|
|
|
Güncel ve Tarafsız Haber |
|
|
|
Musa, Alevisiz 'Alevi Ön Zirvesi'ni sorguluyor! AKP Hükümeti'nin Diyanet'ten Sorumlu Devlet Bakanı Prof. Mehmet Aydın, Hürriyet'ten Sefa Kaplan'ın sorularını yanıtlarken, 'İslam dünyasındaki akıl tutulmasını aşmak için dini düşüncede reform şart. Akıl tutulması İslam dünyasında siyaset, bilgiyi ve düşünceyi kendi kullanımı için daraltıp, güdükleştirmiştir. Halbu ki, İslam geleneği hemen her alanda muazzam bilgi üretmiştir'diyor. Aleviliğe ilişkin olarak da şunları söylüyor: 'Aleviliği bilimsel ele alıp, bilgi zeminini güvenilir kılmalıyız! İslam'ın Alevi yorumu, düşünce, bilgi zenginliğini yeterince bilmiyoruz.' Yetkin bir din bilgini olan Aydın'ın Aleviliği bilmemesi olanaksız. Ama belli ki zaman ve zemin açısından düşüncelerini açıklamaktan çekiniyor. Aleviliğe ilişkin bilimsel çalışmayı da Diyanet'in yeminli Alevi düşmanlarıyla Alevisiz, 'Alevi Ön Zirvesi''ni toplamak süretiyle yapmaya kalkıyor! Alevi inanç ve yaşam felsefesi üzerindeki araştırmalarıyla tanınan Dr. İsmail Kaygusuz'a sordum. Sağlıklı ve mutlu bayramlar dileğiyle bir kısım sevgili okurlar: Sayın Kaygusuz, Prof. Aydın gibi bir din bilgininin, 'İslam'ın Alevi yorumu üzerinde yeterince bilgi yoktur. Alevi dünyasındaki düşünce ve bilgi zenginliğini yeterince bilmiyoruz' demesi size inandırıcı geliyor mu? Öğrenmek isteyen için bu konuda sayısız kaynak var. Anadolu Aleviliği (-Bektaşiliği), Ortodoks İslam (Sünni) inancına aykırı bir Tanrı ve tapınma anlayışına sahiptir. Büyük Alevi düşünür ve ozanı Kaygusuz Abdal'ın (14.-15. yüzyıl) Vücutnamesi'nden yaptığım alıntıyı bu anlayışı, yorum getirmeyecek bir biçimde yansıtmaktadır. 'Kıldan köprü yaratmışsın/ Adem kullar geçsun deyu/ Hele biz şöyle duralum/ Yiğit isen geç a Tanru' diyen Kaygusuz Abdal ne diyor? Şöyle diyor: 'Evel ü ahir menem... Cümleye Mabud (Tanrı) benem, Kabe benim put benem; Alem külli vücudumdur vücudum, Özüm özüme kıluram sücudum (yani secdeleri, tapınmamı kendime yaparım İ.K.). Eşya-yı mahluk Halik'ten ayrı degüldir (yaratılmış nesneler-maddeler, yaratıcısıyla birdir, ayrı olamaz, herşey Tanrı'dır). '... İmdi her kim herşeyi görür, Hakk'tan ayru nice görür. Bunlar Hakk'tan ayru degildür. Çünki Hak taala hazretleri eşyaya 'muhit' imiş. Yabanda aramanın aslı yoktur. Yabanda arayanlar bulamadılar. İmdi eşyada aramanın aslı budur ki delili 'adem'dür. Yani 'insan-ı kamil'dür... Delil 'adem'dür, sıfat 'adem' sıfatıdur. Ve zat-ıkadim'dür. Ezelidür ve ebedidür; Tanrı'dur. Her mekanlar anundur ve sıfat ve hem alem onundur. Hem şekiller ve hem varmık anundur...' Yine Resulullah Sallallahü Aleyhi vesselem buyurdu ki: 'Külli maksudin mağbudun' Bir kişinin maksadı (yani erişmek istediği meramı, arzusu) ne ise Mabudu (Tanrısı) dahı oldur dimek olur. Zira özini bir mürşide irişdür. Gözin aç özin bak gör heman kul mısun, sultan mısun?...' Pes adem kendüyi bilmek mücerred (soyut) Hakk'ı bilmek gibidür... Zira kimahluk (yaratık, yaratılmış), sıfat-ı Hak'dur. Çünkü sıfatrencide olır ise, zatı dahı rencide olur. Çünkü Akıl Allahu Taala'nın terazisidir. (Nisa Suresi, ayet 126). Gerekdür ki egri yola gitmeyüz. Hayr u şer fark ola. Eşya -yımahlul Halik'den ayrı degüldür (yani yaratılmış nesneler-maddeler, yaratıcısıyla birdir, ayrı olamaz)... Yirde ve gökte her ne var ise adem(de)dür. İşte yirün gögün 'Halifesi' 'adem'dür. Her ne ki istersen ademde bulınur...'Şeyh Bedreddin (ö.1420) de, 'Hakk'a erişmek, onunlabirleşmek demek insanın kendi saf varlığına erişmesi demektir' diye açıklıyor. (Varidat, s.125) Bunlar Hünkar Bektaş-ı Veli'nin söylediklerinin başka sözlerle anlatımıdır. Ve tasavuftaki vahdet-i vücud'tan (insan-Tanrı birliği), vahdet-imevcud'a (pantheism) uzanan Tanrı inancıdır. Bu çeşit Tanrı algılaması olmasaydı, ne hümanizm yani insanseverlik, ne de doğa-çevre sevgisi oluşurdu ya Abdal Musa!. |
| Ana Sayfaya |
|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |
| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |