Ahmet Tulgar
Şair İsmet Özel,
İslamcı hareketin geldiği konumu Milliyet'e anlattı
İslami kesimin
önceliği: çıkar
İslami kesim, AKP'nin iktidara gelmesiyle
birlikte yozlaştı. Başını örten kızların bir kısmıyla göbeklerini açan
kızlar aynı amacı taşıyorlar
Cemal Süreyya, İsmet Özel için şöyle bir şey söylemişti: "İsmet Özel'den
solcular vazgeçemedi, sağcılar da bir türlü tam sahiplenemedi." Evet,
Türkçenin en büyük şairlerinden İsmet Özel, 1975 yılında, o güne kadar ön
saflarında yer aldığı soldan kopmuş ve İslami harekete katılmıştı. İslami
kesimin,Özel'i sahiplenme sürecindeki tereddüdü bir süre sonra ünlü şairin
bu kesimin yıldızı haline gelmesi, getirilmesiyle sona erdi. Özel'in şiiri
ise değişmemişti, hâlâ her yazdığı şiir laik gazetelerde de tam sayfa
haberlerle duyuruluyor ve okurlarını heyecanlandırıyordu. Ama Özel, bir
yandan da günlük, ideolojik yazılara başlamış, İslami kesimin en önde gelen
teorisyeni halini almıştı. Bu tam 26 yıl sürdü. Özel'in toplantıları tıklım
tıklım dolu salonlarda, rock konserlerindeki gibi bir hayranlık isterisi
eşliğinde gerçekleşiyor, onun dizeleri ve davudi sesinden etkilenen birçok
genç, kendine İslami mücadele içinde bir anlatı oluşturma kararı alıyordu.
Ancak İsmet Özel, geçen hafta pazartesi Milli Gazete'de yayımlanan "Bir
Zamanlar Bir İsmet Özel Vardı" başlıklı yazısı ile İslami hareketle
bağlarını fiili ve ideolojik olarak kopardı. Bu karar Türkiye'nin
entelektüel dünyasında tam bir şok etkisi yaptı. Şair, bu konudaki ilk ve
son röportajını Milliyet'e verdi. İşte, Özel'in çarpıcı açıklamaları:
Sıkıştıklarında vazgeçiyorlar
Türkiye'de Cumhuriyet'in neye dönüşeceği sorusu 60'tan sonra sosyalizm
olarak cevaplandırıldı. Bu cevap 80'den sonra İslamiyet oldu. Çoğunlukta
olan okuryazar insan birinci aşamada, "Sosyalizm gelecek madem, benim payıma
ne düşer, ne vermeliyim bunun için? Sosyalizm gelecek madem, ben buradaki
yerimi nasıl elde etmeliyim?" düşüncesiyle hareket etti. İşler bu entrikayla
yürüdü sosyalist hareket içinde yani.
Ve sonra aynı şey İslamiyet için de söz konusu oldu. Ama bir farkla: "Bu
devlet bir İslam devletine dönüşecek madem, o halde benim payıma ne düşüyor,
ben ne yaparsam bu işler daha iyi yürür?" sorusunu kimse sormadı kendisine
İslami çevrelerde. İslamcılar, sadece "Madem bu devlet İslam devleti haline
gelecek, öyleyse ben nereyi kapatayım da, güme gitmemeyim?" düşüncesiyle
hareket ettiler. İslamcıların, sosyalistlerden farkı şuydu: Sosyalizm,
Batı'nın vicdan azabıdır. İşin içine vicdan girince mesele biraz değişiyor.
Şüphesiz ki o zaman bina etme, binaya harç taşıma işi daha acil, daha zaruri
bir şey oluyor.
Ama İslamiyet söz konusu olduğunda bir mirasyedilik durumu oluyor. Türk
toplumunun kültürel değeri zaten İslamiyettir. O yüzden de İslami siyaset
yapan insanlar hazır bir şeyi kullandıkları ve bu yüzden de sosyalistler
gibi harç taşımak zorunda olmadıkları için bu hareketi bir yerinden
yakalayıp kullanmakla geçirdiler vakitlerini. Aynı bugünkü felaket AKP
yönetiminin yaptığı gibi.
Sosyalistler mücadelelerinde büyük sıkıntıya girdiler, öbürleri ise
sıkıştıklarında hemen "Tamam, ben savunmuyorum, zaten bu İslamdır" deyip
bırakıyorlar. Sosyalistler, İslamcılardan daha samimiydi. İslami hareket,
sadece pastanın peşinde.
