![]() |
|
Alevilerin Günlük Haber Portalı |
|
|
|
Mahzuni Serif, 1938 yılında Afşinin Berçenek köyünde doğdu. Asıl adı Şerif Cırıkk tır.1948 de medrese eğitimine başladı. Daha sonra Mersin ve Ankarada askeri okullarda okudu.1961 yılında ordudan ayrıldı.12 yaşından beri bağlama çalan Mahsuni ilk derslerini amcasi Aşık Sezali den aldı.Yaklaşık 3000 kadar şiiri olan Mahzuni 400 üzerinde 45lik plak 10kadar Lp ve 50 den fazla kaset doldurdu. 1956 yılında Ankara Ordu Donatım Teknik Okulu’nu bitirdikten sonra, Kuleli Askeri Lisesi’nden ayrılan ozan, 1989-1991 yılları arasında Halk Ozanları Derneği Genel Başkanlığı’nı yürüttü…Pir Sultan Abdal Dernekleri Genel Merkez Disiplin Kurulu Başkanlığı, Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı Yönetim Kurulu üyeliği ve Ozan-Der Onur Kurulu Başkanlığı’nı da yaptı. Evli ve 8 çocuk sahibi olan Mahzuni Şerif’in, 400’e yakın plak, 50’den fazla kaset ve 9 adet yayınlanmış kitabı bulunuyor. 16.05.2002. Aşık Mahsuni Şerif Almanya’da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.. Rahatsızlığı nedeniyle Almanya’nın Köln kentinde hastaneye kaldırılan Mahsuni Şerif yoğun bakıma alınmıştı…Doktorlar Mahsuni Şerif’e akciğer ve kalp yetmezliği teşhisini koymuş ve beyin damarlarında da tıkanıklık olduğunu beırtılmis Mahsuni Şerif’in naaşı kendi vasiyeti üzerine Hacıbektaş’ta defnedildi.… |
||
|
Ben Mehdi değilim amma erenler Bugün ölür yarın yine gelirim Ya bir ceylan canda ya bir çiçekte Değişerek başka sene yine gelirim
Bedenim toprağa girer devrilir kemiklerim yuvarlanır sivrilir Katı maddem toz toz olur çevrilir Rüzgarlara bine bine gelirim
Böyle emreyledi beni yaradan Hep ondayım bin yıl geçse aradan Tüm canlı geçecek böyle sıradan Geleceğe gider düne gelirim
Mahzuni elbette bu handa kalmam Gelip gitmeklikten usanmam yılmam Kimseye bilinen misafir olmam Kalırsam bilimle fene gelirim |
Yine bahar geldi
nedir yaradan |
İşte gidiyorum çeşm-i siyahım
Önümüze dağlar sıralansa da
Sermayem derdimdir servetim ahım
Karardıkça bahtım karalansa da
Haydi dolaşalım yüce dağlarda
Dost beni bıraktı ah ile zarda
Ötmek istiyorum viran bağlarda
Ayağıma cennet kiralansa da
Bağladım canımı zülfün teline
Sen beni bıraktın elin diline
Güldün Mahzuninin berbat haline
Mervanın elinde parelense de
|
| Basın-Medya | Arama | Ozanlar | Yazarlar | Yol | Alevilik |
| iletişim | Linkler | Deyisler | Kitapevi | Hüseyin Gazi | Aleviyol |
Güvenme
dünyada malım var diye
Acap insanmıyım sorarlar beni
Halımdan anlamaz nadanlar niye
Her biri bir yandan yorarlar beni
Hoşlar meclisine girdim hoşlandım
Aşkın ataşına girdim haşlandım
Dallarımda meyva verdim taşlandım
Ya neden gövdemden kırarlar beni
Döndü gitti Hakk yolunu övenler
Bir lokmaya yüzbinkere sövenler
Pişman olup dizlerini dövenler
Nerdesin MAHZUNİ diye ararlar beni.
