevlerine ve gayrımüslimlerin ibadethanelerine de verilmesi lazım. Bunu yapmıyorsa üstelik yapmamanın kılıfı olarak kendi mezhebini 'din', Aleviliği ise 'kültür' olarak ayrıma tabii tutuyorsa, bu adam henüz daha laikliği sindirememiş, henüz daha Sünni şeriatçılığından kendini kurtaramamış demektir. Star 07.09.2003
|
| Ana Sayfaya |
|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |
| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |