Güncel ve Tarafsız Haber

Hasan Kaya

Kırılmalar

Bazen bir söze, bazen bir bakışa veya bir davranışa kırılırız. Yüreğimiz o an bir al vere düşer. Ne diyeceğimizi ne yapacağımızı bilemeyiz.

Bu durumu hepimiz hayatımızda en az bir kere olsun yaşamışızdır.

Bizi böyle çaresiz kılan ne diyeceğimizi bilmez eden duyduğumuz söz, karşılaştığımız davranış yada bize karşı alınan tavır mıdır ?

Yoksa bunun kimden bize yöneltildiği midir ?

Diyelim hakkımızda bizim beklemediğimiz ve/veya hak etmediğimize inandığımız bir söz duyduk. Kırıldığımızı söyleme gereği duyup üzerinde konuşmayı becerebilirsek tümcemiz genelde şöyle başlar.

“Benim için söylediğin o söz beni çok kırdı.”

Bu tümce aslında çok açık.

Kırılmamıza neden olan söylenmiş bir söz var. Ancak bu sözün kendisi mi yoksa onun kimin tarafından söylendiği mi önemli orası pek açık değil. Bunu anlamak için bu sözün bizimle hiç ilgisi olmayan biri tarafından söylendiğini varsaydığımızda, sözün değil ama bu sözü söyleyenin önemi kendiliğinden öne çıkıyor.

Bu durumda yaşadığımız bir kırgınlık varsa, kırgınlığı bize yaşatanın mutlaka bize yakın birisi olması gerekiyor. En azından kırıldığımız kişi ile ilişkilerimizin olduğu ve bu ilişkinin belli bir düzeyde iyi olduğunu söyleyebiliriz.

Nazımız sevdiklerimize geçer. Beklentilerimiz sevdiklerimizden, bize yakın olanlardandır. Kırgınlıkları da genellikle sevdiklerimizle yaşarız.

Peki kırılganlığımızı açıklamak olası yeni kırılganlıkları yaşamayı engeller mi, kırılganlığımızı açıklamanın gereği ve önemi nedir ?

Bir görüşe göre kırılganlığımızı açıklamak ve bunu kırılganlığı yaşadığımız kişi ile konuşmak bizi zorda bırakabilir. Kırılganlığımızı açıklamak, bir diğer yanıyla bizim yaralanabileceğimizi göstermesi anlamında karşımızdakine zayıf yanımızı göstermek olmakta.

Bundan dolayı genelde kırılganlık saklanır, üstü örtülür ve yaşanmamış gibi yapılır. Ya da yollar hiç bir sebep gösterilmeden ayrılır ve ilişki kopar. 

Diğer bir görüşe göre ise: Kırılganlığımızı açıklamak bizi güçlendirir. Bu açıklama bir yanıyla haksızlıkları kabul etmeyeceğimiz yönünde bir mesaj içerdiği oranda, bizi bir daha kıracak sözlerin olay ve olguların yaşanmasının da önüne geçer.

Hepimiz yaşadığımız kırılmalardan çok iyi biliyoruz ki, kırılganlığımız, kırılmalarımıza neden olan olay, olgu veya söz, genelde bir yanlış anlamadan yaşanmıştır. Bunu göz önüne aldığımızda, yaşadığımız kırılganlığı konuşmanın önemli olduğu ortaya çıkmakta.

Kırılmalarımızdan söz etmek, kırıldığımız kişi ve olguyu açıklamak olası yeni haksızlıkların önüne geçecektir. Ayrıca; ilişkide olduğumuz kişilerle hangi temelde ve nereye kadar bir ilişki içinde olmak istediğimizi de belirleyeceğidir.

Çünkü kırılmalarımızdan söz ederken, ilişkide nerede durduğumuzu da belirlemiş oluyoruz. İlişkinin sınırlarının belirlenmesi olarak da kabul edebileceğimiz bu durum ilişkiye güç katar. Bizi güçlendirdiği oranda ilişkiyi de güçlendirir. 

Bir diğer yanı ile, ilişkide olduğumuz ve bizim için değerli olan veya bize yakın duran kişiye bir şans daha vermektir bu...

Burada hemen bir noktanın altını çizerek belirtmekte yarar var. O da: her algılamamızı kendimiz iyice irdelemeden veya her olay ve sözden kırılarak bir "kılma" nedeni oluşturmaktan ve bunu sorunmuş gibi tartışmaktan da kaçmak gerekir.

Yaşadığımız bir çok kırılganlığı konuşmadan da çözmek olanaklı. Çünkü; bazen kırılganlıklarımıza neden olan şeyler bizden, o anki ruh halimizden de kaynaklanıyor olabilmekte. Bu türden kırılganlıkları kendi içimizde çözme şansımız var ve olmalıdır da.

Çok sıkça kırılganlıklar yaşıyor ve yaşadıklarımızı kısmen kendi içimizde çözemiyorsak kendimizi gözden geçirmek pek yanlış olmaz.

İnsanın yaşadığı kırılmalar ruhunda izler bırakır. Yaşamını, yarınını etkiler. Ancak; insanın dostlarıyla yaşadığı kırılmalar gül dalının onarılmaz kırılması da değildir.

| Ana Sayfaya |

|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |

| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |

 

aleviyol@aleviyol.com