|
|
|
Güncel ve Tarafsız Haber |
|
|
|
Hıdır Ali Bingöl Helal Sana Bilal Bizim Bilal'i bilirsiniz. Hani yerden bir kırkaltı yüksek, pala bıyık Bilal'i. O Bilal değil mi 36 numara ayakkabı giyen? Ayakkabı rengi ve biçimi hiç değişmez. Siyah, yüksek topuklu ve sivri burunlu. Siyah bahtını, yüksekliği ise komplesini mi anlatıyor bilemem! Bu Bilal bizim Bilal, yani sizin Bilal'iniz. Her gün içinizde olan, sizlerin ve bizlerlerin varyemez Bilal'i. Hani derler ya, boyu bir karış, sakalı iki karış diye. İşte bunu tam da bizim Bilal için söylemişler. Sabahları bir saatini aynanın önünde geçirir. Burun kıllarından kulak kıllarına kadar hergün cımbızla kontrol eder. Takma dişlerini ilaçlı sudan çıkardıktan sonra onları iyice fırçalar, diş pastasıyla parlatır. Evine konuk gittiyseniz ve bir de tuvalet ihtiyacınız varsa sakın, Bilal'in tuvalete girme saatine denk gelmeyin, haliniz dumandır. Helal Sana Bilal bu ya... Evin en büyüğü. Boydan fukara, akıldan epey yoksun, inatta epey ısrarlı, komplekste de birinci, evin yaşlışı ya, herşey ondan sorulur. Boyu ve aklı bir kırkaltıdır Helal Sana Bilal'in. Artık bu yaştan sonra boyu aklını, aklı boyunu geçmez!.. Onu geçen aksilikleridir. Helal Sana Bilal bu ya. Paraları boyunu hergün geçiyor. Paralarını metreye vursanız herhalde, Helal Sana Bilal'in bir kaç boyunu geçer. Istanbul'da daireler ve dükkânlar, İzmir'de villalar, Çerkezköy'de daireler, Amsterdam'da market, Köln'de lokanta ve daireler... Parasının bir kısmını garantiye almak için İşveç bankasına yatırmış ama her şeye rağman Türkiye'de de lazım olur diye bir kısmını da Istanbul'da Merkez Bankası'na yatırmış. Helal Sana Bilal; tam varyemezlerin akıl babası. Bir talihsizlik olacak ki evine gittim. Şehir merkezinde; güzel mi güzel bir daire satın almış. Komşularıyla aralarındaki çekemezlikten olacak ki, epey de para harcamış. Sadece oturma odasına 20.000 mark harcamış. Mobilyası hakiki ceviz. Lambalar gümüş kaplama, perdeler Hint kumaşından. Helal Sana Bilal'in, onuruyla şişerek allandıra ballandıra günde kaç kez anlattığı onun aklına gelmez. Siz dinlemekten bıkmışsınız, gönlü olsun diye kafanızla onayladığınız gibi bazen de 'çok güzel, seni kutlarım' demekten de kendinizi geri alamıyorsunuz. Bu bizim, Helal Sana Bilal ya. Oturma odasının dört metrekare kadar bir köşesini kendisine ayırmış. Hakiki ceviz mobilyasını günde iki, üç kez özel ilaçlı deri bezle siler. Koltuklar özel örtülerle kaplanmış ancak, özel misafirleri geldiğinde örtüler çıkarılır koltuk kumaşları sadeliği içide oturulur. Helal Sana Bilal köşesinde oturur. Nasıldır köşesi merak etmişsinizdir. Helal Sana Bilal'in köşesinde bir büro koltuğu, 16 marka aldığı küçük bir sehpası vardır. Sehpanın üstünde bir şişe suyu ve bardağı, altında bezi, mini çöp tenekesi, yerden ekmek kırıntılarını toplayan (halk arasında gırgır denilen) el süpürgesi duruyor. Büro sandalyesine oturuduğunda, Helal Sana Bilal övünerek şunu anlatır: “Bacaklarım kısa ya... Koltuğa oturduğumda ayaklarım yere kavuşmuyor. Sonra ben bu dönen sandalyede daha rahat ediyorum. Gırgırla