|
Ali Kaykı
Merhaba
Erenler,
acizane elimizde olmayan
nedenlerden dolayı grupta ki yazıları ve tartışmaları takip edemedim.
Alem, her türlüsünden mikrop (virüs) kaynıyor. Canlı aleminkiler
yetmiyormuş gibi sanal alemin mikropları da bulaştı. şükür ki ölmeden
önce ölmüşüz! Tekrar öldürmeyi beceremediler.
Hollanda'dan atılan
yumruklar ile birden ortalık karıştı. Takke düştü kel göründü misali
kenarda köşede çöreklenmiş art niyetliler işbaşına geçtiler. Hani, bizim
için pek sürpriz olmadı! Ne zaman nerede olacak diye merak ediyordum.
Sadece dışarıda ki yabancılar değil içimizdekiler de bir gün mutlaka
ortaya çıkmalı kendilerini göstermeliydiler. Biz olayın Almanya'da
patlak vermesini beklerken Hollanda'nın Alevicileri baskın çıktı.
Aslında sular
bulanmayınca durulmuyor. Bulanık halini bilmeyen de durgun suyun
değerinden anlamıyor. Çelmeler de takılsa düşe kalka büyüyeceğiz. Ne-
neden- nereden ve nasıl dan başka kim- kimi- kime- kimiz sorularını da
daha çok sorarak gerçek yanıtlarını bozgunculara rağmen bulacağımıza
eminim. Hem böylesi hazıra konmaktan daha iyi. Kendimizi kendimizden
öğrenmiş olacağız.
Adam olacak adam her
halinden bellidir. Hızır olamayanlar Hınzır olurlar.! Durum ortada..!
Hani Allah söyletiyor diye
bir laf vardır ya! Şu zamanlar çok kere kullar söyletiyor. Daha düne
kadar Aleviliğin İslamın içi-dışı tartışmaları yerine tasavvuf hali ile
Tanrı- insan- doğa üçleminde tartışılıyordu. Aleviliği diri ve zamanın
ilerisinde tutan da bu kaynağın yaratıcı gücü iyi kullanılarak insanlığı
aydınlatması oluyordu. Her bir ögenin başlangıcı sevgi, vardığı yer aşk
idi. aşık olmayınca maşuka erilemiyordu. Onun için temizlik şarttı.
Varsa herkes kendi pisliğini kendisi örtüyordu. Kafa kırığı fes, kol
kırığı yen içinde kalıyordu.
Bugün görüyoruz ki, bazı
kişiler kendi çöplerini başka yerlere döktüğü yetmiyormuş gibi, her
yerde kafa kol kırılmaya başlandı. Allah beterinden saklasın! İnşallah
bu bir başlangıçın provası olmamıştır. Gerçi olsa ne yazar. Bu toplum
nelerini yaşadı. Ama bütün kalbimizle dileriz ki onlar yaşanmışlığı ile
kalmış olsun!
Bu kadar çatlak seslerin
çıkmasında kanımca unutulan bir şey oldu. Burada paylaşılamayan,
herkesin olupta bazılarının kendi tekellerine geçirmek istedikleri
Alevilik, onlar gibi düşünenlerin hiç olmadı. Hekesin olanın bir sahibi
var ki, O'nu herkesten başka kimseye bırakmaz. 1400 senedir (gerçek
deyimi ile kal-u bela dan beri) hep böyle oldu. Nice padişahlar-
Sultanların orduları ile sahip olamadıklarını şu birkaç kendini bilmez
başaracaksa...! Eehh görelim!
Yedirmezler! İlla derseler
boğazlarına takılır. İttirip kaktırırlarsa midelerine oturur... Bu tür
oyunlara kalkışanlar oyuncaksız kaldılar hep. Sonra hiç
oynayamadılar. Bu inanca sahip çıkacaklar bilinenin çoook üstünde.
Bozulacağına yok olacağına da kesinlikle inanmıyorum. Düzenini kuran
yaşatmasını da bilir. BU kadar peygamber- veli bosuna gelmedi bu
dünyaya.
Bu tartışmalarda
çapıtılmak istenilenlerin dışında ne de güzel alevilik tanımları
yapıldı. Fakire sorsalardı acizane şunu derdi. " Alevilik, insanın,
varlık alemini birlik aleminde bulabilmesi, burada kendi varlığını ve
kendi varlığında bütün varlığı görebilmesidir. İnanç ve felsefesi
budur". Gerçi Koca Şeyh Yunus'un açıklaması kadar kısa olamadı ama kendi
halimizce açıklamaya çalıştık. Yunus Emre Mesnevi'yi okuduktan sonra
nasıl bulduğunu soran Mevlana'ya çok güzel olmuş ama bu fakir olsaydı
ETE KEMİĞE BÜRÜNDÜ YUNUS DİYE GÖRÜNDÜ yazardım demiş.
Aleviliği yaşamayınca
Alevi olunmuyor vesselam.....
Güzel insanları saygı ile
selamlıyorum...
Aşk-ı niyazlarımla |