Güncel ve Tarafsız Haber

Av. I. Metin An.

Alevilik Islam’ın  dışında mı  Içinde mi

 

Türkiye Alevi Bektaşi Kuruluşları Birliği Federasyonu Başkanı Sn Ali DOĞAN’ ın basın açıklamasa ile ortaya çıkan ve birkaç gündür Türkiye de yayınlanan gazetelerde yer alan “Alevilik Islam’ın  dışında mı  Içinde mi”  konulu tartışma ile ilgili olarak birkaç sözde ben söylemek istedim. Kural olarak bu tür tartışmaların içerisine hiç girmedim. Bu güne kadar da kendi ismimi hep geri planda tuttum, kamuoyu önüne çıkmadım. Fakat konu  çok hassas olduğu ve seyirci kalmaya gönlüm razı olmadığı için açıklama yapma gereği duydum.

 

Aslında konu çok basit ve anlaşılır vaziyettedir. Tartışmaya neden olacak kadar da karışık değildir. Alevi’ liğin Islam’ ın  içinde mi dışında mı olduğunu bulmak için Islam’ın beş şartını ortaya koyup, bunun Alevlerce yerine getirilip getirilmediğine bakmak yeterlidir. Bu beş şart Islamiyet’ in vazgeçilmez şartıdır. Hiçbir Müslüman bu şartı yerine getiremezlik yapamaz, bu şartları değiştirmeye kalkamaz, kendiliğinden başka ve yeni şartlar koyamaz

 

Islam’ın beş şartı şunlardır.

 

1-     Kelimeyi şahadet getirmek

2-     Ramazan orucu tutmak

3-     Hacca gitmek

4-     Zekat Vermek

5-     Namaz kılmak

 

Islamiyette kelimeyi Şahadet şöyledir.  “eşhedü enla ilaha illallah ve eşhedü enla Muhammedu resul ullah” oysa Aleviler kelimeyi şadet getirmeleri şöyledir. “eşedü enla ilaha illallaha illallah ve Ali’ yül Veli ullah veli ül Ali üllah”  bakıldığında Islamiyet’ e giriş için söylenmesi gereken şehadet getirmeyi dahi Aleviler yapmamaktadırlar. Şehadet getirmeyi kendilerine göre değiştirerek Alevilik düşüncesine uydurmuşlardır. Kaldı ki günümüzde Aleviler kelimeyi şahadet getirmeyi de tamamen bırakmışlardır.

 

Ramazan orucuna gelince Aleviler hiçbir zaman ramazan orucunu tutmamışlardır, tutmazlarda. Alevilerin tuttuğu bir oruc vardır oda muharrem orucudur. 12 gün süren bu oruc öldürülen  Hz. Hüseyin ve oniki Imamların yasını   tutmak amacıyla her birisi için birer gündür. Bu orucu da Allah’a borç ödemek, kendisini affettirmek, cennete gitmek amacıyla puan kazanmak için tutmazlar. Bu  sure içerisinde, evinde cenaze çıkmış yaslı biri ne yapıyorsa Aleviler de aynı şekilde davranırlar.

 

Hac’ a gitmek Alevilerin yapmadığı bir başka Islam’ ın şartlarıdır. Tarihten günümüze kadar Aleviler hacca gitmemişlerdir. Gitmedikleri gibi Hacca bir değer ve önemde vermemişlerdir.

 

Zekat verme konusu da Aleviler de başka türlüdür. Islamiyet zekat vermeyi bir dini zorunluluk olarak emreder. Zekat verme zamanı ve şeklinin dışında bir başka yardım ön görmez. Aleviler Islamiyet’ in ön gördüğü zekatı kabul etmezler. Kesinlikle zekat amacı ile yardım  etmezler. Yardımı insanlığın bir gereği olarak yaparlar ve bunun zamanı ve yeri sınırlı değildir.

 

Namaz da Islamiyet’in zorunlu tuttuğu en önemli emirlerinden birisidir. Ülkemizde yüzbinin üzerinde cami olduğunu düşünürsek namazın Islamiyet için gerekliği ortaya çıkar. Aleviler kesinlikle namaz kılmazlar. Bu amaçla camiye de gitmezler

 

Yukarıdaki anlatıma baktığımızda Islam’ ın vazgeçilemez ve değiştirilemez kesin beş şartını Aleviler yerine getirmezler. Bununla da kalmazlar bu şartlara oldukçada karşıdırlar.

 

Hiç bir Alevi  biz bunları kabul etmiyoruz ve yerine getirmiyoruz da demez ve diyemez dediği anda Aleviliği bitmiştir.

 

Bir dinin zorunlu beş şartını kabul etmeyen ve yerine getirmeyen bir toplumun o dinden olduğu söylene bilir mi? Bu söylemlerin ya değerlendirme yetenekleri yoktur ya da başka amaçları vardır. Alevilerin Islam ile zıtlıkları sadece Islam’ın beş şartında ortaya çıkmaz. Islam’ ın bütün kuralları ve kurumlarına Aleviler karşıdırlar. Islamiyet’ in vazgeçilmez kurum ve kurallarını ya yok saymışlar ya da ona alternatif kurallar geliştirmişlerdir.

 

Cami ve mescidin Islamiyet için önemi tartışılmaz iken Aleviler için hiçbir şey ifade etmezler. Hiçbir Alevi mescide ve camiye gitmez, gittiklerinde de kötü karşılanır. Islamiyet için vazgeçilmez ve temel yol gösterici olan Kuran da Aleviler için fazla önem göstermez. Aleviler Kurana karşı konuşan kuran değimini geliştirmişlerdir. Konuşan kuran insandır. Alevi lisanı ile “ Insan Kelamı”  kurandır. Insan sözü her zaman önde tutulur. Cennet cehennem huri gılman da aleviler için bir şey ifade etmez ve kabul edilmez. Kabe de Aleviler için bir şey ifade etmez.  Aleviler bunların yerine insan gönlü, insan cemali terimini geliştirmişlerdir. Insan yüzü insan cemalini kabe olarak görürler. Insan kalbini fethetmeyi    de hac olarak da görürler. Aleviler ibadet olarak insanın gönlünü kazanmayı kabul ederler.

 

Alevilik ve Islam arasındaki ayrım sadece bu temel konularda değil başkaca bütün konularda vardır. En önemli ayrılığı da her ikisinin gidiş yönüdür. Alevilik daima ileri giden yönü çağdaşlıktan, laiklikten, bilimden  yana olan bir çizgi de iken, Islamiyet’in yönü daima tutuculukta, orta çağ düşüncesinde, gericiliktir. Alevilik ve Islam’ın hiç mi ilişkisi yok denilebilir. Vardır hem de çok vardır. Ama iç içe değil, Alevilik Islam değildir. Sadece ilişkisi vardır. Geçmişte Islamiyet Aleviliğin  kaynaklarından birisidir. Islamiyet Aleviliği beslemiştir. Bazı kurumlarını ve kişilerini ona vermiştir. Aleviliği bir göl olarak kabul edersek Islamiyet o göle su taşıyan derelerden birisidir.Yüzyıllardır Alevilik ile Islamiyet arasındaki ayrım bunları bu gün artık eksi ile artı kutup gibi bir birine uzak iki uç haline getirmiştir. Bu gün dünyada birbirine en zıt iki düşünce haline gelmişlerdir.

 

Kurana baktığımızda büyük bir kısmı Tevrat a benzemektedir. Şimdi çıkıp da Islamiyet’ i Yahudiliğin (Musevilik) içinde olarak tarif edebilir miyiz. Bunun gibi birçok din ve düşünce bir başkasını da içinde barındırmaktadır. Bunları aynı kategoriye koyabilir miyiz. Alevilikte bu gün kendi başına bir başka düşüncedir.

 

Sayın Ali DOĞAN’ ın açıklaması çok yerinde ve büyük taktire laiktir. Aleviler bu tavırlarını yüzyıllar önce koyup kendilerini ayrı tanımlamalıydılar. Geçte olsa bugün bu tanım ve çizginin konulması büyük bir kazanımdır. Sayın Ali DOĞAN ileride Aleviliğin önemli mihenk taşlarından birisi olarak anılacaktır. 

 

Av. I. Metin An.

Öz geçmişim

1961 yılı Sivas ta doğdum. 1987 yılında Istanbul Hukuk fakültesini bitirdim. 1988-2000 yılları arasında Istanbul da serbest Avukatlık yaptım. Bu süre içinde 4 yıl kadar Şahkulu Vakfının da dışarıdan Avukatlığını yaptım. Şimdi ise Ankara da bulunmaktayım. Türkiyenin en büyük Cem- Evi Kompleksine  sahip olan Çamşıhı Hüseyin Abdal Derneğinin Başkanlığını yapmaktayım. Alevilik, Osmanlı araştırmaları ve halk kültürü alanında yayınlanmış ve araştırma halinde olan    kitaplarım bulunmaktadır. Yayınlanan kitaplardan bazıları şunlardır.

 

Alevilik Anayasası

Alevilerde Halk Mahkemeleri (3 Cilt)

Alevilikte Tanrı Yok Insan Var

Osmanlı’nın Kanlı Tarihi 

Osmanlı Sarayında Cinsel eğilimler

Çamşıhı Tarihi ve Hüseyin Abdal

Ozan Garip Hıdır

Ozan Sinemi

Ozan Mehmet Ali Karababa

Ozan Ali Rıza Yalçın

Hüseyin Abdal Cem-evi Anı defteri

Aşık Ali Ertekin

|  Ana Sayfaya |

|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |

| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |

 

aleviyol@aleviyol.com