halıyı temizliyorum. Bak şu da çöp kutusu otomatik. Şu mandala bastığın zaman kapağı kendiliğinden açılıyor.” Böyledir bizim Helal Sana Bilal'in yaşantısı kocaman bir evde. Kendisine ayırdığı dört metrekarelik köşesi ona yetiyor. Gün geçtikçe köşesine yeni şeyler de koyuyor. Şimdi bir çiçek saksısı da var. Oturduğu ilçenin etrafı bağ bahçeyle çevrilidir. Bütün dünyası buradadır. Günde 10-15 kilometre tarlalarda yürür, ama yürürken de hep parmaklarıyla birşeyler sayar. Çok dalgın olduğunda dairenin şu kadar kirası, marketin şu kadar geliri, Çerkezköy'deki ev kirası, İsveç'teki faiz geliri, İstanbul'daki vade süresi... der durur. Bir akşam, “Gel birer düble rakı içelim,” dedi. Bende hayır diyecek cevabın olmayacağını biliyor. Ne derse öyle yapacağım çünkü varyemezin malından kendisine yedirmek hoşuma gidiyor. Masaya zeytin, salata, beyaz peynir, acı turşu koyduktan sonra bardaklarımıza rakı doldurdu. Bardağa kolu çarptı ve ilk dublesi döküldü. Kaşmer halısı İran malıydı. Tam 2998 mark vermişti halıyı alırken. Rakı sofrası ya, muhabbet ve keyif gerek. Hem gülüyor ve hem de yumru parmaklarını kırarcasına sıkarak anlatıyor Helal Sana Bilal: “Komşumda rakı içiyoruz, bu akşamki gibi kazayla rakı döküldü ve komşu; 'eyvah halı haram oldu şimdi' dedi. İnsanın içtiği bir gün sonra çıkıyor ama halıdan uzun bir süre çıkmıyor,” dedi. Tam da benim işime yarıyordu bu espiri. Hemen lafa karıştım. “Senin halı da şimdi haram oldu. Koyalım kapıya yarın ben alır götürürüm” dedim ve kahkalarla rakımızı yudumladık. Bu bizim, ya da sizin, Helal Sana Bilal ya. Ne ettiği, ne söylediği belli olmaz. “Mercedes firmasından emekli oldum. Geçinemiyorum. Sıkıntılar başladı. Emekli maaşı 2500 Mark alıyorum. Karım 800 Mark alıyor. Kiramız yok ama ayda 3000 Mark biriktiremiyorum. Kafayı yiyeceğim. Yaşım her ne kadar 66 olsa da, ben 36'da kendimi hissediyorum.” Muhabbetimiz devam ediyor. Helal Sana Bilal konuşacak ve ben dinleyeceğim. Şişede durduğu gibi durmuyor ya... “Bak azizim." dedi. "Emekli olduktan sonra günde en az 15 kilometre yürüyorum. Kahvedir, sigaradır, içkidir, düğün dernektir, ölüm kalımdır, fakir fukaradır beni hiç ilgilendirmiyor. Karım bu ay tam 58 Mark 33 kuruşluk telefon görüşmesi yapmış. Telefonu kapattım yani sadece şehiriçi çalışıyor. Üç ayrı sandık aldım. Birinde içeceklerimiz, birinde yiyeceklerimiz, birinde anlarsın ya meyve, sebze duruyor. Ama hepsini tıka basa dolduruyorum. Anahtarlarını da kimseye vermiyorum. Etler buzlukta duruyor. Sen gelmeden işkembeyi çıkarıyor ve çözülmesi için dışarı koyuyorum. Senin de benim gibi işkembeyi çok sevdiğini biliyorum. Hani ayda yılda bir gelmezsen yalanı yok işkembe de bizde kırk yılda bir pişecek. Senin bir yönünü taktir ediyorum. İşkembe sevdiğin için ayda yılda bir işkembe çorbası sayende içiyorum. Sağol sana teşekkür ediyorum” demez mi bizim Helal Sana Bilal? Tek kelimeyle: “Helal Sana Bilal,” diyor ve çıkıyorum. Aleviyol, 7.5.2003 Yorum |
| Ana Sayfaya |
|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |
| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |