|
|
|
Güncel ve Tarafsız Haber |
|
|
|
|
Haldun Karabudak “Bugün Sivas” Sivas, Sivas olalı böyle karanlık yaşamamıştı .. Anadolu’nun orta yerinde, yüzyıllar boyunca ozandan ve tahıldan gayrı bir şey yetiştirmeyen Sivas toprakları, Timur’dan bu yana böyle yıkım görmemişti. Her türden kemliğe kör, cümle kahpeliğe sağır Sivaslı, yavan ekmeğine yiğitliği ve mertliği katık etmişti hep .. Toprağı verimsiz, iklimi sertti Sivas’ın .. Bir ekip de iki alan Sivaslı, Tanrı’ ya bin şükür eder, aldığı “bir”i yer sofrasında paylaşacak canlar arardı. Toprak bire bir bile mi vermemişti ne gam? Tanrı misafirinin tabağı yine dolu olur, hane halkının kursağına girmeyen lokmaların türküsü, konuğa sunulacak tatlının yerini bile tutardı .. Açlığa, yokluğa ve “sakal tutan” zemheri ayazlarına direnen Sivaslı, zulme ve tutsaklığa da asla boyun eğmezdi. Mustafa Kemal’in, Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini atmak için Sivas’ı seçmesi, bundandı ve 10 yıl öncenin 2 Temmuzunda, Cumhuriyet’i karanlıklara gömmek için Sivas’ı seçenlerin vermek istediği mesaj da açıktı .. Tanrı misafiri için canını veren Sivaslının Sivas’ını, misafirlere karşı cihad ilan eden yobazlar işgal etmişti .. Menemen’de içtikleri kana doyamayan kara yürekliler, Cumhuriyetin temelini, Cumhuriyetin mezarına çevirmek için saldırıyor, Pir Sultan’ı ikinci kez darağacına götürmek için ipleri yağlıyorlardı. Kalem tutan ellere kul olan Pir Sultanlar, kibrit çalan ellerde kül oluyorlardı .. Baharda boy veren ve Sivaslı genç kızların türküsüne, oyununa adını veren Madımak, bir cehennemin adresiydi sanki .. Her yıl ağırlandıkları Madımak Oteli, onlarca sanatçı ve aydına mezar oluyordu .. Birçoğu Sivaslı ozan, yazar ve düşünür, doğdukları yerde veda ediyorlardı yaşama .. Sivas’ın aydınlık yüzlü ve yiğit tarihinde kara bir sayfa yaşanıyordu .. Bu kara sayfa yakışmıyordu Sivas’a ve kimse de yakıştıramıyordu aslında .. Duyup da inanmayan herkes gibi “devlet ricali de” inanamıyordu yaşananlara. Bu da, alınması gereken önlemleri geciktirdikçe geciktiriyordu .. Göğe yükselen alevler, göğe yükselen çığlıkları bastırıyordu .. Alevlerin ardından dumanlar da çekildi .. Kara dumanlardan geride kalan, karadan daha kara bir manzaraydı .. Küfürden ve lanetten gayrı bir şey üretemeyen kara ağızlılar, güzelliğin tercümanı kalemleri, fırçaları ve mızrapları kül etmişlerdi .. Bir serin yel esti Madımak’ tan .. Bir gözü yaşlı sel esti .. Menemen’den, Uğur Mumcu Sokağından eser gibi .. Bir bulut kaynadı Sivas elinden Bir bulut yürüdü Kara bahtlı Madımak Otelinden Milyonlarca gözyaşı yüklü bir bulut .. Kalem oldu, fırça oldu, mızrap oldu yağdı dört bir yana .. Madımağın küllerinden kitaplar, resimler, türküler fışkırdı .. “Akarsuyum yansam da Kül olup savrulsam da Bazı bazı gülsem de Yine Gönlüm hoş değil ..” Aleviyol, 3.7.2003 Gündem
|
| Ana Sayfaya |
|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |
| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |