|
|
|
Güncel ve Tarafsız Haber |
|
|
|
|
Namık Kemal KAYA Külahları Değiştirmek mi Kafaları Değiştirmek mi Daha Kolay… Doğrusu bu cümlelerle söze başlamak biz Alevilerin ne haddine… Biz kimiz ki… Bu ülkede yaşıyormuyuz... Kaç kişiyiz… Nüfusumuz ne… Neler düşünürüz… Ne yer ne içeriz… Neye inanır nerede ibadet ederiz… Dünya görüşümüz nedir… Doğaya nasıl bakarız… Sanat diyince ne anlarız… Demokrasi diyince neyi savunuruz… İnsan hakları diyince düşüncemiz ne… Anadolu tarihinde neredeyiz… Bu ülkenin yöneticileri için ne anlama geliyoruz…. Haddimize mi? Yirmibirinci asırda konuşmak… Devlet Büyükleri dururken… Diyanet İşleri Başkanlığı dururken…. Ünlü… Karizma sahibi… Çok ama çok değerli… Apoletli köşe yazarı… Sayın Oktay Ekşi dururken…. Zaman gazetesi dururken… Çok değerli araştırmacı - yazar Osman Reha Çamuroğlu dururken… Konuşmak ne haddimize… Biz kiiim… Kendimizi tarif etmek kim… Peki bizi tarif etmek kimin ne haddine… Bu yetkiyi kim size verdi... Sizi konuşturan kim… Bu tarifleri yaparken demokrasinin neresine koydunuz… insan haklarının neresine koydunuz…Çağdaş toplumlarda bu tarifin anlamı ne… Ama haklısınız… Bu kadar rahat konuşmak… İstediğinizi istediğiniz gibi tarif etmek… Sürgüne göndermek… Katliamlar yapmak… Faili meçhuller… Otellerde sanatçı, semah dönen gençleri, yazarları yakmak… İnsan hakları ihlallerine seyirci kalmak… Kendi dışınızdaki inançları küçümsemek… Aşağılamak… Hakaret etmek…. İnkar etmek… Asimle etmek… Sesleri çıkınca da tehdit etmek… Örgütlerin ekonomik ilişkilerini araştırmak… Yöneticilerin kim olduğunu araştırmak… Hesap sormak… Haklısınız tarihin sizin tarafa biçtiği rol her zaman bu oldu… Ama biz Alevilerin tarihi insanlığın var oluşuyla başlar, Anadolu da kendine özgü bir inanç olarak; yanlışın karşısında, doğrunun… haksızın karşısında haklının… ezenin karşısında ezilenin yanında olmakla devam eder… Ve biz geçmişi gelecek kuşaklara ibret olsun diye, yaşananlar bir kez daha yaşanmasın diye anlatırız… Bunu asla kin etmek değildir amacımız. Kin bizim düşmanımızdır. Bunca zulme karşı diyoruz ki, her şeye rağmen kardeşçe yaşayabiliriz. Ama… Kardeşçe yaşayabiliriz… Yirmi-birinci asırda insanlık tarihinin ve demokrasinin gereği budur. Serbest Pazar ekonomisinin hakim olduğu, sınırların kalktığı, demokrasi ve insan haklarının kurumsallaşmaya doğru gittiği Avrupa Topluluğuna üye olmak istiyorsanız değiştirmemiz gereken külahlar değil… Değiştirmeniz gereken kafalarınızdır. Gücünüzü nereden aldığınızı bilemeyiz… Ama biz gücümüzü ve demokratik haklarımızı talep etme yetkimizi, istekli, arzulu, bilgili, bilinçli ve örgütlü yapımızdan alıyoruz. Ve biz diyoruz ki… Zorunlu din dersleri Kalksın… Din dersleri seçmeli olsun. Dinler Kültürü adı altında tüm dinler anlatılsın. Birey inançsal eğitim seçimini kendisi yapsın. Bunu on-beş on-altı yaşından sonra yapsın. Seçimini yaparken ailesi rehberlik yapsın. Alevi çocuklara zorunlu, asimilasyoncu sünni İslam eğitiminden vazgeçilsin. Yıllardır devam eden bu uygulama çocuklarımıza karşı, bize karşı ve dahası da insanlığa karşı yapılan bir zulümdür. Derhal bu uygulamadan vazgeçilsin. Her şey müfredat dahilinde olsun. Diyanet Lağvedilsin… Diyanet, yanlı tutumu, asimilasyoncu tavrı, Sünni İslamcı yaklaşımı, inkarcı ve siyaset üstü tutumu ile lağvedilsin… Yerine, tüm inançlara eşit yaklaşan, kontrol eden, denetleyen, istek üzerine kesilerek alınan vergileri