1938 yılının bir sonbahar
günüydü, o günün yarısında Döndü ananın ağrısı bitecekti. Ama daha küçük
yaşlarda o dünyaya getirdiği bebe; bağlamasını yoksul halkının dertleriyle,
ağıtlarıyla ağlatacak, giderek daha duyarlı, daha toplumcu içerik kazandıracaktı
dizelerine...
İlk yıllarda mezhepsel çelişkileri yergili bir dille betimlerken, daha sonra
halk dertlerini dile getirmeye çalışacak, o nedenle de bazı politik baskılar
görecekti. Hak ile halkı birleyerek emeği savunacak, emeğin savaşımını
verecekti.
Mahzuni Şerif tüm baskılara karşı haklıların simgesi olarak <<bizim suçumuz,
şerefimiz>> dir diyecekti. Coşkulu yüreğiyle çağdaşlarına göre daha çok
üretiyor, özgün söz ve müziğiyle Türk folklor üne kaynak oluşturuyordu. Ama ne
yazık ki onun, şiirine kendi adı konulmuyor, başkaları onun sırtından çıkar
sağlıyordu.
Mahzuni sazını eline aldığı günden bu yana her türlü sömürüye karşı savaşımın
içinde birleştirici söz öğelerini kullanıyor, böylece kendine özgü bir yol
çiziyordu.
Aşık Mahzuni'yi anlatmak için bir noktayı, içtenlikle vurgulamak istiyorum.
Ozanımız <<Neyzen>> gibi biraz demlidir, ama bu duyarlı olmanın bir gereğiydi;
doğaçtan söyleyebilmesi için dem onda olumlu etki yapıyordu dem de olsa az almak
zorundaydı, çünkü sağlığının ve sanatının koşulları böyle gerektiriyordu. O,
aşıklık geleneğini yerine getirirken halkın gözü, kulağı olmaya özen
göstermeliydi.
1960 ile 1980 yılları arasında yurt dışında bir kez Avustralya, çok kez de
Avrupa'da konserler vererek, yine ulusuna, halkına sevgiler gönderiyor; <<dünya
tembellerin, haksızların değil, çalışanların, haklıların olmalıdır>> diyerek
sarı sazın tellerini inletiyordu...
Umarım ki ozanımız Mahzuni Şerif bundan böyle de, yaşadığı sürece birliği,
erliği, güzelliği toplumsal ve evrensel içerikli dizelerde sevgili halkımıza
duyurmanın kıvancını yaşar...
A. İhsan Aktaş
|
Ağlasam mı Mevlam Gül Diyerek İki Göz Vermiş Bilmem Ağlasam Mı Ağlamasam Mı Dura Dura Bir Sel Oldum Erenler Bilmem Çağlasam Mı Çağlamasam Mı Yoksulun Sırtından Doyan Doyana Bunu Gören Yürek Nasıl Dayana Yiğit Muhtaç Olmuş Kuru Soğana Bilmem Söylesem Mi Söylemesem Mi Mahzuni Şerifim Dindir Acını Bazı Acılardan Al İlacını Pir Sultanlar Gibi Dar Ağacını Bilmem Boylasam Mı Boylamasam Mı |
Yuh Yuh |
Delaley |
|
Ne Dedimse Halka Ne dedimse halka hiç yaramadı Ben gittikten sonra ararlar beni Boşa cahillerin gözü karardı Kuru çene ile yorarlar beni Duman eksik olmaz her yüce dağda Bülbül eksik olmaz her yeşil bağda Atomun patlayıp bittiği çağda Onun ötesinde sorarlar beni Ebedi değildir şu yüce dağlar Ebedi değildir şu yeşil bağlar Öz gardaşım ama bizim softalar Mezarımda bile kırarlar beni Mahzuni Şerif'im gayri gam yemem Ondan ötesini kimseye demem Ufak vucuduma kefen istemem Varsa insanlıkla sararlar beni. |
Al Birini Vur Birine Yıkılası Bozuk Düzen Bıçak Kemiğe Dayandı Gayrı Bize Yazık Düzen Gönlümüz Kana Bulandı Al Birini Vur Birine Koydu Bizi Heç Yerine Vay Boyunuz Devrileydi İnandık Körü Körüne Ağar Kara Saçım Ağar Hıçkırık Sinemi Boğar Bu Yılda Böyle Giderse Başımıza Taşlar Yağar Al Birini Vur Birine Koydu Bizi Hiç Yerine Deli Miydik Serseri Mi İnandık Körü Körüne Gel Mahzuni Söyle Sözü Harap Ettik Yazı Güzü Daha Karanlık Basmadan Üsküdarı Geçti Dürzü Al Birini Vur Birine Koydu Bizi Hiç Yerine Gönlümün Gözü Çıkaydı İnandım Körü Körüne |
Bu Yıl Benim Bu yıl benim yeşil bağım kurudu Dolu vurdu yapraklarım çürüdü Benim de saz tutan elim var idi Şimdi bir köşede yatar ağlarım Benim ile lokma yiyip içenler Gölgemin altında konup göçenler Sizi zalim dar günümde kaçanlar Ben kendi kendime çatar ağlarım Çırpına çırpına bir yuva kurdum Bebeği görmedim kundağı gördüm Derya'da boğuldum karaya vurdum Çileden çileye bakar ağlarım Mahzuni Şerif'im budur ahvalim Zamane bozulmuş insanlar zalim Kıyamete kadar gider bu halim Sabır edip matem tutar ağlarım. |
|
Kirvem Kirvem Bu Yıl Bu Dağlarda Aman
|
Nem Kaldı Parsel Parsel Eylemişler Dünyayı Bir Dikili Taştan Gayrı Nem Kaldı Dost Köyünden Ayağımı Kestiler Bir Akılsız Baştan Gayrı Nem Kaldı Padişah Değilem Çeksem Otursam Saraylar Kursam Da Asker Yetirsem Hediyem Yoktur Ki Dosta Götürsem İki Damla Yaştan Gayrı Nem Kaldı Mahzuni Şerifim Çıksam Dağlara Rastgelsem De Avcı Vurmuş Marala Doldur Tüfeğini Beni Yarala Bir Yaralı Döşten Gayrı Nem Kald |
Durmuş Durmuş Bizim Köyden Haber Sorarsan Harman Kalktı Bulgurları Serildi On Yedi Yıl Evvel Ölen Haccelli Seksen Bir Yaşında Yeni Dirildi Kömsük Hasan İnek Alıp Satıyor Kasımın Oğlu Da Düğün Tutuyor Çil Mehmet Yel Oldu Düştü Yatıyor Bir Acayip Kulakları Gerildi Götürdüler İbiklerin Turgayı Kel Muhtara Sövdüğünden Dolayı Kır Bekir Bilmeden Tutmuş Kalayı Çok Ayıp Yerinden Serum Verildi Üç İt Tuttu Yahyaların Hasanı Toz Ediyor O Geçeye Geçeni Bizim Yusuf Değiştirmiş Lisanı Bir Bak Görsen Kırıldı Dı Kırıldı Şimdilik Bu Kadar İşte Durmuşum Selam Edip Hatırını Sormuşum Gece Olmuş Geç Farkına Varmışım Sığır Geldi Sıpaları Devirdi |
|
Bana Yücelerden Seyreden Bana Yücelerden Seyreden Dilber Siyah Kipriklerin Ok Mu Cananım İnsaf Et Yüzünü Yüzüme Dönder Izdırabın Sonu Yok Mu Cananım Gönül Sevdi Benim Günahım Nedir Yandım Hasretine Bunca Senedir Mecnunun Derdinden Derdim Fenadır Izdırabın Sonu Yok Mu Cananım Bu Dünya Misaldir Çatısız Hana Ebedi Kalmadı Saha Sultana Deryanın İçinden Bir Damla Bana Bu Da Mahsuni'ye Çok Mu Cananım |
