Güncel ve Tarafsız Haber

Nesrin Özyaycı

İnsan Hakları Haftası dün bitti. Nasıl mı?

Evde kadınlar kocalarından dayak yiyerek, hak için sokakta yürüyüş yapanlar dayak yiyerek, çocuklar çocukları döverek, güçlüler güçsüzleri ezerek hak için uğraşı vermekte ülkemizde maalesef. “İnsan Hakları Haftası Sonu”nda yazmadan geçemedim duygularımı. Konuşarak hak almak imkansız ancak dayaklarla, küfürlerle anlatabiliyoruz derdimizi, ya da kaba kuvvetle. Nedense sıkıntılı başladım yazmaya belki de havanın kasveti etkiledi hak üzerine yazımı kim bilir.. Ne acı. Hani “batman çağıla karışmış” derler ya aynen öyle bizim toplumumuz.

İnsan Hakları mı, Birey hakları mı? Sorun buydu bence. Önce bireyler haklarını alabilmeliydi veya yaşayabilmeliydi ki, İnsan Hakları olsun. Bir cam bölüyor sadece hayallerimle gerçeği. Ancak gerçeği haksız gerçekleri görebilmek yaşayabilmek üzmekte beni nedense.. Ülkemizde de bu böyleydi, dünyada da, iş hayatında da, birey yaşamlarında da. Yaşadığımız her şey olumsuzlukların sonuçlarıydı. Hangimiz içimizden geldiğince yaşayabildik? Hangimizin içinde bir şeyler kalmadı? Hiç keşkelerim olmadı diyen kaç kişi? Hepimiz yeniktik, eziktik, ihmal edilmiştik çoğu defalar. En çokta en yakınlarımız tarafından. Bireyler içinde, aydınlar içinde bu böyle oldu. Ülkemiz insan kıymeti bilmez, dünya kucak açar. Yakınımız bizi göremez, fark edemez en önemlisi algılayamaz. Körüz biz bakar kör. Bu nasıl bir durum. Benim içinde aynıydı, başkaları içinde aynı olmadı mı ?

İyileri, fedakarları, olumlukları göremedik. Düşündüm de hayata yenik kalan, ezik kalan, ihmal edilmişliğimizin kaynağı neydi? Kadın için, erkek için, çocuk için kısacası insan için ne kadar kısıtlamalar vardı. Yanlış kurallar, prensipler, gelenekler. Bazıları çok güzeldi, gerekliydi ama neden altını bu kadar çizip yaşadık, veya mecbur edildik. Kendimiz koyduk bu tabuları. Kimse suçlu değil. Engel olduk kendimize hep. Hak dedik, hukuk dedik bekledik de yorulduk. Haklar, hukuklar kesinlikle verilmiyor insana. Şunu hiç duymadık. Al bu senin hakkın. Biz olduğumuz için yaptık. Ama ne kadar değer buldu bu kadar ben içinde. Kimseden bir şey isteyemedik. Verirler diye bekledik durduk yıllarca. Hayır diyoruz hayır. Yüksek sesle isteyeceğiz ve de, söke söke alacağız haklarımızı. En çok da kadın olarak diyoruz bunu. Nasıl bir hak ülkemizde. Kadın hakları % 1.3. Gerçek bu maalesef feministlik falanda değil bu inanın.

12 Marttan/2000lere neler değişti neler. Değişmeyen tek şey devam eden kötü yönetimimiz.. Yönetim biçimimiz yanlıştı. Adı güzeldi Demokrasi, Cumhuriyet. Ama adına layık yönetilmedi. Sonuç şu kötü yönetiliyoruz. Birey olarak da, toplum olarak da. Çok mücadeleler verildi ama değmedi. Sonuca varılamadı. Hürriyetlerin gelişmesi insanların hizmetleriyle ve de gelişmesiyle olur diyoruz. Devletle olamaz diyorum. İnsan özgür bir varlıktır ancak sınırlıda. İstatistiklere göre dünya halkının %40 ı özgür, %31 yarı özgür, %45 özgür değil. Bu nasıl birey hakkı. Ülkemizin insan haklarında notu 10 üzerinden 3.6. İsveç 8.3 ile birinci. Ne iyi yönetilmiş nede yönetimler açık icraat yapmış ülkemizde. Her birimiz kendimize düşen vatandaşlık hakkımızı kullanmalıyız. Birey ve sistem olarak verimliliği artırmalıyız Benim hakkımdır diyebilmeliyiz .Yapabilirlik olgusunu geliştirmeliyiz ve de içimizdeki bu üstün güce sığınmalıyız. Şu önemlidir. Farklılıkları bağdaştırmak yaratıcılık ister liderlik ister. Bizi yönetenlerde hep bu eksik kaldı .

Aydınlar mı cahil, cahiller mi aydın ? Bakıyorum da ülkemdeki aydınlara, kimin ne kadar cahil olduğunu üzülerek izliyorum basından, yaşadığım toplumdan. Aydınım diyene bakıyorum kara cahil. Öyle cahiller gördüm ki güneş gibi içimi yaktı içimi. Samimiyeti, içtenliği, doğallığı hoşnut etti. Çoğumuzda var olan tek şey. Düşünme tembelliği. Düşünemiyoruz, düşünmek istemiyoruz, belki de işimize böyle geliyor. Bir de şurada eksiğiz. Tahammülsüzlük tek eksiğimiz diyebilirim. Bir birimize tahammülümüz kalmamış ne yazık ki. Sabrımızı çökertmişiz .

Demokratikleşme uğruna o kadar bedeller ödendi ki .Çok canlar gitti. Bu bedeller istatistiklerde kayıtlıdır. Ama bunları yaşayan biri olarak değer mi ? diyorum. Niçin savaştık, niye sonuca gidemedik. Konuşamadık, diyalog kuramadık. Değişmeyen tek şey haklarımız oldu. Ülkemiz 80lerin Avrupası nı yakalayamadı düşünce olarak.Yoksa ben mi farkına varamadım. Her şeyimiz var teknolojimiz, luksümüz ama eksik olan tek şey haklarımız. Kendimde de göremedim, ailemde de, yaşadığım toplumda da .Hegemonyacı bir yönetim. Ne kadarda aydın olsak sadece kendimize ait bir aydınlık. Çevremize veremeyeceğimiz bir aydınlıktı bu. Ben bu aydınlığa mumu tercih ederim. Mum dibine ışık vermese de kendine verirmiş, biraz da çevresine. Aydın olmak kolay değil diye düşünüyorum ve hakların temelinde aydın olabilmek yatar diye söyleniyorum.

Fikirlerimizi, düşüncelerimizi açıklamak hiç kolay değil. Dinlemezler. En yakınımız bile bizi kaç kez dinledi. Dinlese bile, anlamak istediği gibi anlamadı mı? Yanlış anlamadı mı ? veya anlamak mı isteme di? Ülkemizde düşünenlerle, üretenlerle hep uğraşıldı. Düşünmesin istenildi, üretmesin istenildi. Düşünmek suç olabilir mi? Üretmek nasıl suç olur ve de engellenmeye kalkışılır? Bizim ülkede hep üretim yapanlar suçlanmadı mı? Aşağılanmadık mı? İşkence yaşamadık mı? Direnmedik mi en önemlisi ? Ve de Ağrımıza gitmedi mi yaşadıklarımız? Hangi konuda olursa olsun fikirlerimizi açıklamaya korkmadık mı? Ürkmedik mi? Hep acaba, acaba yanlış anlaşılır mıyım diye düşünmedik mi ? Hayır biz hiçbir şeyden korkmuyoruz. Doğru bildiklerimizi yapmalıyız. Hep şunu yaşadık, en yakınımız bizi göremedi, fark edemedi. En zor iletişimi onlarla kurduk. Gayret ettik ama olamadı.. Hep şüpheyle bakıldı düşünenlere. Hep kuşku duyuldu, hep hiçe sayıldı ve en önemlisi yok edilmek için uğraşıldı. Sonuçta ya en yakınından koparıldı, yada ülke dışına atıldı. Maalesef bireye ülkemizde bunlar yapıldı. Vahim ve derin yaralar aldı demokrasimiz, toplumumuz dolayısıyla hepimiz .

Birey haklarında hep şunu gördük. Bağımsız ve hür hiçbir şeye karar veremedik. Hep bir şeyler bağladı, engelledi. İçimizden geldiği gibi ne giyindik, ne düşündük nede yaşayabildik. Şekillerle uğraşıldı bizim ülkede. Eleştirilerle dolu bir toplum. Yapan, üreten, uygulayan eleştirilen biz .Yıkan, tahrip eden, yaralayan, yok eden siz. Ama tek farkla, biz azlığı siz çokluğu.

Yıllardır uğraşılan çabalar, uğraşılar. Epey politikacı gayret etti bu uğurda. Türkiye ve Avrupa Birliği. Ne kadar çalışıldı, ne kadar emek verildi. Hem biz hem dünya Sonuçta bir şey çıkmadı. Basından epey izledim. Sayın İsmail Cemi kutluyorum sadece. Siyasetçi diyemiyorum. Araştırmacı, ince bir devlet adamı. Örnek davranışlar sergiledi. Ama ben onun yerinde olsaydım ilk adımlarında böyle bir talebe çok sıcak bakmazdım. Her şey bir inanç meselesi. Kendiside bu toplumda yaşamış biri. Neler yaşadığımızı bilen biri. Kendisinin yaşamını bilmiyorum, okumadım da ama neler yaşadığını tahmin edebiliyorum. Bizim ülkemizde bir yerlere gelmenin bedeli ağır olmuştur hep. Hiçbir başarı tesadüf olamaz. İçimden gelen bir sesi kaydetmek istiyorum. Eğer Türkiye Avrupa Birliğine alınsın ilk mail benden gider. Yanlış oldu diye. Bırakalım yaşadıklarımızı bir yana. Bu kadar istatistiki bilgiler fikir vermiyor mu?

İnsan haklarımızı yok eden 3 değerli madde .

1.Eğitim Sistemimiz yok olmuş.
2.Adalet sistemimiz bitmiş ..
3.Sağlık teşkilatımız çökmüş .

Aslında bu üç madde insan için ne kadar önemliydi

Dünyaya baktığımızda şu sonuçlar beni dondurmadı, ve de şaşırtmadı. Bu bizim dünyamızdı .
UNICEF ARAŞTIRMALARINA GÖRE:
5600 YILDIR DÜNYAYI PAYLAŞAMADILAR:
*5600 yılda toplam 16.000 savaşta 3.7 milyar insan öldü.
*İkinci Dünya savaşında 55 milyon insan öldü.4 trilyona mal oldu
*Birinci Dünya savaşında her 100 kişiden 14 ü
*İkinci Dünya savaşında her 100 kişiden 70
*1990 dan sonraki savaşlarda her 100 kişiden 90 ı sivildi.
*Silah ve Savaş endüstrisinde 500 bilim adamı 15.000 insan emeği var.
*Bugün kişi başına düşen bomba 1.8 ton.
*Son 10 yılda yaşanan savaşlarda 40 milyonu çocuk,500 milyon insan göç etti.2 milyon çocuk öldü. 5 milyon çocuk sakat kaldı.12 milyon çocuk evsiz kaldı.1 milyon çocuk ailesini yitirdi.

NELER YAPILABİLİRDİ?

*1 adet kaleşinkof silahı ile 300 adet çocuğu körlükten kurtaracak A vitamini alınabilir.
*10 milyon mermiye harcanan para ile 6 ölümcül hastalığa karşı 7.7 milyon çocuğu koruyacak aşı-ilaç alınabilir.
*Üç saatlik askeri harcama ile 3.5 milyon çocuğun yaşam şartları düzelir.
*5 saatlik askeri harcama yerine Afrika da her yıl 1 milyon çocuğun ölümü engellenir.
*Bir adet uçağa harcanan para ile 35 milyon çocuğun 4 yıllık öğrenim olanağı karşılanır.
*23 adet F.16 uçağına harcanan para ile 1.6 milyon insana 10 yıl yetecek yiyecek sağlanır.
*1 adet nükleer denizaltının maliyetiyle 48 milyon kişi için temiz içme suyu sağlanır.
*1 uçak gemisine harcanan para ile 400 bin kişi bir yıl beslenir.
*1 ülkenin 10 haftalık askeri harcaması karşılığında dünyadaki açlık giderilir .

ÜLKEMİZ GENELİNDE:

*Türkiye’nin askeri harcamalarının %6sı ile sağlık,kamu eğitimi ve konut sorunu çözülür
*Ülke genelinde tutuklu,hükümlü sayısı 70.000 kişi.
*Ülke genelinde cezaevi sayısı 557.
*Cezaevlerinin toplam kapasitesi 30.000
*Aranan kaçak sayısı 443.000
*Hukuk ile başı dertte olan 15milyon 863 kişi .Ülke nüfusunun%25i .
*Bu sayının %50 si yani 8 milyonu seçmen

Kaynak:BM,UNICEF,UWP1999 yılı araştırma sonuçları. Irak Savaşı olmamış, Amerika ikiz kulelerine saldırılmamıştı henüz..!!

Peki sora bilir miyim devlet büyüklerime ve ben büyüğüm diyen herkese sormak istiyorum? Bu sonuçlar neyi doğruluyor. Dünyadaki sonuçlar değil. Ülkemiz deki sonuçlar. Eğer diyorsanız ki Türkiye de İnsan Hakları var. Avrupa Birliğine girelim. Ben mail çekerim, bir de çiçek gönderirim. Belki de uçağa atlar İsviçre ye uçarım. Neden mi? Yanlış oldu diye..

Aleviyol, 22.12.2003

Yorum

| Ana Sayfaya |

|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |

| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |

 

aleviyol@aleviyol.com