Alevilerin Günlük Haber PortalıAleviyol sitesinin  hiçbir forum ve konuk defteriyle ilgisi yoktur ve site adına da  kimse forumlara ve konuk defterlerine  yazı yazmak hakkına sahip değildir. İnternette www.aleviyol.com ibaresi ile Aleviyol sitesi dışında rastlanılan  yazılarla ilişkimiz yoktur.

Ali Yıldırım

Alevi Kimliğini Tanımak.....

Yeryüzündeki hiçbir inanç/öğreti/kültür kendi mensubu olmayanlar tarafından tanımlanmıyor, adlandırılmıyor,biçimlendirilmiyor. O öğretiye kendi dışında, tümüyle yabancı olanlar roller biçim onun hakkında karar vermiyor. Daha doğrusu bir inanca/öğretiye/kültüre mensup olmayan kişilerin o öğreti adına ne böyle bir hakkı, ne de böyle bir yetkisi olduğu kabul ediliyor, düşünülüyor.

Tersinden söylemek gerekirse çağdaş dünyada her öğreti ve inanç mensuplarının inanç ve öğretilerinin muhtevasına ve onun gereklerinin neler olduğuna kendilerinin karar vermesi gerektiğinin altı çiziliyor.

Bu açıdan Alevi öğreti ve inancına baktığımızda tam bir hak ve yetki gaspının yaşandığını görüyor, tanık oluyoruz.

Tuhaf ama bu konularda mahir ne kadar Alevi olmayan kurum ve kişi varsa “Aleviliğin ne olduğu ve ne olması gerektiği” konusunda kendilerini karar mercii olarak görüyor, böyle bir gaflette bulunmaktan geri durmuyorlar.

Kuşkusuz her olgu gibi Alevilik’te bilimsel olarak ele alınıp, incelenip değerlendirilebilinir. Burada bilimsel çalışmanın ölçütleri geçerli olacaktır. Bilim insanı olgunun özelliklerini ortaya koymakla, gelişim evrelerini açıklamakla yani  somut durumu saptamakla yetinecektir, onun görev sınırı burada noktalanır. Bu sınırın bir adım ötesine geçilip ele alınan her olgu gibi Alevilik için de “Alevilik şöyle olmalıdır, en iyisi budur, şöyle olması daha doğrudur” denildiği anda bilimsel tavır bitmiş ve yerini ideolojik/siyasal tavıra bırakmış demektir. U ise bir yetkisiz iş görmekten de öte hak gaspıdır. Ne yazık ki bilim adına adlarının yanında kalabalık akademik bulunan bazı şahsiyetlerin bütün gayretlerini “Aleviliği Alevilik olmaktan çıkarmaya”, somut verileri/tarihsel gerçekleri saptırmaya, olguları çarpıtmaya ve bunun sonucunda “ben araştırdım, ben şu kadar anket yaptım, gördüm ki aslında Alevilik diye bir şey yok” iddiasını kanıtlamaya sarfettiklerini görmüyor değiliz. Ve yine “araştırmacı” kimliği adı altında Aleviliği Alevilik olmaktan çıkarmak amacıyla özel olarak görevlendirilen kişiler de yok değil! Onlar da bir görev yapıyorlar, nevar ki insanlık adına hiçte hayırlı bir görev değil bu.

Şurası çok açık bir gerçekliktir ki Aleviliğin, öğreti ve inancının özel, ayrı ve kendisine has varlığını tartışma/yoksayma yaklaşımı Osmanlı’dan günümüze beyhude bir çaba olmuştur. Buna rağmen Osmanlı’da uygulanan katliam ve imha politikası sonuçlar vermeyince yerine kendisi olmaktan çıkarma/asimilasyon politikası ikame edilir olmuştur.

Alevilerin, Alevi öğretisi mensuplarının kendilerini tanımlama –ki bunu ellerinden geldiğince yapmaya çalışıyorlar- ve bu tanımlamanın resmi sivil tüm toplum nezlinde kabul görme beklentisi ve hakkı varken aldıkları karşılık öğretilerinin inkarı yönündedir.

Alevi öğretisinin yok sayılması şeklinde gerçekleşen hakim anlayış yalnızca resmi çevrelere de özgü değildir. Alevilerin dışında bu alanda söz söyleyen –ki başta Diyanet İşleri Başkanlığı- muhataplar resmi yaklaşımı hararetle paylaşmakta ve onaylamaktadır.

Demokrat, aydın olduğu ileri sürülen kişiler bile Alevi öğretisinin ifade edilmesi durumunda akıllarına mezhepçilik yapıldığı gelmektedir. Bu resmi politikanın beyinlerde ne kadar derin tahribat yaptığı ve bu kişilerin ne olursa olsun alt kimliklerini aşamadıklarını da ortaya sermektedir. Bunun adı “Alevilere aydın ihaneti”nden başka ne olabilir!

Üniversite ise yukarıdaki tersinden örnekler dışında Alevi Öğretisi konusunda suskundur ve büyük bir sessizlik içindedir. Bunun adı “Alevilere Üniversite’nin ihaneti”nden başka ne olabilir!

Anadolu’nun yeniden inşasında büyük bedeller ödemiş Alevi öğretisinin karşılaştığı/yaşadığı tarihsel bir haksızlıktır ve bir an önce giderilmesi gerekir. Çünkü Alevi öğretisi somut bir gerçeklik olarak vardır ve yaşamaktadır. Onun varlığını sorgulayan bir tartışma zaten hiçbir anlam ifade edemez.

Ne bir gerçeklik “yok” demekle ortadan kaldırılabilinir, ne de “bu aslında o değil de şudur” denilerek o gerçekliğin özü yok edilebilir.

Tam da bu noktada Alevi kimliğini tanımak tutumunun turnusol kağıdı işlevi ortaya çıkacaktır. Burada Alevilik olgusuna karşı alınan tavır –Alevi kimliğinden ziyade- o kişi ya da kurumun kimliğini açığa çıkaracaktır.

Yeryüzünde çeşitli inançlar bulunmaktadır. Müslümanlık, Hıristiyanlık, Musevilik, Budizm, Hinduizm vd... Aleviler öğretilerinin gereği tüm bu inançlara karşı saygı duymakta, muhabbet beslemektedirler. Bu saygıyı beklemek onların da hakkı olmalıdır!

Bozatlı Hızır yardımcımız olsun.

                     

Basın-Medya Arama Ozanlar Yazarlar Yol Alevilik
iletişim Linkler Deyisler Kitapevi Hüseyin Gazi Aleviyol