|
|
|
Güncel ve Tarafsız Haber |
|
|
|
ABKB'nin kapatılması davası duruşma tutanağı Mahkeme, Yargıtay'ın bozma kararına savcıya rağmen uydu ve ABKB'nin kapatılması davası reddedildi. ABKB hukuken onaylanmış oldu. Davayla ilgili mahkeme deki son duruşma tutanağı aşağıda: "Cumhuriyet Savcısı: Fuat Samancı 17704 V. Dönmezoğlu Davalılar: Ali Doğan, Ali Balkız, Ali Yıldırım, Mehmet Uzuner, Turgut Öker ile davalılar vekili Av. Necati Yılmaz, Av. Hıdır Özcan ile Davası Cumhuriyet Savcısı geldi. Başka gelen yok. Açık duruşmaya devam olundu. Davacı Cumhuriyet Savcısı : Mütalaamı hazırladım dedi. Davacı Cumhuriyet Savcısı esas hakkındaki mütalaasında davalılar Ali Doğan, Mehmet Boy, Ali Balkız, Mehmet Uzuner, Ulaş Dinçer, Ali Yıldırım, Turgut Öker, Muharrem Ercan ve İrfan Çetinkaya Alevi Bektaşi Kuruluşları Birliği Kültür Derneği adı altında hazırladıkları, tüzüğü 25.9.2000 tarihinde Ankara Valiliğine vermek suretiyle dernek kurdukları, ancak tüzüğün amacı bölümündeki “Alevi Bektaşi Kültür ve Öğretisinin araştırılması yaşatılması için çalışmalar yapmak, bu doğrultuda Alevi Bektaşi Kuruluşları arasında eşgüdüm dayanışması sağlamak” gibi cümlelerin bulunması ayrıca bu cümleye bağlı olarak yapacağı işler ve çalışmaları ilkeleri bölümünde; Alevi Bektaşi Cem ve Kültür Evleri açar, yapar, yaptırır, açılmasına katkıda bulunur ibarelerinin bulunmasının 2908 sayılı yasanın 5.maddesine aykırı olduğundan alındı belgesi verilmediği, İçişleri Bakanlığı görüşü alınarak tüzüğün isim ve amaç bölümünde değişiklik yapılması tebliğine rağmen süresinde değişiklik yapılmayacağının bildirilmesi üzerine, Valiliğin Cumhuriyet Savcılığına ihbarda bulunduğu, Cumhuriyet Savcılığının derneğin feshi için açtığı davanın görülmesi sonucunda derneğin feshine karar verildiği, ancak davalıların temyizi üzerine karar ikiye üç çoğunlukla her ne kadar bozulmuşsa da 2908 sayılı kanunu değiştiren 4778 sayılı yasanın 17. maddesi de göz önüne alındığında bozmaya uyulmaması gerektiği kanaatine varılmıştır. Şöyle ki; dernek tüzüğünün amacı bölümünde A) Alevi Bektaşi Kültür ve Öğretisinin araştırılması, yaşatılması için çalışmalar yapmak bu doğrultuda Alevi Bektaşi Kuruluşları arasında eşgüdüm dayanışması sağlamak gibi cümleleri ile tüzüğün isim, amaç yapacağı işler, çalışma ilkeleri bölümlerinde geçen; Alevi Bektaşi Cem ve Kültür evleri açar, yapar, yaptırır, açılmasında katkıda bulunur ibarelerinin bulunması gerek Anayasanın 14.maddesindeki Anayasa’da yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri devletin ülkesi ve bütünlüğünü bozmayı ..... amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz, hükmü, keza 2.fıkrasında Anayasa hükümlerinden hiçbiri devlete veya kişilere Anayasa ile tanınan temel hak ve hürriyetleri .... Anayasa belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmaya mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz şekli ile 24.maddesindeki herkes vicdan dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir, 14.madde hükümlerine aykırı olmamak şartı ile ibadet, dini ayin, törenler serbesttir şeklindeki hükümlerine, gerekse 2908 sayılı Dernekler Yasasının 4778 sayılı yasa ile değişik 5.maddesindeki Anayasada belirtilen Milli Güvenliğe ve kamu düzenine aykırı olarak Türkiye Cumhuriyetinde örf, din, mezhep ve bölge farklılığı veya bunlara dayanarak azınlık yaratmak ve Türkiye Cumhuriyetinin