'İnsanlara konum teklif ediyorlar'
İslami kesimdekiler benim kendilerine benzediğimi sanarak gurur
duydular. "Bak, kömünist şair de bizim gibi oldu" dediler. Bu bana bir
yıldızlık sağladı. Ama bu aynı zamanda benim ne dediğimi anlamama şartlarını
da yarattı. Oysa ben İslamı onların şartlanmalarından bağımsız olarak
öğrendiğim için 12'den vuruyordum hep. Ben onların korunma mekanizmalarına
ihtiyaç duymadığım için asıl meseleye yöneliyordum. Ben, İslami hareket
içinde çok prestijli ama söylediği kulak arkası edilen bir adam olarak
yaşadım. İslami kesimde birtakım şeyleri kullanıp sivrilmek soldan çok daha
kolaydır. Çünkü Necip Fazıl'dan beri bir tek adamlık, bir üstatlık mertebesi
olmuştur bu kesimde. Ve isim sahibi olan insanlar, gizli ve açık olarak buna
oynuyorlar. İslami kesimde insanlara asıl meseleden uzaklaşmaları
karşılığında birtakım konumlar teklif ediliyor. Ve sonuçta da işte AKP
oluyor.
'AKP pastanın peşindeydi, kaptı'
AKP'liler pastayı kapmak isteyen insanlardı. Ve kaptılar da. Kapmak
istedikleri şey pasta olduğu için krema da bende olduğu için benim
kitaplarımla dolaşmaya başladılar. Bana katılmam için teklifte bulundular
mı? Hayır. İsmet Özel'e teklif edilmez çünkü. "Nasıl olsa kabul etmez" diye
düşünülür. Ve "Ya, kabul ederse" diye korkulur. Kanal 7'de üç sene program
yaptım, bant yayına geçtiler ve "Biz canlı yayında sizden korkuyoruz"
dediler. Ben bugün en hafifinden şunu söyleyebilirim ki, AKP'liler içten
pazarlıklıdır. Çok daha ağır şeyler söylenebilir tabii. (Bu sırada
konuştuğumuz kafenin önünden göbeği açık, derin göğüs dekolteli bir genç kız
geçiyor. İsmet Özel, onu işaret ederek sürdürüyor konuşmasını.) Başörtülü
kızların bir kısmı bu. Amaçları bu yani. Göbeklerini açan kızlarla aynı
amacın peşindeler başlarını örterken.
'İslamcı kesim artık yozlaştı'
Şimdi artık gazetelerde ideolojik yazı yazmayacağım için çok rahatlamış
durumdayım. Ben, hayatımı İslami ölçüler içinde düzenlemiş olmaktan
pişmanlık duymuyorum. Ama ben bunun bir de yanımda, yöremde benim gibi
yaşayan insanlar olması durumunda güzel olacağını düşünerek yaptım. Eğer
bende şimdi bir rahatsızlık oluyorsa, bunun nedeni budur. İnsan, kendini
biraz soyutlanmış hissediyor. İslami kesim, AKP'nin iktidara gelmesiyle
birlikte yozlaştı, kelimenin tam anlamıyla yozlaştı. Artık, İslami kesimde
bütün öncelik fakirler için de, zenginler için de çıkar hesabında. Gariptir,
nezaket bile kayboldu.
'Ben edebiyatın hasını yaptım'
Ben, edebiyatı hep has, tamamen dünyevi
endişelerden arınmış bir çerçeve içinde değerlendirdim. Benim için edebi
üretim, o işi dünya ölçüsünde iyi yaptığını göstermekle eşanlamlıydı. Ama
benim şiire başladığım yıllarda, yani 60'larda, Türkiye'de edebiyat "Acaba,
gerçekten Türkiye'yle ilgili bir yeni endişeye bulaşmalı mıyım?" sorusunu
sordu kendisine. Ve sosyalist hareketle bağlantılandırdı kendini. Ben de
sosyalist harekete katıldım ama ben Türk edebiyatı için yeni bir şey de
yaptım: Devrimci şiir yazdım ve bu yine de şiirdi. O zamana kadar
edebiyatçılar Türkiye'de "Sol tandanslı edebiyat sol değerler dışında
edebiyat olarak ne taşır?" sorusunu cevaplandıramıyordu. Benim şiirimle
beraber bu soru cevaplanmış oldu. Benim edebiyatta yaptığım bu dönüşüm daha
sonra bir aşama daha geçirdi. Benim kendimi 1975 yılında Müslüman olarak
adlandırmamla birlikte eski arkadaşlarım da dahil olmak üzere birçok insan
"Artık şiir yazamaz. Ne yazacak ki; oldu gerici!" dediler. Ama yeni kitabım
çıkınca insanlar baktılar ki, "Adam hâlâ şiir yazıyor." Çünkü ben hangi
sebeplerle sosyalist olduysam, aynı sebeplerle Müslüman oldum.
Milliyet 9.8.2003