|
Musa Ağacık
Musa, canlara kulak verdi
Pazar günü,
İstanbul’da yaşamakta olan Alevi-Bektaşi inançlı halkın çok önemli bir dergahı
olan Şahkulu Sultan Dergahı’na yolum düştü. Hünkar Bektaş-ı Veli’nin ‘Okunacak
en büyük kitap insandır’ vecizesinden hareketle; dergahın bahçesinde muhabbet
eden 70’lik delikanlıların yanlarına gidip oturdum. Uzun zamandır
Alevi-Bektaşiliği özünden saptırıp, koyu bir dinsel bağnazlığa hapsetmek
isteyenlere yanıt olarak gönül gözüyle dünyayı algılayan, Homeros’tan Dedem
Korkut’a, Koca Yunus’tan Pir Sultan Abdal’a, Kaygusuz’dan Karacaoğlan’a,
Nasreddin Hoca’dan, Edip Harabi’ye, Sakallı Celal’den, Filozof Rıza’ya, Aşık
Veysel’den Aşık Mahzuni’ye değin dünyayı sorgulayan, taşı gediğine koymaktan
çekinmeyen dedelerle yaptığım sohbeti tüm yalınlığıyla sunuyorum. Böylece hem
kötü niyetli bir kısım egemenin, yanı sıra bir kısım kişi ve kurumun
söyledikleri ve yazıp-çizdikleri ile; yaşayan Alevilik-Bektaşilik arasındaki
temel farkı da siz değerli okurlarımın dikkatlerine sunuyorum. Hakktan ve
hukuktan yana bir kısım sevgili okurlar:
‘İNSANI ARIYORUZ!’
Merhaba Dede,
yolculuk nerden?
Dünyalıyız!..
Neresinden?
Dünyanın çile
bölgesindeniz.
Sıfatınız?
Ademoğlu Şah
İsmail Balın?
Şah’lık nerden?
Şah’ı Merdan
Ali’den...
Peki bunca
insan kimi bekliyorsunuz burada?
Kurtarıcıyı!
Hangisini?
İnsan olanı,
hakikatı ve kurtuluşu bilimde arayanı! Çünkü kendini bilmeyen toplum, ne
kendisine ne de başkasına faydası olamaz. Hakkı kendinde arayacaksın, başka
yerde değil.
Nasıl?
Pirimiz Hünkar
Bektaş-ı Veli, ‘Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır’demiş. Yani bir başka
değişinde dediği gibi; ‘Keramet baştadır, tacda değildir / Hararet nardadır
sacda değildir / Her ne arar isen kendinde ara / Kudüs’te, Mekke’de Hac’da
değildir.’ Yani bende düşünce karanlığı varsa, ben sana ne ışık tutacağım ki!
Onun için gerçek Alevi olmak zordur.
Alevilik nedir
Baba?
Alevilik, insan
olmaktır, haksızlıklara boyun eğmemektir. Yani insan karanlığına karşı
çıkmaktır. Cehaletten, sefaletten, softalıktan birşey bekleyemezsin dostum.
Bazı dedelerin
‘Biz evladı Resul’uz’ demelerine sözünüz nedir?
Sayın Dostum, Hz.
Ali, ‘Benim dölümü değil, yolumu süren evladımdır’ diyor. Bu söylediklerimi
doğru yazacaksın ha!...
Elbette. Peki
sizce Şahkulu’na gelenler, pilav için mi yoksa yol için mi geliyorlar?
Her ikisi için de
gelen var. Dedim ki, ‘Buraya toplumu irşat edecek hakiki mürşidi
oturtacaksınız.’ Ama bu toplumun ileri gitmesini istemeyenlerin işine yaramadı
tabii!
TUR’AN BİRDİR, HAKKTIR
Dede mezhep
nedir?
Mezhepler
particiliktir, menfaattir.
Peki Aleviler,
‘Başımız Kuran’a bağlıdır’ derken, söylemek istedikleri nedir?
Kuran birdir,
hakktır, adalettir, insanlıktır.
Peki Sivas’ta
cumadan çıkıp insan yakmaları nasıl oluyor?
Suç Kuran’da
değil, onu yanlış yorumlayandadır. Okuyup anlamamıştır, ezberlemişlerdir.
Ezberciler cahildir, ilimden, bilimden haberleri yoktur, olamaz da..
Cehalet nedir
dede?
Kendisini müdafaa
etmeyen kişi cahil ve korkaktır. Korku cehaleti, cehalet korkuyu, ikisi
birleşince vahşeti besler. Onun için adam yakıyor. Cehalette bir vahşettir
çünkü.
Dünyayı sorgulayan, taşı gediğine koymaktan çekinmeyen
70’lik delikanlılarla yaptığım sohbete kaldığım yerden devam ediyorum.. Hakktan
ve hukuktan yana bir kısım sevgili okurlar..
İLYAS ERYILMAZ
Adınız?
İlyas Eryılmaz. Yaş 74. Dünyanın Tokat ilindenim.
Dede, ‘Hünkar Bektaş-ı Veli, ‘Taş dıvara bindi
yürüttü’derken, aslında anlatmak istediği nedir?
Diyor ki, ‘Dıvar dediğin bir insanın kalbindeki bir
karataştır! Karataşı eğitti, yani insanın içine girdi, hakkı, hakikatı, gerçeği
gösterdi. Ve insanı hakikata teşvik etti. Ki, sen aslana binmiş geliyorsun. Ben
karataşa bindim. Aslan canlıdır, hisseder. Ama iş ki kaskatı karataşı insanlık
alemine katmak. İşte ben karataşı insanlık alemine getirdim, yani zor olanı
başardım’ demek istiyor.
Peki onu gerçek duvar anlayan dedelere sözünüz nedir?
Onlar kulaktan dolma, düşünmeden laf ediyorlar...
Hocaların, ‘Allah ne yerdedir, ne göktedir, o mekandan
münezehtir’ demeleri?
Allah kalbimde... Şimdi her tarafı arasan, eğer ki
Allah’ı kendinde bulamazsan, hiçbir yerde bulamazsın...
Peki ya cennet-cehennem?
Cennet-cehennem bu dünyada!
Neresinde?
Bizim evde!
Neden?
Çünkü ailem öldü, dünyada yalnız kaldım. Yani onsuz ben
cehennemdeyim...
Filozof Dede, peki ‘Hz.Ali’nin Zülfikar’ı ile 70 bin
kafiri kestiği’ savına sözünüz?
Hayber Kalesi, işte burası, kalptir, yürektir. Burayı
yoğurdu, yumuşattı, yemeklik hale getirdi. Yani insanı olgunlaştırdı.
Ya Ali’ye ‘Allah’ın Arslanı ‘denmesi ne oluyor?
Deniyor ki, ‘Ali vurdu, kırdı.’ Bu kabahatin en büyüğü
kimin biliyor musun?
Kiminmiş?
Şimdi Allah Cebrail’e buyurmasa, Cebrail Peygamber’e
buyurmasa, Peygamber de Ali’ye buyursama, Ali bu kaleyi feth eder miydi?
Adem’in diyarı
Dede ya sizin nerdensiniz?
Dünyadan...
Neresinden?
Ademin geldiği yerden.. Amasya-Merzifon’dan..
Adınız?
Halis Keskin.. 70 yaşındayım.
Neden burdasınız?
İbadet için..
Peki bu eylemin yüzde kaçı ibadet kaçı pilavdır?
Yüzde 70’i pilav, yüzde 30’u ise ibadettir...
Peki dünyanın derdine çareniz nedir?
O çareyi burada değil, yükseklerde arayacaksınız..
Ne kadar yükseklikte?
İlim-irfan yuvası üniversitelerde aramalısınız o çareyi..
AŞIK AZAMET YILDIRIM
Siz dede?
Ben dünyanın Sivas ilinin İmranlı ilçesinden Azimet
Yıldırım.
Siz neden Şahkulu’na geldiniz?
Tanıdıklar geldi, onları görmek istiyorum...
Dünyayı merak ediyor musunuz?
Çook...
Nasıl?
Valla dünyayla ilgili yazdığım 530 şiirim var!
Ezberinizde dünyanın halini bildiren bir şiiriniz var
mı?
Dünyanın hali neydi bakalım;
Henüz tanımadık bilimi /
Nasip etmezler bir dilimi /
Atatürk’ün irfan ilimi /
Bu ülkede bu yaşamda bu hayatta
İlim irfanda
ilerleriz
Mürşit ile dini sürenleriz
Doğruluk yolunda ölenleriz
Bu ülkede, yaşamda, hayatta’ -
‘Bilimden uzak tutar dinini
Yalan dolanla doldurur gününü
Hurafalarla keser önünü
Bu ülkede, yaşamda, hayatta’
‘Bilimi yorumlarız yaşamak için
İlmiyle uzayda dolaşmak için
Yazarım softayla uğraşmak için
Bu ülkede yaşamda, hayatta’ -
Anlat bilimin neredesindeyiz
Biz de Batı’nın kölesiyiz
Çünkü gericilik töresindeyiz
Bu ülkede, yaşamda, hayatta’
‘Der Azamet uzadıkça satırlar
Hak deyince adaleti hatırlar
Hile ile terazi tartartarlar
Bu ülkede, yaşamda, hayatta...’
Aşık dede, fıkranız yok mu?
Hayatımız fıkra. Kangal’da Pirzo adında çok hazır cevap
bir delimiz var. Pirzo, bir kış günü yeni doğan sıpayı sarıp sarmalamış
kucağında götürürken yolda kaymakama rast gelmiş. Kaymakam;
‘Pirzo, çocuğunu nereye götürüyorsun?’ demiş.
‘Köyde okul yok, şehre getirdim ki okusun ve ilerde Kangal’a kaymakam olsun’diye
cevabını vermiş.
04.08.2004 05.08.2004
|