üniter devlet yapısını bozmak .... amacı ile dernek kurulamaz şeklindeki hükümlere aykırılığı nedeni ile söz konusu Alevi ve Bektaşi Kuruluşları Birliği Kültür Derneğinin kurulamayacağı, Alevi sözcüğünün bir mezhep ve dini terim olduğu o nedenle kanun değişikliğine göre de bu ada dayanılarak Aleviliği odaklaştırıp azınlık yaratacak dernek kurulamayacağı, aksi halde (Mevlevi, Kadiri, Nakşibendi, Hanbeli, Maliki, Kürt, Laz,) gibi karşıt ve benzeri dini ve ırki derneklerin de kurulmasının kaçınılmaz olacağı, bu durumun değişik yasa maddesinin öngördüğü devletin üniter yapısında karmaşa meydana getirerek kamu düzeninin bozulmasına yol açacağı, oysa Alevilik de diğer mezhep ve dini faaliyetler gibi ülkemizde uygulamaları anayasa ve yasaların teminatı altında ülkenin yaşanan gerçekleri olduğu, ancak herkes anayasa ve yasaların koyduğu sınırlar çerçevesinde kalmak kaydı ile dini faaliyetlerinde bulunabileceği gibi dernek ve vakıf kurma haklarında kullanılabileceği, bu hakları kullanırken yasanın öngördüğü ülkenin üniter yapısı ve kamu düzeninin zarar görmemesine azami derecede riayet etmek mecburiyet olduğu ........... Davalılar vekillerinden; savunmaları soruldu. Davalılar vekili Av. Necati Yılmaz; Davacı Cumhuriyet Savcısının mütalaasında ortaya koyduğu hususların tümü Yargıtay’ın incelemesi sırasında tartışılmış, görüşülmüş ve hukuksal olarak derneği kapatılmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir. Şu an için mütaalaya konulan ifadelerim tümü eski ifadeleri tekrarlar mahiyettedir, bu mütaalaya dayanak olarak gösterdiği Anayasa hükümleri karşısında hukuksal değerini yitirmektedir, gerçekten Cumhuriyet Savcıları tarafından kullanılmayacak Osmanlı Siyasal düzeninde hakim olan ve laik ve demokratik Cumhuriyetin kurulması ile terkedilmiş görüşlerdir, gerçekten Alevilik bizatihi potansiyel suç olarak gören ve katleden ve yasaklayan Osmanlının hakim siyasal düşüncesi ve düzeni Laik Cumhuriyetin kurulması ile birlikte tarihin sayfaları içinde kaybolmuştur. Alevi kavramı adı ile bir dernek kurulması veya Alevilerin kendilerine ait olan bu adı kullanmaları ayrımcılık olarak veya bölücülük olarak değerlendirilmesi Türkiye Cumhuriyetinin dini esaslara göre kurulmuş bir dernek olduğu ve resmi dininin Sünni İslam olduğu şeklindeki Türkiye Cumhuriyetinin laik niteliği başlangıç hükümlerinden başlanarak değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez, anayasanın tümüne hakim bir anlayış ve niteliktedir, yine Cumhuriyetine kuruluşunda imzalanan Lozan Sözleşmesinde azınlık inanç kümeleri Lozan sözleşmesi içerisinde yer almıştır, elbette ki Anadolu coğrafyasının 1000 yıllardır yaşayan halkı olan Aleviler burada azınlık olarak alınmamışlardır, elbetteki laik Cumhuriyetin kurucu unsuru olan Alevilerin Laik Cumhuriyet içerisinde bir azınlık olma veya azınlık yaratma şeklinde bir suçlamaya muhatap edilmesi Aleviler kendilerine yapılmış olan en büyük hakaret olarak algılarlar, yine Yargıtay’ın bozma ilamında detaylı olarak ifade edildiği gibi herhangi bir dernek kurmanın peşinen bu derneğin bir takım ayrımcı ve bölücü faaliyetleri içerisine gireceği şeklindeki bir peşin hükme konu edilemeyeceği değerlendirmesi Cumhuriyet Savcılığının vermiş olduğu mütaalaya en çarpıcı yanıtı teşkil etmektedir. Yine Aleviliğin bir mezhep olmadığı bir inanç, öğreti, yaşam biçimi ve hayat felsefesi