Duaz-ı İmam Üryan Büryan Vardım Pir Dergahına Medet Ya Muhammet Ya Ali Diyerek Gönül Verdim Gönül Şahlar Şahına Hünkar Hacı Bektaş Veli Diyerek İmam’ı Hasandır Hubların Başı Hüseyin Der Akar Gözümün Yaşı İmam Zeynel Sabredenin Yoldaşı Ağlasam Gülerler Deli Diyerek Feylim Gıblegahım Muhammet Bakır Kırkların Bağında Bülbüller Şakır Cafer-Ü Sadık’a Talibim Şükür İkrar Verdim İkrar Beli Diyerek Musa-İ Kazım Dır Mazlumlar Şahı Aliyyü Rıza Dır Şahın Ervahı Şahda Ki Nakiye Çekerim Ahı On İki İmamın Gülü Diyerek Hasan-Ül Asker’ İ Ol Ali Aba Muhammet Mehciye Mest-Ü Merhaba Serin Koymuş Serin Mahzuni Baba Yol Muhammet Ali Yolu Diyerek |
|
|
Merhaba diyorum Berçenekli Mahzuni'ye Ben, O'nu ilk tanıdığım 1960 yılından bu yana adım adım gözledim. Çünkü Mahzuni Şerif "oğulluğum" olmuştu. Nasıl, neden izlemeyim O'nun duygılu sesinin, ustaların ustası tezene vuruşunun onbinlerce sevdalısından biri olmuştum o günden bu yana... Hicivlerini deyişlerini varsın başkaları değerlendirsin. O'nu tanıdığım, aynı çağda yaşadığım için kendimi mutlu hissediyorum... Çünkü, bir Pir Sultan, bir Karacaoğlan, bir Nesimi bir Kaygusuz Abdal, bir Ruhsati ve daha benzer nicelerini deyişlerinden tanımıştım... Fikret Otyam - Haziran 1990Ben |
NEDİR Biz bu aşkın belasına, nimet-i hak demişiz Biz yanarız nar-ı aşka, ya cenneti ala nedir ? Aşık olmak için cennette, ol buğdayı yemişiz Sorun hele bir softaya Mecnun'u Leyla nedir ?
.Cennet'in derdü belasın Hazreti Adem bilir Cavidan-ı kâmil anlar ya cahil nerden bilir Mustafa'nın kim olduğun mi'rac'a giden bilir Ben bugün doğdum bugün varım ya Kalu bela nedir?
Kaşlarında okumuşum sıdret-ül münteha'yı Gözlerinde yazılıdır Yasin-i veduha'yı Doğdu, Âdem nida etti çağırdı ki ya ahi Havva'yı ruhu zemindir bilmem bu bela nedir?
Gel ey zahit ver benim şu gıyasımın cavabın Pençe-i ruhu alada kim giydi Ali libasın Azmi küfe olmak her cana kolaydır bil hunin Sorarım bir softaya Hüseyin kim Kerbela nedir?
Ben nice alim görmüşüm kalemine Hak diyor Nice arifan seyrettim benden gayri yok diyor Sorun hele Nesimi 'ye neden "enelhak"diyor Neden yüzdüler derisin bu zalim bela nedir ?
Ali boşa okumadı "la feta"suresini Bir kağıt yaprağı sanma o surey-i Yasin'i Ahmak sofu diz çöker de okuyup ihlas'ını Secde etmez çölü dilaraya Mecnun'u Leyla nedir ?
Ey MAHZUNİ Mustafa'nın sırrı sübhan olduğun Bilmezsin bu dünyaya çeşit çeşit geldiğin Valllahi ben gibi yüzbin olsa bilemez aşıkların bildiğin Sorun hele birgün sübhayı ala nedir, vücutu aksa nedir?
|
|
ı