hakça dağıtan ve gücünü inanç sahiplerinden alan bir yapı kurulsun. Cemevi Alevilerin İnanç Merkezleridir… Cemevleri bizim ibadet yerlerimizdir. Bunun resmen tanınarak güvence altına alınması gerekir ve kaçınılmazdır. Kimse… Ama hiç kimse bizi ne Kilise’ye, ne de Cami’ye davet etmemelidir. Bu inkarcı ve asimilasyoncu yaklaşım aşağılayıcı ve küçük düşürücüdür. Bunu hiçbir Alevinin kabul etmesi mümkün olmadığı gibi diğer inançlara mensup insanlar için de rencide edici bir davranış biçimidir. Alevi Köylerine zorla, zorbalıkla Cami yapma sevdasından derhal vazgeçilmelidir. Bunun kimseye faydası yoktur. Yıllardır bizlerden alınan vergilerin, arzumuz dışında diyanete ayrılan katrilyonlarla sadece Sünni İslam’a hizmet edilmesini tasvip etmiyoruz. O paralarda atalarımızın, bizim ve de çocuklarımızın hakkı var… ve İslami inanışa göre bu haramdır… Alevilerin Serçeşmesi Hacı Bektaş Veli Dergahıdır… Bugün Alevilerin Serçeşmesi Devletin Resmi makamları tarafından işgal altındadır. Aleviler Serçeşmelerini ziyaret etmek için bedel ödemektedirler. Biz de diyoruz ki hiçbir inanışın merkezi bir başka kesim tarafından işgal altında tutulmamalıdır. Bu inanç merkezinin sahipleri olan Alevilere burası derhal teslim edilmelidir. Bu çağımızın gereğidir. Kimliklerden Din Hanesi Kaldırılmalıdır... Kimliklerden din hanesinin kaldırılması çağdaş yaşamsal bir olgudur. Bunun tartışılacak ulusal yanı yoktur. Ya da bunları dile getirmek kimi nasıl bölecek… Zaten bizi bu güne kadar hiçbir şeye saymadınız ki… Aslında bu ülkede biz Aleviler zaten hep sorun çıkaran, sizleri üzen, demokrasi, insan hakları, özgürlük, ne menemse halkların kardeşliğini savunan gereksiz bir topluluğuz. Sıkışırsanız bizleri pofpoflayarak Cumhuriyetin bekçisi yaparsınız…Bu hakkınızı da inkar etmemek lazım. Malum telef olmaları gereken bir kesim… Önemli değil. Bizi hiç kimse kendi kafasındaki Cumhuriyetin ve demokrasisinin bekçisi yapmasın. Biz Mustafa Kemal Atatürk Devrimlerinin ve Cumhuriyetinin bekçileriyiz. Zaten Atatürk, Cumhuriyetin ilanını yapmadan önce Serçeşmede, Hacı Bektaş Veli Dergahında ilk kez telafuz ederek kime emanet ettiğini açıklayan yeterli delilidir. Yüzyıllardır ne şii, ne de Sünni İslam asimilasyon politikaları Alevileri asimle edememiştir. Alevilik her dönem bir şekilde kendini bu etkiye karşı var etmiştir… Etmeye de devam edecektir. Tarih… Yunus Ermeyi, Hacı Bektaş Veli’yi, Pir Sultanı Abdalı, Kaygusuz Abdalı ve daha nicelerini biz Alevilerin hanesine… Hızır Paşaları, Sivas, Maraş, Çorum, 2 Temmuz vahşetini, Gazi Katliamını, Susurluk çetesini sizin hanenize yazmıştır. Bizim örgütümüz kendi ekonomik gücünü kendi tabanından almaktadır. Kimsenin hakkını gaspetmemiştir. Baskılara zulümlere rağmen kendi felsefesinden ödün vermeyen Alevilik bundan sonra da ödün vermeyecektir. Kimseye veremeyecek hesabımızın olmadığı gibi kaybedecek bir şeyimiz de yoktur. Asıl malı kaybedecek mağrubi düşünsün. Mesele çok basit… Mesele demokrasi meselesi… Mesele İnsan Hakları meselesi… Mesele Çağdaş yaşama meselesi… Mesele önce Avrupa Birliğine girmek isteyen Türkiye nin meselesi… Sonra da Türkiye yi Birliğe almak isteyen Avrupa nın meselesi… 16 Ekim 2004 Namık Kemal KAYA Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Sekreteri |
| Ana Sayfaya |
|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |
| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |