Güncel ve Tarafsız Haber

Veysel Kaymak

Hüdai

Bu yazımda Âşık Hüdai’yi anlatmaya çalışacağım. Ağırbaşlı, sessiz-sakin Hüdai’yi.

Benim tanıdığım yıllarda Dikmen’de Hürriyet Caddesi üzerinde bulunan, ismi Âşık Veysel Parkı olan bir parkta görevliydi. Evi de parkın hemen yanındaydı.

Son zamanlarda içkiyi bırakmıştı. İleri derecede şekeri vardı. Melûl-mahzun dolaşırdı. Zaman zaman Kızılay’da, Dikmen’de karşılaşmalarımızda fırsat buldukça sohbet ederdik, şiir üzerine konuşurduk. Karşılaşmamızda çoğu zaman elinde kağıt-kalem bulunurdu. Arada bir evinin yakınında bulunan, benim de hemşehrimin kahvehanesinde çay içmek için bulunduğumuzda şiir yazmaya, daha çok da yeni mısralar yazmaya çalışırdı. Şiirlerinin okunduğunda da görüleceği gibi yeni, değişik mısralardan oluşan güzel, aynı zamanda derinliği olan, anlamlı şiirin peşindeydi Hüdai.

Onun bu halini düşündükçe, nedense hep altın arayıcıları gelir aklıma. Çoğu Amerikan filmlerinde izlediğimiz, dere yatağında kumları elekten geçiren, altın arayıcılarını hatırlarım. O da aynı titizlikle, aynı sabırla yapardı işini.

Özetle şiire emek veriyordu. Hem de ne emek. Böylece de akıllarda kalan ve yıllarca da kalacak olan şiirler çıkıyordu ortaya.

Hüdai’nin ilk dinlediğim hikayesi, beni oldukça etkilemiştir.

Doğan Taşdelen, Çankaya Belediye Başkanlığı döneminde bir gün İstanbul’a gider. Orada bir dost toplantısında bulunur. Toplantıda ünlü bağlama sanatçısı Arif Sağ da vardır. Arif Sağ, diğer bazı parçaların yanında Hüdai’nin parçalarından – (bir kısmı kendi yorumu olan) çalıp söyler. Bunlar arasında:

“Bütün Evren Semah Döner”, “Duygular Dönüştü Söze” ve benzeri şiirler yer almaktadır.

Duygular dönüştü söze

Erenler zehir getirin

Balınan öldürmen beni

Bağrıma diken batırın

Gülünen öldürmen beni

..................................

Yar diyerek yana yana

Can teslim ettik canana

En yakınım kıysın bana

Elinen öldürmen beni

..................................

Duygular dönüştü söze

Yanık seda işler öze

Dertli dertli vurup saza

Telinen öldürmen beni

 

Hüdai’yim daldım gama

Saldı beni demden deme

Asın kesin yüzün ama

Dilinen öldürmen beni

Bunlar Doğan Bey’in çok hoşuna gider. Başkanlığı döneminde yapılan dedikodulardan bıkmış olmalı ki kendisine çok dokunur bu şiir.

“Eline, beline, diline sahip ol” özdeyişinde özetlenen, Alevi-Bektaşi düsturuna her nedense en çok da biz uymayız.

Doğan Taşdelen, bir ara Arif Sağ’a dönerek; ‘Kim bu Hüdai?’ diye sorar, Arif Sağ da ‘Hüdai 16. yüzyılda yaşamış bir halk ozanıdır’ der. Arkasından da gülerek, şaka yaptım der. Hüdai’nin İstanbul’da işsiz güçsüz dolaşan, perişan bir halk ozanı olduğunu söyler.

Ertesi günlerde Doğan Bey’le tanıştırırlar. Doğan Bey, Hüdai’ye İstanbul Belediyesi’nde iş bulmak için, o dönem Belediye Başkanı olan Nurettin Sözen’le görüşür, kabul edilir. Edilir, edilmesine de Hüdai aradan birkaç gün geçtikten sonra bırakır, Ankara’ya gelir. Doğan Bey’le görüşüp, Ankara’da çalışmak istediğini açıklar. Bunun üzerine Çankaya Belediyesi’ne işe alınır. Park Bahçeler Müdürlüğü’nde çalışmaya başlar.

Mahzuni ile Hüdai, geçen yıl birkaç ay arayla Hakk'a yürüdüler.

Her ikisinin ölümü de bizleri fazlasıyla üzdü.

Mahzuni’nin ölümü üzerine bir şiir yazdım. Şiirde yer yer Hüdai’ye yer vermiştim. Şiirden iki dörtlük:

Hüdai Hak ile söyleşir idi

Mahzuni dertleri paylaşır idi

İkisi de bu yıl Hakka yürüdü

İki bin ikinin ilkbaharında

..................................

Hüdai piriydi sözün sanatın

Mahzuni taht kurdu gönlünde halkın

Kaymak der ki karaları bağladı

İki bin ikinin ilkbaharında

Toprağınız bol olsun, şiirin iki ustası. Çağımızın Karacoğlanları, Dadaloğulları, sizleri her zaman özlemle anacağız.

Gönül

Gönül çalamazsan aşkın sazını

Ne perdeye dokun ne teli incit

Eğer çekemezsen gülün nazını

Ne dikene dokun ne gülü incit

 

Gel Haktan ayrılma hakkı seversen

Nefsini ıslah et er oğlu ersen

Hüdai incinir incitem dersen

Ne kimseden incin ne eli incit

Aleviyol, 16.5.2003

Yorum

|  Ana Sayfaya |

|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |

| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |

 

aleviyol@aleviyol.com