|
|
|
Güncel ve Tarafsız Haber |
|
|
|
Demirhan Ocak Federal Almanya'da "yabancılar" için rehber-5 Anne bak kültür dernekleri!! Merhaba canım yabancı kardaşım.Bugün bildiğin gibi kültür derneklerini yakından tanıyacağız. Şimdi sana benim anlatacaklarımın gerçek kültür dernekleri ile bir alakasını olmadığını bilmende yarar var. Bu dandik kültür dernekleri gayet nezih yerler olup Almanya'nın neresinde olursa olsun üç tane hemşehri bir araya geldiğinde, hemen bir kültür ve dayanışma derneği kurarlar. İçlerin biri başkan, biri muhafelet, biri hizipçi olur... Eh günümüz artık teknoloji çağı olduğu üzere bu kültür derneklerinde teknolojinin en son örneklerini görmek gayet mümkün.. Ve buraları teknolojiden sonuna kadar faydalanılan yerlerdir. Bu konu üzerine bizzat yaptığım inceleme şöyledir. Canım yabancı kardaşım, bunlara nezih yerler dedik. Nasıl mı? Genelde bu derneklerde uzun zamandır karşılaşmamış iki kişinin konuşmaları, "Ooo! Günaydın mösyö, nasılsın pirim? Vay efendim vay görüşmiyeli nasılsınız? Tabii ya biz sizinle en son Kütahya Çinisi Sergisi'nde görüşmüştük. Eh efendim sizin küçük oğlan piyano (saz, ud, bağlama) derslerine devam ediyor mu?" diye soruyla karşılaşan baba; "Yok hayır benim oğlan şimdilik cumhuriyet tarihinde gelişen Türk tiyatrosu şimdilerde neden bu hale geldi diye bir araştırma yapıyor." diye konuşmaların olması gayet imkansız bir olaydır. Fakat kaza ile birisi böyle bir selamlaşacak kadar cüratkar (enayi) çıkarsa, ona sabaha kadar "neremi? neremi?, bööööğğğ, seviyoooom, öölüyom" gibi kültür dozaji yüksek şarkılar dinleterek o da diğerleri gibi derneği bütün bir üye yapılır. "Tamam da bu insanlar sabahları birbirlerine hiç selam vermezler mi" diye soracak olursan, elbette selam verirler, sana bir kaç örnek vereyim: 1. Lan lavuk dün akşam nasıl, ama size beş tane gecirdik mu haha uha.... 2. Ooo! Beyler şeytanınız bol olsun..hadi okeye dördüncü yok mu?... 3. Şişt dombili naber lan? 4. Millet koşun la komşu dükkana bomba gibi bir karı girdi Eğer masalarda konuşanlara kulak kabartacak olursak: "Valla bilader geçen gün bizim fabrikada akşam paydosdan sonra bu Alamanlar işi gücü bıraktı bizim büyük yemekhanede Türkçe ve Alamanca olarak “herkes her yerde yabancıdır” diye bir konferans mı, toplantı mı gibi bir şeyler yapıyorlarmış da benim usta başı tutturdu illah sende gel diye..." "Bak sen peki sen ne dedin?" "Valla ilk önce yok, mok dedim, amma sonra yav şimdi durduk yere ustabaşıyı kendimize kıl etmeyelim diye gittim..” gibi konuşmaların yanı sıra, “Türkiye'de hangi işadamı kılıklı öküz hangi oruspu kılıklı mankeni becermiş.” “Aslında dün akşamki maçın hakemini maçtan sonra hiç bekletmeden Taksim'de sallandıracaksın bak bakalım bundan sonra hakemler hata yapıyor mu?.” İşte bunlar gibi kültür düzeyi gayet yüksek muhabbetler çevrilir. Birde bu kültür derneklerinin heykel sanatının doğaçlama (improvisation) dalında çok başarılı olduklarını anlamak için dahi olmaya gerek yoktur. Sadece bu derneklerin çevrelerinde gezen canlı sanat eserlerini incelerseniz bu harikulâde eserlerin çok kısa bir zamanda ve Avrasya tekniği ile yaratıldığını hemen anlarsınız. Bu eserler iki günde bir şöyle bir yöntem izlenerek üretilirler: İlk önce bu
sanat olayı için hafif depresif ve idealist bir klasik müzik öğrencisi
lazımdır, bu öğrencinin biraz abuş olanı dışarıdaki tabelada yazan
“Camuzoğlu Kültür Derneği”nin sadece -kültür- derneği yazısının okunmasından
dolayı elde keman ve yüreğinde müzik sevgisi ile içerdekilere süpriz olsun
diye, yallah deyip Vivaldi'nin 1. keman konçertosu eşliğinde giriş yapar. Birde bazı
derneklerin tabelalarında "... Dayanışma", "... Sipor", "... En bi hakiki"
diye bazı ekler görülür, ama bu ekler aslında kendi anlamlarının dışında bir
çok önemli anlam taşırlar... Peki bu gibi derneklerde dayanışma dedikleri olay nedir? Güzel bir soru bence bu dayanışma kelimesinin anlamı şu olabilir, okey oyununda üç kişinin kurduğu bir teşkilatın, kendi arkadaş çevresinden olmayan dördüncü kişiye bir dünya hesap ödetmek icin olan dayanışmasından öteye gitmez. 2. Örnek: 3. Örnek: 1. Lan bu Adana'dan zaten bir adet var nedir bunun hakikisi, özü?... 2. Ne yani şimdi buraya Papau Yeni Gine’lilerden çoban tobaka amcanın oğlu mokaka giremez mi? 3. Ya bilader sakın bu elin şopar kılıklı herifleri bu derneği bizim en bi hakiki öz nivyorklular çay ocağını batırmak için tam karşımıza kurmuş olmasınlar? gibi sorulara boşuna cevap arama! Bu gibi derneklerin isim babaları olacak öküzlerin akıllarına başka bir şey gelmediği için böyle bir isim olayına girmişlerdir. Ha unutmadan yazının başında bahsettiğim üzere bu kültür (!) yuvalarının ortak özellikleri, hepsinin yüksek teknoloji araçları kullanmalarıdır. Orta halli bir derneğin teknoloji harikası araç, gereç listesi: 1. Çingirlioğlu Marka© Hakiki tenekeden imal su kazanı 2. Kaşı beni bey Marka© ince belli, altın sırmalı çay bardakları 3. Yuh be amma da tozuttun Marka© bir ileri, bir geri vitesli çalı süpürgesi 4. İki gözüm önüme aksınki Marka© jilet gibi, plastik iskambil kağıtları 5. Aslan bacanak, valla canavar gibi yaptın Marka© ahşap masalar 6. Valla bunlar plastik (!) ömür boyu kullan Marka© sandalyeler 7. Lan avrat! Kırmadan bir yanını adam gibi dik şu örtüleri Marka© masa örtüleri 8. Kuşe kağıda basılı gazetenizin armağanı Marka© muhtelif futbol takımlarının posteri 9. Lan biz yumuşak mıyız? Marka© abuş bir klasik müzik öğrencinin kafasında parçalanan keman artıklarından yapılmış bir kaç adet büyükce kül tablası 10. Ölüyooom, seviyooom, kaldıramassan kaldırırlar Marka© müzik kasetleri ve CD'leri! 11. Taş çalma lan pezevenk! Valla bak şimdi kafana yiyeceksin ıstakayı Marka© okey oyun takımları Peki yabancı kardaşım, şimdi sen bana “ya gözünün yağını yediğimin rehber kardaşım bu kültür derneklerin sonuç olarak bizlere ne gibi bir yararı var, türünden bir soru soracak olursan?” Ben de sana bu kadar açıklamadan sonra hala anlamadığın için sana kızmadan, kafanı, gözünü patlatmadan anlatmaya calışayım: ...Senin memlekette bulunan kahvehanelerden bunların iki farkı vardır: Tabelalarında kültür ibaresinin bulunması ve sodalı çayların buralarda 1 euro olmasından başka hiç bir farkları yoktur. Anlattığım örneklerin yarası olan gocunur gibi bir yan etkisi olduğunu belirtmeden geçemiyeceğim. Aleviyol, 27.5.2003 Yorum |
| Ana Sayfaya |
|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |
| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |