
Kaça gireriz savaşa?
Bu ülkenin Meclisi savaşa karşı...
Halkının büyük çoğunluğu da...
İdare mi istiyor savaşı?
Hayır, hükümet de savaş karşıtı...
Askerler, Cumhurbaşkanı?
Onlar da barıştan yana...
Ve bu ülke doludizgin sürükleniyor savaşa...
Nasıl oluyor bu?
Yeni sömürgecilik
Sorunun yanıtını bulmak için İmge’den yeni
çıkan "Sömürgecilik Tarihi"ni (Ferro, 2002) ve özellikle de onun "yeni
sömürgecilik"in anlatıldığı son bölümünü okumalı.
Gana’yı sömürgecilerin elinden alan devlet başkanı Kwame Nkrumah,
aradığımız yanıtı 35 yıl önce bulmuştu:
"Teorik olarak bağımsız ve egemenlik öğelerinin tümüne sahip bir
devletin, aslında dışarıdan yönlendirilmesi... Yeni sömürgeciliğin
temelinde işte bu vardır."
Nkrumah, emperyalistlerin eski sömürgeleri içten denetlemeyi artık
gereksiz bulduğunu söylüyordu.
Bunun yerine onlara "yardım ediyorlarödı. Ve bu yolla kendi askeri
- siyasi varlıkları yerine IMF, Dünya Bankası gibi kuruluşların
görünmeyen yönetimleri geçiyordu.
Dünkü Milliyet’in dış haberler manşetine ilham veren BBC
yorumcusunun tanımıyla "Demokratik emperyalizm" mi bu?
Amerika’nın derdi demokrasi olsa, "kurtardığı" Kuveyt’te bugün
demokratik bir rejim olmaz mıydı?
"Ziyan neyse veririz"
Cümle alem biliyor ki bugün Türkiye "kendine
rağmen" bir savaşa giriyorsa bunun nedeni (ne bölgesel çıkarları, ne
Irak’ın kimyasal silahları), sadece yoksulluğu ve borçlarıdır.
Amerikan Büyükelçisi Robert Pearson’ın TOBB’a gidip, yoksul
arabacının atını ezmiş TIR şoförü edasıyla "Ziyan neyse veririz" diye
kartvizit bırakması sizi de utanca sürüklemiyor mu?
Koyun çaresizliğiyle ölümü bekleyen halkların başucunda, sımsıkı
sarılmış ellerini telaşla sallayarak "Zararınız en fazla 15 milyar
olur", "Hayır 55 milyarı bulur" diye koyuncu pazarlığı yapan bu adamları
gördükçe siz de haksız bir savaşın paralı askerleri gibi hissetmiyor
musunuz kendinizi?
Evden çıkmayan belalı komşusunu öldürmesi için tutulmuş bir kiralık
katil rolünü yakıştırmıyor musunuz hükümetinize?
Enkaz altında can verecek bir Iraklı çocuğun ya da kimyasal silahla
zehirlenecek bir mahalle halkının maliyeti nedir acaba?
"Ucuzdur vardır illeti"
Para yardımı beklentisi ve komünizm fobisiyle
Amerikan çıkarları için Kore’de savaşa girdiğimiz 1953’te ABD Dışişleri
Bakanı Dulles, NATO’ya en ucuz askeri Türkiye’nin sağladığını söylemiş,
"Bir Türk askeri bize 23 sente mal oluyor" demişti.
Ve Nazım o günlerde, en milliyetçi ses tonuyla, öfkeyle gürlemişti:
"Ucuzdur vardır illeti/
Hani şaşırmayın yarın çok pahalıya mal olursa size/
bu 23 sentlik asker/
yani benim fakir, cesur, çalışkan milletim/
her millet gibi büyük Türk milleti".
"Kaça?"
Tam yarım asır sonra bugün yine, yoksullara
özgü bir çaresizlik ve Irak fobisiyle, bir yandan bizim olmayan bir
kirli savaşın siperini kazıyor, öte yandan utanç veren kanlı bir
pazarlığı sürdürüyoruz.
Sizce kaça ölürüz bu savaşta?
can.dundar@e-kolay.net