|
DGM Savcılığı'nın Milli Görüş davası mütalaası
''Milli Görüş'' davasında, ''Devletin siyasi, hukuki, iktisadi temel
nizamlarını dini esaslara göre değiştirmek amacıyla anayasal düzeni yıkmaya
teşebbüs'' ettikleri gerekçesiyle, Anayasa Mahkemesi'nce kapatılan RP'nin
eski Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Tekdal, eski Ankara milletvekili Hasan
Hüseyin Ceylan ve eski Şanlıurfa milletvekili İbrahim Halil Çelik hakkında,
Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 146-1. maddesine göre idam, 22 sanık hakkında da
bu suça iştirak ettikleri iddiasıyla 22 yıl 6'şar aya kadar hapis cezası
istendi.
Ankara 2 No'lu DGM'de görülen davanın bugünkü duruşmasına, sanık
avukatları katıldı. Mahkeme Başkanı Hüseyin Eken, sanıklardan Şevki Yılmaz
ile İmdat Kaya hakkında çıkarılan gıyabi tutuklama müzekkerelerinin infaz
edilemediğini bildirdi.
Eken, sanıklardan Mehmet Karaman'ın avukatı Mehmet Ener'in
soruşturmanın genişletilmesi talebini içeren dilekçe verdiğini belirtti.
Savcı Nuh Mete Yüksel'in de talebi doğrultusunda, Başkan Eken,
soruşturmanın genişletilmesi talebinin davanın sonucuna etki edecek
nitelikte olmaması ve gereksiz yere uzamasına yol açacağı gerekçesiyle
reddine karar verildiğini bildirdi.
Daha sonra, Savcı Yüksel, 11 sayfalık esas hakkındaki mütalaasını
mahkemeye sundu.
Eken, talepleri doğrultusunda sanık avukatlarına esas hakkındaki
savunmalarını hazırlamaları için süre verilmesine, sanıklar Yılmaz ve Kaya
hakkındaki gıyabi tutuklama kararlarının infaz edilmesi için müzekkere
yazılmasına karar vererek, duruşmayı erteledi. Nuh Mete Yüksel'in esas
hakkındaki mütalaasında, Anayasa Mahkemesi'nce kapatılan RP'nin eski Genel
Başkan Yardımcısı Ahmet Tekdal, eski Ankara milletvekili Hasan Hüseyin
Ceylan ve eski Şanlıurfa milletvekili İbrahim Halil Çelik hakkında, Türk
Ceza Kanunu'nun (TCK) 146-1. maddesine göre idam talep edildi.
Mütalaada, eski Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Nabi Koçak, eski
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Erol Yarar
ile Milli Gençlik Vakfı (MGV) yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 22
sanık hakkında ise aynı suça iştirak ettikleri gerekçesiyle, TCK'nın 146-3.
maddesi uyarınca 7 yıl 6'şar aydan 22 yıl 6'şar aya kadar hapis cezası
istendi. Savcı Yüksel, mütalaasında, Anayasal düzeni yıkarak yerine din
devleti kurmak amacıyla militan yetiştirdiği gerekçesiyle MGV ile bu vakfa
destek verdiği için MÜSİAD'ın kapatılmasını talep etti.
Bugüne kadar yakalanamayan gıyabi tutuklu sanıklar eski milletvekili
Şevki Yılmaz ve eski Sultanbeyli Belediyesi Mezarlıklar Müdürü İmdat Kaya
hakkındaki dosyanın ayrılması, dava açıldıktan sonra ölen Adnan Demirtürk
hakkındaki davanın ise ortadan kaldırılması istendi.
Savcı Yüksel, mütalaada, Milli Görüş'ün, Türkiye'de mevcut nitelikleri
Anayasa'da belirlenmiş laik, demokratik Cumhuriyet rejimini yıkarak yerine
dini esaslara dayalı bir devlet düzeni kurmayı amaçladığı öne sürülerek, bu
amacın lider kadro tarafından doğrudan veya dolaylı olarak sık sık dile
getirildiği kaydedildi.
Milli Görüş'ün, yurtiçindeki siyasi yapılanmasını Milli Nizam Partisi,
Milli Selamet Partisi, Refah Partisi ve Fazilet Partisi'nde, gençlik ve
öğrenci yapılanmasını Milli Gençlik Vakfı'nda, işçi sendikaları
yapılanmasını Hak-İş Konfederasyonu ve bağlı sendikalarda, iş adamları
örgütlenmesini MÜSİAD ve Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi'nde (ESAM),
hukuk kesimindeki yapılanmasını Hukukçular Derneği'nde (HUDER)
gerçekleştirdiği ifade edilen mütalaada, yurtdışında ise Avrupa Milli Görüş
Teşkilatı (AMGT) ve Milli Görüş İslam Topluluğu'nda (İGMG) yapılandığı
bildirildi.
AMGT'nin, kapatılan RP'nin Genel Başkanı Necmettin Erbakan ve MSP
yanlıları tarafından 15 Eylül 1974'de Berlin'de kurulduğu belirtilen
mütalaada, genel başkanlığına Osman Yumakoğulları, genel sekreterliğine Ali
Yüksel, ikinci başkanlığa ise Şevki Yılmaz'ın getirildiği kaydedildi.
Mütalaada, Yumakoğulları ve Yılmaz'ın RP'den milletvekili seçildikleri,
aday gösterilen Yüksel'in ise seçimi kazanamadığı belirtilerek, 1981 yılında
Prof. Esat Coşan, Yahya Oğuz ve Cemalettin Kaplan'ın teşkilatı derleyip
toplamaları için Erbakan tarafından Almanya'ya gönderildikleri ileri
sürüldü. AMGT'nin 1995 yılında Milli Görüş İslam Toplumu adını aldığı ve
genel sekreterliğini Erbakan'ın kardeşi Akgün Erbakan'ın oğlu Mehmet
Erbakan'ın yaptığı ifade edilen mütalaada, Milli Görüş'ün yurtdışında,
Libya'da bulunan İslami Çağrı Cemiyeti, Suudi Arabistan'da bulunan Rabıta
Teşkilatı, Mısır ve Suriye'de yaygın olan Müslüman Kardeşler Teşkilatı,
Cezayir'de bulunan İslami Selamet Cephesi (FİS), Pakistan'da bulunan Cemaati
İslami Partisi, Almanya'da bulunan Alman İslam Konseyi ve İngiltere'de
bulunan İslam Partisi gibi kuruluşlarla bağlantısı olduğu anlatıldı.
MGV'de Atatürk'e kin duyan gençler yetiştirildi
Yüksel'in mütalaasında, ''milli görüş hareketinin lideri'' olarak
nitelediği Necmettin Erbakan'ın Milli Gençlik Vakfı için, ''Bir genç ben MGV
üyesiyim diyorsa 4 fakülte bitirmekten daha fazla feyz almış demektir''
yönünde açıklaması olduğuna işaret ederek, ''Oysa MGV'de Atatürk'e ve onun
ilkelerine, laik Cumhuriyete düşman, milli bayramlarımıza küfreden, laik
düşünce yapısına sahip insanlara kin duyan, Anayasası Kur'an olan bir devlet
kurmayı amaçlayan gençler yetiştirilmiştir. Savcılığımızca yaptırılan
aramalarda ele geçirilen yüzlerce video kaseti ve doküman bunu açıkça
göstermektedir'' görüşüne yer verildi.
Erbakan Abdullah Öcalan ile irtibat kurdu
Milli Görüş'ün hatiplerinden eski Sultanbeyli Belediyesi Mezarlıklar
Müdürü Kaya'nın, Beyoğlu Milli Gençlik Vakfı'nda, yine Milli Görüş'ün
hatiplerinden Ahmet Akgül'ün MGV Saray temsilciliğinde yaptıkları
konuşmalar, RP'nin eski Genel Sekreteri Oğuzhan Asiltürk'ün ''Onurlu kadın''
konulu konuşması, RP'nin son genel başkanı Erbakan'ın 13 Haziran 1993 günü
İstanbul'un Fethi'nin 540. yıldönümü dolayısıyla MGV'nin Eskişehir'de
düzenlediği toplantıdaki konuşması, eski milletvekili Ceylan'ın Fatih
MGV'de, Ali Nabi Koçak'ın MGV'de, eski Diyarbakır Milletvekili Ömer Vehbi
Hatiboğlu'nun MGV Akşehir Temsilciliği'nde yaptıkları konuşmalar aktarılan
mütalaada, konuşmalarla ilgili olarak, ''İhanetin çarpıcı belgeleri, insaf
ve haya gibi kavramları tamamen ayaklar altına alan konuşmalar'' nitelemesi
yapıldı.
Mütalaada, Milli Görüş'ün demokrasiyi batıl bir sistem olarak kabul
ettiği halde, devleti ele geçirerek din kurallarına dayalı bir düzen
kurabilmek için demokrasiyi kullandığı vurgulanarak, Milli Görüş'ün
liderleri ve hatiplerinin yaptıkları birçok konuşmada, demokrasiye
inanmadıklarını belirttikleri ifade edildi.
Mütalaada, Milli Görüş içinde ''islamcı kürtçülüğün'' güçlü bir şekilde
yuvalandığı kaydedilerek, Necmettin Erbakan'ın başbakan olduktan sonra,
terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'la irtibat kurduğu belirtildi.
Mütalaada, Öcalan'ın 22 Şubat 1999 tarihli savcılık ifadesinde Erbakan
hakkında söylediklerine yer verildi. Milli Görüşçüler'in, Cezayir İslami
Selamet Cephesi'ne (FİS) gönül bağı ile bağlı oldukları savunulan mütalaada,
25 Aralık 1993'de İran'ın dini lideri Hamaney başkanlığında, 17 Kasım
Örgütü, El Fetih, Lübnan Hizbullahı, Japons Kızılordu, Abunidal ve Türk
Hizbullahının katıldığı bir toplantı düzenlendiği belirtildi. Toplantıdan
önce 20 Aralık 1993 günü Necmettin Erbakan'ın Türk makamlarının bilgisi
dışında İran'a gizli bir gezi yaptığı bildirilen mütalaada, bu konudaki
delillerin dosyada olduğu kaydedildi.
Erbakan milletin haysiyetini ayaklar altına aldı
Necmettin Erbakan'ın, Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi'nin
komutanlığındaki İslam Halk Komutanlığı'nın Genel Sekreter Yardımcısı olduğu
ifade edilen mütalaada, ''Necmettin Erbakan, başbakan sıfatıyla 4-6 Ekim
1996 tarihleri arasında Kaddafi'nin çadırında Türk milletinin haysiyetini
ayaklar altına aldırmıştır. Kendi milletinin şerefine, haysiyetine değer
vermeyen Milli Görüş'ün millilikle hiçbir alakası yoktur'' denildi.
Mütalaada, ''hukuki durum'' başlıklı bölümde şu görüşlere yer verildi:
''Milli Görüş hareketinin faaliyetleri, demokratik ortam içinde
yasalara uygun olarak cereyan eden faaliyetler olarak ele alınamaz. Milli
Görüş demokrasiye inanmadığı halde demokrasinin imkanlarından yararlanıp
devleti ele geçirme ve devletin siyasi, hukuki ve iktisadi temel nizamlarını
dini esaslara göre değiştirme yolunu seçmiştir. Gayesinde başarılı olmuş,
koalisyon ortağı olarak devletin bünyesinde ve devlet kadrolarında
örgütlenmiştir. Ancak 28 Şubat 1997 tarihindeki Milli Güvenlik Kurulu'nda
alınan kararlar üzerine başlayan süreç ile suç teşebbüs safhasında
kalmıştır.''
Milliyet 20.08.2003
|