|

Bir kâbus gördüm!
Bir kâbus gördüm dün gece...
Yataktan fırlayarak uyandığımda kan ter içindeydim.
Hâlâ da kâbusun etkisindeyim.
***
Büyük bir "meydan" vardı.
Meydan'ın ortasına şüpheli bir "paket" bırakılmıştı. Herkes etrafını
sarmış, "içinden ne çıkacak" diye meraklanıyordu.
"Açılırsa patlar, mahvoluruz" diyordu birileri...
"Bir şey olmaz, biz neler gördük" diye yatıştırıyordu öbürleri...
Birden meydan'a kızgın gençler giriyor, kaz adımlarıyla pakete
yöneliyordu.
Rahatsızlıkları yüzlerinden okunuyordu.
Kararlı adımlarla ilerleyerek ve "Bir şey olmaz" diyenlerin ihanetinden
şüphelenerek geliyorlardı.
Kenarda bir adam gazete okuyordu.
Gazetede bir makale vardı.
Makalede "bombalı paket"i hazırlayanlardan nefretle, onlarla "uyumlu"
bir "bey"den de endişeyle söz ediliyordu:
"Meydan'ı boş bırakıyor, aslında meydan'ı az tanıyor, çünkü gözlükleri
garba bakıyor" deniyordu.
71'den beri ilk kez oluyordu böyle şeyler...
Ben rüyamda makalenin içine düşüyordum.
"Endişe kaynağı"nın, "gözlükleri garba bakan bey"in çok yakınındaki
kuvvetli biri olduğunu öğreniyordum.
"Meydan"ı, "bey"e bırakmamaya çalışıyordu.
Onun endişesi, rahatsız gençleri ateşliyordu.
Rahatsız gençler kaz adımlarıyla pakete doğru yürüyordu.
Paket açılınca içinden yıldızlar dökülüyordu.
Kenarda yeni paketler hazırlanıyordu.
Ben, korkuyordum.
***
Kalkıp biraz dolaştım, kendime gelmeye çalıştım.
"Olur mu canım, devir değişti, yok artık böyle şeyler, hem kim izin
verir ki" diye mırıldanarak yatıştım.
Yattım yeniden...
Sızmışım.
***
Uyur uyumaz tekrar bastırdı kâbus:
Bu kez okyanus ötesindeydim.
Bir grup şahin, pençelerini bilemiş bizim meydan'ı konuşuyordu.
"Ak" sandıkları yem, yüzlerini kara çıkarmıştı.
"Ok"a sardıkları torlak, uzağa gitmemişti.
"Genç" bir çocuk, onları taşlayarak büyüyordu.
Meydan ona mı kalacaktı?
İstikrar, demokrasiye feda mı edilecekti?
"Bey"ler niye eskisi gibi öne çıkmıyordu?
Şahinler de "rahatsız"dı.
Ağustos sıcağıydı.
Her ağustosta olduğu gibi soğuk soğuk terliyor, lanet bir karabasanın
girdabında bocalıyordum:
İki kıtanın adamları kapışıyordu.
İçten içe kazanlar kaynıyor, karanlıkta kılıçlar bileniyordu.
"Ya Bey bizi yiyecek, ya biz Bey'i" diyordu birileri...
Rahatsız gençler Bey'e diş biliyor, paketi dipçikliyor, hızlanan bir
trenin önüne doğru kaz adımıyla yürüyordu.
Ağustos sıcağı basıyor, tren hızlanıyor, gençler yaklaşıyor, paket
açılıyor, meydan karışıyordu.
Bey'lerin kaderi, meydan'ınkiyle çakışıyordu.
***
Telefonun ziliyle uyandım kâbustan; kan ter içinde fırladım yataktan...
"Duydun mu, askerlerin 3 maddesine itiraz ettiği, 'Değiştirmeden
getirmeyin' diye tembihlediği uyum paketi pazartesi aynen Meclis'e
geliyormuş" dedi bir dost...
"Hadi hayırlısı" dedim.
Uyku haramdı artık...
Kalktım.
Şimdi uyanık olma zamanıydı.
can.dundar@e-kolay.net
|