Güncel ve Tarafsız Haber

Musa Ağacık

Musa Berlin Alevi Şenliği'nde

Berlin Anadolu Alevileri Kültür Merkezi'nin düzenlediği '10. Alevi Kültür Haftası'na katılmak ve '21.Yüzyılda Alevilik' konulu panele konuşmacı olarak işadamı Adnan Polat, Hacıbektaş Belediye Başkanı Mustafa Özcivan ve bendeniz geçen hafta Berlin'e davet edildik. Şenlikte bizlerin yanı sıra Toros'un yeli Musa Eroğlu, Edip Akbayram, Grup Çığ, Hasan Yükselir, Güler Duman, Haydar Selçuk, Asmen Tiyatrosu, AAKM-Cemevi Halk Dansları ve Korusu ile Grup Cerenler yer aldı.

Akbayram sahnede, 'Eşkıya dünyaya hükümran olmaz' derken Alevi Belleği'nin kurucusu Antropolog İsmail Ergin, 'Maalesef eşkıya dünyaya hükümran oldu' dedi. İsmail Ergen dostumuzun sözünü ettiği eşkıya salt, dünyaya kan kusan ABD emperyalizmi değildi. Aynı zamanda örgütsel yapılarımıza ayakbağı olan cehalet ve kişisel hırslar da bu eşkıyalığın bir başka boyutunu oluşturuyordu.

Memnuniyetsizler tayfası!

Örneğin Berlin'de yaşayan Alevi yurttaşlarımız, kendi kültürlerini yaşatabilmek için binbir emekle biriktirdikleri 2 milyonu aşkın markla, bir kiliseyi satın alarak Berlin Anadolu Alevileri Kültür Merkezi ve Cemevi'ne dönüştürmüşler. Bununla da yetinmeyip Hünkar Bektaş-ı Veli'nin '73 ulusun kardeşliğine' vurgu yapan bir anlayışla 'Alevi Din Dersleri'ni Alman okullarında okutma hakkını elde etmişler. Öğretmen olarak da eğitim psikolojisi alanındaki çalışmalarıyla tanınan ve Avrupa toplumunun yakından tanıdığı işinin ehli Sünni kökenli Havva Ergin'i tayin etmişler. Ama Alevi bir aileden geldikleri halde, kardeşliğe ve dostluğa vurgu yapan Alevi öğretisinin bilincinde olmayan, cehalet girdabındaki bazı softalar, teşekkür edecekleri yerde sırf Sünni kökenlidir diye el altından Havva Hanım'a cephe alıyorlar! Sanki Edison veya İbni Haldun Alevi'ydi. Yani bize bir şey öğretecek kişinin illa ki Alevi olmasını bekleyeceksek, yandığımızın resmidir erenler! Üstelik cehaletin girdabındaki bu güruh, Havva Hanım'ın yanı sıra topluma daha yararlı olmaya çalışan titiz, dürüst ve özverili Alevilere de karşı çıkıyorlar. Ayrıca bunlar muhalif değil, neye, niçin, neden karşı çıktıklarının dahi farkında olmayan, dahası Alevi olmayı da babadan gelme geleneksel bir kimlik dışında bilmeyen, öğrenmekten ve düşünmekten de korkan memnuniyetsizler tayfası.

Temsilci mi, politikacı mı?

İşin acı tarafı bu cehalet güruhun arasında 'Evladı Resul', 'Dede' yaftasına sığınanlar da var. Akşam-sabah dillerine pelesenk ettikleri Hünkar Bektaş-ı Veli'nin kemiklerini sızlatıyorlar.

Oysa ki Hünkar Bektaş-i Veli, emeğe saygı gereği olarak 'Ter dökmeden geçinenler bizden değildir' demiş. Bu arada gizdeki olayları açığa çıkartmak için ter döken Dr. İsmail Kaygusuz, Erdoğan Aydın gibi değerli araştırmacılara da kendilerini sarstıkları için kara çalıyorlar. Çünkü harcanan emekleri ve günyüzüne çıkartılan gerçekleri göremeyecekleri kadar nankörler. Zira, Hünkar Bektaş-ı Veli, 'En büyük kör, nankördür' diye boşuna dememiş meğer.

Tam da bu irdelediğimiz konuyla ilgili olarak, onun en büyük sözü ise 'Bilimle gidilmeyen yolun sonu karanlıktır' düsturudur.

Bu arada şenliğe merkezi Köln'de bulunan Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Başkanı Turgut Öker de davetliydi. Ancak Öker gelmeyip, yerine kendisini temsilen Hüseyin Mat'ı göndermişti. Mat'ın toplumu selamlamadan bir kasaba politikacısı edasıyla konuşması ise, koskoca Alevi Federasyonu'nun böylesine önemli bir toplantıda temsili açısından talihsizlikti.

Almanya Alevi Federasyonu, Türkiye'de oldu kadar, uluslararası düzlemde de Alevi toplumunun en önemli temsilci kurumu. Bundan dolayı bölgemizde yaşanan savaşla ilgili doğru dürüst bir politika geliştirmemesi ise daha büyük bir talihsizliktir sevgili okurlar.

|  Ana Sayfaya |

|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |

| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |

 

aleviyol@aleviyol.com