Güncel ve Tarafsız Haber

Hıdır Ali Bingöl

Kale

Adı Asberg yani, As Dağı.

Şirin belde adını buradan almış.

Ludwigsburg'a bağlıdır Asberg.

Arabayla tırmanıyoruz Asberg kalesine.

Dün gece harika şaraplarını içtiğimiz bağlarla örtülü beldemizdir burası. Dünyalıların yeridir Asberg.

Bazen Asperg, bazen Asberg olarak geçer. Bizim için ikisi de aynıdır.

Bir terbiye, bir bakımlı, bir sahipli değil sanki bir çok sahiplinin bakımından geçmiş Asberg.

Bakarken kendinizi doğa güzellikleri içinde yüzüyor sanıyorsunuz.

Teninizi okşayan yel; bir incelik bir hafiflik saçıyor etrafa.

Koca çınarların yaprakları sararmaya başlamış, ha düştü, ha düşecek.

Şu an kuş sesi olmazsa da, bizim beyinlerimizde bu doğa örtüsünde kuşlar cıvıl cıvıl ötüşüyor, iz bırakıyorlar. 

Bir solukta değil, derin soluklarla Asberg'in havasını akciğerlerimize çekiyoruz.

Burası Asberg, yani oksijeni bol olan As Dağı.

Yıllar önce bu güzelim dağa kale inşa ediliyor. Adını da As'dan alıyor. Kötü bir geçmiş yaşıyor burası.

Bir dönem, Fransız, bir dönem İngiliz ve sonra da Almanlara yenik düşüyor. En son kendini Alman sınırlarında ifade ediyor As Dağı.

Kirli  emeller kirletemiyor As Dağı'nı. Ama şimdi başı belada As Dağı'nın.

As Dağı kapısına gelmeden sizi köprüden önce izi kalmış bir baryer karşılıyor. Dağın tepesinde köprüye ne gerek var düşüncesi sizi ilgilendiriyor. Yaklaşık 5-6 metre derinliğinde, 10 metre genişliğinde bir su kanalı  Asberg’in girişini çeviriyor.

Girişteki köprünün üstündesiniz ve köprüden aşağı bakıyorsunuz. Buraya girmek için insan boyunu aşan duvarı ancak tırmanma şeridiniz varsa tırmanabileceğinize tanık oluyorsunuz.

Asırlar önce yüzmeyi de iyi bilmelisiniz ki, yaklaşık on metre genişliğindeki su kanalını yüzerek karşıya geçebilesiniz, aksi halde şansınız yok gibi. Kanalı yüzerek karşıya geçtiğinizi düşünün ama karşılaşacağınız 4 metre genişliğindeki ilk engel olan taş duvarın üstü kesici taş parçalarıyla sıvanmış olsun.

Duvarı geçtiğinizi düşünseniz de, hemen karşınızda; oklu, kesici ve yaylı silahlarla müfrezeler, demir parmaklıkların arkasında sizi havaya uçurmak için havan topları ateşlenmek üzere bekliyorlar.  

Kale içine girdiğinizi düşünün. Caydınız ve geri dönmek istiyorsunuz. Tüm bu zorlukları gerisin geri yaşamak zorundasınız. Çıkamıyor ve kalmışsınız kale içinde. Başlıyorsunuz düşünmeye...

Bir ara kalede emin yerde olduğunuzu düşünün. Artık, As Dağı'nın emin ellerindesiniz. Can güvenliğiniz de var. Sizin başardığınızı hiç kimse başarmamıştır. Siz başardığınızı sanıyorsunuz!..

İçerdeki devleri ıslah edecek, çıkarlarına gölge düşürmeyecek, şehrin en yüksek noktasında mışıl mışıl uyuyacak, doğanın güzelliğinden yararlanacaksınız.

Cevizinden, kırmızı ve lacivert ahududusuna kadar meyveniz olacak. Birileri sizin rahatınız için çalışacak, siz sefasını süreceksiniz.

Kaleyi geziyorsunuz. Her adımızla daha da yükseklere ve sonunda zirveye çıkıyorsunuz.

Zirvenin en uç noktasındaki seyir-sefa yerine geliyor ve gözleriniz yüz yıllar öncesine kayıyor.

Kol kola, el ele, omuz omuza, yan yana olan insanları düşünüyorsunuz.

Ne kadar da güzel düşünüyorsunuz.

Şimdiki haline bakıyorsunuz; oturma grupları, otomobil park yerleri ve yüksek yapıların bugünü anlattığına tanık oluyorsunuz.  

Sizi artık asırlar öncesindeki gibi ne yaylı silahlar, ne de havan topları yakalayacaktır.

Yüzlerce, binlerce insanın canına, malına mal olan bu zirvede mutlu olur musunuz bilinmez!

Zirveye çıkıyorsunuz. Bugüne yakışmayan bir manzarayla karşılaşıyorsunuz. Bunca yıl el değişmiş, yüzlerce, binlerce insanın canına kastetmiş bu kale şimdi tutuklularla dolu olsa beğenir misiniz?

Duvarların üstüne bakıyorsunuz:

Top top dikenli teller döşenmiş.

Asberg’de yaşadıklarınıza takılıp kalıyorsunuz. Bu güzelim yere bu dikenli teller yakışmıyor diyesiniz geliyor içinizden.

Hele hele şu cezaevi hiç mi, hiç yakışmıyor.

Asberg Dağı, bizim dağımız. Asberg’e dikenli teller, tutuklular, yükümlüler, yüz kızartıcı suçlular, kişiliğini bulamamış, topluma yenik düşmüş, iyi ama kendini ifade edememiş, aile hışmına uğramış, dünya güzeli insanlarımızın ve hakim düzene yenik düşmüşleri topluma kazandıracak yer olması yakışıyor.

Asberg’e bir terapi merkezi, bir toplum yeri olması yakışıyor.

Asberg bizim, Asberg hepimizin.

Asberg’e özgürlük yakışıyor. 

Aleviyol, 13.6.2003

Yorum

|  Ana Sayfaya |

|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |

| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |

 

aleviyol@aleviyol.com