Güncel ve Tarafsız Haber

Safa Kaçmaz

Irak-dur Özkök! -1

Dünyanın en eski uygarlıklarından olan Sümer ve Aggad toprakları üzerinde bulunan şimdiki Irak, günümüzün en önemli konusu halini aldı. Çünkü aynı zamanda orası bir petrol yatağı ve bölge toplulukların kontrol edilmesi ve daha uzağa gitmek için de atlama tahtası olarak önemli bir alan...

Hürriyet gazetesi genel yayın yönetmeni, E. Özkök, ABD'nin Irak topraklarına gerçekleştirmek istediği saldırının önhazırlık döneminde ortamı düzenlemek için; ve saldırıdan sonra da, onun vahşetini meşru göstermek için elinden gelen bütün olanakları seferber etmiştir. 28 Mart tarihli bugünkü köşe yazısında da aynı yöndeki çabalarını, sağa-sola Saddamcılığa düşme korkusu vererek, sürdürmeye çalışmaktadır.

ABD'nin Irak'a saldırı hedefinin Saddam Hüseyin olmadığını şimdi artık bütün dünya görmüştür. Irak ve bölge zenginliklerinin tümüyle ABD eline geçmesi olasılığı Avrupa Birliği'nin neredeyse içten çökmesine neden oldu. Burada o devletlerin Saddam diktatörüne duydukları acıma veya ona kişisel olarak karşı olma fazla rol oynamıyor. Bütün bu söylemlerin petrolü ele geçirmek için bir kılıf olarak kullanıldığını Nazlı Ilıcak bile yazıyor.

Şu anki görünüşüyle Irak'taki durumu savaş olarak adlandırmak henüz erken; orada olan, düpedüz pervasız bir saldırganlık ve işgaldir! Fakat bu saldırganlıktan sonra şimdi artık bölgemiz kan gölü olmaya ve dünya, binlerce insanı yok edecek askeri bir savaş yoluna hız kazanarak girmeye başlamıştır!

ABD'nin bu günkü Bush yönetiminin insanlık dışı saldırganlığına hizmeti görev edinmiş olan E. Özkök, bu 'dostluğa' elinden geldiğince çok kişiyi çekmek için gerçekleri tersyüz ediyor; günah çıkartabilecek zayıflıkta olanları rahip kafesine götürmeye çalışıyor; vahşeti lanetliyen yürek ve beyinleri köreltmek ve şaşırtmak için ince hinliklere başvuruyor; barış hareketi içinde yer alanların çelişmelerini, Halepçe'de Kürtlerin kimyasal silahlarla öldürülmesini kullanarak barış çabasını içinden çökertmeyi deniyor; bütün bunlar tanımlanmamış bir 5. kol faaliyetidir.

Cumhurbaşkanından, Hükümete; Genel Kurmay'dan Vali ve Belediyelere kadar bütün kurumlara akıl veriyor; Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Tezkere oylaması sırasında Vekillere müdahalede bulunuyor; bununla da yetinmeyip ABD ile Türkiye'nin 'bozulan ilişkilerine! arabulucu olarak S. Demirel'e görev biçmeye soyunuyor. Bunlar da, kendini Türkiye'yi yöneten kişi olma vehmine kaptırmış olduğunun tanımlarıdır.

Hürriyet genel yayın yönetmeninin tehlikeli ABD dostluğundan ırak durmak gerekli olmakla birlikte, tam da bu nedenle, onun gerçek dışı aktarımlarını yakından incelemek ve daha yüksek sesle yanıt vermek de gereklidir.

E. Özkök gibilerinin ipliğini pazara sererken, savaş karşıtlarının davranış ve tutumlarında olabilecek çelişme ve hataları belirtmek ve düzeltilmesine yardımcı olmak --Özkök gibilerinin elinden sahte gerekçeleri de alacağı için-- sonuçta Barış hareketinin daha da güçlenmesine yardımcı olacaktır.

Özkök köşesinde şöyle diyor:

''CONİLER VE SADDAMİSTLER

Günlerdir savaş karşıtı gösterilerden gelen haberleri, fotoğrafları titizlikle inceliyorum. İçlerinde Saddam Hüseyin'e karşı bir tanecik slogan, bir tek pankart var mı diye bakıyorum. İnanın yok. Savaş karşıtlığı elbette güzel ve takdir edilecek bir davranış.

Ama ‘‘Savaşa karşı çıkıyorum’’ derken, Ortadoğu'daki en kanlı iki savaşın başlatıcısı olan zalim diktatörü bırakın eleştirmeyi, tam aksine onu yücelten bu histeri nedir?

Savaş karşıtlığını ‘‘Saddamist’’liğe dönüştürmek, bu ulvi kavrama yapılacak en büyük ihanettir.

Bazı insanların ‘‘Coni’’ olarak aşağılandığı yerde, bunu söyleyenlere de ‘‘Saddamcı’’ damgası vurmak hakkı doğmaz mı?

Türkiye'de yıllarca demokrasi isteyen insanların, bugün Saddam Hüseyin rejimini desteklemeleri sizce normal bir davranış mıdır?

Acaba bütün bunlara bakıp şu yargıya varmamız mı gerekir:

‘‘Meğer Türkiye'nin gizli mevzilerinde ne kadar çok uykuya yatırılmış Saddamcı Cumhuriyet Muhafızı varmış...’’ (Hürriyet)

Önce, arabaşlığa taşınmış karşıt-soru ortaya doğru konulmalı; terazi dengelenmelidir: Samdamcılığın karşıtı Coni değil, Conicilik'tir! Coni, eğer ABD'li saldırganı anlatıyorsa, Conicilik, saldırganın hizmetkarı olma anlamına gelir. Bu bakımdan, Barış Hareketine Saddamcılık yakıştırılıyorsa, E. Özkök kendisine Coni'liği değil en fazla Coniciliği yakıştırabilirdi.

E. Özkök, günlerdir Barış Hareketlerinin gösterilerinden gelen fotoğrafları incelemiş. Eğer saldırganlığı lanetleyen ve saldırgana dur diyen gösterilerde bir tek Saddam aleyhtarı söz yoksa, bu durum saldırgan'ın Saddam değil, ABD olmasından ötürüdür ve tümüyle normaldir. Bütün dünyada olduğu gibi, Türkiye'de de göstericiler saldırgan olarak ABD ve onun dümen suyundaki Blair İngiltere'sini görmüş ve bugün var olan gerçek duruma uygun olarak Bush ABD'si ve Blair İngiltere'sini hedef almışlardır. Üstelik, bu sadece Ankara veya Atina'da değil, Londra ve New York'ta da böyle olmuştur.

E. Özkök, sürekli bir biçimde konuları genel ile özel arasında çarpıtma kurnazlıklarına da başvurmaktadır: Onun elinde sadece Türkiye'de çekilen fotoğraflar değil, dünyada, New York ve Londra'daki savaş karşıtı gösterilerin fofoğrafları da vardır. Eğer Türkiye'deki gösterilerde Saddam karşıtı sözler olmaması, Saddamistlik ve Cumhuriyet muhafızı olmanın bir göstergesi ise, bu, ne yapalım ki , şu anki bütün dünyanın içinde bulunduğu gerçek duruma işaret etmektedir!

Bütün dünya, Bush ABD'si ve Blair İngilteresi'nin vahşi, açgözlü ve ikiyüzlü saldırganlığının asıl hedefinin Saddam değil, Irak olduğunu Bağdat'ın merkezine atılan bombalar sayesinde çok çabuk görmüş ve Saddam'ın değil Irak'ın yanında yer almıştır. Dünyanın hiç bir yerinde, barış hareketi içinde bulunanlar arasında, bu saldırının Saddam'a karşı gerşekleştirildiği yolundaki Bush ve E. Özkök yalanlarına inanan tek bir kişi yoktur. Saddam'ın diktatör olması, Irak'ta demokrasinin olmaması sonuçlarını Iraklıların düzelteceği kötülüklerdir ve onu yanlış bulanlara askeri saldırı ve işgal hakkı vermez! 'Saddama biz de karşıyız' flamasını şimdi taşımanın tek anlamı, Bush ABD'sinin saldırısı haklı göstermek anlamı doğurur. ABD-İngiltere saldırganlığını teşvik etme anlamı çıkar. Zaten, E. Özkök'ün yalvarırcasına Saddam aleyhtarı bir pankart arama çabası, düştükleri bu yalnızlık çukurundan kurtulmaya destek arayışından başka bir şey değildir. Bu nedenle de barış hareketlerini içten baltama hinliği gizli olan E. Özkök önerisini de hesaba bile katmadan, barış yanlıları bütün dünyada saldırgana karşı tavır almışlardır. Buradan hareketle Barış Hareketinin destekçilerini çağrışımlı Saddamistlikle suçlayabilmek için kanıt gerektirmeyen bir Conici olmak gerekliydi. Özkök Conicilik yapmaktadır.

Sadece Türkiye'nin savaş karşıtları değil, dünyanın saygıdeğer bütün savaş karşıtları da bu nedenle E. ÖZKÖK'ten IRAK-DURmaktadırlar.

Aleviyol, 4.4.2003

Yorum

|  Ana Sayfaya |

|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |

| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |

 

aleviyol@aleviyol.com