|
Musa
Ağacık
Musa,
Başbakan Yardımcısı Şahin’e sordu
AKP’NİN,
Grand
Cevahir Kongre Merkezi’nde düzenlediği ‘Uluslararası Muhafazakárlık ve
Demokrasi Sempozyumu’ amacına ulaşamadı. Uluslararası karakterine
rağmen, tartışmalar sönük geçti. Toplantıya katılan Başbakan Yardımcısı
Mehmet Ali Şahin’e, AB Uyum Yasaları’nda ve sözde ‘demokratik’
platformlarda görmezden gelinen ‘Alevi Sorunu’nu sordum. Din ve vicdan
özgürlüğünden yana bir kısım sevgili okurlar:
AB ‘Uyum
Yasaları’nda Aleviler’i görmezden gelmeniz, inanç özgürlüğünü yok saymak
anlamına gelmiyor mu?
Anayasal
sınırlar içerisinde ve AB bağlamında din ve vicdan özgürlüğünün
sınırları neyse biz de o sınırlara gelinir. Ve nitekim o sınırların da
uzağında değiliz.
İBADET VE
KÜLTÜR
Aleviler’in rahatsızlığı peki?
Tabii
sorduğunuz konu, yani kendisini Alevi olarak tanımlayan Müslüman
kardeşlerimizin temsil sorunudur. Bu konuyla ilgili Diyanet’ten Sorumlu
Devlet Bakanımız Mehmet Aydın Bey’in bir çalışma yaptığını veya
yaptırttığını biliyorum.
Yalnız o
çalışmayla ilgili Başbakan, Sayın Aydın ve Diyanet İşleri Başkanı,
‘Aleviler’in ibadet yeri cami’ dedi. Aleviler ise ‘Biz ibadetimizi
camide değil, cemevinde yaparız’dediler. Bu durumda Aleviler’in
sözlerini dikkate almanız gerekmez mi?
Yok öyle,
o görüşe katılmıyorum! Kendisini Alevi olarak tanımlayan komşularım var.
Ben Avcılar’da oturuyorum. Aynı apartmanda oturduğumuz Alevi
vatandaşımızla Bayram Namazı’na giderdik camiye.
Ancak
Hünkar Bektaş-ı Veli Dergahı son Postnişini Veliyettin Ulusoy, ‘Bazı
Aleviler camiye gitmiş olabilirler. Biz Anadolu Alevi-Bektaşileri’nin
inanç merkezi tarih boyunca cemevleri veya kendi evlerimiz olmuştur.
Camiyle bir ilgimiz yoktur. Ama devlet Aleviler’in camiye gitmesinde
samimi ise eğer, o zaman açsınlar Sultan Ahmet Camisi’ni, dedemizle,
sazımızla, sözümüzle kadın-erkek canlarımızla gidip cemimizi tutalım.
Bizim için önemli olan mekan değil, iç temizliği amaçlayan ibadetimizi
yerine getirmektir’ diyor. Peki buna hazır mısınız Sayın Şahin?
Ee, şimdi
ibadetle ee, kültürü birbirine karıştırıyoruz!
Nasıl?
Allah’a
yapılacak ibadetle, geleneksel kültürü birbirine karıştırıyoruz! Yani
Allah’a yapılacak ibadetle, geleneksel kültürü birbirine karıştırırsak
yanlış sonuçlara varabiliriz. Bu dini bir konudur. Herkesin uluorta
konuşması ee, konuşmaması gereken bir konudur!.
Nasıl
yanlış...
Ee o
bakımdan konuyu ee, ehli olan kişilerin, ee bu konuda ilahiyat tahsilatı
almış, dinler tarihi konusunda, mezhepler tarihinde uzman olan kişilerin
konuşması gerekir..
‘Şiilik
sapıklıktır’ diyen Profesör Ramazan Ayvalı gibi ilahiyatçılar mı, konuya
açıklık getirecekler?
Efendim
şimdi bir kişi, yadırganan cümleler söyledi diye, tahsil almış herkesi
lekeleyemezsiniz. Mezhepler tarihi, dinler tarihi tabii ayrı bir
branştır. Ben hukukçuyum.
Peki siz
Aleviliği biliyor musunuz?
Bir
saniye, bir saniye.. Aleviliği biliyor muyum? Bakın demin bir tabiri
söyledim. Kendisini Alevi olarak tanımlayan Müslüman kardeşlerim
tabirini kullandım.
İfade
ettiğiniz gibi insan haklarına ve inançlara saygılıysanız, öyleyse neden
‘Bizim ibadet yerimiz cemevleridir’ diyen Aleviler’e saygı
göstermiyorsunuz?
Kardeşim
ben cemevine de gittim, onları da ziyaret ettim.
Cemevleri
ibadet yeri değil mi?
Ee
cemevine gidip orda namaz kılınabilirse, (gülerek) orda da ibadet
edilmiş olur!
İNANÇ
ÖZGÜRLÜÐÜ
Aleviler’in, ‘Biz namaz kılmıyoruz. Bizim ibadetimiz sazımızdır
sözümüzdür’ demeleri yeterli değil mi?
Olur mu
efendim, olur mu efendim, Aleviler nasıl namaz kılmıyor?
‘Kılmıyoruz’ diyorlarsa inanç özgürlüklerine saygı göstermeniz gerekmez
mi?
Musa Bey,
bakın ben size bir şey söyleyeyim... Şu anda yürürlükte bulunan
anayasamıza göre, halkımızı dini konularda aydınlatmak görevi Diyanet
İşleri Başkanlığı’na verilmiştir. Yine anayasal bir kurum olan Yüksek
Din Kurulu vardır. Dolayısıyla ne hükümet üyelerinin benim gibi, sizin
gibi basın mensuplarının dini konularda fetva vermeyelim! Gelin Anayasal
bir kurum olan, bu konuda yetkili olan kurumlara verelim. Onlar
yorumlasın..
Peki
Aleviler, ‘Diyanet sadece Hanefi mezhebini temsil ediyor, bizi temsil
etmiyor’ diyorlar. Sorun da zaten oradan kaynaklanmıyor mu?
Tamam bu
sorunun da cevabını anayasal bir kurum olan Diyanet İşleri Başkanlığı ve
Yüksek Din Kurulu verir. Ben T.C. Hükümeti’nin bir üyesiyim. Anayasal
sınırlar içerisinde hareket etmem ve konuşmam gerekir. Bakın bunun
dışında benden herhangi bir söz ve düşünce duyamazsınız.
Star,
12.01.2004
Aleviyol,
13.01.2004
Yorum |