Avrupa Birliği ve Aleviler:

İlerleme Raporu 2001 (Bir Karşılaştırma)

Dr. İsmail Engin (i_engin@yahoo.de)

 

David Barchard'ın vurguladığı üzere 1960’ların başında tam üyelik gibi "uzak bir hayal"le başlayan Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki ilişkilerin ardından neredeyse kırk yıl geçtikten sonra, Aralık 1999 tarihinde yapılan AB Helsinki Zirvesi'nde, Türkiye’nin tam üyelik adaylığı birdenbire "gerçek bir olasılık" haline geldi.

Özet olarak Türkiye-AB ilişkilerinin tarihçesine baktığımızda, Türkiye'nin 31 Temmuz 1959'da o zamanki adıyla Avrupa Ekonomik Topluluğu'na (AET) ortaklık için başvurduğu ve 12 Eylül 1963'te "Ankara Anlaşması"yla AET ile ortaklık anlaşması imzaladığı, ki bu antlaşma Aralık 1964'te yürürlüğe girmiştir, 14 Nisan 1987'de  Avrupa Topluluğu'na tam üye olmak için başvurduğu görülmektedir. 11-12 Aralık 1999'da Avrupa Birliği'nin Helsinki'de gerçekleştirdiği "Avrupa Konseyi Zirve Toplantısı"nda Türkiye'ye adaylık statüsü tanınmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti'nin demokrasi tarihi kısadır, demokrasi geleneği yenidir ve sık sık askeri darbelerle (1960, 1971, 1980 gibi) kesintiye uğramıştır. Buna paralel olarak da Türkiye, insan hakları kuruluşları ve demokrasi geleneğine sahip ülke parlamentoları ile uluslararası kuruluşlar tarafından demokrasisi en sancılı ülkeler arasında görülmektedir. Bu özelliğiyle toplumunun değişik kesimleri arasındaki sorunlarını çözemeyen ve dışarıya yansıtan, ihraç eden bir ülke görünümündedir. Türkiye'ye, 11-12 Aralık 1999'da Avrupa Birliği'nin Helsinki'de gerçekleştirdiği Avrupa Konseyi Zirve Toplantısı'nda  Avrupa Birliği'ne adaylık statüsü tanınınca, Türkiye'nin demokratikleşmesi ve demokratikleşmeyi taşıyacak kurumların güçlendirilmesi yönünde, uluslararası alanda yeni şanslar, olanaklar sunulmuş; bir demokratikleşme perspektifi verilmiştir. Kopenhag Kriterleri doğrultusunda Türkiye'nin AB ile entegrasyonunu AB hukuki mevzuatı ve müktesebatı (kazanılan bilgileri) açısından sağlayacak çalışmalarını, Türkiye devleti tarafından somutlaştıran ve 19 Mart 2001 tarihinde Türkiye-AB ilişkilerinde "yol haritasının istasyonları" niteliğini taşıyan, Ulusal Program (UP) da kamuoyuna sunulmuştur.

Öte yandan AB cihetinde de 11-12 Aralık 1999'da Türkiye'ye birliğe aday statüsü tanınıncaya değin, Türkiye ile ilgili Kopenhag Kriterleri ışığında kaydedilen gelişmelere yönelik 4 Kasım 1998 ve 13 Ekim 1999 tarihlerinde iki "İlerleme Raporu" yayınlanmıştır.

 

İlerleme Raporu 2000

 

Türkiye'nin birliğe aday üyeliği kabul edildikten sonra hazırlanan ve AB'yle entegrasyonda AB için sorunlu alanların altını çizen; giderilmesi/çözülmesi AB açısından önemli bulunan hususları ortaya koyan, Aralık 2000'de de Nice'de yapılan AB Konseyi toplantısına sunulan konuya yönelik ilk periyodik/düzenli "İlerleme Raporu", "Katılım Yolunda (/Yönünde Türkiye'nin İlerlemesi Üzerine Komisyon'un Periyodik (/Düzenli) Raporu 2000" adıyla, 8 Kasım 2000 tarihinde yayınlandı. Kopenhag Kriterleri ışığında hazırlanan ilgili raporun konumuz açısından önemi, Almanca nüshasının 19. sayfasında ilk kez dini özgürlükleri içeren inanç, ibadet ve öğretim özgürlüğü kapsamında Aleviler üzerine ibarelerin yer almasıdır:

"Görünen o ki, Alevilere karşı resmi tavırda bir değişiklik olmamıştır. Aleviler, özellikle okullardaki mecburi din derslerinden ve ders kitaplarının kendi görüşleri doğrultusunda Alevi kimliğini yansıtmadığından; sadece Sünni camilerin inşasına ve dini vakıflara parasal destek verildiğinden şikâyetçidir. Ne kadar hassas olursa olsun, artık bu konular açıkça tartışılabilmelidir."  ["Die offizielle Haltung gegenüber den Aleviten ist offensichtlich unverändert. Die Aleviten beanstanden insbesondere den obligatorischen Religionsunterricht an den Schulen und die Darstellung in Schulbüchern, die der alevitischen Identität ihrer Ansicht nach nicht Rechnung tragen, sowie die Tatsache, dass nur der Bau von sunnitischen Moscheen und religiösen Stiftungen finanziell unterstützt wird. Auch wenn es sich hierbei um äußert heikle Themen handelt, sollte dennoch eine offene Debatte darüber möglich sein." (Regelmässiger Bericht 2000 der Kommission über die Fortschritte der Türkei auf dem Weg zum Beitritt, S. 19)]

Türkiye'deki Alevilere yönelik bu ibareler, ilgili raporun "Üyelik Kriterleri" bölümünde yer alan "Politik Kriterler"e ait "İnsan Hakları ve Azınlıkların Korunması" alt başlığında "Vatandaşlık Hakları/Medeni Haklar ve Politik Haklar" kısmına aittir.

Buradan ve bugüne kadar yapılan çalışmaların, Alevilikle Sünni Müslümanlığın birbirinden farklı iki sosyal/kültürel-dini yapı oluşturduğunu ortaya çıkardığı gerçeğinden hareketle, Türkiye'de Aleviler ile Sünniler ve devlet arasında önemli sorunlar olduğu AB entegrasyonu için vazgeçilemez bir önem taşıyan bu raporda ortaya konmuş; düzeltilmesi/çözülmesi gereken bir "Alevi sorunu"nun varlığı ilk kez AB-Türkiye ilişkilerine yön veren resmi bir belgede vurgulanmıştır. Nitekim, bu sorunlar, Aleviler tarafından rejim ve dolayısıyla "demokrasi" sorunu olarak da algılanmaktadır. Hemen burada belirtilmelidir ki, Ulusal Program'da konuya yönelik hiçbir açılım ortaya konul(a)madığı gibi, bugüne kadar da bu konu görmezlikten gelinmiştir.

 

İlerleme Raporu 2001

 

Aralık 2001'de Laeken'de yapılan AB Konseyi toplantısına sunulmak üzere hazırlanan konuya yönelik yeni bir periyodik/düzenli "İlerleme Raporu", "Katılım Yolunda (/Yönünde Türkiye'nin İlerlemesi Üzerine Periyodik (/Düzenli) Rapor(u) 2001" (Regelmässiger Bericht 2001 über die Fortschritte der Türkei auf dem Weg zum Beitritt) adıyla, 13 Kasım 2001 tarihinde yayınlandı. Bu raporda da beklenildiği gibi Alevilik sorunuyla ilgili vurgulamalar yeniden yer aldı:

"Sünni olmayan Müslüman toplulukların durumlarında bir düzelme / iyileşme olmadı. Alevilere yönelik/karşı resmi tutum değişmedi. Aleviler tarafından konu edinilen talepler(e) Diyanet İşleri Başkanlığı'nca ilgi gösterilmed i /işleme alınmamıştır. Alevilerin şikâyetleri, özellikle okullarda mecburi din derslerinden ve ders kitaplarının Alevi kimliğini yansıtmadığıyla/yansıtmamasıyla, sadece Sünni camilerin inşasına ve dini vakıflara parasal destek sağlanmasıyla/sağlanmasına ilgilidir/yöneliktir." [Die Lage der nichtsunnitischen muslemischen Gemeinschaften hat sich nicht verbessert. Die offizielle Haltung gegenüber den Aleviten ist unverändert. Von den Aleviten vorgebrachte Anliegen wurden vom Vorsitz für religiöse Angelegenheiten nicht weiterbehandelt. Die Aleviten beanstanden insbesondere den obligatorischen Religionsunterricht an den Schulen und die Darstellung in Schulbüchern, die der alevitischen Identität nicht Rechnung tragen, sowie die Tatsache, dass nur der Bau von Moscheen und religiösen Stiftungen der Sunniten finanziell unterstützt wird." (Regelmässiger Bericht 2001 über die Fortschritte der Türkei auf dem Weg zum Beitritt, S. 29)]

Sözü edilen İlerleme Raporu'nda (2001) 'Türkiye'deki Alevilere yönelik bu ibareler de ilgili raporun "Üyelik Kriterleri" bölümünde yer alan "Güçlendirilmiş (Yoğunlaştırılmış) Politik Diyalog ve Politik Kriterler"e ait "İnsan Hakları ve Azınlıkların Korunması" alt başlığında "Vatandaşlık Hakları/Medeni Haklar ve Politik Haklar"daki "din özgürlüğü" kısmına aittir.

 

Kısa Bir Karşılaştırma

 

Her iki rapor analiz edilip, karşılaştırıldığında:

a) İlerleme Raporu 2000'de din özgürlüğü kısmı (veya kavramı) kuvvetli bir şekilde vurgulanmamışsa da 2001'de oldukça belirgin/kuvvetli bir şekilde vurgulanmış; Alevilerin sorunları (ya da Alevi sorunu) bu kapsam altında değerlendirilmiştir. Bu açıdan Alevi(lerin) sorunu/sorunları İlerleme Raporu 2001'de sistemleştirilmiş, bu satırların yazarı tarafından da savunulduğu ve çeşitli defalar konu edinilerek kayda geçirildiği şekilde,  "din özgürlüğü" bağlamında ele alınmıştır. Bu durum, Avrupa değerleri ve Kopenhag Kriterlerinin muhtevasıyla örtüşmektedir.

b) Öte yandan, İlerleme Raporu 2000'de genel anlamda Alevilerin sorunları-şikâyetleri sıralanırken, bir yıl sonraki aktüel raporda bu sorunların-şikâyetlerin, giderilmesi için atılan/atılacak adımların "izlendiği" hususunun altı çizilmiştir.

c) Bunlarla birlikte, İlerleme Raporu 2000'de belirsiz olan bir husus netleştirilmiştir. O da Aleviliğin dini olarak İslami bir çerçevede değerlendirilmesidir. Buradan hareketle Alevilere "Sünni olmayan bir Müslüman topluluk" olarak atıfta bulunulurken, yine bu satırların yazarının da savunduğu anlamda, Aleviliğin dini çerçevesi de ortaya konulmaktadır.

 

İlerleme Raporlarının Sonuçları Üzerine

 

Her üç durum kuşkusuz, Türkiye'de devleti idare edenlere yönelik önemli mesajlar içermektedir. Avrupa'yı Avrupa yapan değerlerin özünde din özgürlüğünün önemli bir yer tuttuğu kuşkusuz, Türkiye'de devlet idarecileri (gerek Hükümet gerekse bürokratlar) tarafından bilinmektedir. Değinilen İlerleme Raporlarında Alevileri içeren bu durumun sadece birer paragraflık (belki de gereksiz, önemsiz, muhataplar tarafından göz yumulabilir) "ayrıntı" gibi görünmesi veya algılanması mümkün değildir. Tarihi bir fırsatı kaçırmamak, yakalamak ve Avrupa Birliği treninin bir vagonu olmak için gerekli açılımların yapılmasında (ya da demokrasinin kurumlaştırılmasında), Alevi sorununun çözülmesinin önemli bir etken olacağı gözden uzak tutulmamalıdır.

Bu durumun bir diğer muhatabı, Alevi cemaati ve entellektüelleridir. Oldukça uzun zamandan beri Alevi kimliğinin muhtevası ve tanımlanması üzerine olan tartışmaların önemli bir kısmı, bilimsel metodların geçerli olmadığı, genelde cemaatin kendini tanımlamasının dikkate alınmadığı, ideolojik ayaklar üzerine inşa edilmiş bir platformda yürütülüyordu. Burada bir kavram karmaşasının egemen olduğu ortadaydı. Aleviliği "kültür", "yaşam biçimi", "felsefe", "dünya görüşü", "ideoloji-siyaset" ve bir "din" gibi yorumlayan bu tür tartışma(cı)lar için AB'nin İlerleme Raporu 2001'deki ibareler, tarafların Aleviliği yeniden değerlendirmelerine, tezlerini yeniden gözden geçirmelerine, yaşayan Aleviliğe "özde" rücu etmelerine fırsat vermekte, zemin sağlamaktadır. Bu Aleviliğin yeniden inşası için cemevleri modelinin muhtevasının doldurulmasını da beraberinde getirebilecektir.

Özetle İlerleme Raporu 2001, sadece Alevilerin sorunlarını yansıtmakla kalmamakta; Alevilikle ilgili tanımlamalar için de bir yön vermektedir.

Forum Konuk Defteri  Ozanlar Yazarlar Yol Alevilik
Irtibat Linkler Deyisler Kitapevi Hüseyin Gazi Ana Sayfaya