DİYANET HALKIN İNANÇLARINI “BİDAT VE HURAFE” İLAN EDİP YASAKLIYOR

Diyanet İşleri Başkanlığı halkın yüzyıllardır yaşattığı gelenekleri yasaklıyor. İslama göre bidat ve hurafe olduğu ileri sürülen gelenekler bir genelge ile yasaklandı. Yasak jandarma ve polis marifetiyle uygulamaya konuluyor!

1.Adak Adanmaz!

2.Kurban Kesilmez!

3.Mum Yakılmaz!

4.Bez-Çaput Bağlanmaz!

5.Eğilerek ve Emekleyerek Girilmez!

6.El Yüz Sürülmez!

7.Türbe ve Yatırlardan Medet-Şifa Umulmaz!

8.Türbe ve Yatırların Etrafında Dönülmez!

 

DİYANETTEN LAİKLİĞİ KATLEDEN GENELGE: FARKI İNANÇLAR YASAK!

                                                                                                                                               ALİ YILDIRIM

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Aleviliği reddeden gizli raporundan sonra ortaya çıkan bir genelge laik bir sistem içerisinde Diyanet İşeri Başkanlığı’nın bir yerinin olamayacağını bir kez daha gözler önüne serdi.

Farklı inançlara yasaklar getiren Diyanet genelgesi Türkiye’de yetki ve görevlerin nasıl karıştığını, en temel hukuk kurallarının bile nasıl hiçe sayıldığını, sözde görevinin laikliği kollayıp korumak olduğu söylenen bir kurum eliyle laikliğin nasıl bir kez daha katledildiğini tüm açıklığıyla ortaya koymuş oldu.

TC Başbakanlık Diyanet İşleri Başkanlığı başlığı altında başkan Mehmet Nuri Yılmaz imzası ile tüm valiliklere bir “talimat” gönderilmiştir. 05.09.2000 gün ve 993 sayılı “Hurafeler ve Bidatlar” konulu bu talimat ile halkımızın inançlarına ilişkin bir dizi yasak getirilmesi öngörülmekte ve amaçlanmaktadır.

Bu yasakların kolluk gücü kullanılarak uygulanması da talimatta özel olarak yer almaktadır.

Diyanet İşleri Başkanlığı kendi kendine bidat ve hurafe saydığı inanç ve geleneklerle mücadele görevi vermekte ve İslam dinini bunlardan temizleme operasyonuna girişmektedir.

Diyanetin “bidat ve hurafe” olarak nitelediği inanç ve geleneklerin neler olduğu, bunların içeriğinin günümüz dünyasında onaylanıp onaylanmayacağının tartışılması ayrı bir konudur.

 

Fakat asıl tartışılması gereken Diyanet İşleri Başkanlığı’nın halkın inancını oluşturmak, inanç alanına müdahale etmek, neye inanıp neye inanılmaması konusunda bir yetki ve görevinin olup olamayacağıdır.

 

İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ VE

İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜNÜN BOYUTLARI

İnanç özgürlüğü evrensel ve temel bir insan hakkı olarak tüm uluslararası belgelerde özel olarak düzenlenmiş olan bir konudur. Aynı şekilde inanç özgürlüğü ülkemizde de gerek uluslararası sözleşmelerin onaylanmasıyla gerekse anayasal düzenlemesiyle hukuk dünyasında yerini almıştır.

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi inanç özgürlüğünü 18.maddesinde düzenlemiştir. Buna göre:”Herkesin, düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne hakkı vardır. Bu hak din veya inancını değiştirme özgürlüğünü, dinini veya inancını tek başına veya topluca, açık olarak veya özel biçimde, öğretim, uygulama, ibadet ve dinsel törenlerle açığa vurma özgürlüğünü içerir.”

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi de 9.maddesindeki düzenleme ile inanç özgürlüğünü Evrensel Bildirgenin yukardaki hükmünü  aynen benimseyerek güvence altına almıştır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 24.maddesinde “din ve inanç özgürlüğünü” düzenlemiştir. Bu maddeye göre:”Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. İbadet, dini ayin, ve törenler serbesttir. Kimse, ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.”

İnanç özgürlüğüne ilişkin bu düzenlemeler inanç özgürlüğüne herhangi bir sınırlama getirmemekte, tam tersine inanç özgürlüğüne getirilecek sınırlamalara engel olmaktadır. Anayasa’da inanç özgürlüğü sözkonusu edilirken bu özgürlüğün 14.maddeye aykırı olmamasının aranması inanç özgürlüğünün kapsamına, içeriğine dair bir sınırlama değildir. Sınırlama bu özgürlüğün kamu düzenini bozmaya yönelik kullanılmasına izin verilmeyeceğini ifade etmektedir.

Bu durumda;

a) Herkesin inanç özgürlüğü vardır

b)İnanç ve ibadetine ilişkin törenler özgürce yapılabilir

c)Hiç kimse inancından dolayı, kınanamaz, suçlanamaz.

İnanç özgürlüğü kişinin inanmama özgürlüğü de dahil dilediği şekilde inanma özgürlüğünü ifade eder. Burada bir kısıtlama, bir sınırlama sözkonusu olamaz.

Demek ki kişilerin inancına yönelik olarak şu inanç tarzı yanlıştır, şuna inanmak kötüdür, buna inanmak hurafedir türünden bir müdahale biçimi ne olursa olsun kişilerin inanç özgürlüğüne ilişkin açık bir saldırıdır. Değil belli inanç biçimlerinin engellenmesi Anayasa insanların inancından dolayı kınanamayacağını dahi düzenlemiştir. İnanç özgürlüğü kişinin dilediği şeye dilediği gibi inanma veya inanmama özgürlüğü anlamındadır.

DİYANETİN İNANÇLARI YASAKLAYICI GENELGESİ

Diyanet İşleri Başkanlığı yukarıda tarih ve sayısı verilen genelgesini şöyle gerekçelendirmektedir:”Toplum hayatının her alanında var olan ve etkisini gösteren dinin, bidat ve hurafelerden uzak olarak iyi anlaşılması, doğru yorumlanması ve doğru öğretilmesi şarttır. Bazı bölgelerimizde ve yörelerimizde, insanları hayrete, hatta dehşete düşürecek tarzda bidat ve hurafelerin taraftar bulması, özellikle türbe ve yatır ziyaretlerinden şifa istenilmesi, dilekte bulunup, ağaçlara bez-çaput bağlanmasını, nazar boncuğu vb. şeylerden medet dilenmesini akılla, mantıkla ve dinimizle bağdaştırmak asla mümkün değildir. “

Diyanet sözde aklı savunmakta, akıl dışı gördüğü gelenek ve inançlardan insanlarımızı korumayı amaçladığını ifade etmektedir.

Resmi bir kamu kurumu olan DİB’in inançlar alanına müdahalesi hangi gerekçeye dayanırsa dayansın kabul edilemez. Yapılanan adı “din polisliği” olur, hem de başka inaçları yoksayan bir din polisliği.

Diyanetin bidat ve hurafe olarak gördüğü saydığı inançlar Anadolu insanının yüzlerce yıldır sürdürdükleri geleneklerdir, inançlardır. Anadolu insanı için saydığı, sevdiği her insanın mezarı/yatırı onun için kutsaldır ve saygı gösterilmesi gereken bir yerdir. Eğer yatırlar hurafe olarak görülecekse Müslümanlığın kutsal mabedi Kabe için nasıl bir değerlendirme yapılacaktır. Hac’da yapılan “şeytan taşlama” ibadetine ne denilecektir.

Kimsenin aklına Hac’da Kabe’nin tavaf edilmesini, şeytan taşlanılmasını akıl ve mantık dışı bir davranış olarak değerlendirme düşüncesi gelmemektedir. Böyle olması da normaldir. Çünkü inançalr alanında aklın ölçütlüğü sözkonusu olamaz.

DİYANET NELERİ YASAKLIYOR

Diyanet İşleri Başkanlığı yasaklama genelgesi ile Anadolu halkının yüzlerce hatta binlerce yıldır yaşattığı gelenekler ve inançlar yasaklanmak istenilmektedir. Diyanetin genelgesine göre: Türbe ve Yatırlara;

1.Adak Adanmaz!

2.Kurban Kesilmez!

3.Mum Yakılmaz!

4.Bez-Çaput Bağlanmaz!

5.Eğilerek ve Emekleyerek Girilmez!

6.El Yüz Sürülmez!

7.Türbe ve Yatırlardan Medet-Şifa Umulmaz!

8.Türbe ve Yatırların Etrafında Dönülmez!

9.Türbelerin İçinde Yatılmaz!

“İslam dinine göre bu ve benzeri bidat ve hurafeler kesinlikle yasaklanmıştır” Diyanet İşleri Başkanlığınca yasaklanan bu ritüellerin tamamı Anadolu Halk inançları arasında yer almaktadır. Yine bu ritüellerin büyük bölümü Anadolu Alevilerince de benimsenmektedirler.

Aleviler ulu bildikleri, pir bildikleri Hacı Bektaş, Abdal Musa, Karaca Ahmet ve daha onlarca büyüklerinin yatırlarını ziyaret ederler. Kimi bir medet umar, kimi bir saygı ifadesi olarak yapar bunu. Adak adamak, kurban kesmek, ağaçlara bez bağlamak, saygı ifadesi olarak yatırlara eğilerek girmek halkın ortak hareket tarzı ve değerleridir. Bunların akla, mantığı uygunluğu, günümüz dünyasında olup olmaması gerektiği, çağdaşlıkla bağdaşıp bağdaşmayacağı ayrı bir konudur. İnanç alanına giren bu konuyu o inanca sahip olmayanların tartışması da doğrusu kabul edilemez. Bu inanç konularının tartışılmasından bir sonuç elde etmek ise mümkün olamaz.

DİYANETİN KAMUSAL GÜÇ KULLANMASI

Halkın inancının kamusal güç kullanılarak yasaklanmaya kalkışılması laiklik ilkesinin bir kamusal güç aracılığıyla katledilmesinden başka bir şey değildir. Diyanet genelgesi ile “bidat ve hurafe” olarak nitelediği davranışları güvenlik güçlerini aracı yaparak, zor yolu ile ortadan kaldırma sevdasındadır. Genelgede halkın gelenekleriyle mücadele etmek için “üst düzeyde kamu kurum ve kuruluş temsilcileriyle Diyanet bünyesinde bir toplantının yapıldığı” da belirtilmektedir. Ayrıca “il ve ilçe mülki amirlerinin başkanlığında” halkın inanç ve gelenekleriyle mücadele etmek için toplantılar yapılması da istenilmetedir.

Buna göre halkın inanç ve geleneklerinin yasaklanmasına yönelik olarak inançların tek tek sayıldığı ve bunların yasak olduğunun belirtildiği standart levhalar hazırlanarak bunlar güvenlik güçleri marifetiyle türbe ve yatırlara astırılacaktır. Böylece bidat ve hurafeler adı altında halkın gelenek ve inançlarına “zor” uygulanacak, bunların “ortadan kaldırılması” sağlanacaktır!

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın inanç alanına yönelik böylesine bir müdahaleye ne hakkı ne yetkisi vardır. Laiklik ilkesi ile bağdaşması mümkün olmasa da DİB kimi konularla ilgili olarak kendisine yapılan başvuruları o kişiye özel olmak kaydıyla yanıtlayabilir, o sorun konusunda o kişiyi “irşat edebilir”.

 

Ne var ki Diyanet işleri başkanlığının genel ve düzenleyici işlemler yapma yetkisi yoktur. Tüzük/yönetmelik gibi, adeta nelere ve nasıl inanılacağını düzenleyen bir nitelik taşıyan, inanç alanına ilişkin tamamen yeni bir takım kurallar getiren direktifler veremez. Bu genele ile Diyanet İşleri Başkanlığı kişilerin Anayasa ile güvenceye alınmış inanç özgürlüğü hakkını çiğnemekte ve Anayasal bir suç işlemektedir. Hukuk dünyasında yasalarca kendisine verilmemiş bir hakkı kullanamaz. DİB’in yaptığı bir hak ve yetki gaspıdır. Böyle bir genelge “yok” hükmündedir. Bu yokluğun bir şekilde tesbiti gereklidir.

 

Mülki amirlerin yapması gereken kendilerine ulaşan bu genelge ile anayasal bir suç işlendiğinin tesbiti ile genelgeyi aynen DİB’e geri göndermek ve Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunmak olmalıdır.

 

İzmir’de Hamza Baba türbesine Diyanet’in bu yasaklama genelgesinin güvenlik güçleri aracılığıyla asılmaya kalkışılmış olması son derece düşündürücüdür.

Alevi-Bektaşi Kuruluşları Birliği Diyanet genelgesinin laikliğin bir kez daha katli tesbitiyle konu ile ilgili olarak hukuksal süreç başlatmıştır.

 

Forum Konuk Defteri  Ozanlar Yazarlar Yol Alevilik
Irtibat Linkler Deyisler Kitapevi Hüseyin Gazi Ana Sayfaya