olduğu tüm Aleviler tarafından ve bu davanın davalısı olan şahıslar ve vekilleri tarafından sürekli ifade edilmektedir. Bu anlamda Cumhuriyet Savcılığı Alevilere rağmen Aleviliğin bir mezhep olduğunu iddia etmekte, bu yanlış iddiası ve tespiti üzerine de derneği feshi talebini inşaa etmekte bununla birlikte Aleviliği bölücülük yaftası ile suçlamaktadır, bu değerlendirmelerin tümü hayatta karşılığı olmayan, maddi dayanağı olmayan yaşamdan kopuk ve Türkiye Cumhuriyeti Savcılığının kullanmaması gereken değerlendirmelerdir ve sadece Cumhuriyet Savcılığının kendisini bağlamaktadır. Tüm bu nedenlerle mesaj ve maddi dayanağı bulunmayan mütaalaya katılmıyoruz. Yargıtay’ın bozma ilamındaki hukuksal değerlendirmeler ve tespitler ışığında davanın reddine karar verilmesini talep ediyoruz, dedi. Davalılar vekili Av. Hıdır Özcan Yargıtay’a verdiğimiz temyiz dilekçesinde maddi olarak ve hukuksal durum ayrıntılı açıklamıştık, o beyanlarımızı tekrar ediyoruz. Ancak ben iki husus üzerinde açıklama yapmak istiyorum. Savcılık makamının mütaalasındaki görüşler 1980 Anayasasının yasakçı, otoriter düşüncesinin tekrarıdır. 1980 Anasasındaki yasakçı zihniyet mütaalada ifade edilmiştir. Anayasanın otoriter olduğu temel hak ve hürriyetlerle bağdaşmadığı, hem yargı kararlarında hem uluslar arası platformda kabul edildiğinden bu otoriter anayasının yasakçı hükümlerinin büyük bir kısmı değiştirilmiştir. Dernekler yasasında dava açıldıktan sonra değiştirilerek demokratik toplum düzenini yakalaması amaçlanmıştır. Savcılık makamının Alevi Bektaşi adı ile dernek kurulmasının diğer derneklerin kurulması işveren derneklerinin kurulmasına neden olacağından bölücülüktür, herhangi bir ilin dernek diğer illerin dernek kurmasına neden olacağı için bölücülüktür, bu mantığın demokratik toplum düzeni ile bağdaşır yanı yoktur, diğer husus ise derneğin kapatılmasında esas alınan görüşlerden biri Diyanet İşleri Başkanlığının fetvasıdır, açıkladığım nedenlerle davanın reddini talep ediyorum, dedi. Davalılar vekili Av. Fevzi Gümüş beyanında; öncelikle sayın Cumhuriyet Savcılığı mütaalası soyut niteliklidir, maddi temeller yoktur, Yargıtay’ın ilamında belirtildiği ............ Hürriyeti ile ilgili düzenlemelerine aykırılık oluşturacak niteliktedir. Bütün bu nedenlerle Yargıtay’ın bozma ilamına uyulmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ediyorum, dedi. Davalılar vekili Av. Ali Yılmaz savunmasında; Sayın Cumhuriyet Savcısının görüşü ile aramızda Anayasanın dernekler yasasının, Medeni Kanunda derneklere ilişkin hükümlerin ve derneğin tüzüğünün yorumlaması ve algılanması konularında farklılıklar bulunmaktadır. Yargıtay’ın 2. Hukuk Dairesinde bizim gibi düşündüğünden kararı bozmuştur, bozma kararı doğrultusunda davanın reddi talep olunur, dedi. Dosya incelendi, duruşmaya son verildi. G.D. Davanın REDDİNE, Yargıtay yolu açık olmak üzere Cumhuriyet Savcısı ile davalılar ve Ali Doğan, Ali Balkız, Ali Yıldırım, Mehmet Uzuner, Turgut Öker ile davalılar vekilleri Necatı Yılmaz, Hıdır Özcan, Av. Ali Yılmaz, Av. Fevzi Gümüş’ün yüzlerine karşı, diğer davalıların yokluklarında verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 26.2.2003 Katip Hakim 20588" Aleviyol, 27.2.2003, 14:39 Derneklerden |
| Ana Sayfaya |
|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |
| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |