Güncel ve Tarafsız Haber

Musa Ağacık

Musa, Hünkar Bektaş-ı Veli'yi saygıyla anıyor

Bu yıl 40'ıncısı düzenlenen Hünkar Bektaş-ı Veli'yi anma törenlerine katılamadım. Ama önceki tecrübelerimden ve törenlere katılan dostlardan edindiğim izlenimleri, sizlerle paylaşmayı gerekli gördüm sevgili okurlar...

Hacı Bektaş Veli Dostluk ve Barış Ödülü, bu yıl Arif Sağ'a verildi. Kendisini kutluyorum. Arif Sağ, Anadolu kültürünün yaygınlaştırılmasında gerçekten büyük paya sahip.

Ancak ben Hünkar adına her yıl verilen ödülün, aydınlanma ve Anadolu halk kültürünün geliştirilmesinde teşvik edici bir ödül olarak yapıtlara verilmesinden yanayım. Eğer böyle bir ödüllendirme mantığına yönelinmiş olsaydı, Alevi-Bektaşi kültürü çok daha güçlü kılınabilirdi.

Oysa kişilere yönelik ödüllendirme hem dedikodulara, hem de kimi kayırmalara açık olmaktadır. Yani 'aile' içindekileri ödüllendirmeye dönük bu eylem, Alevi toplumunun kültürel atılımına bir katkısı olmamaktadır.

Baykal hangi yüzle Hacıbektaş'a geliyor?

Bu arada CHP Genel Başkanı Deniz Baykal her yıl yaptığı gibi, yine Hacıbektaş'a gelerek yapacağını yaptı! Bir saati aşkın konuşmasında dişe dokunur tek kelime söylemeden havanda su dövdü. Baykal'ın samimiyetten uzak sözleri, kitleden büyük tepki aldı.

Baykal'ın tavrı samiyetten uzak olduğu kadar, aynı zamanda kötü bir politikacı örneği olduğu açıktır. Oysa Aleviler'in gönlünü kazanmak için yapması gereken ve eminim ki, benden daha iyi bildiği basit şeyler var...

Örneğin Baykal, Alevi-Bektaşi toplumunun temel talebi, üstelik Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı ve laikliğin de açık ihlali olan 'Zorunlu Din Dersleri'nin kaldırılması konusunda parmağını bile kıpırdatmamıştır. Yatırımcı bakanlıklardan daha büyük bir bütçeyle ödüllendirilen Diyanet'in tüm inançlara eşit uzaklıkta veya kaldırılması için hiçbir şey yapmamıştır.

Aleviler'in de Sünni inançlı yurttaşlar gibi eşit hak ve özgürlüklere sahip olması, yani Türkiye'nin çok kimlikli, çok kültürlü ve gerçekten demokratik bir ülke olması için en küçük bir girişimde dahi bulunmamıştır.

Durum bu iken her yıl Hacıbektaş'a gelerek görüntüyü kurtarmaya çalışması hem gerçekten kötü bir politikacılık örneğidir, hem de sosyal demokrat ahlakla uyuşmaz.

Aleviler'e saygısızlık!

Hala Hünkar Bektaş-ı Veli Dergahı, bir müze olmaktan çıkartılmamıştır. Alevi-Bektaşi halk kendi inanç merkezine ancak para ile girebilmekte, onu bir inanç merkezi olarak özgürce kullanamamaktadır.

CHP bu durumu düzeltmek için bile en küçük bir girişimde dahi bulunmamıştır. En az Hünkar Bektaş-ı Veli Dergahı kadar tarihi eser olan Sultan Ahmet Camisi'ne yurttaşlar haklı olarak ellerini kollarını sallayarak girerken, Hünkar Bektaş-ı Veli Dergahı'nın kapısında kilit ve makbuz kesen bekçilerin bulunması, Alevi yurttaşlara karşı açık bir hak gaspıdır.

Üstelik, kesilen makbuzlardan elde edilen gelir de Hacıbektaş Belediyesi'ne ve Hacı Bektaş-ı Veli Dergahı'na bırakılmamaktadır. Kimbilir belki de, Alevi inancını Türkiye'de silmeye yönelik görevde bulunanlara maaş olarak ödenmektedir.

Pislik ve çöp yığınları!

Diğer yandan insani temizliğin ve kardeşliğin sembolü değerler adına yapılan böylesi anlamlı bir anmanın, çözümlenmesi gereken bir dizi sorunu bulunmaktadır. Örneğin anma günleri de dahil, esnaf Hünkar'a yakışmayan bir pislik ve açgözlülük görüntüsü sergilemektedir.

Ayrıca Hacıbektaş sokakları çöp istilasına uğramış. Bu işlerden sorumlu olan belediye de eleman sıkıntısı veya oy kaygısıyla istismarlara göz yummaktadır. Peki utanılası bu durum, Hünkar Bektaş-ı Veli Dergahı'na yüz sürmeye gelen siz Alevi-Bektaşileri hiç mi rahatsız etmiyor, ey Erenler?

Star 18.08.2003

|  Ana Sayfaya |

|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |

| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |

 

aleviyol@aleviyol.com